9. bölüm · Zorbam

9. Bölüm: Garip Sakinlik ve Liste

Nisalie <3

Teoman Akkaya’dan
Ezgi ve diğerlerinin arkasını dönüp gittiği andan sonra kimse sınıfta yokken çantamı alıp okuldan çıkmıştım. Sahil kenarında kumlara oturup abimle benim en sevdiğimiz yemek olan tavuklu pilavı yiyordum. Kulaklığımda ‘Yalnız Kuş’ şarkısı çalıyordu.
‘Senin gökyüzünde, benim yerim yoktu.’
‘Kuru dallarında kanatlarım kırılıp koptu.’
‘Senin toprağında benim evim yoktu.’
‘Kader ayrı sondu, yazdığı son hikâye buydu.’
‘Yanlış yerde geziyor bu kuş…’
‘Bu yüzden yalnız uçuyor bu kuş…’
Haketmemiştim sevilmeyi.
Onca yaptığım şeyden sonra öz abimin bile sevgisini kaybetmiştim ben.
“Beni kim niye sevsin lan?” Diye mırıldandım kendimden tiksinen bir ses tonu ile.
Ciğeri beş para etmez, zorba herifin tekiydim.
Peki, böyle olmayı ben mi istedim?
Hayır.
Abimle büyüseydim her şey daha farklı olurdu. Onun gibi olgun, dürüst, sevilen bir insan olabilirdim.
Tabiki benim de suçum vardı.
Demir olmak yerine Teoman olup bataklığa batmayı ben tercih etmiştim.
Ben sadece yalnız kaldığımda Demir olurdum. Şimdiki gibi…
Yemeğim bitince karton tabağı bir kenara koyup kumlara yatıp gözümü kapattım.
Deniz’e yaptıklarım affedilemez türdendi.
Ama zaman geçtikçe Hakan Akkaya’ya daha çok benziyordum ve bundan nefret ediyordum.
O da beni her gördüğünde öldürdüğü ailemi ve işlediği günahları hatırladığı için benden nefret etmemiş miydi?
Ama iyiki benden nefret etmişti diyorum bazen.
Şebnem Akkaya’nın da bu işte parmağı olduğunu hatırlayınca yıkılmıştım.
Beni seviyor gibi yapıyordu ama aslında ölen oğlunun yerine koyduğu içindi bu sevgi. Kendi öz kızından bile daha çok seviyordu beni. Aslında o bile sevgi değil, takıntıydı.
Beni seven birkaç insanı kendi ellerimle kendimden uzaklaştırmıştım. Özellikle de abimi.
Eski anılarımızdan biri canlandı gözümde.
Evimizin bahçesindeki kuş evi astığımız ağaca bir karga konmuştu.
Minicik elimi kaldırıp işaret parmağımla kargayı göstermiştim abime…
‘Abi bak! Masaldaki karga!’
‘Ben kargaları çok seviyorum biliyor musun abi?’
‘Benden bile mi?’
‘Hayır. Abimi her şeyden çok seviyorum!’
‘Bende kardeşimi her şeyden çok seviyorum!’
Gözlerimdeki yaşlar istemsizce yanaklarımdan süzülüp kumlara damlıyordu.
Birbirini her şeyden, herkesten, kendi canlarından bile çok seven iki kardeşe ne olmuştu?
Kim mahvetmişti onları?
Ben.
Ben kendim kaybettim kendi canımdan çok sevdiğim, uğruna kurşunların üzerine atladığım abimi…
…..
Biri yanağımı okşuyordu.
Kim olduğuna bakmak için gözlerimi yavaşça araladım. Burada uyuyakalmıştım.
Annem.
Yerimde doğruldum.
“A-anne?”
Yüzünü hatırlamıyordum fakat Serhat amca, anne ve babamın birkaç fotoğrafını göstermişti bize.
Başımı sağa doğru çevirdiğimde babamı da gördüm.
“Baba?”
Öldüm mü ben? Cennete mi geldim? Gerçi ben cennetin kapısının yanından bile geçemem…
“Oğlum…” Dedi annem şefkatle.
“Anne!” Diyip sarılıp başımı göğsüne koydum.
“Seni çok özledim anne…” annemin kolları arasında küçücük bir çocuk gibiydim.
Sımsıkı sardı beni kollarıyla. “Biz seni hep görüyoruz oğlum… Seni ve abini hep görüyoruz. Yalnız olmadığınızı ve sevildiğinizi bilin.” Saçlarımın arasına uzun bir öpücük kondurdu. “Tamam mı küçük civcivim?”
Gözlerimdeki yaşlar annemin beyaz elbisesine damlıyordu. “Anne abim artık beni sevmiyor… Nefret ediyor benden…”
Ne kadar istemesemde annemin kolları arasından çıktım. Babam sarıldı bu sefer bana. Sırtımı sıvazladı. “O nasıl söz Demir? Kardeş, kardeşten nefret eder mi hiç?”
Demir sözünü duymak içimi burkmuştu. “Uzun zamanadır Demir lafını duymuyorum… Teoman diyor bana. Kardeşi olmayan birinin ismi ile sesleniyor abim bana…”
Babam gülümsedi. “Kırgın olduğundan oğlum… Abin sana kırıldı. Ama senden nefret etmiyor.”
Annem de gülümsedi. “Sen ne zaman düzelirsen, o zaman gerçek isminle, kişiliğini taşıdığın isimle seslenecek abin sana.”
“Niye gittiniz? Neden yalnız bıraktınız bizi?”
Babam elini omzuma koydu. “Dedik ya oğlum. Biz hiç gitmedik. Hep sizin yanınızdayız. Sizin nasıl iyi kalpli insanlar olduğunuzu en iyi biz biliyoruz.”
Annem başını olumlu anlamda salladı. “Eski Demir ol oğlum. Yine bizim küçük civcivimiz ol… Eskisi gibi olursan abin affeder seni. Sakın bir daha abinin senden nefret ettiğini düşünme. Abin seni çok seviyor. Sana kızgınken bile çok seviyor…”
İkisi de bir anda silikleşmeye başlayınca ne yapacağımı şaşırdım.
“Durun! Nolur gitmeyin! Yalnız bırakmayın beni bu dünyada! Siz olmadan yaşamak iyi hissettirmiyor bana. Nolur tek başıma bırakmayın beni!”
Uzak bir yerden “Teoman…” diye bir ses yankılanıyordu.
Annem ve babam son kez elimi tuttu. Babam gülümsedi. “Tek başına değilsin oğlum… Abinle siz birbirinizin ailesisiniz. Sakın yalnız bırakmayın birbirinizi.”
Annem son kez saçlarıma dokundu. “Ne yap ne et, eski Demir ol oğlum. Abin o zaman affeder seni.”
Yine aynı ses yankılandı. “Teoman…”
Yanağımda bir el hissettim. Annem ve babam iyice kaybolmuştu.
“Hayır! Bırakmayın beni ya bırakmayın! Beni de yanınıza alın!”
“Teoman!”
Gözlerimi açtığımda karşımda hiç beklemediğim biri vardı.
Deniz.
Kumların üzerinde dizlerinin üstüne çökmüş, başımda bekliyordu. Süt olayından sonra banyo yapmış olmalı ki saçları ıslaktı. Elini yanağıma art arda dokundurup beni uyandırmaya çalışıyordu.
“S-sen neden buradasın.”
“Okuldan çıkıp eve gidiyordum. Az sahilde yürüyeyim dedim. Seni yatarken gördüm. Sayıklıyordun… Galiba kabus görüyordun. Uyandırayım dedim.”
“Ne sayıklıyordum?”
Bakışlarını kaçırdı. “Anne baba falan diyordun. ‘Abim’ diyordun. Arada bir ‘Gitmeyin’ demeye başladın. En son ‘Beni de yanınıza alın’ deyince bağırarak uyandırmak zorunda kaldım.”
Yerimde dikleşip dizlerimi kendime çektim. “Kabus değildi…” Yüzümde bir gülümseme oluştu. “Hatta şu ana kadar gördüğüm en güzel rüyaydı.”
Annem saçlarımı öpüp ‘küçük civcivim’ diyordu…
Babam sırtımı sıvazlayıp nasihatler veriyordu…
Her şey mükemmeldi.
“O zaman neden ağlıyordun?” Diye sordu merakla.
Yüzümdeki tebessüm soldu. Gözlerim doldu. “Gerçek olmadığı için…”
Sayıkladığım kelimelerden dolayı rüyamı az çok tahmin edebildiği için yutkundu. Hemen dibime gelip benim yaptığım gibi kollarını, kendisine çektiği dizlerine sardı. “Birbirimizle çok zıttız…”
Bu sefer ben merakla sordum. “Neden?”
Gözleri doldu. Denizin dalgalarını izlerken konuştu. “Çünkü bende bazen rüyalarımda ağlıyorum. Ama gerçek olduğu için…”
O denizi izlerken ben onu izliyordum. “Özür dilerim.” Dedim bir anda.
Gözlerini kocaman açarak bana döndü. “Anlamadım?”
İlk defa pişman olmanın utancı ile yanaklarımın kızardığına emin olduğum için ayağa kalkıp sırt çantamı omzuma taktım. Sesimi olabildiğince normal çıkarmaya çalışarak konuştum. “Özür dilerim işte. Her şey için. Duydun bitti tamam mı?” Arkamı dönüp yürürken şaşkınlıkla birlikte kıkırdadığını duydum.
Tabi önünde kıvranmam hoşuna gitmiştir hanımefendinin…
.....
Derin bir nefes alıp zili çaldım. Hızlı adım seslerini duydum.
Abim kapıyı açtı. Endişeli görünüyordu. “Neredesin sen?”
“Dışarıdaydım…” diye mırıldanarak yanından geçtim. Fakat kolumdan tuttu.
“Teoman ‘Dışarıdaydım’ yeterli bir cevap değil. Okuldan niye erken çıktın? Neredeydin? Neden seni aradığımda açmadın? Yanında biri var mıydı yoksa tek miydin? Ve Serhat amcanın üvey çocukları olarak etraf fidyeciler kaynarken tek başına dışarı çıkman ne kadar tehlikeli senin haberin var mı?”
Nefesimi sesli verdim. Beni sorguya çekmek ve hızlı konuşmak konusunda sevgilisi ile kapışırlardı.
Al birini vur ötekine.
“Sahildeydim, telefonum kapalıydı aynı zamanda uyuyordum, yanımda Deniz vardı, okuldan canım istediği için erken çıktım ve fidyeciler de bana bir bok yapamaz. Tüm sorularına cevap aldın mı abicim?”
Duraksadı. Elini gözlerimin altına götürüp dokundu. “Ağladın mı sen?”
Gerildim. “Yoo. Nereden çıkardın onu?”
“Yalan atma lan ağlamışsın. Ben malımı bilirim. Geç otur bakayım şuraya…” Koltuğu gösterdi.
Giyip oturduğumda o da yanıma oturdu. “Dökül.”
“Ağlamadım. Fazla uyuduğum için göz altlarım şişmiş galiba bilmiyorum.”
“Peki, Deniz diyordun? Okuldan sonra yanına mı geldi?”
“Yürürken beni görmüş. Uyandırdı. Bu kadar. Sorgu faslı bittiyse akşam yemeği saati gelmeden önce odamda işlerimi halledicem.” Diyip ayağa kalktım.
“Senin ne işin var ki lan laylaylom dışında?”
“Ödev yapıcam abi ödev!”
Yalandı.
Liste çıkaracaktım.
.....
Yanılmışım.
Liste hazırlamak hiç kolay değildi.
Şimdi diyeceksiniz ki ‘Ne Listesi?’
Demir Olmak İçin Yapılacaklar Listesi.
Leyla’nın masasından sızdırdığım yapıştırmalı, üzerinde büyük harflerle ‘YAPILACAKLAR LİSTESİ’ Yazan pembe, kurdaleli murdaleli şeye bakıp yüzümü ovuşturdum.
Liste çıkarmak sandığımdan da zordu fakat halletmiştim.
Madde 1: Kimseye zorbalık yapma.
Madde 2: İnsanlarla uğraşmanın dozunu kaçırma.
Madde 3: Deniz Kızı’nı tehdit etme (!!!)
Madde 4: Ters bir şeyler söyleme
Madde 5: Kavgalardan uzak durmaya çalış
Bence bunları yaparsam annem ve babamın istediği gibi biri olabilirdim.
Demir olabilirdim.
Düşüncelerimi bölen şey kapının bir anda açılmasaydı. Sıçrayarak listeyi yapıştırdığım defteri kapattım.
Kapıyı açan Leyla’ydı. Hızla yanıma geldi. “Birincisi, yemek hazır sofraya gel. İkincisi…” Heyecanla bağırdı. “SEN DENİZ’DEN ÖZÜR MÜ DİLEDİN?!”
“Bak birine söylersen vallahi kötü olur Leylek.”
“Valla benim söylememe gerek kalmadan Ezgi’nin 600 bin takipçisi öğrenmiştir diye tahmin ediyorum. Çünkü en son bloğunda bunu anlatacağından ve seni bol bol gömeceğinden bahsediyordu.”
Elimi alnıma vurdum.
En olmayan kişiye söylemişlerdi.
O kız benden nefret ediyordu!

Deniz Soysal’dan
Kumlarda yürürken Teoman’ı gördüğümde içimde değişik bir his oluşmuştu.
Çünkü uykuda ağlıyordu.
Ezgi’nin lafları mı onu bu hale getirmişti?
Belkide sadece o değildi.
Onun hakkında hayat hikayesi dışında hiçbir şey bilmiyordum. Gerçi bu bile onun neden ağladığını anlamama yetiyordu.
Sayıkladığı kelimeler ise vicdanımı sızlatmıştı.
Böyle masum ve iyi yürekliydim işte.
Birkaç saat önce başımdan aşağı süt döküp travmalarımı tetikleyen kişiye üzülüyordum.
Ama kalbime bir bıçak saplandığını hissettiğim an ‘Beni de yanınıza alın…’ dediği andı.
Anne ve babasının yanına gitmek mi istiyordu?
Anne ve babam hep yanımda olduğu için onun acısını anlayamazdım.
Ama bana bunları yapmasaydı onunla empati kurabilirdim.
Bir insan ne olursa olsun kötülük yapmamalıydı.
Yatağımda oturmuş olanları düşünüyordum.
Telefonum çaldı.
‘Powerpuff Girls’ den görüntülü arama…
Kızlar arıyordu. Hemen açtım.
“Ayy ne olduğuna inanmazsınız!” Dedi Ezgi.
Leyla heyecanlandı. “Noldu kız? Konu ne?”
Sırıttım. “Dur tahmin edeyim, Kuti.”
“Evet!”
Leyla ile ikimizde çığlık attık.
Leyla da sırıttı. “Dökül sistam hemen!”
“Ya… numaramı bulmuş. Yazdı bana. Sohbet falan ettik ama aşırı nazik biri ya!”
“Övünmek gibi olsun ama… benim bacım da en az benim kadar iyidir.” Dediğimde güldüler.
“Dahası da var!” Dedi Ezgi. “Dedi ki ‘Hepimizin olduğu bir grup açalım. Hem konuşuruz hemde oradan planlar falan yaparız.’ Açayım mı sizce?”
Leyla’nın gözleri parladı. “Aç aç! Çok eğleniriz!”
Yüzümdeki gülümseme soldu. “Peki… Teoman’ı da alacak mısınız?”
Ondan korktuğumdan değildi. Evet, hala korkuyordum ama hepimiz grup açıp onu almazsak kendini yalnız hissederdi.
Yufka yüreğime lanet olsun ki kendim dışında herkesi düşünüyordum.
Zorbamı bile…
Leyla’nın da gülümsemesi soldu. “Eğer sen istemezsen eklemeyiz Denom.”
“Yo sıkıntı değil ekleyin.”
Bu sefer Ezgi konuştu. “Emin misin Sistam? Rahatsız falan olursun diye diyoruz biz yoksa bizim için fark etmiyor.”
“Hayır rahatsız olmam ben.”
Belki olurdum. Ama bunu söyleme gereği duymadım.
Ezgi tek kaşını kaldırdı. “Bir şeyler var sende sanki. Normalde olsa almayın derdin. Hayırdır?”
“Ya yok bir şey…”
Leyla da konuştu. “Kapı çaldı. Teoman geldi galiba ben ona sorarım…”
“Ay Leyloşum tamam ya söylüyorum!”
“İyi edersin çünkü aşağıda Deniz lafını duydum şu anda. Ay Teoman Denizleydim dedi! Siz birlikte miydiniz?”
“Evet… yani, hayır. Çok karışık bir mevzu.”
Ezgi gülümsedi. “Anlat sistam. Odak sende şu anda. Dinliyoruz.”
“Ya… çok detaylı söyleyemem. Rahatsız olabilir. O yüzden kısaca özetliyim. Ben eve gidiyordum. Teoman’ın kumlarda yattığını gördüm. Kötü görünüyordu-“
“O hep kötü zaten…” diye homurdandı Ezgi sinirle.
“Ya lafımı bölmeyin ama. Kötüden kastım, kabus görüyor gibiydi. Bende uyandırdım. Sonra benden özür diledi.”
İkisi de aynı anda bağırdı. “NE!?”
Leyla yutkundu. “Teoman? Bildiğimiz Teoman?”
“Evet.”
Ezgi de şok içindeydi. “Bence sen yanlış duymuşsun Deniz. Teoman sevdiği insanlar dışında kimseden özür dilemez. Hele kendi isteği ile asla istemez!”
“Bende şaşırdım… Bana bildiğin ‘Her şey için özür dilerim.’ Dedi.”
Ezgi gülümsedi. “Ayy! Bunu bloğumda paylaşmalıyım hemen!”
Leyla ayağa kalktı. “Denom bence sen uyuduğunu zannettiğinde Teoman uyumamıştır. Bayılmıştır. Kafasını bir şey düşmüştür, bayılmıştır. Ben gidip şunun kafasına bir bakayım şişmiş mi diye. Ezgi sende bir yerde falan paylaşma lütfen. Grubu da kur orada istediğini dersin.
Leyla aramadan çıktı.
“Denom bende çıkayım grubu kurar oradan yazarım. Okey mi?”
“Okey. Öptüm aşkım muah!”
“Bays!”
Ezgi de kapattı. Bir süre sonra mesaj geldi.
‘Kıvırcık Barbiem’ kişisi sizi ‘PRENSESLER VE ÖKÜZLER💅🏻🐂’ grubuna ekledi.
Aras ve Teoman’ı kaydettikten sonra mesajlar gelmeye başladı.
PRENSESLER VE ÖKÜZLER💅🏻🐂
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Helloooo
Leyloşumm💗: Haayyy
Araskoo😎: Hay ve Hayda? Hayırdır bu grup ne?
Kutii✌🏻: Benim fikrimdi grubumuz olsun istedim
Siz: Ne yapıcaz bu grupta pekii
Kutii✌🏻: Sohbet muhabbet Denoş
Siz: Pekii
Siz: Konu başlatın o zaman
Araskoo😎: İlk konu bu grubun ismi
Araskoo😎: Kim prenses kim öküz
Leyloşumm💗: Bunu duymadım sayıyorum sende sormadın say aşkım🤦🏼♀️
Kutii✌🏻: Bencede ya
Kutii✌🏻: Ben prensesim😝
Araskoo😎: Ben varken mi🤠
Siz: Kabul edin, ikinizde hödüksünüz
Kutii✌🏻: Aşk olsun Denoşş
Araskoo😎: Günün ikinci sorusu Teoman hangi cehennemde
Teoman: Buradayım
Leyloşumm💗: Benim yanımda
Leyloşumm💗: Ekrana Side eye atıyor
Leyloşumm💗: Şimdi de hiç özelim olmasın mı Leylek diyor
Leyloşumm💗: Benden bıkmış odasından kovdu
Teoman: Çok sağol canım ya🤦🏼
-Kutii✌🏻 “😂” ifadesi koydu.-
-Araskoo😎 “😂” ifadesi koydu.-
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: AJSJSJSJSSHS
Teoman: Komik mi Ezgi
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Senin süt şakandan daha komik gerizekalı.

Ekrana bakarkenki sırıtışım soldu.
Neden hatırlatmıştı ki yaa

Teoman: Beni bloğunda paylaşmaktan daha komik olduğu kesin.
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Ya da karanlık oda ŞAKASI mesela? O hepsinden daha komikti sana göre değil mi Allah’ın Belası
Araskoo😎: Hop hop hop noluyor
Araskoo😎: Okulda bitti telefonda başladınız bir sakin olun ya
Kutii✌🏻: Nokta savaşları mı dönüyor burada?
Siz: Galiba evet
Leyloşumm💗: Tüm gerilimin içinden geçtiniz
Siz: Farkındayızz
Kutii✌🏻: Bu yüzden mükemmel bir ikiliyiz zaten🫸🏻
Siz: 🫷🏻
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Ohaa emojilerle çak işareti mi? Hangi işsizin aklına geldi bu?
Siz: Bizim
Kutii✌🏻: Bizim
Kıvırcık Barbiem: Ayy neyse ya gündem bu değill
Siz: Ne ya?
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Senn
Teoman: Anlat. Benim abimden de Kuti’den de sırrım yok zaten
Araskoo😎: Ne sırrı olm
Kutii✌🏻: Harbi ne sırrı
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Teoman bugün Deniz’den özür dilemiş
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Hemde her şey için
Araskoo😎: Ne
Kutii✌🏻: Skseler inanmam
Araskoo😎: Hiç belli olmuyor dediğin şey kardeşim.
-Teoman kişisi gruptan çıktı.-
-Araskoo😎 kişisi Teoman kişisini gruba ekledi.-
-Teoman kişisi gruptan çıktı.-
-Kutii✌🏻 kişisi Teoman kişisini gruba ekledi.-
Teoman: Bir daha beni gruba ekleyenin ecdadını sikerim
-Teoman kişisi gruptan çıktı.-
Siz: Ne kadar küfürbaz…
-Leyloşumm💗 kişisi Teoman kişisini ekledi.-
Leyloşumm💗: Ne diyordun en son cnmm
Kutii✌🏻: SJSJSJSJSJSJSH HELAL YENGE

Bir anda Teoman ve Leyla çevrimdışı oldu.

Araskoo😎: Noluyor lan?
Kutii✌🏻: Kardeşin sevgiline bulaşıyor
Kutii✌🏻: Git kontrol et hatta videoya falan çek
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Çekirdekte verelim mi Kuti?
Kutii✌🏻: Olur valla Ezgicim
Kıvırcık Barbiem🫶🏻:🤦🏽♀️

Leyla ve Teoman aynı anda çevrimiçi oldu

-Teoman kişisi gruptan çıktı.-
Siz: Ne oldu Leyloşum?
Leyloşumm💗: ŞEREFSİZ EN SEVDİĞİM MİNİ ETEKLERİMİ BLUZLERİMİ HEPSİNİ YIRTTI
Leyloşumm💗: SEVGİLİM OLACAK ÖKÜZ DE YARDIM ETMEK YERİNE KAPIDA DURUP SIRITARAK VİDEOSUNU ÇEKTİ
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: NE?
Kutii✌🏻: PUAHAHAHAHAHAHAH
Siz: AHAHAHAHAHAHAHH
Araskoo😎: Aşkım onlar etek değildi bez parçasıydı
Araskoo😎: Teoman imha etmese ben ederdim ki onları
Leyloşumm💗: Öyle mi Aras bey?
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Ay öküz müsünüz abi-kardeş ya?
Siz: İkiniz de mağaranıza dönün lütfen.

Grubu sessize aldım.
5 dakika sonra kızlarla olan gruptan mesaj geldi.
POWERPUFF GİRLSS👩🏽🦱👱🏻♀️👩🏻
Leyloşumm💗: Ağlıycam ya
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Sakin ol Leyloşum ya
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Zaten eskimişti kıyafetlerimiz
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: En yakın zamanda üçümüz birlikte dışarı çıkıp alışveriş yaparızz
Siz: Ay evet ya
Siz: Bakma sen Aras’la Teoman’a
Siz: Onlar seni kıskandığından yapıyor ama yinede doğru değil biliyoruz
Leyloşumm💗: Evet ya
Leyloşumm💗: Teoman’ın yırtığı o büstiyerin tıpatıp aynısını almazsam bana da Leyla demesinler!
Siz: Demesinler!
Kıvırcık Barbiem🫶🏻: Demesinler!

Teoman Akkaya’dan
Sinirlerim bozulmuştu.
Beni küçük düşürücü bir duruma sokmaya çalışmışlardı.
Sinirimi uzun zamandır gözüme kestirdiğim bir karışlık kıyafetlerden çıkarmıştım.
Pişman değilim. Onları zqten önceden ortadan kaldırmam gerekiyordu
Ama nedenini bilmediğim şekilde üzgündüm.
Niye üzgündüm?
Bunun cevabını bende bilmiyordum.
Gördüğüm rüya yüzünden mi? Yoksa özrümü ciddiye almayıp dalga geçmelerinden dolayı mıydı?
Belkide başka bir şeydi.
Odanın kapısı açıldığı an gözlerimi kapattım. Zaten yatakta yan dönmüş düşüncelere dalmıştım. Odaya kim girdiyse beni uyuyor zannedecekti.
Ama öyle olmadı. Odaya giren kişi yatağın yattığım tarafına oturup saçlarıma dokununca odaya girenin abim olduğunu anladım.
“Uyumadığını biliyorum.”
Gözlerimi yavaşça araladım. “O zaman yalnız kalmak istediğimi de biliyorsundur.”
“Biliyorum…” diyip yatağın öbür tarafına yattı. “Ama içten içe bunu istemediğini de biliyorum…”
Bende sırtüstü uzandım. “Beni sadece 2 yılda nasıl bu kadar iyi tanıdın?”
Tavandan gözlerini ayırıp bana baktı. “Ben seni hep tanıyordum zaten. Sen 4 yaşındayken de tanıyordum, 16 yaşındayken de.”
Gözlerimi kaçırdım. “Ben artık ikiside değilim.”
“Kimsin ve ya nesin o zaman?”
“Bilmiyorum. Ama ikiside değilim. Ne 4 yaşındaki çocuk kadar masumum ne de 16 yaşındaki çocuk kadar üzgünüm.”
Güldü. Neden güldüğüne anlam veremedim.
“Niye gülüyorsun?”
“Bence sen az önce zaten gerçek halini tanımladın. Benim bir şey dememe gerek kalmadı. Bahsettiğin kişiler de sensin. Sadece farklı zamanlardaki sensin.”
“Yanılıyorsun abi.”
“Bence asıl yanılan sensin. Sen düşündüğün gibi kötü, canavar veya başka bir şey değilsin. Kendine bunu kanıtlamaya çalışmak zorunda değilsin. Sen hala benim o masum kardeşimsin.”
“Hatırlıyor musun çocukken bana çok fazla söylediğin bir söz vardı.”
“Hangisi?”
“Bazı kediler büyüyünce kaplana dönüşür. Tam olarak beni anlatmışsın.”
“Dikkat ettiysen ‘Bazı’ demişim. Senin de o söze dahil olduğunu söylememişim.”
Bir an duraksadı. “Bir şey sorucam…”
“Hı?”
“Sen Deniz’den gerçekten özür diledin mi?”
“Evet.”
“Kendi isteğinle mi?”
“Biraz evet… biraz hayır.”
“Kim istedi peki bunu senden?”
“Annemle babam…”
Bir anda tüm vücudu taş kesildi. “Nasıl?”
İç çekerek ayağa kalktım. “Boşversene…”
“Devam et.”
“Duş alıcam ben.”
“Teoman ne demek istedin az önce söyle.”
Kaşlarımı çatarak arkamı döndüm. “Haklısın. Ben Teoman’ım. Ben senin kardeşin değilim. Git benim yerime Demir’le konuş. Muhattabın o.”
Cevap vermesine izin vermeden banyonun kapısını açıp kendimi içeri attım. Aşağıya çöktüm. Kapıya yaslanıp dizlerimi kendime çektim.
Bazen ona karşı kırıcı olabiliyordum. Ama o da tek bir bakışı ile anında kalbimi parçalayabiliyordu.
O bana demezse ben ona dedirtirdim….

Deniz Soysal’dan
Sabah kalkıp okula gitmek için hazırlanmıştım. Kahvaltımı yaparken annemin bağırışlarını duydum.
“Ay vallahi ağlıycam artık!”
“Ne oluyor anne?”
Hemen yanına gittim.
Gitmez olaydım.
Annem banyo kapısının önünde burnunu kapatarak duruyordu.
“Deniz, sakın gelme kızım. Pis şu basmış evi.”
Burnumu kapatıp kapıya yaklaşınca gözlerimi büyüttüm. Kıyafetlerimin hepsi yerdeydi.
“Anne benim kıyafetlerimi niye yere attın ya? Ben şimdi ne giyicem? Giyilmez bunlar artık.”
“Ay bir şey olmaz kızım. Yenisini alırsın.”
“Hangi parayla annecim?”
“Babanın maaşı bugün yatacaktı. O gelince bir kısmını senin hesabına yollarız gider kendine kıyafet alırsın tamam mı?”
“Peki. Ben okula gidiyorum Ali’yi de bırakırım.”
“Tamam. Hadi, görüşürüz ikinizede.”
Dışarı çıkıp Ali ile yürümeye başladık. Gülüşerek ilerliyorduk. Yanımıza bir anda büyük bir araba gelince korkup hızla çantamı omzumdan indirdim. Elim biber gazına gitmişti ki arabanın kapısı açılınca içinde karşı karşıya oturmuş Leyla ve Teoman’ı gördüm. “Leyla?”
Teoman sırıttı. “Elindeki parfüm mü Deniz Kızı?”
“Hımm…” diye onaylar bir ses çıkardım. “Çok iyi kokuyor sanada sıkmamı ister misin?”
“Yok, ben almıyım kalsın.”
Leyla gülümsedi. “Bizde okula gidiyorduk. Sizi görünce sizi de almak istedik.”
“Leyla şimdi zahmet olmasın Ali’nin okulu bizim okuldan uzakta…”
“Bir şey olmaz sistam! Arkadaşlık bunu gerektirir.”
“İyi peki…” diyerek Ali’yle birlikte içeri girdik. Ben Leyla’nın yanına oturdum Ali de karşıma, Teoman’ın yanına oturdu.
Ali ikisine de gülümsedi. “Teşekkürler Leyla abla ve Teoman abi.”
Leyla hafif öne eğilip neşeli bir sesle konuştu. “Bir şey değil ablacım.”
Teoman sırıtıp eliyle Ali’nin saçlarını karıştırdı. “Bir şey değil limon kafa!”
Yol boyu biz Leyla ile sohbet edip dedikodu yaparken Teoman’ın o kendine özgü kahkahası arada bir konuşmamızı bölüyordu. Ali ile konuşup şakalaşıyorlardı. İkisi de otuz iki diş sırıtıyordu. Bir süre sonra Ali’nin okulunun önüne vardık. Ali sırayla önce bana, sonra Leyla’ya, en son da Teoman’a sarıldı.
“Teşekkürler Teoman abi.”
“Bir şey değil limon kafa. Hadi bakalım sen okuluna git. Derslerini iyi yaparsan belki birlikte dışarı çıkar gezeriz ha?”
“Oleyy!”
“Hadi hadi geç kalma.”
Ali arabadan indi. Meraklı bakışlarımı Teoman’a çevirdim. “Ali sana neden teşekkür etti?”
Bu sorunun cevabını Leyla da merak ediyor olmalı ki o da Teoman’a baktı. “Evet, neden teşekkür etti?”
Teoman omuz silkti. “Hiç ya. Öyle genel olarak demiştir.”
“Peki.” Diyip Leyla’yla kaldığımız yerden sohbet etmeye başladık.
“Leyloşum bizim şu alışveriş meselesini en yakın zamanda halletmemiz gerek.”
“Niye noldu ki?”
“Benim giyecek hiçbir şeyim kalmadı ya.”
“Neden?”
“Sonra anlatırım da bugün veya yarın dışarı çıkalım. Ezgi’ye de okulda söyleriz o da en son kıyafetlerinin küçüldüğünden şikayetçiydi.”
“Üçümüzün de alışverişe ihtiyacı var demek ki. Tamam o zaman yarın akşam okuldan eve gelir üzerimizi değiştirip alışveriş merkezine gideriz.”
“Bana uyar.”
Yolun geri kalanı sessiz geçti. Leyla sevgilisi ile mesajlaşıyor, Teoman şarkı dinliyor, bense resim çiziyordum.
Bu sefer nedense Aras’la Teoman’ı çizmek istiyordum. Onların kavuşması kahkahalar ve gülümsemelerle olmamıştı. Kanla ve gözyaşlarıyla olmuştu. Bende bu yüzden onların kavuşma anının alternatif halini çizmiştim. Birbirilerine sarılıyorlardı ve mutlulardı.
Çizdiğim resimin hemen altına bir yaşı yazdım. Bazen resimlerime yazı ekliyordum ve bence bu o çizimi anlamlı kılıyordu. Yazdığım yazı ise zaten resimi farklı bir boyuta taşıyordu.
Ve bir gün karga, abisine seslenmiş.
Madalyonun diğer yüzü yedi kat cehennemden yeşermiş.