20. bölüm / 34
19 Nisan: İntikamHAYAT BOYU KANAYAN YARA
Bölümler 34Şu an: HAYAT BOYU KANAYAN YARA
- 1 ACI KAYIPLAR4.466 kelime
- 2 KENAN1.737 kelime
- 3 FIRTINA KOLEJİ5.248 kelime
- 4 İNTİHAR2.683 kelime
- 5 İŞKENCELER2.484 kelime
- 6 MAVİ YONCALI BİLEKLİK3.342 kelime
- 7 KUMAR BORCU3.980 kelime
- 8 DOLUNAYLI GECE2.414 kelime
- 9 LİDERİÇE3.405 kelime
- 10 GÜZEL BİR GÜN2.673 kelime
- 11 AFFET BENİ2.808 kelime
- 12 KÖTÜ HUYLU TÜMÖR3.914 kelime
- 13 KISA ÖMÜRE SIĞDIRILAN BÜYÜK HAYALLER1.894 kelime
- 14 ÖLÜMCÜL YÜZME DERSİ3.227 kelime
- 15 KAR GİBİ BEYAZ, ADI 'SİYAH'2.364 kelime
- 16 KALBE SAPLANAN BIÇAK2.883 kelime
- 17 DAL♡KEN2.292 kelime
- 18 MERMİ YAĞMURU3.469 kelime
- 19 MADRİGAL KONSERİ4.674 kelime
- 20 HAYAT BOYU KANAYAN YARA2.509 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 MAHKEMELER VE KARGAŞALAR2.678 kelime
- 22 YAŞAM SAVAŞI4.950 kelime
- 23 GERİ DÖNÜŞ4.405 kelime
- 24 KÖTÜ GÜNDE GELEN ZAFER1.436 kelime
- 25 KANLAR İÇİNDE KALAN YÜZ2.486 kelime
- 26 ÖLMEDEN ÖNCEKİ SON BAKIŞMA2.188 kelime
- 27 AY VE GECE3.344 kelime
- 28 HEM GÜNDÜZÜM, HEM GECEM2.360 kelime
- 29 KÜÇÜK BİR KIŞ TATİLİ2.546 kelime
- 30 HEM ÇETE, HEM AİLE2.630 kelime
- 31 3 MART2.669 kelime
- 32 19 NİSAN4.415 kelime
- 33 TEHLİKELİ YARIŞLAR6.904 kelime
- 34 BİR MASALIN SONU5.372 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Anne, baba, ben geldim...
(10.02)
Dün gece o kadar güzeldi ki, sanki alkole ihtiyaç duymadan birbirimizi sarhoş etmiş gibiydik. Onu öptükçe daha çok öpmek istemiştim ve yapmıştım. Birbirimizi öpmelere doyamadık, tam yeter artık duralım dediğimiz anda yeniden alevlendik. Hatta ben o kadar kendimi kaptırmıştım ki Kenan'ın gömleğini bile çıkartıp atmıştım.
Koltukta geçen uzun bir sürenin ardından Kenan'la birlikte yatağı bulduğumda üzerimi değiştirmek istemeden o elbiseyle Kenan'ın kalbinin üzerinde uyuyakalmıştım.
Sabah saat dokuzda uyandığımızda hızla kahvaltımızı yapıp basketbol oynamaya gitmek için hazırlandık. Üzerime rahat bir şeyler giyinip aşağıya indiğimde Kenan da elinde bir spor çantasıyla mutfaktan çıktı. Bu sırada Buse abla temizlik odasından çıkageldi. "Buse abla biz çıkıyoruz."
"Tamam Kenan Bey, iyi eğlenceler."
"Görüşürüz Buse abla."
"Görüşürüz kızım, dikkat et kendine." Gülümseyip başımı salladım ve Kenan'la birlikte evden çıktım.
Evden ayrıldığımızda Kenan elini belime koydu. Basketbol sahası biraz uzak olsa bile biz yürümeyi tercih etmiştik. "Canımın içi bugün basketboldan sonra yapmak istediğin bir şey var mı?" Gözlerim ona döndü. "Yani... Aklıma bir şey gelmiyor şu an. Senin aklında bir şey var mı?"
"Aslında var. Anne ve babanın yanına gitmek istiyordun ya, gidelim mi bugün?"
Gülüşüm soldu ve önüme döndüm. "Olur."
(10.19)
Sahaya girdiğimizde Kenan spor çantasını bir köşeye bıraktı. Çantadan basketbol topunu çıkarttı ve topu bana attı. "Hazırsan başlayalım." Topu aldığımda birkaç kez sektirip Kenan'a baktım. Büyük oyun başlıyordu...
Topu potaya attım... Ama potadan geçmedi.
Top Kenan'a geçtiğinde ellerimi belime koyup ona baktım. O topu sektirmeye gerek duymadan zıplayarak potaya yaklaştı ve topu potadan geçirdikten sonra halkaya tutundu. Boyu o kadar uzundu ki, yapabiliyordu bunu. Ben yapamam mesela.
Kendini bıraktığında bana baktı ve halkayı gösterdi. "Sen de tutunmak ister misin?" Başımı iki yana salladım. "Hayır." Gülümseyip yanıma geldi ve beni hızla kucağına aldı. Çığlık attığımda beni susturdu. "Şşşt, gel bak ben seni tutacağım korkma tamam mı birtanem?"
"Ya Kenan bıraksana beni." Potanın altında durduğunda çok istediği ve ısrar etsem bile beni kucağından indirmeyeceği için kucağında doğruldum. İki elimle halkaya uzandığımda korkudan tir tir titriyordum. Sanki Kenan bir anda beni bırakacakmış da yere çakılacakmış gibi hissediyordum.
Çabalarımın sonucunda halkayı tuttum. Nefes nefese kalmıştım nedense. "Aferin sana güzelim. Şimdi ben bırakacağım seni ama bak buradayım, gitmiyorum bir yere."
"Tamam." Ellerini belimden ve bacaklarımdan çektiğinde dimdik bir şekilde asılı kaldım. Hala biraz korkuyordum.
Halka ellerimi yavaştan acıtmaya başlamıştı. Ve sıkı sıkı tutunduğum için avuçlarımın içi terleyecekti, ellerim kayacaktı ve ben yere düşecektim. Kenan gülümseyerek bana baktı ve telefonunu çıkardı. "Gülümse hayatım."
Korkudan zar zor gülümsediğimde bir fotoğraf çekti. Ayaklarımı bir öne bir arkaya sallaya sallaya "Kenan inmek istiyorum." dedim. Kollarını açarak hızla yanıma geldi. "Bırak kendini."
"Yapamam işte, korkuyorum."
"Canım benim korkma. Sakin ol bir şey olmayacak, yere düşmeyeceksin. ben senin yere düşmene izin verir miyim sence?"
"Hayır."
"O zaman... Gel atla işte." Başımı salladığımda gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Halkayı bıraktığımda kendimi bir an sonsuz bir boşluğa düşüyormuş gibi hissettim. Düşerken çığlığı bastım. Ama boşunaymış, düştüğüm yer Kenan'ın kollarının arasıydı. "İyi misin güzelim?"
"Şey, evet sanırım."
"O zaman oyuna devam, hadi."
Tekrar basketbol oynamaya başladık. Top hangimize gelirse birbirimize engel olarak basket atmaya çalıştık. Ama Kenan'ın hile yapması yüzünden oyun işi orada bitti.
"Niye hile yapıyorsun ya? Anlaştığımız gibi niye oynamıyorsun?"
"Tek seferlikti balım, çok pardon bir daha yapmam."
"Oynamıyorum ben ya off git." Yürümeye başladığımda Kenan arkadan gelip kolumu tuttu. Elinden kurtulup onu yere ittirdim. Tabii bu salak beni unutur mu? Elbette hayır, düşerken beni de yanında götürdü. Üzerine düştüğümde ikimizde kahkaha atmaya başladık. "Ne yaptın Kenan?"
"Ne yapmışım güzelim?" Önüme düşen saç tutamımı kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Beni düşürmen hiç hoş olmadı." Üzerinden kalkmaya çalıştığımda buna izin vermedi. "Şurada iki dakika romantik adam olayım dedim iyi ki."
"Senin romantik olmadığın zaman mı var?"
"Yanımda sen olmadığında hiç de romantik değilim hanımefendi."
"Öyle mi?"
"Evet, öyle." Yanına uzandığımda gökyüzüne baktım. Masmaviydi, küçüklü büyüklü bulutlar vardı. "Bu arada, annenin ve babanın yanına gittikten sonra ben evde olmayacağım. Ufak bir işim var onu halletmem gerekiyor."
"Ne işiymiş o?" Ayağa kalktı ve karşımda durup ellerini kalkmam için bana uzattı. Ellerini tuttum ve ayağa kalktım. "Şirket falan işte, önemliymiş bir de. Babam beni çağırdı yardım etmeliymişim." Kenan ne zaman şirket dese altından bir şey çıktığı için kesin bu da bir yalandı ve altında yatan başka bir iş vardı. Yine ne dolaplar döndürüyor acaba kim bilir?
(11.01)
Yolda giderken bir çiçekçiye uğrayıp iki tane papatya buketi aldık ve mezarlığa doğru yol aldık.
Yaklaşık on dakikanın ardından mezarlığın girişinde durduk. Arabadan iner inmez gözlerim doldu ve yanıma gelen Kenan'a baktım.
İçeri girdiğimizde hızlı adımlarla anne ve babamın mezarlarının yanına gittim. "Anne, baba... Ben geldim." Ağlayarak papatyaları ikisinin de üzerine bıraktım. Bir yandan üzüntüden, bir yandan da Kenan beni getirdiği için mutluluktan ağlıyordum. "Bakın, size anlattığım erkek arkadaşım Kenan bu. Beni çok özlediğinizi biliyorum. Ben de sizi çok özledim ama merak etmeyin, çok iyiyim ben. Biz biraz önce ne yaptık biliyor musunuz? Basketbol oynadık. Evet baba, çok güzeldi. Kenan hile yapmasaydı biraz daha oynayabilirdik ama neyse, ben yine de çok eğlendim. Dün gece Madrigal'in konserine de gittik. O zaten muhteşemdi ama konser bizim için erken ve olaylı bitti. Anne biliyor musun? Kenan bana Beyaz'ı geri getirdi resmen. Aldığı tavşan onun tıpatıp aynısı. Ama bu sefer adını Siyah koydum. Yok yine beyaz tüylü fakat adı Siyah çünkü geceyi ve karanlığı temsil ediyor benim için. Kenan bana arabasını da hediye etti. Baba artık benimde arabam var. Hem de hep hayalini kurduğum o araba... Ya, inanılır gibi değil ben artık yüzebiliyorum. Evet, Kenan bana yüzmeyi öğretti." Kenan'ın elini tutup derin bir nefes aldığımda gözlerimden yaşlar düştü. "Geçen gün beni bıçakladılar anne, az kalsın ölüyordum. Kenan bana bir şey olacak diye çok korkmuştu. Gitti o geri zekalıyı ihbar etti. Başka işlediği bir ton suç daha varmış zaten. Onu hapse tıkabilmek için şu an elinden geleni yapıyor. Hastalığıma da çok dikkat ediyor, beni üzmemeye çalışıyor. Ben onun yanında güvendeyim. Merak etmeyin, sadece Barkın'larla aram biraz açıldı bu sıralar ama halledeceğim. Onların da gönlünü alacağım. Sizleri çok seviyorum. Bir daha ne zaman geleceğim bilinmez, o yüzden mışıl mışıl uyuyun." Gözümden akan yaşları silip Kenan'a baktım. "Hadi gidelim Kenan."
"Kızınız benimle birlikte olduğu sürece onu hep koruyacağım, sizlere söz veriyorum." Dayanamayıp ona sarıldığımda saçlarımı okşadı.
(11.30)
Kenan beni eve bıraktığında odaya çıkıp üzerimi değiştirdim ve Buse ablanın yanına indim. Hazır Kenan evde yokken bu zamanı değerlendirip ona kendi ellerimle içli köfte yapacaktım.
Kuru gıda dolabından çıkardığım ince köftelik bulguru bir kaba boşalttım ve üzerine ılık su döktüm. "Buse abla, Kenan nelerden hoşlanır? Ne yapmayı sever?"
"Yani... Ben de çok bilmiyorum fakat arabasıyla gezmeyi, spor yapmayı ve viski içmeyi seviyor."
"Peki ya geçirdiği ani sinir krizleri?"
"Onu kendisi kontrol edemiyor. Herhangi bir şeyi kafasına çok takarsa oluyor. Aranızda bir sorun yok değil mi?"
"Yok... Ama abla ben çok şüpheleniyorum."
"Neyden güzel kızım?"
"Kenan bana yalan konuşuyormuş gibi hissediyorum. Yani, şirkete gideceğim önemli bir işim var diyor bana ama arkasından bambaşka bir şey çıkıyor."
"O sana sürpriz yapacaktır da o yüzden öyle söylüyordur canım benim. Korkmanı gerektirecek bir durum yok. Sen ne yapıyorsun bu arada?"
"Ha, şey Kenan'a içli köfte yapacağım da bulguru suya koydum."
"Ne iyi düşünmüşsün, Kenan Bey annesinin son yaptığı içli köfteden beri hiç içli köfte yememiş. Alperen Bey anlattı bunu bana da. Yapmamamı istedi ben de yapmıyorum. Ama şimdi sen yapacağın için yer belki."
"Bilemiyorum, geçen yaptığım sarmalara benim yaptığımı öğrenmeden önce değişik demişti, umarım bunu beğenir."
(Bu sırada Kenan)
Karşımda duran ve bu geceliğine kiraladığım bungalova girip içine baktım. Harikaydı, tam istediğim gibiydi. Bu gece her şeyin muhteşem olması gerekiyordu.
Arabaya gidip marketten aldığım malzemeleri alıp evin mutfağına ilerledim. Tezgahın üstüne poşetleri bırakıp kollarımı sıvadım.
(17.45)
Yemekleri halletmiştim, sıra masayı hazırlamaya gelmişti. Örtüyü örtüp üzerine tabakları, çatalları, bıçakları ve kadehleri koydum. Aldığım kırmızı gül buketinden iki üç gül çıkartıp yapraklarını masanın üzerine serpiştirdim. Ortaya da mumlar ekledim. Kenara da iki şişe viski yerleştirdim. Masa tamamdı, sırada ben vardım. Buketi onun oturacağı sandalyeye bırakıp odaya çıktım.
Beyaz bir gömlek ve siyah bir pantolon giymiştim. Gömleğinin iki düğmesini açık bırakmıştım. Saçlarımı sadece karıştırdım ve parfüm sıktım. Ona aldığım elbiseyi hemen paketinden çıkarıp dolaba astım. Beyaz, madonna yaka, göğüs dekolteli ve mini bir elbiseydi. Elbiseye uygun beyaz, önü açık, arkasında kurdele detayı olan topukluları da dolabın önüne koydum. Onu bu elbisenin içinde gördüğüm an kafam allak bullak olacaktı, bundan emindim.
(18.30, Dalga)
Televizyon izlemek canımı sıkınca odaya çıkıp telefonumu elime aldım. Kenan hala nerelerdeydi? Onu çok merak etmiştim. Hemen onu aradım ve telefonu kulağıma dayadım. Açtığında onun konuşmasına izin vermeden ben söze girdim. "Kenan, nerede kaldın?"
"D-Dalga, b-beni vurdula-"
"Ne! Nerdesin sen? Kim vurdu seni?"
"Kubilay'ın adamları. Ko-konum a-atacağım sana oraya gel." Gözlerimden yaşlar süzüldü. "Tamam, sakın kıpırdama bir yere ben hemen geliyorum!"
"Se-seni çok..." Telefonu kapattığında kuvvetli bir çığlık attım. "Kenaaan!"
Üzerime siyah pantolon ve gri renkli bir kazak giyip odadan çıkacakken Alperen amca geldi. "Dalga ne oldu?"
"Alperen amca, Kubilay'ın adamları Kenan'ı vurmuş. Onun yanına gidiyorum."
"Ne! Off, bekle ben de geliyorum."
"Ha yok ben Demir'i falan ararım yolda." Aramayacaktım tabii ki de.
"Peki, ama bana haber verin olur mu?"
"Tamam, olur." Merdivenleri inip evden çıktım ve arabayı çalıştırıp hızla gaza bastım.
(Kenan)
"Seni biraz üzeceğim güzelim ama bu birlikte muhteşem bir gece geçirebilmemiz için..." Karşımdaki boy aynasından kendime baktım. Üzerimi ve saçımı düzeltip kapıyı açtım ve arkasına saklandım. İçeri girecek ve arkasından kapıyı kilitleyip geceyi başlatacaktım.
(19.03, Dalga)
Demir'i arayıp telefonu kulağıma dayadım. "Alo, Demir çok kötü bir şey oldu."
"Ne oldu Dalga? Neden ağlıyorsun?"
"Kubilay'ın adamları Kenan'ı vurmuş."
"Ne! Nasıl? Ne zaman?"
"Bilmiyorum ama yanına gidiyorum şimdi. Konum atacağım sana lütfen sen de gelir misin?"
"Tamam kapat geliyorum hemen." Demir'e konumu attım ve telefonu kapattım.
(19.26)
"Attığı konum burayı gösteriyor." Gözümden akan yaşı silip arabadan indim ve telefonumu cebime attım. Elimde hiçbir şey olmadığı için korkarak ilerledim. N'olur bir şey olmamış olsun n'olur...
Kapısı açık bungalovdan içeri yavaşça girdim ve gözlerim yeniden dolduğunda etrafa baktım. "Kenan! Kenan nerdesin?" Küçük adımlarla mutfağa ilerlediğim sırada arkamdan gelen kapı kapanma sesiyle arkama döndüm. Kenan... Tam karşımda beyaz gömlek ve siyah pantolon giymiş şekildeydi.
Kapıyı kilitleyip gülümsedi. "Sürpriz." Başımın döndüğünü hissettiğimde düşmemek için direndim. "Sen ne yapıyorsun ya?" Yanıma geldi ve gözlerimin içine baktı. Gelmesiyle beraber parfümünün kokusu da burnuma dolmuştu. "Senin için hazırladım her şey-" Yüzüne bir tokat atıp hüngür hüngür ağlamaya başladım. "Ne yapıyorsun sen? Dalga mı geçiyorsun benimle? Aklım çıktı ya benim! Buraya nasıl geldiğimi bile hatırlayamıyorum, sen gelmiş sürpriz diyorsun! Korkudan kafayı yedim! Sana bir şey oldu zannettim geri zekalı!" Hızla bana sarıldığında göğsünü yumrukladım. "Şşşt, tamam. Ağlama lütfen ağlama, kıyamam sana. Özür dilerim, seni buraya direkt çağırmak istemedim. Üzülmemen gerekiyor, lütfen ağlama."
"Kenan sen üzüyorsun beni! Bana sen zarar veriyorsun! Senin yüzünden bu duruma düşüyorum ben! Yeter ya yoruldum artık! Allah canımı al-"
"Dalga... Hayır, tövbe de. Tamam, üzmeyeceğim seni."
"Bak bu iki oldu, bir daha aynı hatayı yaparsan..."
"Söz veriyorum yapmayacağım. Sözümde durmazsam şerefsizim." Başparmaklarıyla gözyaşlarımı sildi ve sol yanağımı öptü. "Elini yüzünü yıka, biraz sakinleş. Sonra odaya çık, orada sana bir sürprizim var. Bekliyorum seni burada." Başımı salladım ve yukarı çıktım.
Odanın kapısını açar açmaz karşımda gördüğüm dolapta asılı olan elbise dikkatimi çekti. Mükemmeldi ve giyeceğim en güzel elbise olacaktı. "Ya Kenan..."
Elbiseyi askıdan çıkartıp hızla üzerimi giyindim. Kendime baktığımda elbise üzerimde gerçekten harika durmuştu. Topukluları da giyinip derin bir nefes aldım ve merdivenlerden indim.
Kenan viski içerken beni gördüğünde derin bir sessizlik oldu. Olduğum yerde durduğumda beni baştan aşağıya süzdü. Elindeki bardağı masaya bıraktığında ayağa kalktı. "Çok çok güzel olmuşsun, muhteşemsin." Gülümsediğimde masaya ilerledim. Sandalyemin üzerindeki gül buketini elime aldım. "Çok kibarsınız beyefendi, ne gerek vardı buna?"
"Sizin kadar güzel olmasın ama size layık olduğu için görünce içimden almak geldi hanımefendi." Sandalyemi çektiğinde ona baktım ve yerime oturup bacak bacak üzerine attım. Hızla karşıma geçtiğinde gömleğini düzeltip bana baktı. "Gözlerimi senden alamıyorum, normal mi?" Önüme düşen saçımı arkaya attım. "Değil tabii ki."
Viski şişesini gösterdi işaret parmağıyla. "Viski?"
"Elbette." Masanın üzerindeki elini tuttum ve ona yaklaştım. "Bu gece seninle birlikte şişelerin dibini görene kadar içmek istiyorum." O da bana yaklaştığında yüzlerimizin arasında bir karış mesafe kalmıştı. "Öyle mi? Ne tesadüf, ben de öyle düşünüyordum."
Sandalyeye yaslandığımda Kenan bardaklarımızın yarısını viskiyle doldurdu. Bardağımı elime aldığımda onun da bardağı elindeydi. "Gecemize." dedi.
"Gecemize." Kadehlerimizi tokuşturduk ve viskilerimizi yudumladık. Gece bu andan itibaren başlamıştı ikimiz için de.
Yemeklerde göz gezdirdim. Domates soslu makarna, patates püresi yatağında biftek, ıspanaklı börek, yaprak sarması... "Bunların hepsini sen mi yaptın?"
"Evet." Gülümseyip tabağıma biraz makarna ve biftekten aldım. "Yani... Sen bu kadar güzel yemek yapar mıydın?"
"Üç sene önce falandı ilk yemeğimi yaptığımda. Bu makarnayı yapmıştım. İlk yemeğim olmasına rağmen o gün o kadar güzel olmuştu ki şimdilerde aynı tadı tutturamıyorum." Makarnadan bir çatal aldım ve tadına baktım. O kadar lezzetliydi ki gözlerimi kapatmak zorunda kaldım. Yutkunduğumda gözlerimi açtım. "Harika olmuş, ellerine sağlık."
"Afiyet olsun güzelim, beğenmene sevindim." Bardağımdaki viskiyi bitirip kadehi Kenan'a uzattım. "Doldurur musun?"
"Tabii ki." Şişeyi açıp yeniden bardağımı doldurdu. Ben diğer yemeklerin tadına bakarken Kenan da müzik açtı.
Yüzyüzeyken Konuşuruz - Tutun Sen Bana
"Sevdiğim şarkılardan birisi." dedim.
"Ben de çok severim."
Yemeklerimizi bitirdik, viskilerimizi içtik, sarhoş olmaya başladık... Bir şişe bitirmiş, ikinci şişeyi de yarılamıştık.
Kenan ayağa kalkıp elini uzattı. "Benimle dans etmek ister misin güzel kız?" Elini tuttum ve ben de ayağa kalktım. "Elbette yakışıklı adam."
Evin tam ortasında durduğumuzda Kenan öncelikle bütün perdeleri kapattı, sonra yanıma geldi. Ellerini belime sarıp beni kendine yapıştırdığında benimde bir elim boynunda, bir elim sol göğsünün üzerindeydi.
Sezer Sarıgöz - Ne Ay Geceden
"Bu şarkıları bu geceye özel olarak mı seçtin?"
"Evet, hepsini özenle seçilmiş parçalar. Şarkıları sözlerinden tut melodilerine kadar dans etmemiz için uygun mu diye düşünerek seçtim." Ufak bir kahkaha attığımda o da bana katıldı. Yavaş hareketlerle dans etmeye başladığımızda başım da çok fena dönmeye başlamıştı. "Senin de başın dönüyor mu? Yoksa ben de mi bir sıkıntı var?"
"Evet dönüyor, seninki viskiden olabilir ama benim başımı sen döndürüyorsun."
"Bu sözleri nerden buluyorsun sen?"
"İçimdeki şair sağolsun diyelim."
"Peki o şair benden önce başkalarına da böyle sözler söylüyor muydu?"
"Hayır..." Gözlerinin içine baktım. Söylememiş olmasının imkanı yok gibiydi. İllaki söylemiştir yani. "Yemin ederim sen hayatıma girdikten sonra şairliğe kaymaya başladım."
"İyi bari, öyle diyorsan öyledir."
Şarkının nakarat kısmı geldiğinde Kenan dudaklarını ıslattı.
"Ne ay geceden ayrılmayı bırakır
Ne de ben, senin güzel gözlerinden kaçmayı ölümden
Korkuyorlar, oysaki senden ayrılmanın
Acısını bilmiyorlar..."
Dudaklarıma yaklaştığında dudakları arasından verdiği nefesler tenimi okşuyordu. Ben de ona yaklaştım. Tam birbirimizi öpecekken... Kapı sert bir tekmeyle açıldı. Korkudan küçük bir çığlık atıp Kenan'a sarıldığımda karşımızda duranlar Demir ve Destan'dı. "Oğlum seni vurmadılar mı?"
Kenan'ın gözleri bana döndü. "Sen Demir'e mi söyledin?"
"Evet, korktum çünkü."
"Amına koyayım o Dalga ile... Şey, yani onu buraya çağırabilmek içindi."
"Ay, çok romantik. Görüyor musun Demir? Kenan bak Dalga'ya masa hazırlamış, yemek yapmış. Sen hiç yapma zaten, git ya küstüm ben. Görüşürüz balım." Destan evden çıkıp gitti.
"Görüşürüz canım benim."
Demir de evden çıktığında hala sesi kulaklarımıza geliyordu. "Ne alaka ya? Ben yaparsam kralını yaparım. Destan, aşkım beklesene beni nereye gidiyorsun?"
Kenan kapıyı tam kapatamadığında bana döndü. "Geri zekalı kapıyı kırmış ya. Bütün gecemizin içine etti yemin ederim."
"Neyse, biz devam edelim bence." Yanına gittim ve sırtını duvara yasladım. Dudaklarına yapıştığımda hızlıca gömleğinin düğmelerini açtım. Onu gömleğinden kurtardığımda ellerim çıplak omuzlarına dokundu. Oradan kalbine gitti. Topuklularımı bir çırpıda çıkardım. Ellerini tutup onu yukarıya doğru çekiştirdiğimde yamuk adımlarla merdivenleri çıktık ve odaya girdik...
Bölüm etkileşimi
