19 Nisan: İntikam kitap kapağı

27. bölüm / 34

19 Nisan: İntikam

AY VE GECE

Vaveyla Yazarı: ·˚ ༘𝑵𝒐𝒙𝒆𝒍𝒚𝒔𝒊𝒖𝒎 ༘ ˚·

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 34Şu an: AY VE GECE

Ay geceye aittir. Gündüze değil, işte sen de böylesin sevgilim. Sen tıpkı Ay'ın geceye ait olduğu gibi sadece bana aitsin. Daima benimsin...
Dolu Kadehi Ters Tut - Dilerim Ki
(On beş gün sonra, Kenan)
Anahtarı deliğe takıp içeriye girdiğimde oturma odasında beni bekleyen güzele baktım. "Ne yapıyorsun güzelim?"
"Hiç, öylesine oturuyorum işte." Saçlarını öptüğümde önünde eğilip ellerini tuttum. "Şimdi, ben duşa gireceğim. Sen de odanda beni bekle, tamam mı?" Gülümseyerek başını salladığında onu kucağıma aldım ve merdivenden yukarı tırmandım. Şakağını öpüp bebeğimi yatağına yatırdım ve odadan çıktım.
Yirmi dakikalık hızlı bir duşun ardından yarı çıplak bir şekilde banyodan çıkıp küçük bir havluyla saçlarımı kurulaya kurulaya Dalga'nın odasına girdim. Gözleri kapalıydı ve müzik dinliyordu. Odası ise her zamanki gibi onun parfümü kokuyordu.
Yavaşça yanına uzanıp kulaklığı kulağından aldığımda gözlerini açtı ve bana baktı. "Sen ne zaman geldin?"
"İki saniye önce." Kulaklığı almak için elini uzattığında kolumu ondan uzaklaştırdım. "Ya Kenan verir misin kulaklığımı?"
"Ne dinliyordun?"
"Dilerim Ki." Kulaklığı komodine bırakıp Dalga'ya sarıldım. "Burada ben varım, yani beni dinle bence." Telefonunda bir şeyler yaptığı sırada onu da elinden aldım. Dudakları aralı bir şekilde gözleri bana döndüğünde gülümsedim.
"Şarkıyı aç madem birlikte söyleyelim." Telefonu havaya kaldırıp Dalga'ya baktım. O ise telefona baktığında deklanşöre bastım. "Sevgilim bana bakar mısın?" Gözlerini bana çevirip güldüğünde ben de gülümsedim. Fotoğrafımızı çektikten sonra dudaklarına yapıştım. Elini boynuma koyduğunda tekrar bir fotoğraf çektim. Gözlerimi açtığım an kalbim deli gibi atmaya başladı. "Fotoğraflarımıza bakmak ister misin?"
"Tabii ki bakacağım." Telefonu kendime yaklaştırıp çekindiğimiz ilk fotoğrafa, yani Dalga'nın kameraya baktığı resime baktım. "Ya nasıl bakmışsın, böyle aşkım hayran kaldım sana der gibi sanki."
"Ben sana her saniye daha çok hayran kalıyorum." Gülümsediğinde fotoğrafı yana kaydırıp ikinci fotoğrafa baktım. "Burada da aynı şekilde bakmışım." dedim.
"Evet." Üçüncü fotoğrafı açar açmaz Dalga kahkaha attı. Fotoğrafı büyütüp Dalga'nın boynumdaki elini gösterdim. "Bak elinin şu boynumu tutması," fotoğrafı küçülttüm ve gülümsedim. "Fotoğraftaki en güzel detaylardan birisi. Ben bu fotoğrafı kilit ekranımın duvar kağıdı yaparım."
"Ya hayır, utanırım ben."
"Ya neden utanacaksın ki? Ne güzel öpmüşüm seni işte. Bak hatta hemen şimdi burada yapacağım." Birkaç ayar yapıp fotoğrafı kilit ekranıma koydum. Ekrana baktığımızda Dalga yüzünü kapattı. "Bir fotoğraf nasıl bu kadar güzel olabilir ya? Çok güzel oldu." Telefonu bırakıp Dalga'nın yüzünü açtım. "Beğenmedin mi güzelim?"
"Beğendim. Ama... Kenan bir şey soracağım."
"Efendim bebeğim?"
"Ben senin güzelinim, değil mi?" Sorusu karşısında şaşırdığımda yanağını okşadım. "Tabii ki birtanem. De, bu nereden çıktı şimdi?"
"Ya, canını sıkacak ama Kubilay bana sürekli güzelim deyip durdu. Artık güzelim kelimesi bile korkutuyor beni."
"O seni vurduktan sonra onun yüzünü çok fena dağıttım, intikamımı aldım yani. Ayrıca, sen bana aitsin canımın içi. Sen sadece benim güzelimsin." Alnını öpüp saçlarıyla oynamaya başladım. "Seni benden kimse alamayacak."
"Beni senden kimse alamaz."
"Bu arada, Demir ve Destan tatil planı yapıyor. Bizim de gelmemizi istiyorlar. Gidelim mi?"
"Olur. Zaten buna ikimizin de çok ihtiyacı var. Uzaklaşalım buralardan, biraz kafamızı dinleyelim."
"Tamam aşkım. Nasıl istersen." Elini kalbimin üzerine koyup bana daha çok yaklaştığında aramızdaki mesafe sıfırlanmıştı...
(Yılbaşı gecesi, Dalga)
Kenan güzel bir mekanda Dolunay çetesi ile birlikte yılbaşına girişimize özel bir akşam yemeği organize ettiğinde onunla beraber hazırlandım. Kenan'ın kombinini ben, benim kombinimi Kenan seçmişti. Kırmızı, askılı, simli ve dizlerimin biraz üstünde bir elbise giymiştim. Elbisem, topuklularım ve çantam aynı renk olarak şekilde eşleşmişti. Saçlarımı kırmızı bir kıskaç toka ile toplamıştım. Makyajım sade ama bu geceye özel biraz fazla ışıltılıydı.
Kenan ise siyah pantolon ve beyaz gömlek giymişti. Gömleğinin bir iki düğmesi açıktı. O parfümünü sıktığı sırada ben de dışarıya baktım. Hafiften kar yağıyordu. Hava çok güzel görünüyordu.
Ceketini de giyip bana döndüğünde ona baktım. "Çok yakışıklı olmuşsun, her zamanki gibi."
"Sen de çok güzelsin, her zaman olduğu gibi. Bekle, sana bir hediye almıştım. Alıp geleyim hemen." Kenan odadan çıkıp aşağıya indiğinde ayaklarımı sandalyeden indirdim. Ayaklarımı boşluğa doğru uzatıp tüm gücümle doğrulmaya çalıştım. "Hadi Dalga, yaparsın." Başaramayınca kendimi sandalyeye bıraktım.
Bu gece Kenan'la dans etmek istiyordum. Ama ben bu haldeyken bunun gerçekleşmesi imkansızdı. O yüzden... Kalkmak zorundaydım.
Bir kez daha denediğimde ve ayakta durduğumda şaşkınlıkla ayaklarıma baktım. Ayakta duruyordum şu an... Başarmıştım.
Kenan'ın odaya geldiğini duyduğumda hızla kapıya baktım. Kenan'la göz göze geldiğimde şaşkınlıktan olduğu yerde kaldı. Gülümsediğimde ağzı beş karış açık bir şekilde bana baktı. Elindeki paket yere düştüğünde bir adım attı. "Canımın içi, sen, sen ayağa kalkmışsın."
"Evet."
"Yok yok, ben hayal görüyorum. Bu imkansız."
"Neden imkansız olsun? Bak ayaktayım işte."
"Eee, tamam şöyle yapalım yoksa ben inanmayacağım. Yanıma gelsene madem."
Bir adım attığımda ilk başta korktum. Fakat sonra ayakta durabildiğimi anladığımda bir adım daha attım. Kenan'ın ağladığını gördüğümde güldüm. "Ya niye ağlıyorsun?"
"Dalga, sen yürüyorsun!" Mutluluktan kendi etrafında döndüğünde aramızda üç adımlık bir mesafe kalmıştı. Bir adım daha attığımda ayağım takıldı. Kenan'a ellerimi uzattığımda düşmemi engelledi. Ellerini belime sardığında alnını alnıma yasladı. "Yürüyorsun..."
"Başardım, bak isteyince her şeyi başarabiliyormuşuz demek ki."
Bir gözlerime, bir dudaklarıma baktığında işaret parmağımı dudaklarının üzerine koydum. "Rujumun dağılmasını istemem beyefendi."
"Haklısın." Gülerek beni havaya kaldırdı ve etrafında döndü. "Kenan, düşüreceksin beni."
Yere indirdiğinde bana sıkı sıkı sarıldı. "Yarın erkenden doktora gidelim tamam mı?"
"Tamam. Eee, sen bana hediye almıştın."
Benden ayrıldığında yerdeki paketi aldı. Paketin içinden bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında içindeki su yolu küpeleri gösterdi bana. "Görünce aklıma sen geldin. Ben de hemen aldım."
"Ama Kenan bunlar çok güzel."
"Tam sana layık işte." Aynaya baktığımda onun küpeleri kulağıma takışını izledim. Kutuyu masaya bırakıp ellerini karnımın üzerine koydu. Ben de ellerimi onun ellerinin üzerine koydum. "Çok yakıştı sana."
"Evet, beğendim." Beni baştan aşağıya süzdüğünde gülümseyip omzumu öptü. "Hadi çıkalım hazırsan."
"Hazırım." Çantamı da aldıktan sonra el ele tutuşarak merdivenlerden indik ve evden çıktık.
Kırk dakikalık bir yolculuktan sonra mekana geldiğimizde arabadan önce Kenan indi. Kapımı açıp elini uzattı. "Buyurun hanımefendi."
Elini tutup arabadan indiğimde ona baktım. "Çok naziksiniz beyefendi."
"Sizin kadar olamam herhalde."
Koluna girip içeri girdiğimizde etrafa baktım. Sol köşede kocaman bir çam ağacı vardı. Pist şu an bomboştu. Ve her yer çok güzel süslenmişti.
Bahçe bölümüne çıkıp Demir'leri gördüğümüzde el salladım. Dördü de ayağa kalkıp gözlerine inanamamış gibi bana baktığında çantamı masaya bıraktım. "İyi akşamlar hepinize." dedim.
"Dalga, sen yürüyor musun?" dedi Destan.
"Ben rüya falan görüyorum sanırım, Berke kolumu cimciklesene." dedi Ateş. Berke onun kolunu cimciklediğinde Ateş acıyla inledi. "Rüya değilmiş."
"İyi de, nasıl oldu bu?" dedi Demir.
"Ya abiciğim, sorgulamayın bence ve ayakta olduğu için sarılın Dalga'ya. Değil mi Dalga?"
"Bence de." Berke'ye sarıldığımda sırada Destan vardı. "Sonunda atlattın bunu da canım benim."
"Şey, Destan azıcık bize de bıraksan mı diyorum Dalga'yı?" Ateş Destan'ın omzuna dokunduğunda ona baktım. "Aman geri kalma." dedim. Gülerek Ateş bana sarıldığında Demir bize bakıyordu. "Demir sen niye yabancı gibi orada duruyorsun? Gel sen de sarıl."
Demir de gelip bana sarıldığında nedense gözlerim doldu. "Hadi oturun arkadaşlar." dedi Kenan.
Yuvarlak masanın etrafında toplandığımızda bu masa bana depodaki çetenin toplanma masasını hatırlattı.
Sağımda Kenan, solumda Demir, Demir'in yanında Destan, Destan'ın yanında Berke, Berke ve Kenan'ın arasında da Ateş vardı.
"Bu, Dalga ile birlikte girdiğimiz ilk yılbaşı olacak. O yüzden, bu günün şerefine gece bitene kadar eğlencenize bakmanızı istiyorum. Demir sen de istediğin kadar viski iç sarhoş olmak da serbest." Hepimiz güldüğünüzde Kenan bardağını kaldırdı. Onunla birlikte biz de bardaklarımızı kaldırdık. "O zaman, şerefe." dedi.
Bardaklarımızı birbirine vurduğumuzda Kenan'a bakarak yudumladım viskimi. Bardağımı masaya bıraktığımda Kenan Demir'e baktı. "Tatil için nereye gideceğiz?"
"Biz Sapanca diyoruz, size de uygunsa tabii ki."
"Bize uygun," dedi Kenan hem benim, hem de kendi adına konuşarak. "Peki ne zaman gideceğiz?" diye sordu Kenan Demir'e.
"Cumartesi uygun mu?" O an Barkın'ın doğum günü aklıma geldi. "Olmaz, çünkü haftaya salı Barkın'ın doğum günü."
"O zaman, haftaya cuma nasıl olur?" dedi Destan.
"Olur. Bizim için uygun." dedim bu sefer ben Kenan'la kendi adıma konuşarak.
"Ateş, sizin için uygun mu?" dedi Demir.
"Valla bizim için uygun, siz nereye derseniz biz de oraya geliriz değil mi Berke?" dedi Ateş.
"Evet evet, hem İzmir'in kızları da güzeldir." Ateş Berke'nin omzuna vurduğunda dördümüz de güldük. "Bir kere de şu konuyu açma ya." dedi Ateş.
"Ne yapayım? Ben de mutlu olmak istiyorum." dedi Berke.
"Olacaksın. Hepimiz mutlu olacağız." dedi Kenan.
İçerden gelen anonsu duyduğumda Kenan'a baktım.
Sayın misafirlerimiz, pistimiz açılmıştır. Bütün çiftlerimizi sahneye bekliyoruz.
Destan ve Demir ayağa kalktığında bize baktılar. "O zaman, biz dans etmeye gidiyoruz." dedi Demir.
Onların arkasından baktığımda ne kadar yakıştıklarını bir kez daha anlamış oldum. Kenan'a baktığımda o da etrafa bakıyordu. Öksürdüğümde bana baktı. Gülerek ceketini çıkardı ve ayağa kalktı.
Kenan Berke'lere baktı. "O zaman size de iyi eğlenceler." Nereye gidiyordu bu şimdi?
İçeriye girdiğinde ben de ayağa kalktım. "Ne yapmaya çalışıyor bu?"
"Bilemiyoruz." dedi Berke.
Ben de ayağa kalktım ve içeriye girip pistin tam ortasında durduğumda etrafımda döndüm. Ama Kenan yoktu. Geriye doğru bir adım attığımda bir adama çarptım. "Pardon beyefendi-"
Çarptığım adam Kenan çıktığında ona baktım. "Sorun değil. Bu arada, yanınızda kimse yok. Ve pistin ortasındasınız. Farkındasınız değil mi?"
"Evet, yalnızım çünkü. Ben de dans edebileceğim yakışıklı birini aramak için gelmiştim aslında."
"Hımm, ben de yalnızım, ve yanıma yakışacak bir güzel arıyordum. Sanırım tesadüfen çarpışmadık."
"Bu arada," Kenan'ı baştan aşağıya süzdüm. "Çok yakışıklıymışsınız. Sizin gibi bir erkeği nasıl yalnız bıraktılar acaba?"
"Siz de çok güzelsiniz. Yani ben dünyanın en güzel kızını bulana kadar yalnız kalmayı tercih ettim. Peki ya siz, sizin gibi bir kızı nasıl yalnız bıraktılar?"
"Ben de dünyanın en yakışıklı erkeğini bulana kadar bana gelen teklifleri reddettim. O yüzden yalnızım. Hem, yalnızlık bazen bana iyi geliyor, ama bir sevgiliye ihtiyacım var."
"Anlıyorum." Elini bana uzattığında bir eline bir gözlerine baktım. "Yani, eğer yalnızsak, birlikte dans edebiliriz." Etrafına baktı. "Sanırım tek eşleşmeyen iki insan biziz. Ne dersiniz? Benimle dans etmek ister misiniz?"
Uzattığı elini tuttum. "Olur, isterim."
Ona yaklaştığımda elleri belimi buldu. Ben de omuzlarını tuttuğumda yavaş hareketlerle dans etmeye başladık. "Adınız neydi bu arada?"
"Kenan ben. Sizin adınız neydi?"
"Dalga ben de."
"İsminiz ne kadar da güzel. İlk defa duyuyorum. Hoşuma gitti."
"Sizin de adınız çok karizmatik. Yani, size de çok yakışıyor. Yakışıklılığınız isminize de yansımış gibi resmen." Kenan'ın gözleri gözlerimdeydi ancak arada dudaklarıma da kayıyordu bakışları. "Gözlerinizin rengi ne kadar güzelmiş. İlk defa böylesine güzel mavi gözlere sahip birini görüyorum."
"Çok naziksiniz. Deniz Mavisi derler bana, adımı gözlerimden aldığım için."
"Deniz Mavisi, bakın bunu da sevdim."
Beni kendi etrafımda döndürdü ve kendine çekti. "Viski içmek ister misiniz?"
"Bilmem, yani gece boyunca yanımda duracaksanız olur." Gülümsediğinde elimi tuttu ve birlikte bar masasına oturduk. O kolunu masaya koyduğunda ben de bacak bacak üzerine attım. "İki tane viski lütfen." dediğinde bana döndü. "Kaç yaşındasınız?"
"On sekiz. Siz?"
"On dokuz."
"Ne güzel." Viskilerimiz geldiğinde bardağın birini bana uzattı. "O zaman, güzelliğinize hanımefendi."
"Yakışıklılığınıza beyefendi." Bardaklarımızı birbirine vurup viskilerimizi yudumladığımızda Kenan sürekli bir yerlere bakıyordu. "Ne oldu?"
"Efendim? Şey, yok bir şey. Öylesine bakıyorum işte."
"Bir nedeni yok mu?" Tam viskisini yudumlayacakken bana baktı ve bardağını masaya bıraktı. Yüzüme birazcık yaklaştı ve gülümsedi. "Sana bakan birileri var mı diye bakıyorum."
Verdiği cevap karşısında donup kaldığımda benden uzaklaştı ve viskisini bitirdi. Öksürdüğümde ben de viskimi bitirdim ve ayağa kalktım. "Neyse size mutlu yıllar beyefendi."
Yürümeye başladığımda arkamdan geldi ve beklemediğim bir anda -canımı acıtmadan- kolumu tuttu. Bir ona, bir de kolumu tutan eline baktığımda kolumu bıraktı. "Şey, başka bir planınız var mı?" dedi.
"Neden soruyorsunuz?"
Yavaşça kulağıma yaklaştı ve fısıldadı. "Eğer hala vaktiniz varsa, benimle terasa çıkmak ister misiniz? Yeni yıla sizinle baş başayken girmek istiyorum. Hem, bu gece dolunay olduğunu gördüm."
Yüzüme baktığında şaşkınlıktan dudaklarımı araladım ve derin bir nefes verdim. "Olur. En azından yeni yıla yalnız girmemiş olurum."
Elini uzattığında gülerek elini tuttum. Merdivenlere doğru ilerlediğinde onun peşindeydim. Bir kat çıkıp bana baktığında gülümsedi. "Neden sürekli gülüyorsun?"
"Sanırım gecenin en güzel kızıyla şu an terasa çıktığım için kendimle gurur duyuyorum."
"Siz bana mı yürüyorsunuz?"
"Estağfurullah, ama isterseniz sevgili olabiliriz."
"Bilmem, olabilir belki." Merdivenin yarısında bir anda bana döndü ve işaret parmağını kaldırdı. "Ne dediniz?"
"Olabilir belki dedim."
"Belkiyi atın bence. Olabilir miyiz?"
"Bir dakika, siz bana aşık mı oldunuz?"
Üzerime doğru gelip sırtımın duvara yaslanmasını sağladığında boşta olan elini duvara yasladı. Gözlerimin içine baktığında kalbim öyle delicesine atmaya başladı ki, sanki dışarıya fırlamak istiyordu. "Yani, itiraf etmem gerekirse sizden hoşlandım. Solunuzdaki aynaya bakın." Gözlerimi aynaya diktiğimde biz oradaydık. Kenan'la duvar arasında kalmıştım. Kenan bana öyle bakıyordu ki, bana tekrar aşık olmuş gibiydi. "Siz söyleyin, yanınıza yakışıyor muyum? Bana soracak olursanız biz bence çok yakışıyoruz." Gözlerimi ona çevirip gülümsedim. "Evet, galiba yakışıyoruz."
Gülerek dudaklarıma baktığında kısa bir süre gözlerime döndü. "Parfümünüz, çok güzelmiş. Hoşuma gitti."
"Sizin parfümünüz de bayağı çekiciymiş."
Merdivenleri tırmanmaya devam ettiğimizde ona bakıyordum. "Hanımefendi, şimdi biz sevgili miyiz? Ona göre hitap edeceğim de o yüzden soruyorum."
"Sanırım sevgiliyiz."
"Tamam sevgilim." Gülümsediğimde nedense gözlerim doldu. Elini daha sıkı tuttuğumda sonunda terasa gelmiştik. Kapıyı aralayıp içeri girdiğimizde kapıyı kilitledi. Etrafa baktığımda burada kimse yoktu. "Ben her sene yılbaşını bu terasta kutlarım. Burası aslında hiç boş olmazdı. Ama bu gecelik terası kiraladım. İkimiz için."
"Ne yaptın?"
"Terası kiraladım. Ne güzel işte güzelim. Sadece sen ve ben varız. Herkesten uzakta bir yılbaşı gecesi geçireceğiz."
Terasın bitimine gelip korkulukları tuttum ve manzaraya baktım. "Buradan şehir ne kadar da güzel görünüyor."
Kenan kollarını korkulukların üzerine koydu ve ellerini birbirine kenetledi. "Şehirin manzarası da, Ay da bu gece çok güzel." Ay'a baktığımda gözlerim kocaman açıldı. "Ne kadar güzel görünüyor. Dolunayı ilk defa bu kadar yakından görüyorum."
"Ay geceye aittir. Gündüze değil, işte sen de böylesin sevgilim. Sen tıpkı Ay'ın geceye ait olduğu gibi sadece bana aitsin. Daima benimsin..."
Başımı Kenan'a çevirdiğimde söyledikleri karşısında kalakaldım.
2026'ya son on, dokuz, sekiz, yedi, altı, beş...
Kenan üzerime gelip belimi kavradığında benim de ellerim gömleğine yapıştı. Üç, iki, bir... Geri sayım bittiğinde Kenan'ı gömleğinden çekip dudaklarımı dudaklarına bastırdığımda beni kendine daha çok çekti. Aşağıdan konfeti patlama sesleri ve ıslıklar yükseldiğinde havai fişekler de patlamaya başlamıştı.
Kenan'dan ayrıldığımda şehrin dört bir yanından havai fişeklerin patladığını gördüm. Hava renk renk havai fişeklerle süslendiğinde Kenan'a baktım. Dudaklarını ıslattı ve gülümsedi. "Rujunun tadını sevdim ama bu normal mi?"
"Tabii ki de değil şapşal." Bir eli hala belimdeyken diğer eliyle çenemi tuttu. "Hayatımı renklendirdiğin için, bana neşe kattığın için sana minnettarım canımın içi. İyi ki seninle tanıştım. İyi ki hayatıma girdin. İyi ki benim sevgilimsin. Seni seviyorum."
"İyi ki hayatımdasın aşkım. Ve, her şeyden önce iyi ki varsın. Seni çok seviyorum." Beni kaldırıp korkuluklara bıraktığında ve bacaklarımın arasına girdiğinde küçük bir çığlık attım. "Kenan, korkuyorum sıkı tut beni."
"Korkma bebeğim. Bendesin, düşmene asla izin vermem." Yüzünü ellerimin arasına alıp yanaklarını okşadım başparmaklarımla. Onu öpmemi beklediği sırada dudaklarımı dudaklarıyla buluşturdum. Uzun uzun, bu anın tadını çıkara çıkara birbirimizi öptükten sonra gülerek beni aşağıya indirdi. "Gidelim mi?"
"Olur."
Bahçeye indiğimizde Ateş ve Berke gitmiş, Demir ve Destan kalmıştı. "Siz neredeydiniz? Biraz dans edip ortadan kayboldunuz." dedi Demir.
"Baş başa kalmak istedik diyelim." dedim.
Kenan ceketini ve benim çantamı aldığında Demir'lere baktı. "Biz de çıkıyoruz. İyi geceler size."
"İyi geceler."
"İyi geceler." dedi ikisi de aynı anda.
Mekandan dışarı çıktığımızda kar yağıyordu. Hafif ama soğuk esen rüzgar beni üşüttüğünde ellerimi kollarımda gezdirdim. "Hava biraz fazla soğuk sanırım."
"Üşüyor musun?"
"Yani, azıcık." Kenan elindeki ceketini omuzlarımın üzerine koyduğunda ceket üzerimde elbisemle aynı boyda durdu. "Şimdi daha iyi misin?"
"Evet."
"Bu arada, sana bir söz vermiştim değil mi?"
"Ne sözü?" Cevap vermesini beklediğim sırada beni birden kucağına aldı. Küçük bir çığlık attığımda ona baktım. "Kenan, ne yapıyorsun?"
"Seni kucağıma aldım bebeğim. Ne var yani? Gel hadi İstanbul'u gezdireceğim sana. Bu gecemi seni gezdirerek geçireceğim."
Yürümeye başladığında gülerek etrafa baktım. "Sen bayağı bir delirmişsin."
"Sizin sayenizde Dalga Hanım. Ama iyi ki delirttiniz beni, bu halimden çok memnunum. Yani, delilik benim kanımda var sanırım. Eğlenceli bir şey, ben aşırı eğleniyorum."
"Aşkım, sen deli değilsin, hastasın."
"Sana hastayım desem tepkin ne olur?"
Güldüğüm sırada ayaklarımı salladım yavaşça. "Diyecek bir şey bulamıyorum."
Sahile geldiğimizde bir an ciddileşerek bana baktı. "Şu an, Ay'ın ışığı üzerine yansırken o kadar güzel görünüyorsun ki, gözlerimi senden alamıyorum."
Gözlerimi kaçırıp ileriye doğru baktım. Sahil yolu upuzundu ve bembeyaz haliyle çok güzel görünüyordu. "Önüne bakar mısın lütfen? Düşeceğiz yoksa."
"Tamam, ama gözlerini bir daha kaçırma, olur mu?"
"Tamam. Bu arada, yoruldun mu?"
"Yorulmak mı? Aklımdan bile geçirmedim. Bence sen de yorulduğumu düşünme. Hem, yorulsam bile bırakmam seni. Söz verdiysek sözümüzü tutacağız."
"Peki, sahil bitimine kadar yürüyecek misin?"
"İstersen neden olmasın. Bana uyar."
"Bence bu kadar yürümen yeter, ben kabul ettim. Yani, on dakika olsa bile seninle İstanbul'u turlamış gibi hissediyorum. Hadi eve gidelim. Zaten eve çok yakınız."
"Nasıl istersen güzelim."
Yirmi dakika sonra eve geldiğimizde Kenan beni kapının önünde indirdi. Üzerimize biraz kar yağmıştı ama bu durum çok güzeldi.
Kapıyı açıp içeri girdiğimizde ceketini askılığa astım. Çantamı da vestiyere bıraktığımda Kenan'a baktım. Göğsünden ittirip sırtını kapıya yasladığımda bana baktı. "Yavaş."
"Ne oldu? Hoşuna gitmedi mi?"
"Hem hoşuma gitti, hem de bayıldım. Aklımı alıyorsun." Yavaşça dudaklarına yaklaştım ama onu öpmedim. Geriye çekilip gözlerinin içine baka baka gömleğinin düğmelerini açtım. "Dalga yapma şunu." dedi Kenan çenemden tutup yüzümü kaldırarak. "Ne yapıyorum?"
"Dudaklarıma yaklaşıp beni öpmeden geri çekiliyorsun. Başımı döndürüyorsun yapma bunu." Cevap vermemeyi tercih edip Kenan'ın gömleğini aşağıya çekiştirdim ve üzerinden çıkarmasını sağladım. "Üzerimi değiştireceğim gelme odaya." Merdivenlerden çıkarken gömleği burnuma yaklaştırıp o odunsu erkek parfümünün kokusunu içime çektim. "Kaç bakalım. Nereye kadar kaçabileceksin benden acaba?" diye söylendiğini duydum Kenan'ın.
Gülerek odaya girdiğimde Kenan'ın gömleğini masamın üzerine bıraktım. Beyaz pijamalarımı giyip yatağa uzandığımda Kenan da odaya girdi. O da siyah pijamasını giyinmişti. Yanıma uzandığında bana baktı. "Gömleğimi niye aldın?"
"Bende kalsın, saklayacağım." Güldüğü sırada doğrulup ona baktım. "Sen bir doğrulsana ya."
Sebebini sormadan doğrulduğunda pijamasının üstünü üzerinden çıkardım. Kahkaha attığında kıyafetini yatağın sonuna atıp gülümsedim. "Neden yapıyorsun bunu?"
"Böyle çok daha iyi."
"Ya Dalga Allah aşkına, karın kasların hoşuma gidiyor aşkım demiyorsun da, böyle daha iyi diyorsun."
"Ne alaka? Ben kalbinin üzerinde uyumak için... Ya off, tamam. İtiraf ediyorum, seninle böyle uyumak hoşuma gidiyor. Tamam mı? Aldın mı cevabını?"
Eli saçlarıma gidip tokamı çıkarttığında saçlarım dağıldı. Tokayı kıyafetinin üzerine attığında bu sefer ben kahkaha attım. "Neden yaptın bunu?"
"Saçların dağınıkken aklımı daha çok başımdan aldığın için."
Göğsünden ittirip sırtının yatağa uzanmasını sağladığımda güldü. "Bekle, şarkı açacağım." Telefonumu elime aldım ve gülerek bulduğum şarkının üzerine tıklayıp telefonu komodine koydum. Dilerim Ki çalmaya başladığında Kenan da gülümsedi. "Geldi yine bizim şarkımız." dedi.
"Hayır, bizim şarkımız Sen ya da Hiç. Bu ikinci sırada dursun. Hadi Dilerim Ki söyle bana."
"Tamam güzelim." Şarkının melodisi bittiği gibi Kenan'ın dudaklarına baktım.
"Umudumsun
Simsiyahken her yanım
Huzurumsun
Uçurumsun
Atlasam karanlığına
Adım unutulsun."
Bir elimle sol yanağını okşamaya başladım.
"Evim ol
Kurtar beni
Sonum ol
Dilerim ki
Dilerim ki asla caymazsın benim olmaktan
Dursun zaman
Kalsın yerin derinlerinde saklanan."
Şarkının melodisi geldiğinde yine biraz önce yaptığım gibi dudaklarına yaklaştım fakat geri çekildim. "Devam et lütfen." dedim.
"Ya Dalga."
"Kenan hadi." Şarkının melodisi bittiğinde bu durumdan dolayı kendini bozmadan devam etti.
"Sönemezsin
İçimi yakan delip geçen
Ateş sensin
Onlar ne bilsin?
Sana çıksa keşke her yolum
Hayalimsin
Evim ol kurtar beni
Sonum ol
Dilerim ki
Dilerim ki asla caymazsın benim olmaktan
Dursun zaman
Kalsın yerin derinlerinde saklanan
Kaybolan bir ruh gibi
Kayıp gidersem de bul beni
Mahvolur da bitersem
Tut elimi
Dilerim ki
Dilerim ki asla caymazsın benim olmaktan
Dursun zaman
Kalsın yerin derinlerinde saklanan
Dilerim ki
Dilerim ki asla caymazsın benim olmaktan
Dursun zaman
Kalsın yerin derinlerinde saklanan."
Gözümden bir damla yaş aktığında Kenan akan yaşı sildi burnunu çekerek. "Neden ağlıyorsun?"
"Duygulandım. Bu arada, ilişkimiz kaç aylık oldu?"
"Bu ayın on sekizinde dört aylık bir ilişkimiz olacak."
"O zaman duygulanmam normalmiş." Yüzüne biraz daha yaklaştım ve saçlarıyla oynamaya başladım. Beni öyle güzel izliyordu ki, ona hayran kalmamak elimde değildi.
Tekrar dudaklarına yaklaştım. Bu sefer dudaklarımız ucundan birbirine değmişti ama geriye çekilmeyip dudaklarımı biraz aşağıya kaydırdım ve çenesini öptüm. "Dalga öper misin artık beni?"
"Sabret sevgilim." Sol yanağından şakağına, şakağından alnına, alnından sağ yanağına, oradan burnuna... Dudakları haricindeki yüzünün her bölümünü öptükten sonra biraz aşağıya kaydım ve boynunu öptüm. "Dalga..."
"Sus Kenan." Bana baktığında tek elimle boynunu tuttum ve dudaklarımı dudaklarına kenetledim. "Aldın mı istediğini?" dedim dudaklarımız arasında milimetreler varken.
"Henüz değil." diye fısıldadı. Beni yana yatırdığında ellerim başımın iki yanına düştü. Sol elinin parmaklarını sağ elimin parmaklarının arasından geçirerek elimi sıkı sıkı tuttuğunda diğer eliyle boynumu tuttu. Altdudağımı sertçe kavradı ve kendisine doğru çekti yavaşça. Bunu defalarca kez yaptı. Tabii ki mırıldanmadan duramadım Kenan yüzünden. Her mırıldanmam onun daha çok kafasını karıştırdı. Dudaklarını hiçbir zaman dudaklarımdan ayırmadı.
Ardından dakikalar hatta saniyeler önce çekiştirdiği altdudağıma küçük ama derin bir öpücük kondurdu. "Şimdi aldım istediğimi." Yanıma devrildiğinde nefes nefese kalmıştık ikimiz de.
Başımı göğsünün üzerine bırakıp ona sarıldığımda saçlarımı öptü. "İyi geceler bebeğim."
"İyi geceler aşkım."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18