ALTI ÇİZİLİ kitap kapağı

3. bölüm / 23

ALTI ÇİZİLİ

KENDİNİ ARARKEN

Vaveyla Yazarı: Aysunn ❄️

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: KENDİNİ ARARKEN

ASLI

Kendini bulmak... Neydi ki bu cümle? Kendindesin işte, sen sensin; neyi arıyorsun ki? Düşünüyorum bazen, garip geliyor. Değişebilir miydim yoksa hep aynı mı kalırdım? Kime göre, neye göre değişirdim?
Çevremdeki insanlara bakıyorum; sanki herkes kendini bulmuş ve her şeyi layıkıyla yapıyormuş gibi geliyor. Konuşurken öyle rahatlar ki, duygularını ne güzel gösterebiliyorlar. Ya da ben dışarıdan öyle sanıyorum. Ama bazılarımız öyle değil işte. Bazen sadece bir cümle kurmak bile zor geliyor. Bir cümle ya... Sadece bir cümle!
Konuşurken elini kolunu nereye koyacağını bilemezsin bazen. Göz teması kuramazsın, sesin titrer. Karşındaki yanlış anlar, sonra seni küçümser. Hâlbuki o da senin gibi sıradan bir insandır. Bilmiyorum. Ben tüm bu durumların nedenini biraz da karşı tarafın davranışlarına ve bakışlarına bağlıyorum. Sadece soru soracakken o küçümseyici bakışlara ne gerek vardı ki?
Bazıları öyle işte, insana durduk yere kendini sorgulatır. Evet, kesinlikle karşı taraf suçlu! Çünkü yanında rahat ettiğim insanlar var; onlarla konuşurken neden gayet mutluyum, değil mi? Ya da hayır, karşı tarafı hemen suçlayamam. Evet hatalılar ama onların gözünden bakınca da... Ne bileyim, konuşurken eli ayağına dolaşan birine en fazla ne diyebilirsin ki? Of, ben neden bazıları tarafından küçümseniyorum? Bazıları beni anlarken diğerleri neden anlamıyor?
İşte ben bunları düşünürken, bir yandan da kolilerden eşyalarımı çıkarıyordum. Kitaplarım, gömleklerim, pantolonlarım... Gömlekler ütülenecek ama olsun, sonra hallederim.
Evet, taşındım sayılırdı; daha doğrusu taşındık. Kendimize bir öğrenci evi tuttuk. Geçen sene KYK yurdunda kalıyordum. Yurt güzeldi ama arkadaşlarımla aynı çatı altında kalacak olmak beni daha da mutlu etmişti. Düşündüm de, okuldan gelince bir çay veya kahve alıp balkonda otururduk belki... Hayali bile güzeldi. Şu odamı bir düzenlesem her şey tam olacaktı.
Kitaplarımı alıp kitaplığa yerleştirirken kapıda durup beni izleyen Gamze’yi gördüm. Elinde iki kahve bardağıyla öylece durmuş, beni izliyordu. Muhtemelen dakikalardır oradaydı. Kumral saçlarını tepeden toplamıştı, kahkülleri gözlerine kadar iniyordu. Yine düşüncelere daldığım için geldiğini fark etmemiştim bile. Bana gülümseyerek baktı:
— Kanka, seni üç dakikadır izliyorum. Bir an konuşmayınca bana küstün sandım. Yine mi overthinking?
Gamze’ye bakıp gülümsedim:
— Kanka, çok pardon ya, dalmışım yine.
Uzattığı kahveyi alıp teşekkür ettim. Kahvelerimizden birer yudum alırken odamı inceledi:
— Yerleşebildin mi kanka? Ay, şu kolileri yerleştirmek çok uzun sürüyor ya!
— Yarına ancak biter benimkiler de, diye yanıtladım.
Hemen bir şey anlatacakmış gibi heyecanla lafa girdi:
— Kitaplığın son rafına küçük saksılarımı koyacaktım ama boyum yetmedi. Arda’yı çağırayım dedim ama Burak ona zorla perde astırmış. Kıyamadım çocuğa, koltuğa yüzüstü uzanmış kalmış yazık ya...
O an gülesim geldi. Normalde Burak, bir eliyle perde asarken diğer eliyle çay içebilecek kadar pratik biriydi. Bunu Arda’ya yaptırmak istediğine göre ya başka planları vardı ya da Arda’nın boyu uzun diye işi ona yıkmıştı. Gerçi ikisi de uzundu, pek bir fark yoktu. Özellikle lise döneminde Arda, Efe ve Burak’ın boyları birbirine o kadar yakındı ki hocalar onlara "Üç Silahşorlar" derdi.
Gamze’ye döndüm:
— Efe’ye söyleseydin yapardı belki,
Gamze gözlerini devirdi ve gülmeye başladı:
— Ay Aslı! Efe’yi bilmiyormuş gibi konuşma,
Hemen işaret parmaklarının uçlarını birbirine değdirerek çekingen bir ses tonuyla Efe'nin taklidini yapmaya başladı:
— "Ama... ama... benim kalbim şey ya..." diyerek mutfağa kaçtı kanka. Papaza bile güven ama sakın Efe’ye güvenme!
Gamze, Efe’yi öyle bir taklit ediyordu ki gülmekten gözümden yaş gelecekti neredeyse.
— Ay bir de erkek olacaklar ya! Ben de sinir olup senin yanına geldim. Balkona çıkıp laflayalım mı?
İşte buydu... Bu kadarı yeterdi. Seni anlayabilecek, modunu değiştirecek o insan...
— Olur ya, çıkalım hemen, dedim kıkırdayarak. Muhtemelen yeni başladığı Kore dizisinden bahsedecekti. Gamze, tanıdığım en eğlenceli insandı.
Biz tam çıkarken İrem yanımıza geldi. Uzun sarı saçlarını toplamış, eşofmanlarını çekmişti:
— Bensiz mi çıkıyorsunuz balkona?
Tehditkar bşr bakış atıp ardından gülümsedi:
— Evin manzarası çok güzel. Akşamları orada ne dedikodu döner ama!
Tam o sırada Burki Krallığı WhatsApp grubundan bir bildirim geldi. Evet, grubun adı gerçekten bu ve yanında güneş gözlüklü bir emoji var. Kimin kurduğu zaten isminden belliydi. İrem’in telefonundan mesaja baktık. Efe bir selfie göndermişti, hem de tam bir zafer edasıyla.
Kamera yukarıdan bakıyor, kaşlarından biri cool bir şekilde havada, yüzünde hafif dalga geçer gibi bir gülümseme... Işığı tam arkasına alıp o havayı yakalamıştı. Arka planda ise Burak ve Arda vardı: Burak geçen hafta aldığımız kamp sandalyesine çökmüş ama sandalye ağırlıktan yana yatmış; Arda ise gözleri fal taşı gibi açılmış, "OĞLUM DUR LAN!" diyerek Burak’ı tutmaya çalışırken kadraja girmişti. Burak’ın yüzünde saf bir kahkaha, elinde ise henüz açılmamış bir çekirdek paketi...
Kızlarla birbirimize bakıp "Tüh be, kaybettik," der gibi gülümsedik. Merdivenlerden aşağı inip salondan balkona geçtik. Burak çoktan çekirdekleri çitlemeye başlamıştı. Arda balkon demirlerine yaslanmış manzarayı seyrediyor, bir yandan da sohbet ediyordu:
— Kanka şu köşeye masayı koyarız, akşamları bilgisayardan kod yazarım ben orada.
Efe ise yere iki minder atıp uzanmış, ayaklarını duvara yaslamış bir halde telefonunda reels kaydırıyordu.
Biz gelince Burak, sorgulayarak ve gülerek bize baktı:
— Yabancı misafir kabul etmiyoruz yalnız. Krallığa vergi borcunuz var!
İrem "Boş yapma ya" der gibi gözlerini devirip demirlere yaslandı:
— Manzara ne kadar güzelmiş...
O an gerçekten fark ettim; beşinci kattaydık ve gökyüzü turuncu-pembe tonlarına bürünmüştü. Parkın ışıkları yeni yanıyor, köpeğini gezdirenler ve spor yapanlar aşağıda küçük silüetler gibi görünüyordu. Evler çok yeni olmasa da bakımlıydı ve bu mahalle bana garip bir huzur veriyordu. Sıcak bir yaz rüzgârı yüzümü okşadı, o huzurla kahvemden bir yudum aldım.
Tam o sırada Efe'nin yanıma geldiğini fark ettim. Ne ara minderlerden kalkıp yanıma gelmişti anlamamıştım bile. Aramızda sadece biraz mesafe bırakıp kollarını balkon demirlerine yaslandı. Bakışlarını karşıdaki parkın ışıklarına dikerken, rüzgar sarı saçlarını hafifçe dağıtıyordu. Manzarayı izliyorduk. Bir an o temiz havayı içine çekti:
— Bizim fakülteye de yakın. Güzel bir yer tuttuk bence.
Ona baktım. Tıpkı benim gibi, onun da yüzünde huzurlu bir ifade vardı.
Efe ile aynı fakültedeydik; ikimiz de Ankara Üniversitesi’nde Tıp okuyorduk. Bu yıl üçüncü sınıf olacaktık. Efe ve benim doktor olacağımız gerçeği... Bazen hâlâ inanamıyordum. Vay be!
Aslında grupça hepimiz iyi yerlerdeydik. İrem, Gamze ve Arda Hacettepe’deydi; İrem hukuk, Gamze İngilizce öğretmenliği, Arda ise bilgisayar mühendisliği okuyordu. Burak ise ODTÜ’de makine mühendisliğindeydi ama sürekli "Kanka ben spor salonu açacağım, Rocky Balboa’dan bir farkım olduğunu sanmıyorum," diyordu. Dev gibiydi zaten, on yıl sonra onu nerede görürüz kim bilir...
Hava iyice kararmıştı. Efe hâlâ o hafif tebessümle dışarıyı izliyordu. Çok garipti; o an masum bir yüzle, elini çenesine koymuş, saçları rüzgârda uçuşurken derin düşüncelere dalmış gibiydi. Bir an bana baktı. Gözlerimi kaçırdım. Sonra tekrar ona baktım, bu sefer o gözlerini kaçırıp uzağa baktı.
Sadece orada, onun yanında durup bu sessiz manzarayı izlemek istedim. Yedi yaşından beri tanıdığım Efe... Lucien Efe Yalçın.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

644okunma 52beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18