ANNEME NASIL KIYDINIZ kitap kapağı

16. bölüm / 29

ANNEME NASIL KIYDINIZ

BÖLÜM 16

Vaveyla Yazarı: Murat Canpolat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: BÖLÜM 16

Bir hafta sonra…
‘Üzeyir Bey, sizinle görüşmek istiyormuş’ dedi Sekreter Zerrin.
‘Tamam, kızım bağla telefonu’ dedi Mustafa Bey.
‘Merhaba Mustafa Bey, bir konuda sizinle yüz yüze görüşmek istiyorum’ dedi Üzeyir Bey.
‘Tabii ki Üzeyir Bey, hangi konuda görüşmek istiyorsunuz?’
‘Bu telefonla konuşulacak bir mesele değil’
‘Öyleyse yarın 13.00 da görüşelim’
Bölüm 12
‘Anne, bu ne güzellik’ dedi Ayşe ‘Seni ilk defa yeşil elbiseyle görüyorum’
‘Kızım, ben burada rahatım, sen beni merak etme’ dedi Fatma Hanım.
‘Anne, benimle gelsene’
‘Kızım, ben seninle gelemem’
‘Ama ben seni çok özledim’
‘Bende seni özledim kızım, ama buradan ayrılamam. Fakat sen geri dönebilirsin’ dedi Fatma Hanım.
‘Anne ben sensiz bir yere gitmek istemiyorum’
‘Kızım, seninle yine beraber olacağız ama şimdi değil’ dedi Fatma Hanım, Ayşe’nin saçlarını okşayarak ‘Kızım, kendine gelme zamanın geldi. Hem bak Mustafa’da seni bekliyor. Bundan sonra her şey yoluna girecek’ dedi ileride bir yeri göstererek. Gösterdiği yerde düğün yeri kurulmuştu, Mustafa’da müstakbel eşini bekliyordu.
‘Mustafa, Mustafa’m bekle geliyorum’ dedi Ayşe, dedikten sonra dönüp annesine baktı, annesi gitmişti. O güzel kokusunu oracıkta bırakarak.
Ayşe, rüya görüyordu. Rüyasında Mustafa ile evleniyordu. Evliliği öyle güzel geçiyordu ki mutluluktan uçuyordu sanki. Bu mutluluk rüyadan uyanmasıyla son bulacaktı.
‘Mustafa, Mustafa’ diye bağırarak uyandı rüyasından, uyandığında yanında komşusu Serap Hanım ve kocası İkram Bey vardı.
‘Ne oldu kızım?’ dedi Serap Hanım.
‘Mustafa, Mustafa nerede?’
‘Mustafa’da kim?’
‘Beni istemeye geleceklerdi, ama olmadı. Onlar, onlar annemi öldürdüler’ dedi Ayşe, gözyaşı dökerek.
‘Sakin ol Ayşe, her şey yoluna girecek’
‘Biliyorum abla, annemde aynısını söyledi’
‘Annen mi?’
‘Evet, abla annem, onu rüyamda gördüm. Öyle güzel bir yerdeydi ki anlatamam. Annem bana geri dönmemi ve her şeyin yoluna gireceğini söyledi’
‘Annen doğru söylemiş kızım, baksana eskisi gibi bizimle konuşuyorsun’
‘Abla, ne oldu bana, hiçbir şey hatırlamıyorum’
Serpil, olanları anlattıktan sonra:
‘İşte böyle kızım’ dedi gülümseyerek.
‘Doğrudur abla’ dedi Ayşe, ‘Karanlık bir tünelin içerisindeyim sanki. O karanlıktan çıkmak istiyordum, fakat bir türlü çıkamıyordum. Tünelin sonunda ışığı görüyor, ona doğru gitmek istiyordum ancak bir güç beni arkamdan tutuyor. Işığa gitmemi engelliyordu. En sonunda var gücümle ışığa doğru gittim ve Mustafa'yı gördüm. Beni yanına çağırıyordu’
‘Kuzum, Mustafa kim?’ dedi Serpil ‘İki seferdir ağzından Mustafa sözü çıkarıyor'
‘Abla, nasıl anlatsam bilemiyorum' dedi Ayşe, yüzü kızararak, dedikten sonra başından geçenleri anlattı ‘İşte böyle abla, annem öldürülmeseydi gelip beni annemden isteyeceklerdi’
‘Peki, onların yerini biliyor musun?’
‘Biliyorum abla, aramızdaki o konuşmadan sonra birbirilerimize adreslerimizi vermiştik’
‘Adres yanındaysa bana verebilir misin?’
‘Ne yapacaksın abla?’
‘Gidip araştıracağım, neyin nesiymiş şu senin Mustafa’n’ bunu derken muzip bir şekilde söylemişti.
‘aman abla’ dedi Ayşe, yüzünü saklayarak.
‘Doğru söylüyorum kız, onun kim olduğunu bilmemiz lazım, hırlımı hırsız mı diye’ dedi Serpil.
‘Cüzdanımın içine koymuştum, ama içinde olup olmadığını bilemiyorum’
Serpil, Ayşe’nin sözlerinden sonra ayağa kalkarak dolaba yöneldi. Ardından dolabı açıp Ayşe’nin eşyalarını karıştırdı. Cüzdanı bulduktan sonra onu açtı. Daha sonra da:
‘Buldum’ dedi Ayşe’ye dönerek.
‘Neyi buldun abla?’
‘Senin şu Mustafa’nın adresini buldum’ dedi Serpil, ardından da ‘Birkaç gün sonra görüşürüz’ deyip odadan ayrıldı.
Bölüm 13
Saat 13.00 civarı…
‘Kızım, ben Üzeyir Hennan’ dedi Üzeyir Bey ‘Ufuk Bey’le randevum vardı’
Sekreter kız, ayağa kalkarak Ufuk Bey’in odasına girdi. Birkaç dakika sonra çıktıktan sonra:
‘Ufuk Bey, sizi bekliyor’ dedi, gülümseyerek.
Üzeyir Bey, sekretere ‘teşekkür ederim kızım’ dedikten sonra kapıyı açarak Mustafa Bey’in odasına girdi.
Ufuk Bey, nezaketen ayağa kalkarak Üzeyir Bey’e oturması için yer gösterdi. Daha sonra da ona:
‘Benimle yüz yüze görüşmek istediğiniz mesele nedir?’ diye sordu.
‘Bir hafta evvel kazandığım ihaleyi size vermek istiyorum’
Duyduklarına şaşıran Ufuk Bey:
‘Neden ihaleyi bana veriyorsunuz? Oysaki ihaleyi almak içim çok uğraşmıştınız’
‘Bu ara işlerim başımdan aşkın, o ihaleyi de yapmaya kalkarsam altından kalkamam’
‘Allah Allah, siz ve işin altından kalkamamak’ dedi Ufuk Bey, şaşırarak ‘Bildiğim kadarıyla hiçbir işten vazgeçmeyen bir yapınız var. Ayrıca aldığınız işleri zamanından önce yapıp teslim ediyorsunuz’
‘Az önce dediğim gibi Ufuk Bey, işlerimin yoğunluğundan dolayı size vermek istiyorum bu ihaleyi’
‘Emin misiniz Üzeyir Bey, bu işin sonucunda çok para var’
‘Eminim Ufuk Bey, şimdiye kadar kazandıklarım bana fazlasıyla yetiyor’
‘Peki, siz bilirsiniz’ dedi Ufuk Bey,

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.