ANNEME NASIL KIYDINIZ kitap kapağı

17. bölüm / 29

ANNEME NASIL KIYDINIZ

BÖLÜM 17

Vaveyla Yazarı: Murat Canpolat

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: BÖLÜM 17

Kahveler gelip içildikten sonra:
‘Ufuk Bey, asıl buraya gelmemin sebebi sizinle dostluk kurmaktı. İhale meselesine gelince; sizinle dostluk kurmak için böyle plan kurdum’
‘Şimdi anlaşıldı’ dedi Ufuka Bey ‘Yoksa siz hiçbir işten kaçmazsınız’
‘Kahve için teşekkür ederim’ dedi Üzeyir Bey ‘Dostluğumuzu kutlamak için ailenizi alıp bize gelebilir misiniz?’
‘Tabii ki’ dedi Ufuk Bey, daha sonra hüzünle başını eğdi.
‘Ne oldu Ufuk Bey, ailenizle beraber gelin demem mi sizi üzdü’ dedi Üzeyir Bey. Aslında bunu bilerek söylemiş, Ufuk Bey’in ne tepki vereceğini ölçmek için demişti.
‘Hayır, Üzeyir Bey sizin sözleriniz üzmedi beni’
‘Öyleyse niçin üzüldünüz?’
‘Oğlum, oğlum hasta’ dedi Ufuk Bey, iç geçirerek ‘Diğer oğlumun ise nerede olduğunu bilemiyorum’
‘Herkes bir şekilde imtihan olunuyor’ dedi Üzeyir Bey ‘Benimde bir oğlum var, fakat başkasına baba diyor’
‘Nasıl anlayamadım’ dedi Ufuk Bey, merak içerisinde.
Üzeyir Bey, Lokman’dan bahsederek ‘O pislik herif oğlumu kaçırdı. Oğlum şimdi ona baba diyor’
‘Lokman’ mı, bu adam bize de çok zarar verdi. Kazandığımız ihaleleri ya rüşvet vererek, ya da silahla korkutarak ihaleleri kendisi alıyordu. Hatta oğlumla aramızın bozulmasına o sebep oldu’
Üzeyir Bey'in tam da öğrenmek istediği nokta buydu.
‘Oğlunuzla aranız nasıl bozuldu?’ dedi Üzeyir Bey.
‘Bu mesele çok uzun bir mesele, anlatırsam sizin vaktinizi almış olurum’
‘Sizi dinleyecek kadar vaktim var’ dedi Üzeyir Bey.
‘Oğlumla aramız bozulmadan evvel Lokman ile ortaktık, onun ne işler çevirdiğini bilemeden. Birlikte iş yapıyor, işin sonunda elde edilen gelirleri ortak paylaşıyorduk. İşlerimiz böyle giderken muhasebe de terslikler başladı. Elde ettiğimiz gelirlerde eksik çıkıyordu. Bunun nereden kaynaklandığını araştırsak da bir şey çıkmadı. O sıralarda oğlum gelip bana Lokman’ın yapmış olabileceğini, ona dikkat etmem gerektiğini söyledi, tabii ben ona inanmadım’
‘Neden inanmadın ki?’ dedi Üzeyir Bey.
‘O benim dostumdu, dost dosta böyle bir şey yapmaz diye düşünmüştüm ama yanılmışım’
‘Böylece dost bile olsa bir insan güvenilmeyeceğini öğrenmiş oldun’
‘Aynen öyle Üzeyir Bey’ dedi Ufuk Bey ‘Oğlum beni uyarmasına rağmen onunla dostluğumu devam ettirdim, ta ki oğlumla aramız bozulmasına kadar. Oğlumla aramız bozulduğu o gün Mehmet, yani büyük oğlum son kez beni Lokman’a karşı uyardı. O zaman onu dostum zannettiğim için oğlumu azarladım ve holdingden kovdum. Akşam eve geldiğimde ise yine Lokman yüzünden kavga ettik. Bu kavganın sonunda da bana ‘Baba, bir gün beni anlayacaksın ama o zaman çok geç olacak’ dedi ve eşyalarını toplayıp yurt dışına çıktı. Kendine ait olan mal varlığını da alarak orada iş kurdu’
‘Eee, ondan sonra ne oldu?’
‘İş kurduktan sonra bağımız koptu, o günden sonra bir daha göremedim’
‘Telefonla da mı görüşemediniz?’
‘Hayır, görüşemedik’ dedi Ufuk Bey ‘Görüşmek istedim ama bana öyle kızgındı ki ne mesajlarıma cevap verdi ne de telefona çıktı’
‘Lokman’ın suçlu olduğunu ne zaman öğrendin?’
‘Mehmet’imin yut dışına çıkmasından bir ay sonrasıydı. Her gün işe dokuz, dokuz buçuk civarı giderken o gün sekiz civarı gittim. Muhasebecimizle Lokman’ın hararetli bir şekilde konuştuklarını duydum. Bir taraftan konuşuyorlar, bir taraftan da kahkaha atıyorlardı’
‘Aralarında ne konuşuyorlardı?’ dedi Üzeyir Bey.
‘Beni nasıl kandırdıklarını ve hiçbir şeyden haberim olmadan para tırtıkladıklarını söylüyorlardı’
‘Beni aptal yerine koymalarına öyle sinirlenmiştim ki, içimden onları boğmak geldi. Bu niyetle bir iki adım attıktan sonra vazgeçtim daha sonra da telefonumu elime alarak onların konuşmalarını videoya çektim, daha sonra da elimde delil olsun diye o videoyu sakladım. Bununla da yetinmeyip sosyal medyada yayımladım. Yayımladığım video o kadar hızlı yayıldı ki sonunda mecbur kaldılar benden özür dilemeye. O zaman göreydin onları nasıl özür dilediklerini, utanmasalar elimi öpeceklerdi. Onlar özür dilemişlerdi ama ben onların özürlerini kabul etmedim. Muhasebecimizi tazminatsız işten kovdum, Lokman ile de ortaklığımı bozdum’
‘Mademki, o adam size de zarar verdi, öyleyse güçlerimizi birleştirip onu ortadan kaldırabiliriz’
‘Öldürmekten mi bahsediyorsun’ dedi Ufuk Bey, yüzü asılarak.
‘Hayır, öldürmekten bahsetmiyorum. Zaten böyle bir şey Allah Teâlâ katında büyük bir zulümdür’
‘O zaman planınız nedir?’ diye sordu Ufuk Bey.
Üzeyir Bey, planını anlattıktan sonra:
‘Bunları yaparsak onun sonunu getirmiş oluruz’
Ufuk Bey, Üzeyir Bey’i dinledikten sonra ‘tamam’ dedi. Ardından da ona:
‘Ben Lokman’la olan alakamı anlattım, şimdi de sıra sende. O sana nasıl zarar verdi?’ diye sordu.
Üzeyir Bey, söze şöyle başladı, Fikri Bey’e anlattığının aynısını Ufuk Bey’e anlatıyordu.
Bu uzun bir hikâye’ dedi Üzeyir Bey ‘Lokman kasabamızın en zengin insanıydı. Edindiği zenginliği faizle elde etmişti. Kasabada borcu olanlar gider ondan para alırlardı, geri ödemesini de fazlasıyla geri vermek zorunda kalırlardı. Borcunu ödeyemeyenlerin ise malı mülkü ne varsa el koyardı. O dönemlerde babam yurt dışından yeni gelmişti. Onun tefecilik yaptığını duyunca oldukça sinirlendi. Halkı onun şerrinden korumak için evden çıktı. Bu arada beni de yanında götürmüştü. Onun kapısına dayandıktan sonra hızla kapısını çaldı. Lokman babamdan oldukça korktuğu için kapıyı açmadı. Onun kapıyı açmadığını gören babam:
‘Ne korkak bir adamsın, korkaklığından kapıya çıkmaya bile korkuyorsun’ dedi bağırarak. Ardından da ona ‘Lokman efendi, ya bu işlerden vazgeçersin ya da beni karşında bulursun’ dedi ve geri döndü. O dönünce bende geri döndüm. Babamın sözlerinden sonra korkudan bir hafta evden çıkamadı, bir hafta sonra ancak çıkabildi. Tabi bu da halkın diline düştü. Herkes onu görünce ‘korkak, korkak’ diye alay etmeye başladılar’

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.