Zorbam kitap kapağı

11. bölüm / 23

Zorbam

11. Bölüm: Kısa Bir Mola

Vaveyla Yazarı: Nisalie <3

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 23Şu an: 11. Bölüm: Kısa Bir Mola

Son üç ders kalmıştı. Şu anki ders edebiyattı fakat bugün içerisinde tatbikat olacak diye biliyordum. Bu üç dersten birinde yangın tatbikatı olacaktı.
Teoman önceki derse kadar sınıftayken bu ders yoktu. Çantasını bile almamıştı.
Merakıma yenik düşerek Leyla’ya döndüm. Hocanın duymayacağı şekilde fısıldadım. “Leyla.”
“Efendim?”
“Teoman nerede?”
“Bahçede.”
“Neden?”
Cevap vermek yerine küçük not defterinden bir sayfa kopardı ve yazı yazmaya başladı.
Kağıdı buruşturup masama atınca açıp okudum.
“Çünkü o tatbikatlara katılmıyor.”
Kağıda “Neden?” Yazıp Leyla’nın sırasına attım. Bir süre sonra tekrar kâğıt geldi.
“Eski evimizi yaktığı için yangında biraz garip oluyor. Panik atak gibi.”
‘Anladım.’ Der gibi başımı salladım.
Bir süre sonra siren sesi duyulunca herkes bağırarak koşmaya başladı.
Ne gerek vardı yani şu yaygaraya anlamıyordum. Gerçek yangın değil ya bu tatbikat.
Bahçeye çıktığımızda bankların birinde oturmuş kulağında jbl kulaklığı ile uzaklara dalmış gitmiş Teoman’ı gördüm. Arkası bize dönüktü. Annemin söyledikleri aklıma geldi.
Galiba şu anda Demir modundaydı.
Bunun cesareti ile zıplaya zıplaya ona doğru ilerledim. Arkasında durup kulaklığını boynuna indirince irkilerek arkasını döndü. “Sen miydin Deniz Kızı ya?”
Yanına oturdum. “Ne dinliyorsun?”
“Öyle. Rastgele şeyler.”
“Dışarıdaki sesleri duymamak için mi?”
“Hmm…” diye onaylar bir mırıltı çıkardı karşıya bakarak.
“Neden?”
“Bu soruyu sorduğuna göre nedenini biliyorsundur.”
“Yani, evet…”
Diğerleri de yanımıza geldi.
Aras konuştu. “Biz çantalarımızı alıp beden salonuna geçiyoruz hadi sizde gelin.”
“Geliyoruz.” Diyip ayağa kalktı. Bende arkasından kalktım.
…..
Beden dersi nedense çok sıkıcı geçiyordu. Üzerimde siyah bir büstiyer ve şort boyunda siyah tayt vardı. Saçımı bu sefer at kuyruğu yapmak yerine açık bırakmıştım. Bugün hoca bizi serbest bırakmıştı. O yüzden kızlarla voleybol oynuyorduk. Karnıma sert bir şeyin çarpmasıyla iki büklüm olup karnımı tutarak kendimi yere attım. Leyla ve Ezgi hemen yanıma geldi.
“Sistam iyi misin?”
“Aşkım iyi misin?”
Kutay’ın sesini duydum. “Teo senin elini ayarını kardeşim.”
“Valla bu sefer bilerek olmadı ya.”
Bize doğru yaklaşan Aras, Kutay ve Teoman’ı gördüm. Diğerlerinin aksine Teoman koşuyordu. Dizlerinin üstüne çöküp bir elini enseme bir elini belime koydu ve beni hafifçe oturur pozisyona getirdi. Gözlerinde panik ve endişe okunuyordu.
“İyi misin Deniz Kızı?”
Nedenini bilmediğim şekilde ağlayasım geldi. Ağlamamak için gözlerim dolu dolu burnumu çekerek karnımı tuttum. “Karnım acıdı.”
“Ya gerçekten bu seferki bilerek değildi. Top elimden kaydı bir anda.”
“Sen nasıl oynuyorsun ya? Aramızda en az 8 metre vardır oradan buraya nasıl geldi top?”
“Kusura bakma. Kusura bakma. Gel ben seni revire götüreyim.”
Bir kolumu kendi boynuna dolayarak ayağa kaldırdı. Ezgi ve Leyla geldi.
Ezgi koluma girip Teoman’a ters bakışlar attı. “Sana gerek yok biz hallederiz.”
“Tamam ya, hemen gardınızı alıyorsunuz bana.”
Leyla da öbür koluma girdi. “Neden acaba?”
“Neyse ya hadi gidelim.” Dedim aralarındaki soğuk savaşı bitirmek için.
…..
“Ya yok sistalarım vallâhi böyle iyi ya. Ben mağaramda çok mutluyum.”
“Ay Deniz! Alt tarafı iki gün ya. Kafamızı dinleriz diye diyorum hem eğleniriz de!”
Eve geleli bir saat bile olmamıştı fakat kızlar beni darlamak için çok beklememişlerdi. Şu anda bana haftasonu denize gitmek ve iki gün boyunca otelde kalmak için ısrar ediyorlardı.
Ezgi dudağını büzdü. “Denom ya zaten başımız ağrıdı ders çalışmaktan. İki gün mola verelim hem iyi gelir.”
“Ya otel diyorsunuz. Allah bilir kaç paradır.”
Leyla dudağının kenarını ısırdı. “Bak bunu hiç düşünmemiştim. Tamam! O zaman bungalov tutalım.”
“Üç kişi için sence de fazla değil mi?”
“Üç… şey… ilk başta üç diye anlaşmıştık da… Teo telefonumu elimden çekti Ezgi ile yazışmalarımı okuyunca bende gelcem diye tutturdu. Tabi Aras ve Kutay’a da söyledi. Yani biz ona üç değilde altı diyelim.”
Elimi alnıma vurdum. “Harika. Teoman tüm ekibi başımıza bela etti. Neyse tamam. Altı kişi olacaksak daha iyi ücreti bölüşeceğimiz için.”
İkisinde güldü. Bir anda bir arama geldi.
Ezgi konuştu. “Kızlar erkeklerle olan gruptan görüntülü arıyorlar. Bunu kapatalım oradan konuşuruz.”
“Tamamdır bays!” Diyip aramayı açtım.
İlk duyduğum Aras’ın sesiydi. “Ne zaman gidicez konuşmadık.”
Ofladım. “Yahu siz niye bizimle geliyorsunuz? Ne güzel kız kıza takılacaktık biz.”
Kutay dudağını büzdü. Bizi yanında istemiyor musun Denoş? Ağlarım bak.”
Teoman kendine özel olan mistik kahkahasını attı. “Ben buna boşuna arada bebekleşiyor demiyorum.”
Ezgi gülümsedi. “Sende gelirsin merak etme Kuti. Ama otelden vazgeçtik. Bungalov tutacağız.”
“Daha iyi.” Dedi Aras. “Otelde küçücük odalarda kalmak yerine bungalovda kalırız.”
Teoman konuştu. “Denize yakın mı peki bungalovlar? Güya denize gidiyoruz ya hani.”
Leyla güldü. “Ee… daha bakmadık ki.”
Erkekler hep bir ağızdan bağırdı. “Ne?!”
Teoman tek kaşını havaya kaldırdı. “Sabah girmeyeceğiz mi denize yani? Lan daha ayarlamamışsınız bile!”
Ezgi kendini savundu. “Her şey ani gelişti ne yapalım?”
Omzu silktim. “Ben daha annemle babama bile söylemedim.”
Ezgi gülerek “Bende.” deyince erkekler yüz kızartıcı küfürler savurdu.
Teoman kaşlarını çattı. “Abi biz bunları beklersek öbür haftasonuna anca gideriz. Sen ayarla Allah aşkına.”
Aras cevap verdi. “Tamam tamam. Ben şimdi ayarlıyorum denize yakın bir bungalov. Yarın sabah 9’da Ezgi’yle Deniz’i alır gideriz.
“Kutay?” Dedim. “Kutay’ı niye almıyorsunuz?”
Teoman cevap verdi. “O zaten bizde kalıyor.”
Ha?
Yaşadığım şokla konuşmam bir anda mahalle ağzına döndü. “Lan siz tüm sınıf orada mı yaşıyorsunuz?”
Tepkime herkes güldü. Teoman kahkaha attı. “Kapa ağzını Deniz Kızı sinek kaçacak!”
Kutay sırıttı. “Annemi unuttun mu Denoş?”
“Kim ki?”
Leyla gülümsedi. “Meryem abla.”
Dedikleriyle o şeklini alan ağzım daha da açıldı. “Ben dünyadan bihabermişim ya… Her neyse, tamam o zaman. Ezgişim! Bugün bize gelsene pijama partisi yaparız! Hem bizi buradan alırlar.”
“Olur sistam! Yarın için valizimi hazırlayayım en geç yarım saate oradayım.”
Leyla alaycı bir triple somurttu. “Vay… Bensiz ha?”
Güldüm. “Zaten bu iki gün boyunca beraberiz Leyloşum. Sen sevgilin ve ikizinle geçirdiğin vaktin tadını çıkar!”
Biraz daha konuşup kapattık. Bir süre sonra Ezgi geldi. Onunla birlikte kıyafet seçmeye başladık.
“Denom bak bu sarı elbise çok güzelmiş tam yaz elbisesi!”
“Değil mi ya uçuş uçuş. Ama bunun göğüs dekoltesi var biraz. Sırtı falan da açık. Boyunu zaten hiç demiyorum bir de bol olduğundan dolayı rüzgarda uçtuğunu farz etsek…”
“Ay, boşver kızım giy bunu! Çok güzel fotoğraflar çekilirsin bununla bak ben sana diyorum.”
“Peki… bunu da atalım bakalım valize. Başka hangisi olsun sence? Şu lacivert tişört iyi mi?”
“Azıcık renkli şeyler koyalım. Tatile gidiyoruz sonuçta. Bak bu şort çok güzelmiş.”
Benim valizimi birlikte hazırladıktan sonra kendimize bir şeyler hazırlayıp yedik. Leyla ile konuştuk ama birazcık trip atıyordu bize. En son koltukta film izlediğimiz yerde uyuyakalmışız. Annem’in seslenmesi ile uyandık.
“Kızlar! Salonda uyumuşsunuz saat 8 oldu hazırlanın hadi!”
“Günaydın Nuroşum!”
“Günaydın Ezgicim. Hadi kalkın da kahvaltı yapın. Pankek yaptım size bak!”
Kahvaltımızı yaptıktan sonra hazırlanmak için odama geçtik.
“Ezgişim…”
“Efendim Denom?”
“Biz her şeyi planladık ama bir şeyi unuttuk.”
“Neyi?”
“Kız biz yola giyeceğimiz kıyafetleri ayarlamadık ya!”
“Ay doğru diyorsun! Neyse bir şey olmaz hemen seçelim bir şeyler.”
“Bizim seçmemiz beş saat sürüyorda, hadi bakalım hayırlısı…”
Dolabımı açıp eline beyaz bir tişört ve siyah kot şort aldı. “Bak, bunları giyebilirsin.”
“Yok ya. Ben elbise giymek istiyorum!”
“Hmm… Öyle desene! O zaman…”
Askılı bölmeyi açıp üzerinde sarı çiçekler olan, kolları kabarık, dizlerimin biraz üstünde biten beyaz bir elbiseyi eline aldı. “Bunu giy!”
“Kesinlikle. Şu anda Ekim’in ortasındayız ama yazlık elbise seçiyoruz.”
“Sistam hatırlarsan valizi de yazlık kıyafetlerle doldurduk ve denize gidiyoruz yani. Biraz yazı kışa getirdik ama bizi bozmaz.”
“Neyse tamam sende şuradaki kırmızı crop ve mavi kot eteği giy istersen.”
“Tamamdır!”
İkimizde hazırlanıp siteden dışarı çıktık. Sitenin bahçesinde, ağaçlardan birinin dalına asılı olan salıncağa doğru ilerleyip salıncağa bindim. Bu salıncak beyazdı ve iplerinde pembe güller vardı. Çok güzel göründüğü için seviyordum. “Ezgi! Beni sallar mısın?”
“Tabiki sistam!”
Ezgi arkama geçip beni sallamaya başladı. Saçlarım uçuşuyordu. Yüzümde hafif bir gülümseme vardı ve gözlerim kapalıydı. Sabah havasını tenimde hissettikçe içim huzur doluyordu. Salıncak yükseğe çıkınca Ezgi ittirmeyi bıraktı. Bir süre daha kendi kendime sallandım fakat sonra salıncak durdu. Ezgi’nin beni neden ittirmediğini anlamak için gözlerimi açtığımda bizimkilerin gelip arabaya yaslanmış baktıklarını gördüm.
Leyla gülümsedi. “Güzelim, havada çok güzel gözüküyordun! Birkaç fotoğrafını ve videonu çektim storyinde paylaşırsın artık!”
“Sağol Leyloşum! Ezgi hadi gel valizleri bagaja koyalım.”
Kutay ileri atılıp Ezgi’nin elinden valizi aldı. “Sen yorulma ya. Ben taşırım.”
Ezgi’nin yanakları kızarırken Leyla ile önce birbirimize sonra onlara baktık ve aynı anda konuştuk. “Ooo!”
Ezgi bize susun anlamında uyarı yaparken Kutay boğazını temizleyerek valizi bagaja yerleştirdi. Bende kendi valizimi yerleştirecekken Teoman valizimi kaptı. “Sen yerleş ben koyarım Deniz Kızı.”
Dün Ezgi ile sohbet ederken konu yine Teoman’a gelmişti. Şu anda iyi davranıyor olabilirdi ama geçmişte yaptıkları yavaş yavaş canımı yakmaya başlamıştı. İlk başlarda korku dışında bir şey hissetmeyip neden şimdi ona kırgındım bilmiyorum ama öğrenmeliydim. Bu davranışlarının oyun olabileceği düşüncesi de daha beter kırılmama sebep oluyordu.
Hiç mi gururum yoktu?
Kullanıp atabileceği bir oyuncak mıydım?
Bu aniden kendisini değiştirmeye çalışması bana çok şüpheli geliyordu.
Valizi elinden alıp soğuk bir sesle konuşarak bagaja yerleştirdim. “Gerek yok. Ben kendim halledebilirim.”
Bagajı yerleştirdikten sonra Kutay ile önce birbirimize, sonra arabanın ön koltuğuna baktık. Birbirimizi iterek koşmaya başladık. Kapıyı açıp içeri geçtim. “Ben bindim ben! Ben!”
Kutay ellerini birbirine vurdu. “Haksızlık ya bu yine mi?”
Sırıttım. “Evet! Hadi sen arkaya tatlım.”
Şoför koltuğuna Teoman bindi. Diğerleri de arkaya geçti.
Teoman alaycı bir ifadeyle kaşlarını çatarak bana döndü. “Siz hiç yaşınıza uygun davranamıyor musunuz? İkiniz de çocuk gibisiniz.”
Ben ona bakmak yerine camdan dışarı baktım. “Öyleyiz biraz. Eskiden ön koltuğu kapma kavgası yapardık.”
“Ve hep bu ön koltuk prensesi kazanırdı!”
Gülerek omuz silktim. “Kuti’cim arkada sıkışırım ben. Benim yerime sen sıkış ne olacak?”
Sırıtıp ‘kabul’ anlamında başını eğdi. “Konu sensen yaparız Denoş.”
Güldüm. O an dikkatimi bir şey çekti.
Teoman’ın yüzündeki gülümseme kısa birkaç saliseliğine solmuştu. Sonra geri sırıttı.
Neden böyle yapmıştı acaba?
…..
“BÜTÜN DÜNYA İZLER DURUR!”
“AFETİAZAM BEKLER DURUR!”
“HEDEFİNİ AL, PİYASANI AL, HER ŞEYİ AL!”
Bağıra bağıra şarkı söyleyerek yolculuk yapıyorduk. En sevdiğim aktivitelerden biriydi zaten şarkı dinlemek. Ama arabada sevdiğin insanlarla birlikte daha iyiydi.
Bir süre sonra Aras’ın ayarladığı bungalova vardık. İçerisi harikaydı! İki tane yatak odası vardı. Üst kattakini biz kızlar kapmıştık. Erkekler ise giriş kattakinde yatacaktı.
Yola çıktığımızdan beri kendimi garip hissediyordum. Sebebini bilmediğim için çok takmadım.
Hep birlikte kahvaltı yapıyorduk. Fakat ben iştahsızdım. Ezgi ile ikimiz kahvaltı yapmıştık zaten. O yüzden tekrardan yapmadık ama masada oturduk.
“Oğlum bu menemeni kim yaptı? Efsane efsane!”
“Leylek yaptı onu abi.”
Aras Leyla’ya döndü. “Ellerine sağlık güzelim. Parmaklarımı yalayacağım valla.”
Leyla’nın yanakları pembeleşirken gülümsedi. “Afiyet olsun aşkım.”
Öğürür gibi bir hareket yaptım. “Allah aşkına masada yapmayın. En sevmediğim şeylerden biri ya cilveleşen çiftleri izlemek.”
Kutay sırıttı. “Seni de görücez Denoş! Bakalım damat adayın kim olacak?”
“Hiçkimse.” Dedim tereddüt etmeden. “Aşk benlik değil be Kuti. En iyi sen bilirsin.” Dedim imalı bir şekilde.
İlkokuldayken bir çocuğa aşık olduğumu zannetmiştim. Olgun biri olduğu için ben ona açılınca yaşımızın daha küçük olduğunu söylemişti.
İkimizde kahkahayla gülerken Leyla somurttu. “Ama böyle olmuyor ki! Siz ikiniz kendi dilinizde konuşuyorsunuz biz hiç anlamıyoruz.”
“Boşver Leyla. Ben sana bir ara anlatırım.”
Kutay hemen atladı. “Boşver Keloğlan! Al bakalım bu elma neşeni yerine getirecek!” Boş avucunu Aras’a doğru uzattı.
Aras bir Kutay’ın yüzüne bir eline garip bakışlar attı. “İçtin mi oğlum sen? Yok burada bir şey?”
Hepimiz kahkaha attık.
Aras’ın internetle alakası sıfırdı!
Teoman bir yandan gülerken bir yandan elini Aras’ın omzuna koydu. “Gülmeyin lan abime! Bilmiyor olabilir yani kendisi tuşlu telefon kullanıyor!”
Teoman’ın bu cümlesiyle herkes daha da gülmeye başlamıştı. Aras’ın içtiği limonata boğazında kalmış olmalı ki öksürmeye başladı. Öksürüğü gidince gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı. “Oğlum yapmayın şöyle şakalar.”
“Bak bunu da ben anlamadım mesela.” Dedim gülümseyerek. “Olay ne?”
Leyla bana döndü. “Serhat amca, yani notu bırakan adam, Aras’a tuşlu telefondan ulaşıyordu ya. O yüzden.”
“Hee!” Dedim anlamış bir ifadeyle. Bende kıkırdadım.
Ezgi araya girdi. “Ay neyse ya! Hadi hazırlanalım da plaja gidelim!”
“Bence gece girelim ya! Gece daha güzel olur!” Dedim.
Kutay da katıldı. “Evet, gece daha iyi kimse olmadan.”
…..
Erkekler salonda oturmuş film seçiyordu. Biz kızlar da atıştırmalık hazırlıyorduk. Kahvaltı yapmamızın üzerinden birkaç saat geçmişti. Filmi izledikten sonra hazırlanıp denize gidecektik.
Fakat bir sorun vardı. Benim başım dönüyordu ve üşüyordum. Yinede belli etmemeye çalıştım. Ekiptekilerin mutluluğunu bozmak istemedim.
Leyla konuştu. “Kızlar bence bu kadar yiyecek yeterli. Hadi içeri geçelim.”
Başımı sallayıp elime iki tane tabak aldım. Salona doğru birkaç adım atmışken bir anda adımlarım durdu. Başım yine dönünce elimdeki tabaklar yere düşüp kırıldı. Bir elimle başımı tutarken diğer elimle tezgahın kenarını tuttum. Kızların bağırışını duydum.
“Deniz!”
“Deniz!”
Sesler uğultu şeklinde geliyordu. Gözüm karardı. Dizlerimdeki güç tükenince yere yığıldım. Kafamı çarpacağımı zannederken birinin kollarına yığıldım. Gözlerim kapalı olduğu için göremiyordum ama kafamı dizlerine koyduğunu anladım.
“Deniz, sistam aç gözünü!”
“Abi kolonya getir! Deniz… Duyuyor musun beni? Aç gözlerini hadi.”
Duyuyordum ama cevap veremedim. Bileğimde ve boynumda ıslak bir el hissettim. Bu sıvı galiba kolonyaydı. Yanağıma birkaç kez hafifçe vurmasıyla gözlerimi açtım.
Beni tutan kişi Teoman’dı. İkimiz yerdeydik. Diğerleri ise tepemizde bekliyordu.
“İyi misin?” Diye sordu.
“B-benim gözüm karardı galiba.” Diyip kalkmaya çalıştım ama elini alnıma koymasıyla bunu yapamadım.
“Deniz sen yanıyorsun! Niye söylemedin kimseye?”
“Ateşim olduğunu fark etmedim…”
Aras atladı. “Leyla, Ezgi. Siz Deniz’i odaya çıkartın dinlensin biraz. Bayılmasının sebebi hastayken yemek yememesi. Halsiz düşmüş. Biraz uyusun kendine gelir az da olsa.”
“Peki.” Dedi Ezgi.
Aras tekrar konuştu. “Görünen o ki plan iptal. Yarın tekrar evlerimize dönüyoruz.”
“Hayır.” Dedim fısıltı gibi çıkan bir sesle. “Benim yüzümden eğlenceniz bozulmasın. Siz gidin gezin ben evde otururum.”
Teoman “Olmaz öyle şey Deniz Kızı. Yarın sabah yola çıkarız. Seni şimdi Leyla’yla Ezgi götürsün.” Diyip kalkmama yardım etti.
“Hadi sistam gel.” Dedi Leyla bir koluma girerek. Ezgi de öbür koluma girdi.
Beni odaya çıkardılar. “Ya siz dışarı çıkmazsanız ben rahat edemem ki. Gidin gezin işte.”
Leyla başını salladı. “Peki Denom, sen nasıl rahat edeceksen.”
Bir süre sonra ikisi de odadan çıktı. Bende uyumaya çalıştım fakat çok mayışık durumda olsamda uyuyamıyordum bir türlü. Oflayarak pozisyonumu değiştirip sırtüstü uzandım. Tam o esnada kapı açıldı. Gelen Teoman’dı.
“Siz dışarı çıkmamış mıydınız?”
“Yok. Yani… diğerleri çıktı da ben kaldım.”
“Neden?”
Yalan olduğunu anladığım bir ifadeyle sırıttı. “Birinin refakatçi olması gerekiyordu Deniz Kızı.”
Sırtımı yatak başlığına yasladım. “Kızlardan biri de kalabilirdi.”
“Onlar da kalmak istedi ama ben ısrar ettim gidip eğlenmeleri için. Yoksa beni yanında istemiyor musun Deniz Kızı?”
Gözlerimi kaçırdım. “Bilmiyorum… İstemeli miyim?”
Yalancı sırıtışı soldu. Kapının önünde dikilmeyi bırakıp yanıma geldi. Tereddütle yatağımın kenarına baktı. Ne yapmak istediğini anladım. “Çıkar ağzındaki baklayı Teoman.”
Derin bir iç çekerek yatağımın kenarına oturdu. Ama bana bakmak yerine dizlerinde birleştirdiği ellerine bakıyordu.
“Ne söylemek istiyorsun? Merak etme, şu anda çok fena mayışık bir durumdayım. Yarın söylediklerini hatırlamayabilirim bile.”
Yine de bana bakmadı. “Bir şey itiraf etmek istedim.”
“Neyi?”
“Pişman olduğumu.”
Bir anlığına dondum. Şaşkın gözlerle ona baktım. Cesaretini bulmuş olacak ki o da bana döndü.
“Biliyorum.” Dedim.
“Ne?” Dedi. Afallamıştı.
“Söylemiştin.”
“Ne? Ne zaman?”
“Uykunda.”
Yutkundu. Sınıfta gördüğü rüyayı hatırlıyor ama sayıkladığını hatırlamıyordu sanırım.
“Pişman olmana gerek yok. Artık senden nefret etmiyorum.” Dedim.
“O zaman sesin neden bu kadar soğuk çıkıyor.”
“Çünkü senden nefret etmediğim, seni sevdiğim anlamına gelmiyor. Sana karşı hissizim.” Aynı zamanda bunların bir rol olduğu şüphesi aklımdan çıkmıyordu.
“Deniz Kızı, ben gerçekten pişmanım. O… bahsettiğin rüya benim kabusumdu.” Yüzünde çaresiz ve üzgün bir ifade vardı. “Seni karanlığın ortasında gördüm. Ağlıyordun. Çok… garip hissettim. Galiba hissettiğim şey suçluluktu.” Bakışlarını kaçırdı. “Sen annem ve babam hakkında ileri geri konuşunca… Ben çok sinirlendim. Bedelini ödetmek istedim. Amacım seni birazcık korkutmaktı. Böyle olacağını bilmiyordum…”
“Dediğim gibi. Senden nefret etmiyorum, hissizim. O yüzden bana acımana gerek yok.”
Hızla başını iki yana salladı. “Hayır, sana acımıyorum. Sana isteyerek ya da istemeden yaptığım şeyler için pişmanlık duyuyorum. İkisi aynı şey değil.”
“Bana acıma. Suçluluk da hissetme. Hiçbirini istemiyorum çünkü.”
“Deniz…”
Bismillahirrahmanirrahim.
Deniz dediğine göre baya ciddi bir cümle geliyordu.
“Efendim?”
Gözlerimin en derinine baktı. “Hani bana karşı hissizsin ya. Ben bu hissizliğe son versem, beni sevmeni sağlasam bir şekilde arkadaş olabilir miyiz?”
Bunu söylemesini beklemiyordum. Ağzım aralıklı şekilde ona bakıyordum sadece. Şok içerisinde kalmıştım. “Nasıl yani?”
“Bildiğin. Sana kendimi affettirsem arkadaş olur muyuz? Aramızda soğuk rüzgarlar esmese, bir duvar olmasa… Aramızda geçenleri unutmak istiyorum. Ama bu o kadar kolay değil. Belki… sen beni affedersen bende kendimi affederim.”
“Zannetmiyorum.” Dedim. “Biz onca olandan sonra iyi anlaşamayız. Dinleneceğim odamdan çıkar mısın?”
Tek kelime etmeden arkasını dönüp çıktı odamdan. Gittiği kapıya baktım. Her gün biraz daha şüphelendiriyordu beni.
Bir insan birkaç günde bu kadar değişebilir miydi?
Hiç sanmıyorum…
…..
Haftasonu bitmişti. Tekrardan okula gelmiştik. Teoman’la hastalandığım günden sonra bir daha hiç başbaşa konuşmamıştık. Ekipleyken illaki konuşuyorduk fakat yalnız kalınca hiç konuşmuyorduk.
“Günaydın millet!” Dedim sınıftan içeri girerken. “Bugün turp gibiyim! Hiçbir şey keyfimi bozamaz o derece!”
“Bak sen bizim sistamıza!” Dedi Leyla. “Bu her yere saçtığın yoğun mutluluğunuzun sebebi nedir Deniz Hanım?”
“Dün babamla annemin ilk maaşı yattı! Yaniii birlikte bir yerlere gidebiliriz!”
Ezgi ellerini çırptı. “E çok iyiymiş! En yakın tarihteki etkinliklere bakıyorum, güzel ve uygun bir şey bulursak anında üç kişilik kontenjan ayırıyorum!”
Ezgi’nin hemen yanındaki Kutay da Ezgi gibi arkasını döndü. “Siz onu üç değil altı yapın. Bizsiz olmaz!” Dedi sırıtarak.
Kutay’ın omzuna vurdum. “Bir şeyde de eksik kalın be Kuti! Gratis’e gitsek yine gelirsiniz yanımıza kene gibi yapıştınız valla!” Yalandan dudaklarımı büzdüm. “Sistalarımla hiç başbaşa vakit geçiremiyorum.”
Yanımda oturan Teoman bana döndü. “Olacak o kadar Deniz Kızı. Siz nereye biz oraya!”
Oğuz hocanın sınıfa girmesi ile tüm sınıf susup yerlerine geçti. Oğuz hoca konuştu. “Günaydın çocuklar! Eminim geçen haftadan beri sınıfımıza katılacak yeni isimleri merak ediyorsunuzdur. Sizi daha fazla meraklandırmayayım.” Kapıya doğru baktı. “Gelebilirsiniz çocuklar!”
Sınıfa giren beş kişi ile bir anda her şey dondu. Nefes alamadığımı hissettim.
Kalbim göğüs kafesimde bir kuş gibi çırpınıyordu.
Hassiktir…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

302okunma 22beğeni 18yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18