ANNEME NASIL KIYDINIZ kitap kapağı

20. bölüm / 29

ANNEME NASIL KIYDINIZ

BÖLÜM 20

Vaveyla Yazarı: Murat Canpolat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: BÖLÜM 20

‘Sayılmaz’ dedi adam ‘Yıllardır yurt dışındaydım, yeni geldim Türkiye’ye’ dedikten sonra da ‘Biliyor musunuz, insanın kendi vatanı gibisi yok. Avrupa uzaktan hoş görünüyor insana ama görünüşte öyle değil. Son dönemlerde ırkçılık ve İslamifobik söylemler oldukça arttı. İsmin Müslüman bir isimse, hele Suriye’den, Afganistan’dan ve sorunlu ülkelerden gidiyorsan, işte o zaman yandın demektir. İşte bu sebeplerden dolayı tasımı tarağımı toplayıp ülkeme geri döndüm’
‘Ne demek sayılmaz, ya bu evde oturuyorsunuzdur, ya da değil’ dedi Serap Hanım, sert bir şekilde.
‘Az önce dediğim gibi yıllardır yurt dışındaydım, yeni geldim ülkemize’
‘Eee peki, bu evde mi oturuyorsunuz?’
‘Evet, bu ev bizim ev. O kadar özlemişim ki’ dedi adam iç geçirerek ‘Yalnız, sadece uzaktan bakabiliyorum’
‘Niye ki’ dedi Serap Hanım.
‘Yıllar evvel adamın biri yüzünden babamla aramız açıldı. O yüzden yıllardır yurt dışındaydım, fakat hem ülkemizin hem de anne ve babama olan hasrete dayanamadım. Orada ne var ne yok satıp geri döndüm’
‘Tamamen dönüş yaptınız yani’
‘Evet, tamamen dönüş yaptım’
‘Peki, şimdi ne yapacaksınız, babanızla barışacak mısınız?’
‘Deneyeceğim ama hiç umudum yok’
‘Umutsuz olmayın beyefendi, belki bakarsınız babanız yumuşar. Sizde böylece hasretini çektiğiniz aile hayatına kavuşursunuz’
‘İnşallah hanımefendi’ dedi adam, daha sonra da ‘Siz ne için buradasınız’ diye sordu.
Bu soru üzerine Serap Hanım, başından geçen olayları anlattıktan sonra:
‘Ayşe’nin üzülmesine daha fazla dayamadım, istedim ki Mustafa Bey’le Ayşe’yi birleştireyim, belki böylece Ayşe’min yüzü gülmüş olur’
‘Serap Hanım, siz bu işi bana bırakın’ dedi adam ‘Ben kardeşimle konuşur onu hastaneye getiririm. O yüzden siz şimdi hastaneye geri dönün’
‘Allah Teala, sizden razı olsun’ dedi Serap Hanım, daha sonra da ona ‘Ben adımı söyledim, fakat siz söylemediniz’
‘Benim adım Mehmet’ dedi adam güler yüzle
‘Tanıştığımıza memnun oldum’ dedi Serap Hanım ‘Öyleyse ben gideyim’
‘Ne ile gideceksiniz’ dedi Mehmet Bey ‘gidecek bir arabanız yoksa sizi hastaneye bırakabilirim. Hem böylece müstakbel gelin adayımızı da görmüş olurum’
‘Tabii ki neden olmasın’ dedi Serap Hanım.
Burada konuşmaları sona ermişti ikisinin de, daha sonra da Mehmet Bey’in arabasına binerek hastaneye gittiler.
Bölüm 17
Lokman, girdiği ihaleleri alamayınca ve bankalarda kredi vermeyince işleri gittikçe kötü gitmeye başladı. Yaptığı malları bile satmakta zorlanıyordu. Bundan dolayı da bazı fabrikalarını satışa çıkarmak zorunda kalmıştı.
‘Lokman, bazı fabrikalarını satışa çıkarmış’ dedi Fikri Bey, hastane odasında
‘Sonunda istediğimiz oldu’ dedi Üzeyir Bey, gülümseyerek ‘Satışa çıkardığı fabrikalarını biz alalım, fakat bizim ismimiz geçmesin’
‘Tamam, Üzeyir Bey’
‘Serkan’ı niçin hastaneye getirmişler?’
Fikri Bey, olanları anlattıktan sonra:
‘Şimdilik müşahede altına almışlar. Anlayacağınız durumu iyiymiş’
‘Ya Ayşe, Ayşe ile yan yana olduğunun farkında mı?’
‘Hayır, farkında değil’
‘İyi, farkında olmaması bizim işimize gelir’
‘Kızınız hastaneye gelmek üzere’
‘Ona söyle hastaneye gelmesin, Serkan’la karşılaşırsa foyamız ortaya çıkar’
‘Tamam, Üzeyir Bey siz nasıl isterseniz’
O sırada bir başka yerde…
‘Mehmet Bey, işte Ayşe’nin yattığı hastane burası’ dedi Serap Hanım.
‘Müstakbel gelin adayımızla tanışacağız desenize’
‘Evet, aynen öyle’
‘Eee, ne duruyoruz öyleyse’
Mehmet, babasının aynı hastanede yattığını bilemeden ilerliyordu, içeriye girdikten sonra bir an için durdu.
‘Ne oldu Mehmet Bey, niçin durdunuz?’ dedi Serap Hanım.
‘Bilemiyorum Serap Hanım, sanki önemli bir şey olacak gibi hissettim. O yüzden durdum’
‘Ayşe’yi göreceğiniz için olmasın’
‘Hayır, bu çok farklı bir şey’
‘Hadi hayırlısı bakalım’ dedi Serap Hanım, gidelim dercesine işaret yaparak’
Servis alanına geldikten sonra:
‘İşte bu oda’ dedi Serap Hanım ‘Bir iki dakika kapıda bekle ben seni çağırayım’
‘Tamam, Serap Hanım böylesi daha uygun olur’
O beklerken Şifanur, Fikri Bey’in sözünü dinlememiş hastaneye gelmişti.
‘Şunun dediğine bak’ dedi Şifanur, kendi kendine söylenerek ‘Babam hastanede yatarken ben öylece bekleyeceğim öyle mi? İşte bu olmaz’ dedikten sonra merdivenleri hızla çıkmaya başladı. Öyle hızlı çıkıyordu ki önünü bile göremiyordu. Sonunda da Ayşe’nin odasının kapısının önünde bekleyen Mehmet’le çarpıştı.
‘Hanımefendi, bir şeyiniz yok ya’ dedi Mehmet Bey

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.