19. bölüm / 29
ANNEME NASIL KIYDINIZBÖLÜM 19
Bölümler 29Şu an: BÖLÜM 19
- 1 BÖLÜM 1602 kelime
- 2 BÖLÜM 2823 kelime
- 3 BÖLÜM 3815 kelime
- 4 BÖLÜM 4700 kelime
- 5 BÖLÜM 5627 kelime
- 6 BÖLÜM 6860 kelime
- 7 BÖLÜM 7647 kelime
- 8 BÖLÜM 8491 kelime
- 9 BÖLÜM 9512 kelime
- 10 BÖLÜM 10746 kelime
- 11 BÖLÜM 11499 kelime
- 12 BÖLÜM 12774 kelime
- 13 BÖLÜM 13674 kelime
- 14 BÖLÜM 14618 kelime
- 15 BÖLÜM 15447 kelime
- 16 BÖLÜM 16653 kelime
- 17 BÖLÜM 17807 kelime
- 18 BÖLÜM 18881 kelime
- 19 BÖLÜM 19563 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 BÖLÜM 20598 kelime
- 21 BÖLÜM 21505 kelime
- 22 BÖLÜM 22541 kelime
- 23 BÖLÜM 23607 kelime
- 24 BÖLÜM 24650 kelime
- 25 BÖLÜM 25520 kelime
- 26 BÖLÜM 26645 kelime
- 27 BÖLÜM 27438 kelime
- 28 BÖLÜM 28498 kelime
- 29 BÖLÜM 29616 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
‘Mahkeme salonundan çıktıktan sonra Lokman’ın boğazına sarıldım’ dedi Üzeyir Bey ‘Güvenlik görevlileri bizi zor ayırdılar. O korkak adam benden şikâyetçi olduğu için birkaç gün nezarethanede kaldım. Çıktıktan sonra kasabaya geri döndüm, ama kurulan tuzaktan habersizdim. Kasabanın girişine yakın Lokman’ın adamları bana pusu kurmuşlar. Tam kasabaya girecektim ki dört bir taraftan ateş açtılar. Birkaç dakika sonra ağır yaralı bir şekilde yere yığıldım. Bana tuzak adamlar öldü diye bırakıp gittiler. Kan kaybından dolayı gözlerim karardı ve ondan sonrasını hatırlamıyorum. Gözlerimi açtığımda hastanede yoğun bakım odasında yatıyordum’
‘Seni hastaneye kim getirmiş?’
‘Şu anki eşim olan Filiz Hanım bulmuş beni’ dedi Üzeyir Bey ‘O zamanlar çobanlık yapıyormuş Filiz Hanım, keçileriyle birlikte oradan geçerken beni kanlar içerisinde görmüş. Görür görmez babasına haber vermiş, babası da ambulansı çağırmış. Doktorlar son anda yetiştirdiklerini söylemiş onlara. Birkaç dakika daha geç kalınsaymış kan kaybından ölebilirmişim’
‘Ne iyi insanlarmış onlar’ dedi Ufuk Bey, güleç bir yüzle.
‘Tam bir ay komada kalmışım, kendime geldiğimde Filiz Hanım’ı gördüm. Şefkatle bana bakıyordu, öyle güzel bakıyordu ki onun bakışları karşısında eridim. Bir anda yaşadıklarım kafamdan uçup gitti’
‘Âşık oldun desene’ dedi Ufuk Bey, eliyle kalp işareti yaparak.
‘İlk eşim olan Saadet Hanım’dan sonra âşık olacağımı hiç düşünmüyordum, ama onun bakışı var ya beni benden aldı götürdü’
‘Senin şu anki gözlerinde ışıltı, gerçekten de şu an ki eşinize âşık olduğunu fevkalade anlatıyor’
‘Birkaç gün daha yoğun bakım odasında kaldıktan sonra beni normal odaya aldılar. Normal odada tedavi görürken Filiz Hanım ve babası Emre Bey sık sık ziyaretime geldiler. Tedavim bitip hastaneden çıktıktan sonra Filiz Hanım’ı babasından istedim. İki ay sonra da düğünümüz oldu. Bu evlilikten de kızım Şifanur dünyaya geldi’
‘Kızınızla da tanışmak isterim’
‘Şu işler bir bitsin ailece geleceğiz zaten’
‘Sen şuna biz geleceğiz diyelim’ dedi Ufuk Bey, muzip bir ifadeyle.
‘Ayşe, hayırlısıyla iyileşsin o zaman gelirsiniz zaten’ dediği anda telefonu çaldı. Telefondaki Ayşe’nin doktoruydu.
‘Üzeyir Bey, Ayşe iyileşti’ dedi sevinçle.
Üzeyir Bey, ani heyecanda ve aşırı sinirlendiğinde burnu kanıyordu, tıpkı Serkan gibi. Bunun sonucunda da baygınlık geçiriyordu.
‘Ne oldu Üzeyir Bey, üzüntülü bir haber mi duydunuz?’ dedi Ufuk Bey, Üzeyir Bey’in durgun olması karşısında.
‘Ayşe, o…’ dedi Üzeyir Bey, daha sonra da burnu kanadı. Ardından da gözleri kararıp baygınlık geçirdi, tam da Ufuk Bey’in kucağına.
‘Üzeyir Bey, kendinize gelin lütfen’ dedi onu sallayarak ‘Söyleyin Ayşe’ye ne oldu? Ona bir şey olursa Mustafa’ma ne derim ben’
‘Ona bir şey olmadı’ dedi Üzeyir Bey, hırıltılı bir şekilde.
‘Oh çok şükür’ dedi Ufuk Bey, daha sonra da ‘Seni hemen hastaneye götürelim’
Bölüm 16
Serap Hanım, Ayşe’nin yüzünü sevgiyle okşadı. Ardından odadan çıktı. O çıktıktan birkaç saniye sonra da Üzeyir Bey’i getirdiler servis odasına tam da Ayşe’nin yan odasına. Ortada Ayşe sağ ve solunda ise baba ve oğul vardı, birbirilerinden habersiz bir şekilde.
O hastaneden çıktıktan sonra vakit kaybetmeden kâğıtta yazılan adrese gitti, niyeti Mustafa’nın kim olduğunu öğrenmekti. Taksiden indikten sonra malikânenin önünde durdu. Parasını verdikten sonra arabadan indi. Birkaç adım attıktan sonra malikâneye şöyle bir göz geçirdi. Gözüne hoş gelmiş olmalı ki ‘mükemmel’ dedi kendi kendine.
‘Çok hoş bir ev değil mi?’ dedi arkadan birisi.
Serap Hanım, bunu beklemediği için korkup havalara zıpladı. Öyle korkmuştu ki korkudan kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu.
‘Özür dilerim sizi korkuttuğum için’ dedi adam.
Serap, kalbini tuta tuta adama dönerek:
‘Bir insana böyle yaklaşılır mı’ dedi Serap, sitemli bir şekilde ‘Özellikle bir kadına böyle yaklaşılmaz’
‘Haklısınız hanımefendi, özür dilerim arkadan yaklaşıp sizi korkutmamalıydım’
‘Hem siz kimsiniz?’ dedi Serap Hanım ‘Yoksa bu evde mi oturuyorsunuz?’
Bölüm etkileşimi
