24. bölüm / 29
ANNEME NASIL KIYDINIZBÖLÜM 24
Bölümler 29Şu an: BÖLÜM 24
- 1 BÖLÜM 1602 kelime
- 2 BÖLÜM 2823 kelime
- 3 BÖLÜM 3815 kelime
- 4 BÖLÜM 4700 kelime
- 5 BÖLÜM 5627 kelime
- 6 BÖLÜM 6860 kelime
- 7 BÖLÜM 7647 kelime
- 8 BÖLÜM 8491 kelime
- 9 BÖLÜM 9512 kelime
- 10 BÖLÜM 10746 kelime
- 11 BÖLÜM 11499 kelime
- 12 BÖLÜM 12774 kelime
- 13 BÖLÜM 13674 kelime
- 14 BÖLÜM 14618 kelime
- 15 BÖLÜM 15447 kelime
- 16 BÖLÜM 16653 kelime
- 17 BÖLÜM 17807 kelime
- 18 BÖLÜM 18881 kelime
- 19 BÖLÜM 19563 kelime
- 20 BÖLÜM 20598 kelime
- 21 BÖLÜM 21505 kelime
- 22 BÖLÜM 22541 kelime
- 23 BÖLÜM 23607 kelime
- 24 BÖLÜM 24650 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 BÖLÜM 25520 kelime
- 26 BÖLÜM 26645 kelime
- 27 BÖLÜM 27438 kelime
- 28 BÖLÜM 28498 kelime
- 29 BÖLÜM 29616 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
‘İsmini bilmiyorum, ama daha öncede karşılaşmıştım. Kanlımız olan Fatma’yı öldürdükten sonra kızını da öldürmeye gittiğimde rastlamıştım’
‘Ah be oğlum, Lokman hem seni hem de beni yıllarca kandırdı’
‘Bizim hiçbir zaman kanlılarımız olmadı, o Lokman’ın bir uydurmasıydı. Onun korkusundan yıllarca susmak zorunda kaldım’
Serkan, aniden ayağa kalkarak:
‘Bile bile nasıl yalan söylersin anne, yalanların yüzünden masum bir insanı öldürdüm’
Bölüm 19
‘İmdat, kurtarım beni?’ dedi Sezen, kilitli tutulduğu yerde bağırarak.
Sezen’in tutulduğu mahzen zifiri karanlıktı ve ses geçirmeyen bir yerdi. O yüzden bağırması boşunaydı.
Mahzene atılmasından bir saat evvel…
‘Bu mektup da nedir baba’ dedi Sezen, ‘Mektubun üzerinde benim ismim yazıyordu. O yüzden alıp okudum’ dedi elindeki mektubu Lokman’a fırlatarak.
‘Neymiş ver bakalım’
‘Al bak’ dedi Sezen, sinirle kâğıdı Lokman’a fırlatarak. Fırlattığı anda içindeki dekontlar ve fotoğraflar da etrafa saçılmıştı.
Mektubu eline alıp okuyan Lokman, renkten renge girmişti.
Mektupta şöyle yazıyordu ‘Lokman efendi sana söylemiştim bana vaat ettiğin parayı zamanında öde diye. Fakat sen ne yaptın hem paramı ödemedin hem de kapından kovdun. İşte bunu yapmayacaktın Lokman Efendi. Mademki paramı vermeyeceksin öyleyse bende kızına gerçekleri söylerim. Söylemekle kalmam bana ödediğin paranın dekontlarını da gönderirim. Hatta hastanedeki raporları ve kızın anasından nasıl aldığını gösteren fotoğrafları da gösteririm’ diye yazıyordu.
‘Bu yazılanlar doğru mu baba?’ dedi Sezen, sinirle babasına bağırarak.
‘Hayır, hayır yalan bunlar’
‘Mademki yalan neden renkten renge girdin’
‘Eh yeter be!’ dedi Lokman ‘Sen beni sorgulayamazsın’ dedikten sonra da ‘Evet, sen benim kızım değilsin. Abini bir başkasından zorla aldığım gibi senide annenin kucağından zorla aldım’
Sezen, duydukları karşısında bütün dünyası başına yıkılmıştı. Yıllardır baba bildiği adam, onun babası değildi. Üstelik ailesinden zorla alınmıştı.
O, ne yapacağını bilemeden öylece kalakaldı Lokman’ın karşısında. Kafası bomboştu sanki bu yüzden de hiçbir şey düşünemiyordu. Kulakları uğulduyor, başı dönüyordu. Ayakta daha fazla duramayacağını anlayınca da yere çöktü.
‘Neden, ne istedin bizden?’ dedi, çöktüğü yerden.
‘Annen ve baban olacak o adamdan alacağım vardı. Borçlarını zamanında ödemedikleri için borçlarına karşılık seni zorla ellerinden aldım’
‘Ya Serkan, onun ailesinden ne istedin?’
‘Onun babasıyla, daha doğrusu dedesiyle husumetliydik. Bu husumet sonucu ölümle sonuçlandı. Dedesi ortadan kalkınca babası beni mahkemeye verdi. Avukatımız aracılığıyla bu işi kendi lehimize çevirdik. Buna dayanamayan Serkan’ın babası Zübeyir üzerime geldi, ama onunda sonu babası gibi oldu’
‘Dedesini öldürdüğün gibi babasını da mı öldürdün?’
‘Evet, kız kurusu ya ne sandın?’
‘Senin kötü bir insan olduğunu biliyordum ama bu kadarını beklemiyordum’
‘Eee prenses ummadığın taş baş yararmış’
‘Elbet bunun hesabını bir gün vereceksin alçak herif’
‘İşte bu dediğin hiçbir zaman olmayacak’ dedi Lokman, ardından Sezen’in çırpınışlarına aldırış etmeden onu karanlık mahzene hapsetti’
Bir hafta sonra…
‘Bu kapı neden kilitli?’ mahzenin kapısının önünde birileri.
‘Burası babamın arabasını koyduğu yer’ dedi Serkan
‘Açın kapıyı, buraya bakmamız lazım’
‘İçeride bir şey yok beyefendi, babam bu sabah çıkıp gitti. Nereye gittiğini de bilmiyorum’
Dışarıdaki sesleri duyan Sezen zorlada olsa sürüne sürüne kapının önüne geldi. Önce ‘İmdat’ dedi, bunu derken sesi oldukça cılız çıkmıştı. Daha sonra da var gücüyle bağırdı:
‘İmdat kurtarın beni, burada zorla tutuyorlar’
‘İçerideki kim, kimi saklıyorsunuz?’
Serkan’da annesi de duydukları ses karşısında şaşırmıştı. Zira Sezen’in evden kaçtığını biliyorlardı.
‘Niye sustunuz cevap versenize, içeride kimi saklıyorsunuz?’ dedi görevli daha sonra da ‘Şimdi polisi arıyorum’ dedikten sonra da polisi aradı.
Serkan’da Beyhan Hanım’da öyle şaşkındılar ki görevlinin polisi aradığının bile farkında değillerdi. Ancak polisin kapılarına dayandığı an farkına varabilmişlerdi.
‘Bunlar içeride birilerini saklıyor polis bey’ dedi görevli.
Polis memuru, görevli memuru dinledikten sonra Serkan’a dönerek:
‘Açın kapıyı’ dedi sert bir tavırla.
Serkan, polisin ikazından sonra koşarak eve gitti. Mahzenin yedek anahtarını alarak geldi. Elleri titreyerek kapıyı açtı. Açar açmaz bir çığlık koptu.
‘Aman Allah'ım! Kızım' dedi Beyhan Hanım, çığlık atarak.
Sezen, bir haftadır bir şey yemeyip içmediği için oldukça zayıflamış ve bitkin düşmüştü. Adeta bir deri bir kemik kalmıştı.
‘Alın götürün şunları, karakolda hesap verecekler’ dedi Komiser ‘Ambulansı çağırın, kızı hastaneye götürsünler’
Serkan ve Beyhan polis aracına bindirilirken haciz memurları da işlemleri bitmiş, malikâne de ne var ne yok alıp götürüyorlardı. Evin hizmetçilerini de kendilerinden haber beklemeleri için kendi evlerine yollanmışlardı.
Bölüm etkileşimi
