28. bölüm / 34
19 Nisan: İntikamHEM GÜNDÜZÜM, HEM GECEM
Bölümler 34Şu an: HEM GÜNDÜZÜM, HEM GECEM
- 1 ACI KAYIPLAR4.466 kelime
- 2 KENAN1.737 kelime
- 3 FIRTINA KOLEJİ5.248 kelime
- 4 İNTİHAR2.683 kelime
- 5 İŞKENCELER2.484 kelime
- 6 MAVİ YONCALI BİLEKLİK3.342 kelime
- 7 KUMAR BORCU3.980 kelime
- 8 DOLUNAYLI GECE2.414 kelime
- 9 LİDERİÇE3.405 kelime
- 10 GÜZEL BİR GÜN2.673 kelime
- 11 AFFET BENİ2.808 kelime
- 12 KÖTÜ HUYLU TÜMÖR3.914 kelime
- 13 KISA ÖMÜRE SIĞDIRILAN BÜYÜK HAYALLER1.894 kelime
- 14 ÖLÜMCÜL YÜZME DERSİ3.227 kelime
- 15 KAR GİBİ BEYAZ, ADI 'SİYAH'2.364 kelime
- 16 KALBE SAPLANAN BIÇAK2.883 kelime
- 17 DAL♡KEN2.292 kelime
- 18 MERMİ YAĞMURU3.469 kelime
- 19 MADRİGAL KONSERİ4.674 kelime
- 20 HAYAT BOYU KANAYAN YARA2.509 kelime
- 21 MAHKEMELER VE KARGAŞALAR2.678 kelime
- 22 YAŞAM SAVAŞI4.950 kelime
- 23 GERİ DÖNÜŞ4.405 kelime
- 24 KÖTÜ GÜNDE GELEN ZAFER1.436 kelime
- 25 KANLAR İÇİNDE KALAN YÜZ2.486 kelime
- 26 ÖLMEDEN ÖNCEKİ SON BAKIŞMA2.188 kelime
- 27 AY VE GECE3.344 kelime
- 28 HEM GÜNDÜZÜM, HEM GECEM2.360 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 KÜÇÜK BİR KIŞ TATİLİ2.546 kelime
- 30 HEM ÇETE, HEM AİLE2.630 kelime
- 31 3 MART2.669 kelime
- 32 19 NİSAN4.415 kelime
- 33 TEHLİKELİ YARIŞLAR6.904 kelime
- 34 BİR MASALIN SONU5.372 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Gel sabahları kahvaltılarımı, geceleri uykularımı süsle güzelim.
(10.15)
Gözlerimi yavaşça araladığımda olduğum yerde gerindim. Kenan'ın yanımda olmadığını fark ettiğimde hızla yerimde doğruldum. Ayağa kalkıp önce banyoya girip yüzümü yıkadım. Sonrasında yavaşça merdivenlerden indim. Mutfağa girdiğimde Kenan'ın sırtı bana dönüktü. Kahvaltı hazırlıyordu.
Arkasından ona sarıldığımda sıcak bir sesle "Günaydın bebeğim." dedi.
"Günaydın Kenan'ım." Yüzünü bana döndüğünde alnımı öptü. "İyi uyudun mu?"
"Evet." Elleri belimi bulduğunda bir anda beni havaya kaldırdı ve tezgahın üzerine oturmamı sağladı. "Gel beni izle, ben de sana kahvaltı hazırlıyordum."
Tezgahın soğuk mermeri tenime değdiğinde gülümserek tezgahı tuttum ve Kenan'ın tost ekmeklerini makineye koyuşunu izledim. O ekmekleri beklerken "Telefonumu verir misin birtanem?" dedi bana bakarak.
Kenan'ın telefonunu elime aldım. Ekranı açar açmaz o öpüştüğümüz fotoğraf karşıladı beni. Ekranı ona gösterdim ve gülümsedim. "Hala kaldırmadın mı bunu?"
"Hayır. Bebeğim kaldırmayacağım o fotoğrafı oradan."
"Tamam kaldırma." Telefonunu duavara yaslayıp video başlattığında kameraya baktım. "Bugün hayatımın anlamı ile birlikte muhteşem bir kahvaltı hazırlıyorum." dedi. Gözlerimi ona çevirdiğimde telefonumu elime aldım. "Hayatının anlamı, öyle mi?" dedim.
"Değil misin?" Kameraya baktı ve oradan beni gösterdi. Bakın onu buraya böyle oturttum bebek gibi benim ona kahvaltı hazırlayışımı izlesin diye." Biraz telefonumda gezindikten sonra şarkı açtım ve telefonu aldığım yere geri bıraktım.
Yüzyüzeyken Konuşuruz - Tutun Sen Bana
Patatesleri keserken gülerek bana baktı. "He, Tutun Sen Bana diyorsun yani."
"Evet, bence çok güzel şarkı."
"Tabii ki öyle. Ama bundan sonraki şarkı da çok güzel."
"Hangi şarkı?"
"Açtığımda anlarsın canımın içi."
Gözlerim ocakta fokurdayan menemene iliştiğinde Kenan patatesleri doğramayı bitirmişti. Patatesleri airfryer'ın içine attı. Ardından menemeni karıştırdı.
Şarkı bittiğinde telefonu elime aldım. "Hangi şarkıyı açacaksın?"
Kenan bacaklarımın arasına girdiğinde telefonu elimden yavaşça aldı. "Sürpriz."
Birkaç kez ekrana tıkladı ve telefonu bana geri verdi. Ellerini iki yanıma, mutfak dolaplarına yasladığında nefesim kesildi. "Bu şarkı benden sana."
Berk Baysal - Yaralarını Ben Sarayım
"Bir dakika, bu anı ölümsüzleştirmek istiyorum." Telefonu havaya kaldırdığımda Kenan'a baktım ve deklanşöre bastım. Hemen fotoğrafı açtım. Kenan'la o kadar güzel bakışmıştım ki fotoğrafa kalbim erimişti. Gülerek telefonu Kenan'a çevirdim. "Bakışlarına öldüğüm, nasıl da bakmışsın bana ya."
"Sana bakarken kendimi kaybediyorum." Bir süre daha bakıştığımız sırada Kenan'ın gözleri dudaklarıma doğru kaydı. Gülümsediğimde duruşunu hiç bozmadı. "Çok güzel güldüğünü söylemiş miydim?"
"Hayır, ilk defa söylüyorsun."
"Kahretsin, keşke daha önceden de söyleseydim. Ama neyse, çok güzel gülüyorsun birtanem. Gülüşüne ölürüm senin."
Elleri belimi bulduğunda ben de ellerimi boynunun arkasında birleştirdiğimde sağ yanağımı sol yanağına yaslayarak ona sarıldım. Ekrana bakıyorduk ve oradaydık. Kenan birden bana dönüp gözlerime baktı. "Ne oldu?"
"Öylesine bakmak geldi içimden. Gözlerine bakarak oradaki denizinde boğulmak istiyorum." Biraz daha yüzüme yaklaştı. "Eğer elinde olsaydı, beni o gözlerindeki denizde boğar mıydın?"
Dudaklarımın arasından verdiğim derin bir nefes Kenan'ın dudaklarına çarptığında alnımı alnına yasladım. Gözlerim otomatik olarak kapandığında o anki sessizlikte çıkan ses sadece nefes alışlarımızdı.
Burnuma yanığa benzer bir koku geldiğinde "Kenan, yanık kokusunu alıyor musun?" diye sordum. Gözlerini aralayıp ekmek makinesine baktığında ekmeklerin yandığını gördü. "Güzelim ne yaptın ya?"
"Ben ne yaptım?"
"Oyaladın beni, senin yüzünden ekmekler yandı."
"Ne münasebet, asıl sen burada benim yanımda oyalandın."
Kısa bir kahkaha attı ve işaret parmağıyla kendisini gösterdi. "Tamam sevgilim, benim yüzümden yandı ekmekler."
On dakika sonra muhteşem kahvaltımızı yapmaya başladıpımızda Kenan benim çatal tutmama bile müsaade etmiyordu. Kendisi kahvaltısını yapmak yerine benim karnımı doyurmaya çalışıyordu. Çayımı bile o içiriyordu.
"Kenan, sen de bir şeyler yer misin?"
"Ben yedim güzelim."
"Ya nerede yedin? Tamam doydum ben, hadi sen kahvaltını yap artık. Hatta," küçük bir ekmek parçasını vişne reçeline batırdım ve Kenan'ın dudaklarına uzattım. "Besleme sırası bana geldi beyefendi."
Gülerek ekmeği elimden aldı ve yanağımdan bir makas aldı.
Güzelce kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlanıp hastaneye gittik. Üzerime mavi bir sweatshirt, siyah bir pantolon ve montumu giymiştim.
Hastaneye girdiğimizde Kenan elimi sıkı sıkı tuttu. "Merak etme, her şey yolunda tamam mı? Korkma."
"Hı hı."
Doktor Elif Hanım'ın kapısını çaldığımızda çok heyecanlanmıştım. Beni bu halde gördüğünde gözlerine inanamayacaktı.
İçeriden "Girin." diye bir ses geldiğinde Kenan kapıyı açtı. "Elif Hanım, gelebilir miyim? Sizlere birini getirdim."
"Buyurun tabii ki. Kimi getirdiniz bana?"
Kenan içeriye girdiğinde bana elini uzattı. Elini tutup içeri girdiğimde Elif Hanım gözlerine inanamadı gerçekten. "Dalga, sen yürüyorsun."
"Başardım Elif Hanım." Ayağa kalkıp bana sarıldı ve sonrasında bana baktı. "Nasıl oldu bu?"
"Dün gece, ayağa kalkmaya çalıştım. İlk başta yapamadım tabii ki ama ikinci denememde ayağa kalktım."
"Kenan seni hiç yalnız bırakmamış anlaşılan. Şu an ayaktaysan bu birazcık da Kenan'ın sayesinde. Bir yürür müsün? Gelişmeni görmek istiyorum." Odanın içinde birkaç kez turladım. "Tamam, yürümende hiçbir bozukluk yok. Peki, yürürken ayaklarında hafif de ols bir hissizlik hissediyor musun?"
"Hayır."
"Mükemmel. O zaman geçmiş olsun Dalgacığım. Hem çok riskli bir tümörü atlatıp hem de bunun ardından gelen kısmi bir felci yendiğin için. Seninle çok gurur duyuyorum. Sadece birkaç günlüğüne Kenan'la birlikte arada yürümeni geliştirebilecek pratikler yapmanı öneririm. Tekrar geçmiş olsun."
"Teşekkür ederiz Elif Hanım. İyi günler." dedi Kenan.
"Sizlere de iyi günler. Görüşürüz Dalga."
"Görüşürüz Elif Hanım."
Kenan'la birlikte odadan çıktığımda kendimi çok şanslı hissettim. O yanımda olduğu için, beni desteklediği için, pozitif düşünmemi sağladığı için...
(15.33)
Kenan gözlerini kapatıp koltuğa uzanmış bir şekilde müzik dinlerken, ben de kitap okurken kapı çaldı. Ayağa kalkıp kapıya ilerledim ve kapıyı açtım. Karşımda Faruk duruyordu ve ağlıyordu...
"Faruk."
Hiçbir şey demeden bana sarıldığında ben de ona sarıldım. "Özür dilerim. Seninle öyle konuştuğum için özür dilerim."
"Tamam, tamam sorun değil." Ondan ayrılıp ellerimi omuzlarına koydum. "Sen benim kardeşimsin Faruk, bir anlık sinirle öyle konuşmuş olabilirsin ama ben affettim seni. Artık onun bir önemi yok."
"Kardeşim benim." Tekrar bana sarıldığında benim de gözümden bir damla yaş aktı.
Benden ayrılıp Kenan'ı gösterdi. "Onun burada ne işi var?"
"Buse ablanın ölümünden sonra evi satmışlar. Şu an babası da İzmir'de olduğu için onu yalnız bırakmak istemedim. Hem de bir olay oldu, beni korumak için burada kalıyor."
"Ne olayı?"
"Gel istersen Mavi'lere gidelim orada anlatayım."
"Tamam." Kenan'ın yanına gittim ve kulaklığı kulağından çıkardım. Uyumuştu. Üzerine bir battaniye örtüp alnını öptükten sonra telefonum ile anahtarımı alıp kapıyı kapattım.
(Mavi'nin evi)
Faruk kapıyı çaldığında biraz bekledik ve bizi Mavi karşıladı. "Dalga, ya sen nerelerdeydin?"
İçeri girip koltuğa bıraktım kendimi. "Off, sormayın. Başıma gelmeyen kalmadı."
"Ne geldi lan başına?" dedi Barkın oturma odasına girerek. Mavi ve Faruk da geldiğinde tek tek hepsine baktım. "Hastaneden sonra olan hiçbir şeyden haberiniz yok."
"Ne oldu hastaneden sonra?" dedi Barkın sert bir sesle.
"Kısmi felç geçirdim. Oldu mu? Neyse ki iyileştim de şu an ayakatayım. Hadi Faruk o zaman bana sinirliydi de yanıma gelmedi, siz neden gelmediniz? Siz de bana sinirliydiniz çünkü. Ben sanki Kenan'a aşık olup sizi birazcık umursamayarak hayatımın en büyük hatasını yaptım."
"Kenan konusunda hala suçlusun, istersen o konuyu hiç açma yoksa ben de Faruk'un sana patladığı gibi patlayacağım." dedi Barkın.
"Ya, telefonlarına ulaşamadık. Neredeydin o süre içinde?" dedi Mavi.
"Kaçırıldım."
"Ne!" dedi üçü birden.
"Az bağırmayın ya mal mısınız? Bana takıntı olan bir çocuk vardı, Kenan'ı sinir etmek için beni kaçırdı. O sırada telefonum onun elindeydi. Sonra, Kenan'lar beni kurtarmaya geldi. Orada bir çatışma çıktı ve vuruldum."
"Ya Dalga ne diyorsun sen? Bizim niye bunlardan en son haberimiz oluyor?" dedi Barkın bağırarak.
"Vuruldum. O çocuk vurdu beni. Sonra Kenan'lar da vurulmuş sanırım. Bir de üzerine yangın çıkmış. Az kalsın ölüyorduk. Neyse ki bizi birkaç adam bulmuş da hastaneye yetiştirmişler. Yaklaşık on beş gündür de kimseyle konuşmak istemedim. Kenan'la birlikte iyileşmeye ihtiyacım vardı."
"Şu an evinde mi o herif?"
"Evet, ama Barkın bak hiçbir şey bilmiyorsun. O şerefsizin elinden Kenan'lar kurtardı beni. Ya ben felç olduğum günden beri o benim yanımda. Ben iyileştiysem en çok onun sayesinde. Hala ne diyorsunuz ya? Kenan'a bu kadar ön yargılı olmayın artık. Hem, bundan sonra evimdeyim. İstesek her gün görüşebiliriz. Kenan da bende kalıyor çünkü Buse abla öldükten sonra evi satmışlar. Babası da İzmir'de. Ne yapsaydım? Benim için o kadar şey yaptı, onca şeye katlandı, yalnız mı bıraksaydım onu?"
"Adamın bu mahalleyi satın alabilecek kadar parası var. Gitsin yeni villa alsın kendisine. Ben onun burada barınmasına hayatta izin veremem. En fazla üç gün, üç gün sonra Kenan'ı burada görmeyeceğim. Bir daha da mahallemize adım atarsa onu alır mahallenin ortasına gömerim haberin olsun."
"Barkın düzgün konuş çıldırtma beni. Üç gün mü diyorsun? Tamam, üç gün sonra Kenan buradan gidecekse, ben de giderim."
"Otur oturduğun yerde, hiçbir yere gitmiyorsun."
Ayağa kalktığımda gözlerimden yaşlar aktı. "Kenan buradan gitmeyecek! Onu benden asla alamayacaksınız! İzin vermiyorum!" Barkın'a işaret parmağımı kaldırdım. "Kenan'ı buradan gönderirsen yemin ediyorum bir daha hayatın boyunca ne yüzümü görürsün, ne de sesimi duyarsın. Duydun mu beni?"
"Bir saniye, önceden kimse sana takıntı değildi. Bak, ne olduysa o okul yüzünden geldi başına değil mi? Tamam, Kenan burada kalsın, ama okulundan vazgeçmek zorundasın."
"Barkın sakın, savcılık hayalimi yıkmana asla izin vermeyeceğim. Ben, o okuldan mezun olacağım. Anladın mı beni?"
"Ben bilmem, o Kenan'a söylüyorsun senin kaydını sildirecek, hem de hemen."
"Ben seni tanıyamıyorum artık Barkın sözlerine dikkat et kırıyorsun beni. Ya, sen misin benim ailem? Okuluma okumama sen mi karar veriyorsun?"
"Kenan mı senin ailen?" dedi ayağa kalkarak.
"Keşke Kenan olsaydı! Keşke annem ve babam beni Kenan'a emanet etseydi! O zaman çok daha mutlu olabilirdi-" Barkın'ın yüzüme attığı sert tokat yere düşmeme neden olduğunda Mavi çığlık attı. "Barkın ne yapıyorsun sen?"
"Seni affedeceğimi zannetmiyorum ama ben seni affedene kadar sakın gözüme gözükme. Şimdi siktir git Kenan'ının yanına."
"Barkın!" diye bağırdı Mavi ve ona bir tokat attı. "Delirdin mi sen? Ağzından çıkanı kulağın duysun geri zekalı! Defol git evimden!"
Zar zor ayağa kalktım ve bir elimle yanağımı tutarak ağlaya ağlaya evden dışarı çıktım. "Dalga." dedi Faruk arkamdan. Yüzümü ona döndüğümde Mavi de onun yanındaydı. "Merak etmeyin, iyiyim ben."
Eve doğru ilerledim ve merdivenlerden çıktım. Yanağımı tutmaya devam ettiğim sırada kapıyı açtım ve içeri girdim. Kenan'la karşılaştığımda o da ağlıyordu. "Bebeğim nerelerdeydin sen? Telefonuna da ulaşamadım." Hızla bana sarıldığında ben ona sarılamamıştım. "Ne oldu? Sen neden ağlıyorsun? Yanağına ne oldu?"
Elimi yanağımdan çektiğinde gözlerime baktı. "Dalga kimin yanındaydın sen? Kim yaptı sana bunu?" dedi bağırarak. "Dalga cevap versene bana."
"Barkın yaptı."
"Lan, sikerim onu! Ona sana el kaldırma hakkını kim vermiş?" Bir hışımla evden çıktığında ben de arkasından onun adını söylüyordum. "Kenan. Ya durur musun Kenan?"
Barkın Mavi'nin evinden çıktığında Kenan'la göz göze geldi. Kenan Barkın'ın yakasını tutup ona bir tane kafa attığında Barkın yere düştü. "Sen benim sevgilime nasıl el kaldırabiliyorsun lan? Şerefsiz, sikerim burada seni!"
"Kenan sus, lütfen eve gidelim bak herkes bize bakıyor."
"Senin işini bitireceğim Kenan, bu mahalleyi dar edeceğim sana. Seni burada yaşatmayacağım."
"Yaşatmazsan yaşatma lan! Başlatma mahallene!" Bir tane yumruk attığında Kenan'ı kollarından ittirerek Barkın'dan uzaklaştırdım. Bu sırada Mavi ve Faruk da dışarıya çıktı. Koşarak Barkın'ın yanına gittiklerinde ben de Kenan'a baktım. "Eve geç."
"Dalga."
"Kenan eve geç dedim!" Onu elinden tutarak eve doğru sürükledim. Merdivenlerden çıkıp içeri girdiğimizde onun elini bıraktım. "Ne yapmaya çalışıyorsun sen?"
"Ya Dalga, o kim ki sana vurabiliyor?"
"Ya yanlışlıkla oldu! Barkın bana ilk defa vurdu zaten. Neyse, bu gece sana ceza, koltukta uyuyacaksın. Sana o kadar sinirliyim ki." Merdivenlerden çıkacağım sırada Kenan hafifçe kolumu tuttu. "Dalga."
"Kenan."
"Bunu yapma bari."
"Kenan dedim. Bunu sen istedin, ben bir şey yapmıyorum." Kolumu elinden kurtarıp merdivenlerden çıktığım sırada Kenan vestiyere vurdu.
(23.59)
Gözyaşlarım hala dinmemişti. Yüzüm duvara dönüktü ve sol tarafım boştu. Uyku arkadaşım olan beyaz ayıcığıma sarıldığımda gözlerimi kapattım.
Birtakım yürüme sesleri duyduğumda rahatımı bozmadan uyumaya çalıştım.
"Dalga, uyudun mu güzelim?"
Burnumu çektim ve derin bir nefes verdikten sonra "Kenan git uyu, beni de rahat bırak." dedim.
Yanıma geldiğini fark ettiğimde ona dönmedim. Yüzünün yüzüme çok yakın olduğunu hissettim. "Yatağına git Kenan."
"Valla benim yatağım burası."
"Burası benim yatağım."
"Tamam, senin yatağındır belki ama benim yerim de senin yanın."
"Kenan git diyorum ya git."
"Gitmiyorum, gitmeyeceğim." Ona dönüp ayıcığı elime aldım ve ona vurmaya başladım. Kendimi çocuk gibi hissediyordum ama bundan da hiç rahatsız değildim.
Bir anda bileğimi kavradı ve gözlerime baktı. "Ayıcıkla vurarak gideceğimi mi sanıyorsun?"
"Evet."
Ayıcığımı elimden alıp inceledi. "Hem, bu ne Dalga? Ne bu? Ne kadar tipsiz ya?"
Elimi uzatıp ayıcığımı geri almaya çalıştım. Ama elini benden uzaklaştırdı. "Ya, uyku arkadaşım o benim. Ne var yani? Ayrıca o tipsiz falan değil. Yakışıklı ayıcığım o benim. Onu bana geri ver." Gözlerimin içine bakarak ayıcığımı bıraktı ve Kenan yüzünden ayıcığım yere düştü. "Kusura bakma da, biz evlenince de benim yerime bir ayıcığa sarılıp uyuyacaksın? Senin uyku arkadaşın benim. Uyuyacaksan benimle birlikte uyu ve bana sarıl, bir ayıcığa değil."
"Evleneceğimizin garantisi mi var peki? Hem, ben sana sarılmak istemiyorum. Bugün çok sinir ettin be-" Birden belimden kavrayıp beni kendine çektiğinde dudaklarım aralandı ve gözlerim kocaman açıldı. "Bak, tek bir hareketimle dudaklarının aralanmasını sağlayabiliyorum. Şimdi, senden istediğim şey bana sarılman."
"Bırak beni, sarılmayacağım sana."
"Dalga, küs mü uyuyacağız bebeğim? Lütfen sarılır mısın? Benim oradaki amacım seni korumaktı. Bak yanağında iz kalmış." Yanağıma derin bir öpücük bıraktı ve geri çekildi. "Ben sana zarar gelmesinden korkuyordum. Bak korktuğum başıma geldi."
"Neyse, olan oldu. Biz önümüze bakalım mı?" dedim elimi sırtında gezdirerek. "Olur, bakalım. Ama kızma bana olur mu?"
"Beni sinirlendirecek davranışlardan uzak durursan neden olmasın?"
"Tamam tamam. Elim ayağım rahat duracak."
Başımı onun göğsüne bastırıp gözlerimi kapattım.
(Barkın'ın doğum günü, 19.01)
Eşofman ve crop giydim ve kendime aynadan baktım. Ne süslendim, ne de saçlarımı şekillendirdim. Bugün Barkın'ın doğum günüydü, önceden onun doğum gününde hep parlardım. Gece yarısı olana kadar onlarla birlikte vakit geçirirdim. Fakat bu sefer durum farklıydı. Sadece doğum gününü kutlayıp eve geri gelecektim.
"Kenan ben çıkıyorum." dedim merdivenden inerken. Kapının önüne geldiğimde Kenan bana oturma odasından baktı. "Benim de gelmemi ister misin?"
"Yok ya, hemen geri geleceğim. Beş dakikaya burada olurum."
Bana bir öpücük gönderdi. "Beş dakika bak, hızlıca gidip gel ben özlerim seni."
"Ya Kenan."
"Süren başladı bebeğim." Gülerek kapıyı açtım ve evden çıktım. Dışarısı soğuktu fakat evlerimiz arasında iki adımlık mesafe olduğu için üşümüyordum.
Kapısının önüne gelince derin bir nefes alıp kapıyı çaldım. Birkaç saniye kimse açmadı fakat sonra kapı açıldı. Barkın'la göz göze geldiğimde gülümsemedim bile. "Sana karşı hala minicik bir saygım olduğundan geldim. Doğum günün kutlu olsun. İyi ki doğdun demeyeceğim çünkü bu sene bunu hak ettiğini düşünmüyorum. Neyse."
Arkamı döndüğümde gözümden bir damla yaş düştü. Onunla bu şekilde konuşmam tabii ki benim de canımı acıtmıştı.
Kapının önüne gelince gözyaşımı sildim ve kapıyı açtım. "Geldim sevgilim."
"Hoş geldin. Tebrik ederim, iki dakika otuz üç saniye sonra geri döndün." O otuz üç saniye zaten konuşmamın süresiydi. İki dakika ise gidiş ve geliş.
"Seni bekletmemek için Barkın'ın doğum gününü kutladım hemen geldim." dedim yanına doğru giderek. "İyi yaptın."
"Eee, tatile gidiyoruz o zaman."
"Evet. Seninle birlikte çıkacağım ilk tatil olacağı için çok heyecanlıyım."
"Ben de."
Bölüm etkileşimi
