Zorbam kitap kapağı

15. bölüm / 23

Zorbam

15. Bölüm: Koruma İçgüdüsü

Vaveyla Yazarı: Nisalie <3

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 15. Bölüm: Koruma İçgüdüsü

“Deniz!”
Okula hazırlanırken seslendim. “Efendim anne?”
“Kız, Teoman geldi!”
Saçımdaki tarak gevşedi. “Kim dedin?”
“Demir geldi Demir! Seni bekliyor kapıda!”
Tarağı yerine yerleştirip hızlı adımlarla kapıya gittim. Annem kapının önünde elleri belinde bekliyordu. Demir ise yavru köpek bakışları ile beni bekliyordu.
“Deniz Kızı…”
“Efendim? Neden geldin ki okulda karşılaşacaktık zaten.”
Bakışlarını kaçırarak omuz silkti. Daha sonra tekrar bana baktı. “Merak ettim.”
Annem gülümsemesini saklamak için dudaklarını birbirine bastırarak arkasını döndü. “Ben sizi yalnız bırakayım çocuklar hadi siz gidin okulunuza.”
Annem uzaklaşınca tekrar Demir’e döndüm. “Gerek yoktu gelmene.”
“Olsun… Ben senin iyi olduğunu görmek istedim.”
İstemsizce gülümsedim. “Tamam o zaman hadi okula gidelim. Bekle çantamı alayım.”
Arkamı dönecektim ki kolumdan tutup beni kendine çekti. Kapının dışına çıkınca kimsenin duymamasını ister gibi kapıyı hafif aralık bırakacak şekilde kendine çekti. Daha sonra da bana döndü. Sırtım duvara değiyordu. Bir eli ile kolumu, dirseğimin hemen altını tutuyordu.
“Deniz…”
“Bana Deniz dediğine göre durum ciddi.” Dedim hafif şakaya vurarak.
Gülmediğini görünce durumun gerçekten ciddi olduğunu anladım.
“O boynundaki morluk neyin nesi?”
Gülümsemem soldu.
Ben sana nasıl cevap vereyim ki?
“E-Eda. Eda boğazımı sıktı.”
“Yalan söylüyorsun.”
Gözlerim büyüdü. “Nereden anladın?”
Neşeden çok uzak bir ifadeyle dudağının sağ tarafı kıvrıldı. “Sol kaşın kalktı güzelim. Yalan söyleyince sol kaşın kalkıyor.”
“Yok öyle bir şey ya atma.”
“İnanmıyorsan seni tanıyanlara sor.”
Sessiz kalıp gözlerimi kaçırdığımda hafif öne eğildi. “Bunu ilk ben fark ettim değil mi?”
Yine sustum. Çünkü haklıydı.
“Deniz…”
Boştaki elini havaya kaldırdığı an refleks olarak yaklaşmaması için tutmadığı elimi göğsüne koydum.
Hassiktir!
Yaptığım yanlışla elimi göğsünden çektiğimde Demir yutkundu. Elini hızla arkasına alıp bana baktı. “D-Deniz bir şey yapmayacaktım… Yanağını okşayacaktım.”
Bana zarar verme ihtimali onu delirtiyor olmalı ki diğer elini de kolumdan çekti. Aklına ne geldiyse yüzündeki çaresiz ifade gitti, yerini karanlık bir ifadeye bıraktı.
“Biri sana vurdu mu? Rahatsız olacağın bir şey mi yaptı?”
“H-hayır… yapmadı kimse bana bir şey.”
“Doğruyu söyle.”
“Doğruyu söylüyorum.”
Gözleri sık sık boynumla gözlerim arasında gidip geliyordu. Boynuma her baktığında yumruklarını biraz daha sıkıyordu.
“Deniz doğruyu söyle!” Dedi sesini çok hafif yükselterek.
Annemin duymayacağı bir tonda bağırdım. “Ahmet yaptı!”
Bir anda dondu. Nefes aldığından bile şüphe ediyordum.
Gözlerimden yaşlar süzülürken konuşmaya devam ettim. “Ahmet yaptı! O Bulut’la olan resimini çizerken atölyeye girdi! Beni sıkıştırdı! Boynumu öptü! Bacağıma dokundu! Eteğimi sıyırmaya çalıştı! Asena kurtardı beni! O olmasaydı çoktan kendimi bir yerden atmıştım! Rahatladın mı şimdi? Gerçekleri duydun, rahatladın mı?”
Bağırışım hıçkırığa dönüştü. Yüzümü ellerim arasına alıp daha fazla ağlamaya başladım. Beklemediğim bir anda beni kendine çekince ağlamam daha da şiddetlendi.
Başım göğsündeyken saçlarımı okşuyordu. “Şşş… Geçti Deniz Kızı… Geçti… Ben yanındayım korkma. Kimse bir şey yapamaz sana… Ölüm yok…Kendini atmak yok… Tamam mı?”
Hiçbir şey demedim. Ağlamamı kesen şey boynumda hissettiğim ıslaklıktı. Ellerimi yüzümden çekince gördüğüm şeyle içime garip bir ürperti yayıldı.
Boynumu öpmüştü.
Ahmet’in morarttığı yeri öpmüştü.
Kafasını geri çekip masum bir ifadeyle şok olmuş yüzüme baktı. “Geçti mi?”
Afallamış gibiydim. “Ne?”
“Korkun, üzüntün, acın… Geçti mi?”
Kalbim tekledi.
“Geçmedi. Ama geçer.”
O kadar dipdibeydik ki nefesi dudaklarıma değiyordu. “Geçsin. Geçsin Deniz Kızı… Beni o kütüphanede yalnız bırakmayan kızın acı çektiğini görmek istemiyorum ben.”
Bakışları dudaklarıma kayınca yutkundu. Ağladığım için büyük ihtimalle kırmızılaşmış ve şişmişti. Bana doğru eğilerek durduğu için aramızda birkaç santim ya vardı ya yoktu. Gözlerine odaklanmakta, hafif ayrık duran dudaklarına bakmamakta güçlük çekiyordum.
Bir anda yavaş yavaş yaklaşmaya başlayınca kal geldi. Nefesim dahi durdu. Tam gözlerini kapatıp aramızdaki mesafeyi kapatacakken kafamı yana çevirip hafif aralık olan kapıya yöneldim. “Ç-çanta… Çantamı unuttum.” Hızla içeri girip kapıyı arkamdan kapattım. Kapanma sesi ile omuzlarımı düşürdüm. Kalbim çok hızlı çarpıyordu. Yanaklarım büyük ihtimalle domates gibi kızarmıştı.
Neden böyle olmuştu ki?
Annem kapıya doğru geldi. “Kızım siz daha gitmedi- Yüzüne ne oldu senin kız kıpkırmızı olmuşsun?”
“H-hiç… Çantamı alıp gidiyorum.”
Hızlıca odama girdim. Çantayı alıp kapının önüne geldim. Derin bir nefes alarak kolu indirdim. Demir bakışlarını anında bana çevirdi. “Şey… Hazırsan çıkalım.”
“Tamam. İki dakika bekle ayakkabılarımı giyeyim.”

Teoman Akkaya’dan
Yolculuk tek kelime etmeden geçmişti. Asfalt yola bakarak yürümüştük sadece.
İlk ders de öyle.
İkinci ders de öyle.
Öğle arasında da öyle.
Ekiptekiler bu durumu garipsiyordu fakat sormuyorlardı.
Sorsalar ne diyecektik ki zaten?
‘Deniz durdurmasa az daha öpüşüyorduk.’ Falan mı?
O Ahmet denen puşt da bugün okula gelmemişti.
Asena’nın dövmesinden sonra ayağa kalkamamıştır güçsüz herif.
Onu bir elime geçirsem…
Şimdi yemekhanede oturmuş aramızda sohbet ederek yemek yiyorduk.
“Abi ben diyorum ki basketbol seçmelerine bu yıl da katılalım!” Dedi Kutay.
Abim göz devirdi. “Zaten her yıl katılıyoruz gerizekalı Demir kaptan ya hani.”
Ekledim. “Ve biz her yıl bu konuşmayı yapıyoruz. Sizcede sıkmadı mı?”
Leyla heyecanla ellerini çırptı. “Ay, aşkım! En önden izliycez sizi her zamanki gibi değil mi kızlar?”
İkisi de onaylar mırıltılar çıkardı.
Kutay bir elini Deniz’in elinin üstüne koydu. “Denoşum sen kesinlikle geliyorsun itiraz istemiyorum! Bu şahısın nasıl turnike attığını görmen lazım!”
Zaten gelecek kızları tek bırakmaz.
Deniz kıkırdadı. “Merak etme Kuti, pankartını ben hazırlıycam!”
Niye sen hazırlıyorsun Leyla ya da Ezgi de hazırlayabilir?
“Ne yazacaksın?” Dedi Kutay.
“Gülüyoruz Size En Tepeden.” Diye şarkı sözlerinden birini söyleyince tüm ekip güldü.
“Ay boşverin maçı! Bugün çıkışta kafeye gidelim kızlar! New dedikodular var!” Dedi Ezgi.
Deniz’in gözleri parladı. “Ay yoksa Kumsal hakkında mı?”
“Eee… evet!”
“Bir dakika bir dakika.” Diye söze atladım. “Kumsal kim?”
Leyla bana yalandan küçümser bir bakış attı. “Sen bilmezsin canım, biz kızlar kalabalık ortamlarda isim kullanamayız. Kumsal diye biri yok yani. Bir lakap sadece. Mesela Aras’ınki Alya’ydı.”
Abim kıkırdadı. “Sevgili olduktan bir ay sonra bu bilgiyi söylemişti bana. Yanımda Ayla hakkında konuştuklarında arkadaşından falan bahsediyor sanıyordum.”
“Benimki ne peki?” Diye sordum merakla.
Ezgi bana döndü. “Onu söyleyemiyoruz maalesef.”
Leyla da başını salladı. “Aynen. Senin hakkında gizli konuşulan konular daha bitmedi. O yüzden lakabını öğrenemezsin.”
“Öyle olsun bakalım…” diyerek arkama yaslandım.
Leyla Ezgi’ye baktı. “Gidelim canım. Yeni bir mekan açılmıştı oraya gideriz isterseniz. Ama şık olucaz tamam mı? Ortam class çünkü!”
“Ay bir kahve içmek için ne uğraşıcaz be? Giyerim şort tişört gelirim işte.” Dedi Deniz.
Leyla gözlerini devirdi. “Anlaşılan benim dolabın kapağı yine açılacak Denom. Ya şık giyin ya da çıkışta villaya gider sana kendi kıyafetlerimden veririm!”
“Tamam o zaman sen tozpembe gardolabını hiç açma canım kendi kıyafetlerimden giyinirim!”
Ezgi şarkı söylemeye başladı. “Bakıyorsun niye çok toz pembe hislerle!”
Kızlar da eşlik etmeye başladı. “Kafayı bozdun sen o düşlerle! Koz bende! Acele etme! Yasak aşkın emin ellerde!”
Hafif yana eğilerek gözümü kızlardan çekmeden abime seslendim. “Şu enerjiden bende istiyorum. Çok mu?”
Güldü. “İstesekte onların enerjisine ulaşamayız kardeşim.”

Deniz Soysal’dan
Kızların isteği üzerine iyice süslenip evden çıkmıştım. Üzerimde omuzları açık mavi bir crop ve çıkarmamak için kendimi zor tuttuğum mini beyaz bir etek vardı.
Kıyafetleri anneme seçtirmemeliydim!
Ben bu etekle nasıl hareket edicem?

Yine annemin seçtiği topuklu ayakkabıları ayağıma geçirip kızların gelmesini bekledim. Bir süre sonra ikisi gülüşerek site bahçesine girip binanın önüne geldiler. Leyla’nın üstünde hiç şaşırmadığım pembe bir kombin, Ezgi’nin üzerinde de sarı bir kombin vardı.

“Oo hanımlar! İkiniz de taş gibi olmuşsunuz!”
Leyla gülümsedi. “Ay asıl sana ne demeli Deniz hanım? Bu güzellikle herkesi kendine aşık edersin benden söylemesi!”
“Evet sistam!” Dedi Ezgi de. “Su gibisin tü tü tü tü nazar değmesin!”
“Neyse kızlar hadi gelin gidelim.”
Biraz yürüdükten sonra mekana varmıştık. Yeni açıldığı için biraz kalabalıktı ama masa bulabilmiştik. Cam kenarında bir masaya oturup kahve sipariş ettik.
Merakla Ezgi’ye döndüm.
“Eee Ezgişim? Anlat bakalım Kumsal’la son gelişmeler neler?”
Siz sormadan söyleyeyim -Ki tahmin etmişsinizdir- Kumsal Kutaydı. Lakapları kişinin ismindeki ilk veya ilk iki harfe göre seçiyorduk. Mesela Teoman’ınki de Tuğçe’ydi. Teoman dedim çünkü Demir ismine daha lakap bulmamıştık.
Derya seçenekler arasındaydı.
“Şey… şey oldu…”
Sabırsız Leyla kahvesinden bir yudum alarak konuştu. “Ay kız söyle artık meraktan çatlayacağım!”
“Kumsal bana sarıldı.”
Leyla ile ikimiz aynı anda bağırdık. “Ne!?”
Ezgi’nin yanakları kızardı. “Bağırmayın ya. Şimdi şöyle oldu, Deniz bayılınca aşırı korkmuştum. Geldi bana sarıldı.”
“Ay aşkım artık daha sık bayılacağım!” Dedim sırıtarak.
Ne demişler? İzahı olmayan şeyin mizahı olur.
“Tövbe de kız Allah korusun! Bayılma bir daha.”
“Yakınlaşmanızda işe yaramış mı yaramış. En azından rolden falan…”
Biraz daha konuştuktan sonra başka konulara geçiş yaptık. Sohbet ederken yan masamıza üç tane erkek oturdu. Gözlük takmışlardı ve siyah kapüşonlarını kafalarına geçirmiş başlarını eğmişlerdi. Normalde tanımadığım insanlar dikkatimi çekmezdi fakat bunlar bu sıcakta kapüşonlu ceket giyerek oldukça dikkat çekici gözüküyordu. Sonra bir kişi daha dikkatimi çekti.
Çekmez olaydı.
Kapının önünde durup bana bakarak sırıtan Ahmet’i gördüğümde yutkundum.
Pis sapık beni takip mi etmişti?
Elim istemsizce boynuma gidince yüzündeki sırıtış daha da büyüdü. Adımlarını bize doğru atmaya başladı.
“K-kızlar…”
Leyla’nın yüzündeki gülümseme soldu. “Ne oldu sistam? Yüzün bembeyaz olmuş iyi misin?”
Dudaklarımı araladım fakat ben bir şey demeden Ahmet masamızda dikilip cevap verdi. “İyi iyi. Çok iyi o değil mi Deniz’im?”
Hızla ayağa kalkıp geri gitmeye çalıştım fakat masaya çarpınca elimi öne doğru uzattım. “U-uzak dur benden. Çığlık atarım yoksa.”
Titreyen sesime gülüp diğerlerine döndü. “Hadi siz uzayın buradan. Deniz’imle baş başa takılacağız biz.” Elini omzuma atmaya kalkıştı. “Değil mi Deniz’im?”
Eli omzuma temas etmeden Leyla elini sertçe ittirdi. “Siktir git buradan belanı bulma.” Dedi sert bir tonda. “Ben tanıştığın diğer kızlara benzemem paket eder çöp konteynırına yani layık olduğun yere uçururum seni buradan!”
Ezgi kollarını göğsünde birleştirdi. “Leyla’cım unutmuşsun galiba. Bu herif kendi kız kuzeninden dayak yiyip paket olmuştu. Alışık olmadığı şey değil yani.”
Ahmet bir adım ileri geldi. “Son kez söylüyorum. Siktirin gidin yoksa ben Deniz’i alır giderim.”
Yan masadan sarışın ve kumral olan iki kişi ayağa kalktığı sırada esmer olan onları kollarından tutup geri yerine oturttu ve bir şeyler fısıldadı.
Leyla da bir adım ileri gidip kafasını kaldırarak ona baktı. “Gel lan! Al alabiliyorsan! Şerefsiz adi köpek! Sen hele bir Deniz’e dokunmaya kalkış bak ben senin o elini nasıl bir yerlerine monte ediyorum!”
Herkes bize bakıyordu. Yan masadaki esmer çocuk gururlu bir gülümseme ile Leyla’ya bakıyordu.
Ahmet bizi izleyen insanlara bakıp rezil olmayı yediremeyerek “Ehh yeter!” Diye bağırıp kolumu sıkıca tutup kendine çekmeye çalışınca çığlık attım.
Herkes masasından kalkmıştı. Yandakiler ceketlerini ve gözlüklerini çıkarıp hızlı adımlarla yanımıza gelince rahatladım.
Kutay, Demir ve Aras.
Demir, boynumu morartan kişinin Ahmet olduğunu öğrendiğinden beri tuttuğu öfkeyi dışarı bırakır gibi hızlı adımlarla dibimize gelip yumruğunu Ahmet’e geçirdi.
“Yedi ceddini sikerim lan senin! Deniz’im diyor bir de puşt herif!”
Ahmet yumruğun şiddetiyle geriye doğru sendeleyince kolumu bıraktı. Aras ve Kutay, diğerlerini dışarı çıkarırken Teoman Ahmet’in dibine girip tişörtünü tutup kendine çekerek sağlam bir kafa attı. “Deniz’e dokunduğun ellerini sikicem senin piç herif!”
Oh olsun!
Kutay bir eli ile Ezgi’yi tutarken diğer elini bana uzattı. “Hadi Denoş gel. Demir halleder onu biz dışarı çıkalım.”
Ahmet kendini toparlayıp Demir’e yumruk atınca elimi ağzıma götürdüm. “O-olmaz kavgayı ayırın!”
“Deniz merak etme Demir halleder bir şey olmaz ona hadi gidelim.”
Diğerleri çoktan çıkmıştı. Demir ve Ahmet birbirlerine nefretle bakıp yumruklar tekmeler savuruyordu.
“Deniz’den sanane lan piç!” Diyip Demir’in karnına tekme atmasıyla gözlerim doldu.
Demir iki büklüm olurken Ahmet’in cümlesini düşünüyordum.
Demir’e piç demişti…
Doğrulup Ahmet’e tekrar bir yumruk savurdu. “Seni öldürürüm lan burada!”
Herkes onları ayırmak yerine telefonlarını açmış kavgayı çekiyorlardı.
“Bir şey yapsanıza ayırın kavgayı!” Diye bağırdım. Garsonlardan biri seslendi. “Hanımefendi, maalesef Teoman Akkaya’ya daha doğrusu Demir Öztürk’e müdahale edemeyiz. Müdahale edersek değişen tek şey yaralı sayısı olur.”
İş başa düştü Deniz... Kimse ayırmıyorsa ben ayırırım o zaman.
Allah’ım sana geliyorum nolur koru beni.
“Durun!” Diye bağırıp yüzüm Demir’in olduğu tarafa bakacak şekilde ortalarına atladım. Ahmet, Demir’i itmek isterken bir anda tüm gücüyle beni itince yere kapaklanacağımı düşünüp gözlerimi kapattım. Fakat öyle olmadı.
Acı hissetmiyordum. Ölmüş müydüm acaba? Ama kulağımın hemen altında hızlı hızlı atan güçlü bir kalp ritmi duyuyordum? Üstelik belimde bir çift el hissediyordum.
Birinin boğuk bir sesle “Siktir…” diye mırıldandığını duyunca yutkundum.
Lütfen düşündüğüm şey olmasın. Lütfen düşündüğüm şey olmasın. Lütfen düşündüğüm şey…
Gözlerimi açtığımda birinin göğsünde yerde yattığımı gördüm. Hızla kafamı kaldırınca bir çift kahverengi gözle karşı karşıya geldim.
Gerçi sebebini bilmediğim şekilde koyulaşıyordu ama neyse…
“Deniz Kızı…”
“D-Demir’cim?”
Fısıltı tonunda konuştu. “Biraz daha üzerimde durmaya devam edersen olacaklardan ben sorumlu olmam…”
“Anlamadım?”
Gözleri dudaklarıma kaydı. “Anlamaman senin yararına. Sadece herhangi bir yerime değmeden üzerimden kalk.” Tişörtünün yaka kısmını sıktığım ellerime göz ucuyla bakıp gözlerini kapattı. “Siktir dayanamıyorum…”
Bir anda altımda hissettiğim sertlikle gözlerim kocaman açıldı.
Çok yanlış yerde oturuyordum.
Bacaklarım iki yanında açıkken çok yanlış pozisyondaydık.

Teoman Akkaya’dan
Kendimi tutamıyordum. Üzerimde o kısacık kıyafetleriyle, yüzüme dökülen kahverengi saçlarıyla ve kimsede göremeyeceğim güzelliğiyle nefesi dudaklarıma çarpacak kadar yakınımdayken aklımı başımdan alıyordu.
Uyarıldığımı anlayınca ateşe değmiş gibi üzerimden kalktı. Ben ise birkaç saniye soluklanıp sonra ayağa kalktım. Ahmet şerefsizi Deniz’i iterken kendisi de yediği yumruklardan dolayı ayakta zar zor durduğu için yere düşmüş, iki büklüm yatıyordu.
Ben olmasaydım ne olacaktı?
Deniz yere düşecekti.
Canı acıyacaktı.
Bunun siniri ile karnına son bir kez tekme atıp Deniz’le Kutay’ın peşinden dışarıya gittim. Gelirken bindiğimiz arabadalardı. Hızlı adımlarla ilerleyip şoför koltuğuna oturdum. Deniz ön koltuktaydı. Diğerleri de arkaya sıkışmıştı.
Kendime hakim olamayarak Deniz’i baştan aşağı süzdüm.
Bu kadar güzel olmak zorunda mıydı?
“Ezgi, Deniz, önce sizi evinize bırakalım sonra bizde eve geçeceğiz.” Dedim soğuk bir sesle.
Hep böyle oluyordu.
Deniz’le ne zaman yakınlaşsam önce kalbim çok hızlı çarpıyor yerinden çıkacakmış gibi oluyordu. Sonra ise kendimi ondan uzaklaştırıp aramıza duvar örüyordum.
Deniz bana dönmeden hatta konuşmadan sadece başını olumlu anlamda salladı. Yanakları sanki makyaj yapmış gibi pembe pembeydi.
Ben mi dedim ona kavganın ortasına atla, üzerime düş diye?
Sessizlik içinde Kutay’ın gülmemeye çalışan ifadesiyle bakışarak arabayı çalıştırdım.
Kutay orada dibimizde olduğu için görmekle kalmamış konuşmalarımızı da duymuştu.
Ben arabayı sürerken Ezgi’nin bir anda tiz bir çığlık atmasıyla ani fren yaptım. Elimi Deniz’in önüne koyarak ileri fırlamasını engelledim. Arkadan abimin sesi geldi.
“Ne çığlıklar atıyorsun ya?”
Kaşlarım çatık şekilde Deniz’e baktım. “Neden kemer takmıyorsun?”
“Sanane?” Dedi soğuk bir sesle.
Arkaya döndüm. “Ezgi neye bağırdın?”
Gözlerini belerterek bir bana bir Deniz’e bakıyordu. Kutay hemen yanında oturduğu için Ezgi’nin elindeki telefona bakıp güldü. Leyla ve Aras da önce telefona sonra birbirlerine baktı.
Ezgi derin bir nefes alıp konuştu. “Bir video paylaşılmış…”
Deniz’le anında birbirimize baktık.
Deniz keskin bakışlarını kesmeden konuştu. “Ne videosu?”
“Şey… Senin Demir’in üzerine düştüğün bir video.”
Bir bu eksikti!
Şu anda Deniz daha da pembeleşen yanaklarıyla bana beni öldürecek gibi bakarken ben ona onun gazabına uğramak istemediğim için dudağımı büküp gözlerimi kırpıştırarak yavru köpek bakışı atıyordum. Bir yandan ya onun kavgaya atlamasına izin verdiğim için kendime küfrediyordum.
Galiba bu sefer kimse beni onun elinden alamayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

424okunma 19beğeni 9yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18