2. bölüm / 29
ANNEME NASIL KIYDINIZBÖLÜM 2
Bölümler 29Şu an: BÖLÜM 2
- 1 BÖLÜM 1602 kelime
- 2 BÖLÜM 2823 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 BÖLÜM 3815 kelime
- 4 BÖLÜM 4700 kelime
- 5 BÖLÜM 5627 kelime
- 6 BÖLÜM 6860 kelime
- 7 BÖLÜM 7647 kelime
- 8 BÖLÜM 8491 kelime
- 9 BÖLÜM 9512 kelime
- 10 BÖLÜM 10746 kelime
- 11 BÖLÜM 11499 kelime
- 12 BÖLÜM 12774 kelime
- 13 BÖLÜM 13674 kelime
- 14 BÖLÜM 14618 kelime
- 15 BÖLÜM 15447 kelime
- 16 BÖLÜM 16653 kelime
- 17 BÖLÜM 17807 kelime
- 18 BÖLÜM 18881 kelime
- 19 BÖLÜM 19563 kelime
- 20 BÖLÜM 20598 kelime
- 21 BÖLÜM 21505 kelime
- 22 BÖLÜM 22541 kelime
- 23 BÖLÜM 23607 kelime
- 24 BÖLÜM 24650 kelime
- 25 BÖLÜM 25520 kelime
- 26 BÖLÜM 26645 kelime
- 27 BÖLÜM 27438 kelime
- 28 BÖLÜM 28498 kelime
- 29 BÖLÜM 29616 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bütün hazırlığını yapmış dışarıya çıkmıştı Ayşe. Maksadı polis karakoluna gidip şikâyette bulunmaktı. Bu maksatla adımlarını hızlı hızlı atıyor, arada bir de durup sağına soluna bakınıyordu. Sonunda karakola gelmiş, birkaç adım kalmıştı. Tam karakoldan içeriğe girecekti ki beyaz bir araba yanına yanaştı. Onun içinden de altmış yaşlarında bir adam indi. O adam iner inmez Ayşe'ye:
"Bir dakika bakar mısınız?" dedi, onun karakola girmesini önlemek için. Onun hitabı üzerine Ayşe, önce sağına soluna baktı. Ardından adama:
‘Bayım, bana mı dediniz?" dedi merak içerisinde.
"Evet, kızım sana dedim" dedi adam.
Adamın cevabı üzerine:
"Ne istiyorsunuz benden?" diye sordu Ayşe, tedirgin bir şekilde.
"Kızım, oğlum adına sizden özür dilerim" dedi yumuşak bir şekilde. Bunu derken de mahcup bir şekildeydi. Adamın sözlerinden sonra Ayşe, ne olduğunu anlayamadığı için ona saf saf bakındı.
‘Beyefendi, siz kimden bahsediyorsunuz?’ diye sordu.
Bu soru üzerine adam:
‘Sizi aylardır takip eden çocuktan bahsediyorum’
Adamın derdini anlaya Ayşe:
"Beyefendi, mademki oğlunuz beni beğenmiş, aylardır peşime takılmayı bırakıp beni annemden isteseydiniz ya" dedi sertçe.
"Kızım, oğlum çok mahcup bir yapıya sahip’ dedi adam ‘O yüzden de şimdiye kadar hiçbir kız arkadaşı olmadı. Olanlar da onu çarçabuk terk edip gittiler’ dedi huzursuz bir şekilde ‘En sonuncu kız arkadaşı, oğlumun mahcubiyetinden faydalanarak öyle zor durumda bıraktı ki kendisine gelmesi çok zamanını aldı. Yataklara düştü, psikolojisi bozulduğundan aylarca hastanede yattı. Bir sürü ilaç kullanmasına rağmen tam olarak kendini toparlayamadı. Şu an bile İlaç kullanıyor toparlanabilmek için, gözyaşları içerisinde bir gün işten çıkarken sizi okuldan çıkarken görmüş, İşte bu demiş kendi kendine benim can yoldaşım bu olacak demiş ve sizin peşinize takılmış’ Adam bir müddet sustuktan sonra kızım o gün senin peşine takıldıktan sonra s**** var diye bağırmışsın. Senin bağırmanı duyan mahalleli oğlumun peşine düşmüşler onu yakalayabilmek için. Oğlum mahallenin elinden kurtulmak için sağa sola kaçışıp durmuş izini kaybettiren bilmek için. Onların elinden kurtulup eve geldiğinde kan ter içerisinde kalmıştı. Onu öyle görünce bir şey oldu diye öyle korktum ki anlatamam’
Ayşe adamı dinliyor sözünü yerine getireceğini merak ediyordu. Bu yüzden de pür dikkat onu dinliyordu.
‘O gün oğluma sana ne oldu diye sordum, ama bana bir şey anlatmadı. Hatta bir şey yok deyip odasına geçti ve saatlerce ağladı. O ağlarken Ben de onunla beraber ağladım. Daha sonra her şeyi bana anlattı, her zaman ki gibi’ deyince Ayşe onun sözünü keserek:
‘Her zaman ki gibi derken neyi kast ettiniz anlayamadım?’ dedi onun gözlerinin içine bakarak.
‘Oğlum, yaşadığı sorunları kendince atlatmaya çalışır. Atlatamadığı sorunları ise bana anlatırdı. Aynen seninle karşılaşıp atlamadığı sorununu bana anlatması gibi’
Çocuğun babası, oğlunu anlattıkça içi parçalanıyor, gözyaşı döküyordu. Baba olmak, evladın her türlü sorununu gidermekti. Baba olmak, onu en güzel şekilde eğitmekti.
‘Güzel kızım, ben bir babayım baba, onu öyle gördükçe içim parçalanıyor. Yavrum senin duruşundan hal ve hareketlerinden iyi bir insan olduğun belli oluyor. Oğlumun senin gibi birini seçtiği için çok mutluyum, ama üzgün gördükçe de onunla beraber ben de bitiyorum. Kızım oğlumu düştüğü bunalımdan ancak sen kurtarabilirsin’ sustu maksadı Ayşe'nin ne diyeceğini öğrenebilmekti. Susmasına rağmen ondan ses çıkmayınca, ‘Kızım oğlumu bir gör istersen, o seni görünce belki toparlanır ve kendine gelir’ dedi sakin bir ses tonuyla.
Ayşe, adamın konuşmasından sonra şaşırıp kalmıştı. Oysaki karakola şikâyet için gelmiş ne bulmuştu ama yine de adama güvenemiyordu. Bu yüzden de ona:
‘Sizin, beni kandırıp kaçırmayacağınız ne malum’ dedi ve bir iki adım geri gitti.
Ayşe'nin korktuğunu ve bu yüzden geri gittiğini gören adam:
‘Kızım sakın benden korkma. Ben sadece oğluna çare arayan bir babayım’ dedikten sonra ‘Oğlum, şu ilerde bulunan kafeteryada bizi bekliyor. Eğer istersen seni oraya götürebilirim. İçin rahat olması içinde oğlumla konuşmanız bitene kadar yanınızda bekleyeceğim’ dedi.
‘Size nasıl inanmamı bekliyorsunuz’ dedi Ayşe ‘Oğlunuz olduğunu iddia ettiğiniz kişi yüzünden az daha arabanın altında kalacaktım’ dediğinde o gün aklına gelmiş ve hüzünlenmişti.
Ayşe, gencin babası ile konuşurken o sırada, gençte daha fazla tahammül edememiş yerinden kalkmış söylenmeye başlamıştı.
‘Baba ben sana dedim, sana inanmaz diye’ dedi kendi kendine bunu derken dudaklarını yiyor saçı ile oynuyordu.
Onun kalktığını gören kâffe çalışanlarından biri onu durdurarak:
‘Mustafa Bey, babanızın kesin emri var. O gelmeden kalkamazsınız’ dedi, emir verircesine.
Kâffe çalışanının sözü ile tekrar yerine oturmak zorunda kalmıştı genç adam. Otururken de içi içini yiyor, acaba gelecek mi gelmeyecek mi diye kafasında bir sürü soru dolandırıyordu.
O sırada Ayşe, gencin babasına inanmış gibi görünüyor gidip gitmeme konusunda kararsız kalıyordu.
‘Kızım’ dedi, gencin babası, onun karşısında eğilerek ‘Yalvarıyorum sana bir kez konuşsan onunla. Belki fikrin değişir’ dedi, bunu derken Ayşe’nin ellerini sıkı sıkıya tutmuş bırakmıyordu.
Adamın yalvarırcasına konuşması, Ayşe'nin tedirginliğinin tamamen yok olmasına vesile oldu. Bu yüzden ona:
‘Tamam, gidelim’ dedi, adamı yerden kaldırarak.
Adam yerden kalkar kalkmaz Ayşe'nin ellerini bırakarak.
‘Kızım, ricamı kabul etmekle, bu babayı ne kadar mutlu ettiğini bir bilsen’ dedi ve gözyaşlarını tutamayıp ağladı. Ancak ağlaması durunca Ayşe'ye yol gösterebildi. Adam önde Ayşe arkada bir müddet yürüdüler ve bir kâffenin önünde durdular.
Orada, gerçekten de tedirgin bir şekilde oturan yirmi-yirmi beş yaşlarında bir genç vardı. O genç, babasını ve arkasından da Ayşe'nin geldiğini görünce hızlıca ayağa kalktı. Bu arada az kalsın sandalye ile beraber yere düşüyordu.
Bölüm etkileşimi
