Zelzele kitap kapağı

3. bölüm / 17

Zelzele

3.bölüm/Başlangıç

Vaveyla Yazarı: Belliii ♾️

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 3.bölüm/Başlangıç

Asker olduktan sonra üniformamı giydiğim ilk gün aynaya uzun bir süre bakmıştım.O an yaşadığım duygu ve heyecanı anlatamazdım fakat şu an üzerimde üniformam olmamasına rağmen aynı heyecan vardı.
Ablamla telefonda gerçekleşen ufak bir tartışmadan ve Nehir’le biraz daha oturup birbirimizi yakından tanıdıktan sonra eve gelip nakliyecilerin getirdiği yeni eşyalarımızın çoğunu yerleştirmiştik.Fakat ikimizde hem yol yorgunu hem de uykusuz olduğumuz için kalanları sonraya bırakmıştık.Temizlik ve düzen sonrası ikimizde odalarımıza çekilmiştik.
Sabah altıda alarmımın çalmasıyla hayatımın yeni evresine başlangıç yapmıştım.Güzel bir duşun ardından üzerime siyah kumaş pantolon,beyaz gömlek giyinmiş ve şu an aynada kendime bakıyordum.Saçlarımı sıkı bir topuz yapmıştım.Yüzüme hafif,toparlayıcı bir makyaj yapıp mutfağa yöneldiğimde Nehir kahvaltı masasını çoktan hazırlamış,çayları dolduruyordu.
Arkasını döndüğünde beni beklemiyor olacakki “Ay,bende seni uyandırmaya geliyordum ama sen çoktan uyanıp hazırlanmışsın bile!” dediğinde nedense heyecanlıydı.
“Günaydın.” deyip masaya yöneldiğimde Nehir’de günaydın dedikten sonra hazırlanmaya gittiğini söylemişti.
Gerçekten uğraşılmış kahvaltı sofrasına baktığımda uzun zamandır böyle bir ev kahvaltısı yapmadığımı fark etmiştim.Muş’ta alayda kalıyor,yemeklerimi yemekhanede yiyordum ve açıkçası pek de iyi olduğu söylenemezdi.Sanırım Nehir en çok bu konuda bana yardımcı olacaktı.
Çayımdan birkaç yudum aldıktan sonra hazırlanan cıvıl cıvıl olan Nehir’e baktım.Fazla heyecanlı görünüyordu.4 yıldır atanmayı bekleyen bir öğretmen olduğu aklıma gelince normal karşıladım.
Birlikte kahvaltı yapıp mutfağı topladıktan sonra evden çıktık.Nehir’i yeni okuluna ben bırakacaktım.Nehir’le sessiz bir yolculuk imkansızdı ve sorularına arabaya biner binmez başlamıştı.
“Sen şimdi askersin bide üstüne üsteğmensin falan ama,bu arabayı asker maaşıyla aldığını sanmıyorum.” diyerek mantıklı bir şey söyledi.
“Muş’ta ayrı evde değil alaydaki koğuşta kalıyordum,evle ilgili hiçbir masrafım yoktu o yüzden.Sadece giyime,bakıma ve makyaj malzemelerine para harcadığım için maaşımın yüzde yetmişini kenara ayırıyordum.Ablamda doktor yardım etti falan.Birde,babamdan kalan çok fazla tarla ve arsa vardı.Onlarında bazılarını satıp bir şekilde alabildim işte.” diyerek merakını giderdim.
“Anladım,iyi bir yatırım olmuş çünkü gerçekten mükemmel bir araba!Birde özel değilse babana ne oldu?”diye sordu.Bense yılların geçmesiyle bu konuşmalara ve “Şehit oldu.” cevabını vermeye alışmıştım.
Nehir sanki yanlış bir şey sormuş gibi yüzünü panik kapladı ve mahcup oldu.”Ben özür dilerim-“dediğinde devamını getirmesine izin vermeden: “Saçmalama Nehir.Ben alıştım,ayrıca babam şehit olduğu için üzülmüyor;gurur duyuyorum.”dedim.O ise minik bir gülümsemeyle cevap vermişti.
15 dakikanın ardından Nehir’i okula bıraktım ve işim erken biterse onu alabileceğimi söyledim.Şimdi ise alaya gidiyordum.
Yarım saat sonra alaya geldiğimde girişteki güvenliğe asker kimliğimi gösterip arabamı park ettim.Arabadan inip girişe geldiğimde askerlerin bakışı üzerimdeydi.Üniformam olmadığı için böyle bakmalarını normal karşılamıştım.
Karargaha girerken tekrar asker kimliğimi gösterip koridorda ilerlemeye başladım.Fakat böyle albayın odasını bulmam biraz zor görünüyordu.Koridorda gördüğüm ilk askere;”Pardon,Şükrü albayın odası ne tarafta acaba?”diye sorduktan sonra küçümseyici bakışlarını üzerimde gezdirmişti.
“Öyle herkes Şükrü albayla görüşseydi;hey yavrum hey.Ne için geldiysen bana söyle bacım.Gereksiz mevzularla albayı meşgul etme.”dediğinde kaşlarım havaya kalkmıştı.
“Bak sen,gereksiz mevzular demek he?Öyle herkes albayla görüşemez falan hayırdır,sen kimsin?”derken sağ gözümü kırpmıştım.
“Astsubayım ben.Asıl sen kimsin?Derdin neyse söyle;yoksada burdaki askerleri rahatsız etme.İşimiz gücümüz var birde dışardan gelenlemi uğraşacağız kardeşim!”dediğinde buradaki askerlerin hepsi gelen sivillere böylemi davranıyor diye düşünmüştüm.
“Üsteğmen Tuana Keskin ben.Albayla görüşmem lazım;malum bundan sonra görev yerim burası.”derken elimde asker kartımı göstermeyi unutmamıştım.Yüzümde sıfır mimik sinirli bir ifadeyle konuştuğumda asker neye uğradığını şaşırmıştı.
“Komutanım ben çok özür dilerim.Çok pardon bilmiyord-“demeden lafını kestim.“Siz dışarıdan gelen her sivile böylemi davranıyorsunuz astsubay?Eğer durum böyleyse görevlendirildiğim tim dışında sen ve senin gibileride eğitmem gerekecek.Şimdi bana hemen albayın odasını göster!”derken sakinliğimi korumaya çalışıyordum.
“Hemen komutanım!”derken az önceki küçümseyici bakışlarının yerini korku esir almıştı.
Dakikalar sonra albayın odasının önüne geldiğimizde beni getiren askere gitmesini söyleyip kapıyı tıkladım.İçeriden gelen gel komutuyla kapıyı açtım.
Albay masasında dosyalarla uğraşırken kafasını kaldırdı.Asker selamımı verdikten sonra:”Üsteğmen Tuana Keskin!”diyerek kendimi tanıttım.
Zaten beni tanıyan ve gelmemi bekleyen albay ağır ağır başını sallayıp:”Bende seni bekliyordum üsteğmen.Geç otur şöyle.Bu bir emirdir.”dedikten sonra beni test etmediğini gerçekten oturmam gerektiğini anlamıştım.
Bir şey içermisin sorusunu nazikçe reddedip sadede gelmesini bekledim.Oda bunu anlamış olacakki lafı dolandırmadan konuya girdi:
“Öncelikle bu görevi kabul edip buraya geldiğin için teşekkürler üsteğmen.Tim için 2.bir komutana ihtiyaç vardı ve Ethem albay seni önerip birde üstüne kefil olunca gelmene sevinmedim desem yalan olur!”derken sesinde samimiyet vardı fakat söylediği şeyle birlikte kaşlarım çatılmıştı.Ne demişti albay?Time 2. bir komutan.
“2. bir komutan derken komutanım?”derken sesimdeki şaşkınlığımı gizleyememiştim.Sorumla birlikte kaşları çatılan bu sefer albaydı.
“Bundan haberin olduğunu sanıyordum Tuana.Görevlendirildiğin çok özel bir tim olan Zelzele Timi’nin zaten başında bir yüzbaşı var.Fakat kendisi şu an hastanede,yaralı.Hastaneden çıkıp iyileştikten sonra timinin başına geçecek fakat o gelene kadar tim komutanı sensin.”dediğinde şok üstüne çok geçiriyordum.Görev yapacağım yeni karargaha geliyorum,albayın yanına gidiyorum,albay ise bana geçici süreliğine tim komutanı olacağımı,asıl komutanın hastanede yaralı olduğunu;ve o gelince timinin başına geçip benide emri altına alacağını öğreniyorum!
“Komutanım bana böyle bir bilgi verilmedi.Ben Muş’ta tim komutanıydım ve burdada öyle olacağını bilerek buraya geldim.”derken sakin olmaya çalışıyordum.
“Yüzbaşı geldiğinde sen diğer askerler gibi emri altında olmayacaksın.Askerlere komutları sende vereceksin,operasyonları ikiniz yürüteceksiniz.Timin ikinci komutanı sensin yani,yüzbaşı geldiğinde komutanlık bitmiyor üsteğmen.Ayrıca senin gibi başarılı bir üsteğmeni geri plana atacak biri değilim!”derken ikna edici bir ses tonu kullanıyordu.
Dedikleriyle kafam karışmış olsada burdan dönüş olmayacağı için;”Saolun komutanım,sizi yanıltmayacağımdan şüpheniz olmasın!”dedim.
“Üniformanı giyinip timinle tanışabilirsin.Şu an kahvaltı saati olduğu için yemekhanededirler.Birazdan antrenman için sahada olurlar.Onları orada bekleyebilirsin.”dedikten sonra “Emredersiniz!” deyip odadan çıkmıştım.
Tekrar bir askeri durdurup giyinme odasının yerini sordum ve tarif ettiği şekilde ilerleyip odayı bulduktan sonra içeri girip üniformamı giyindim.
Dışarı çıktığımda heyecanımı bastırmaya çalışıyordum çünkü herkesin dilinde olan Zelzele timiyle tanışacak,komutanlığını yapacaktım.Yüzbaşımız gelene kadar Tuni.
Albay her ne kadar yüzbaşı geldikten sonrada devam edeceğimi söylesede komutan olarak değil 2.komutan durumunda olacağım için Yüzbaşının emirlerine uymam gerekiyordu.
Albayın dediğine göre tim yemekhanede olduğu için bahçeye çıktım.Yaklaşık 10 dakika sonra kapıdan çıkan 7 askere baktım.6 erkek 1 kadından oluşan Zelzele timiyle birazdan tanışacaktım.7 erkek 1 kadın diyelim biz Tuni.Yüzbaşımızı unutmayalım.Yüzbaşıyı unutmuyordum fakat Zelzele Timi bundan sonra 7 erkek 2 kadından oluşuyordu.
Hepsi uzun boylu kalıplı insanlardı ve asker olduklarını fazlasıyla belli ediyorlardı.Yanlarına gitmeden önce konuşmalarını dinledim.
Aralarından sarışın uzun boylu olan konuşmaya başladı:”Yeni komutan falan diyorlardı.Hani nerde Yiğit komutanın yerine gelen komutan?”dediğinde yüzbaşının isminin Yiğit olduğunu öğrenmiştim.Ayrıca timin geleceğimden haberleri olmasıda güzeldi.
Hemen ardından esmer uzun boylu asker konuşmaya başladı:”Albay bugün geleceğini söylemişti.Şimdi yoksa bile gün içinde gelir herhalde.”
Aralarındaki en büyük olduğunu tahmin ettiğim asker konuşmaya başladı:”Albay sabah burada olacağını söylemişti.Buralardadır gelir birazdan.Sabredin oğlum azıcık!”dediğinde en büyükleri olduğunu kesinleştirdim.
Timimi daha fazla meraklandırmadan ayağa kalkıp onlara doğru yürümeye başladığımda hepsinin kafası bana çevrilmiş,gelişimi izliyorlardı.
“Günaydın arkadaşlar.Dakik bir insan olduğumu ilk günden öğrenmiş oldunuz.Bende sizin beni komutanınızın yerine geçmiş bir komutan olarak gördüğünüzü öğrenmiş oldum.”derken yüzümdeki ciddiyet yerindeydi.
Yiğit komutanın yerine gelecek olan komutan diyen sarışın asker dediğim şeyi üstüne alınmış olacakki aceleyle konuşmaya başladı:”Estağfurullah komutanım,olur mu öyle-“dediğinde elimle sözünü keserek konuşmaya başladım.“Ben buraya geçici bir süreliğinede gelmedim,yüzbaşının yerinede.Yüzbaşı tekrar timinin başına gelene kadar komuta bende.Geldikten sonrada ikimizde.Yüzbaşı gelince görevime bu timin 2.komutanı olarak devam edeceğim.”derken yüzümdeki ciddiyet yerini korurken sesimi biraz normal çıkarmaya çalışmıştım.
Anladıklarını belli edercesine hepsi aynı anda kafasını salladı.“Bu konuyu aştığımıza göre antrenmana başlayalım.Zelzele;50 şınav.Başla!”dedikten sonra hepsi şınav pozisyonu almıştı.
“En baştan,kendini tanıt!”dediğimde sesim fazlasıyla güçlü ve gürdü.
En başta timin en büyüğü olduğunu düşündüğüm erkek konuşmaya başladı:“Teğmen Kağan Tuncer,Adıyaman!”
“Teğmen Yavuz Aksoy,Bursa!”
Sarışın ve patavatsız olduğunu düşündüğüm asker:“Astsubay Başçavuş Aras Çelik,Hatay!”dedi ve sırayla devam ettiler:
“Astsubay Başçavuş Doğan Siper,Konya!”
“Astsubay Kıdemli Üstçavuş Selin Üstüner,Malatya!”
“Astsubay Üstçavuş Alparslan Akıncı,Kayseri!”
“Astsubay Çavuş Doruk Yıldırım,Antalya!”
Tim kendini tanıttığına göre sıra bendeydi:“Üsteğmen Tuana Keskin,Muğla!”diyerek gür sesle kendimi tanıttım.
~
Timle tanışma faslı bittikten ve antrenmanı tamamladıktan sonra dağılmıştık.Hepsi yemekhaneye gittiğinde öğle yemeği yemediğim için gitmemiştim.
Bahçede oturmuş kahvemi yudumlarken birden başıma dikilen 7 gölgeyle kafamı kaldırdığımda tim başıma toplanmış bana bakıyordu.
Ne oldu? dercesine kafamı salladıktan sonra konuşan Selin oldu:“Komutanım yüzbaşı şu an hastanede tek başına.Eğer izniniz olursa hastaneye gitmek istiyoruz.”diyerek saygıyla konuşmuştu.“Tabii ki,tek bırakmayın yüzbaşıyı.Gidebilirsiniz fakat fazla oyalanmayın.”diyerek saygılı bir cevap vermiştim.
Bu sefer konuşan Yavuz olmuştu:“Komutanım sizde gelmek istermisiniz?Yüzbaşıyla tanışmak isterseniz diye söylüyorum yani.”demişti.
Ben ise;”Yüzbaşıyla yaralıyken tanışmak istemem Teğmen.Gidebilirsiniz.”diyerek reddetmiştim.
Ardından sarı oğlan Aras saçma gülümsemesiyle konuşmaya başladı: “Komutanım peki akşam yemeğine çıkma fikrine ne dersiniz?Tanışma yemeği gibi düşünün yani.”dedi.
Onun aksine yüzümde mimik yokken cevap verdim:”Benimle arkadaşınmış gibi konuşma asker.Timimde gevşeklik istemiyorum.Ayrıca tanışma yemeği eksik olmaz.Yüzbaşı gelince.”diyerek erteledim.Daha ilk günden kaynaşmaya çalışmalarına anlam verememiştim.Her şeyin bir zamanı vardı.
Sarı oğlanda dahil herkes cevabıma şaşırmıştı.Sert çıkışmamı beklemiyorlardı fakat kendilerini daha ilk günden yanımda rahat hissetmelerini istemiyordum.Yüzbaşının yanında nasıllardı bilmiyordum fakat benim yanımda böyle olamayacakları kesindi.
Aras “Emredersiniz!” dedikten sonra tim başımdan dağılmış hastaneye gidiyordu.
/

Zelzele timi sivil şekilde hastaneye komutanlarının yanına gelmişti.Görev esnasında kaçırılan sivilleri korurken kalbinin birkaç santim aşağısından vurulan komutanları 1 hafta yoğun bakımda kalmış,4 gündür normal odadan çıkmak için direniyordu.
Yiğit,kapının çalınmadan pat diye açılmasından sonra içeri girenlere şaşırmamıştı.Tim her geldiğinde odaya böyle giriyor,Yiğit ise her gelişlerinde azarlıyordu.
“Oğlum daha kaç defa uyarıcam ben sizi şöyle aniden girmeyin diye!”dedi.Kağan hepsinden önce konuşmaya başladı:“Komutanım vallahi ben bu danalara öğretemedim!”diyerek söylenmişti.
“Komutanım ne yapalım yani?Odada teksiniz zaten giyinme işini tuvalette hallediyorsunuz.E sizde hemşire veya doktorla basılacak adam değilsiniz;yani öyle biri değilsiniz.Geriye kalan tek seçenek uyuyor olmanız.Oda maşallah yani biz daha içeri dalmadan ayak seslerimizi duyar duymaz uyanırsınız!”diye konuşan Aras’tı.
“Oğlum sen ne biçim konuşuyorsun yok doktor yok hemşire falan.Vallahi ne cıvık adamsın.Tuana komutan seni uyarırken az bile dedi!”diyen Yavuz’du.
Duyduğu cümledeki “komutan” kelimesine takılan Yiğit:”Tuana komutan kim?”diye sordu.
“Yeni tim komutanı.Bugün geldi.Vallahi daha ilk günden ağızımıza sıçtı yani.Hem antrenmanda hem laflarında.Yok burda geçici değil kalıcıymış,yüzbaşı gelince 2.komutan olacak emrinden ayrılmayacakmışız!”diye şikayette bulunan yine Aras’tı.
“Vallahi ben bayıldım kadına.Hepimizin içinden geçecek cinsten.Ayrıca seni azarlamakta haklıydı o yüzden hiç şikayet etme!”diyerek sohbete katılan Selin’di.
Diğer konuşan Doğan’dı:”Komutanım sevmedim desem yalan olur da;bu komutanın bize nefes aldıracağını sanmıyorum!”demişti.
“Komutanım ben çok tırstım ya.Hayır ilk defa böyle bir şeyle karşılaşınca ne yapacağımı şaşırdım!”dedi Doruk.
Alparslan ise şimdiye kadar koruduğu sessizliğini bozdu:”Komutanım çok taşaklı,belli.Kollarım hala ağrıyor.50 şınavla başlattı geldi gitti kaç oldu diye sordu.E sıfır demek zorunda kalınca da elliye kadar kaç defa tekrar başladım bi süre sonra saymadım artık.”demesiyle ensesine tokat yemedi bir olmuştu.
“Ne biçim konuşuyorsun oğlum sen komutanınla!”diye azarlayan Kağan’dı.Acıyla ensesini tutup inleyen Alparslan;”Ya komutanım ben niye tokadı yedim yine!”diyerek isyan ediyordu.
“Albay time yeni bir komutanın geleceğini söylememişti.”diyerek dakikalar sonra sohbete katılan Yiğit olmuştu.
“Hastanede olduğunuz için olabilir komutanım.”diyen Yavuz’du.
“Lan madem biliyordunuz ne diye uyanınca söylemediniz yarım akıllılar!”diye bağırdı Yiğit.“Komutanım uyanır uyanmaz söylemeyelim dedik.”dedi Selin.“Ne dediniz Selin?Komutan time gelincemi söyleyelim dediniz ne dediniz?”diyerek cevap verdi Yiğit.
“Komutanım kusura bakmayın ama Selin komutanım haklı.Siz uyanınca bunu söylemek o saatten sonra bizim uyuyacağımız demek!”diyen Doruk olmuştu.
Kağan’dan ensesine tokadı yiyerek oturduğu yere sinmişti.
“Hastanede olduğumdan haberi vardır herhalde?”diye sordu Yiğit.“Var komutanım.Hatta biz gelmek istermisiniz diye sorduk ama,yüzbaşıyla yaralıyken tanışmak istemem dedi.”diyerek cevap veren Doğan’dı.
“Komutanım hatta ben akşam tanışma amacıyla bir yemeğe çıkalım bile dedim.Yüzbaşı olmadan tanışma yemeği olmaz dedi.Birde üstüne timimde gevşeklik istemiyorum diye azarladı!”diyen Aras’tı.
“Timimle?”diyen Yiğit yeni gelen bu komutanın sahiplenici tavrına şaşırmıştı.“Yahu ne uzattınız!Geldiyse geldi işte bundan sonra bizimle.Yapacak bir şey yok kadın komutanımız.”dedi Yavuz.
“Rütbesi ne?”
“Üsteğmen.”
“Madem ben iyileşince tanışmak istiyor.Tanışırız.”
“Komutanım siz nasıl oldunuz,daha iyisinizdir inşallah.”diyen Alparslan’dı.
“İyiyim oğlum.Birkaç güne çıkarım.Şu meşhur üsteğmenle de tanışırım.”
“Komutanım daha erken değil mi?Kurşun neredeyse kalbinize isabet edecekti!”dedi Selin.
“Yok yok,iyiyim ben.Bana kalsa şu an evde olurdum da,neyse.”dedi Yiğit.
“Yok komutanım olmaz öyle şey,siz birkaç hafta daha dinlenin.”diyen Kağan’dı.
“Oğlum işim lan bu benim.Kötü olsam zaten gelmem.Sizde merak etmeyin artık her gün gelip yoruluyorsunuz boşuna.Durum stabil.”diyerek konuyu kapattı.
Birkaç saat yüzbaşıyla kalıp sohbet eden tim hastaneden ayrılıp dağılmıştı.

/

Eve gelip Nehir’le akşam yemeği yerken ikimizde ilk günümüz nasıl geçtiğini anlatıyorduk.Daha doğrusu Nehir anlatıyor,bana da merak ettiği soruları soruyordu.
“Ay çocukların hepsi çok tatlıydı,ilk günden kaynaştık!Senin timin nasıldı?”diye heyecanla sordu.
“Bir tane sarı oğlan var.Gevşek gevşek konuşup canımı sıktı ilk günden.Bende timimde gevşeklik istemiyorum diye çıkışında yüzü düştü,timde şaşırdı.Neye şaşırdıklarını da anlamadım,yüzbaşı bunlara nasıl davranıyor acaba?”dedim.
“Yüzbaşımı!Hani sen tim komutanıydın?”diye haklı bir soruda bulundu.
“Bende tek komutan ben olucam sanıyordum ama,bugün öğrendim.Timin başında bir yüzbaşı varmış.Yaralıymış.Şimdilik komuta bende,o gelince de ikimizde.”diye cevapladım.
“Anladım.”dedi harfleri uzatarak.
“Ee,sarı oğlan dedin.Başka biri yokmu bu timde kızım?Anlat biraz!”diyerek isyanda bulundu.
Derin bir nefes alarak elimdeki çatalı bırakıp konuşmaya başladım:“7 kişiler.Yüzbaşıyla 8.Bundan sonra ise 9 olacağız.Hepsi gözü kara.Gevşek dediğime bakma.Eğlenmek,tanışıp kaynaşmak istiyorlar ama ilk günden bu cıvıklığı sevmedim.1 kadın var,Kıdemli Üstçavuş.İzin işlerini falan tatlı dille o hallediyor.Bugün hepsi yanıma geldi;benimle ilk konuşan o kadındı.”dedim.
“Ayy!Ne izni istedi ki?”diye sordu bu sefer.Bu kadar meraklı olmasına göz devirsemde cevapladım:“Yüzbaşının yanına hastaneye gitmek için izin istediler.Bende verdim.”dedim.
“Ay sen niye gitmedin!”dedi Nehir.
“Niye gideyim?”
“Kızım ne demek niye gideyim?Tanışmış olurdunuz işte!”
“Yaralı yaralı adama ‘timinize yeni gelen komutan benim komutanım tanıştığıma memnun oldum’ mu deseydim Nehir!Saçma sapan konuşma Allah aşkına!”
“Off Tuana,off!”dedi ve oturduğu yerden kalkıp masayı toplamaya başladı.
Yaklaşık yarım saat sonra çay içip biraz daha konuştuktan sonra ikimizde odalarımıza çekildik.Hala yerleşmeyen eşyalarım vardı ve ne kadar çabuk halletsem o kadar iyiydi.
Valizimdeki kıyafetlerimi yerleştirdikten sonra yeni makyaj masamı kurup eşyalarımı yerleştirdim ve geriye sadece çantalarımı boşaltmak kalmıştı.
Birkaç eşya ve resimleri koymak için küçük bir raf almıştım.İşimi fazlasıyla görecekti.Büyük çantamın içindeki eşyaları sırasıyla yerleştirdikten sonra fotoğrafları çerçevelemeye başladım.
İlk çerçeveye annem,babam,ablam ve benim olduğum fotoğrafı koydum.İkinci çerçeveye ise 20 yıl önce ailem bildiğim insanlarla olan tek toplu fotoğrafı yerleştirdim.Yüzümde küçük bir tebessümle iki çevreyi de rafın en üstüne koydum.
Yatağımın yanında komodine ise babamla doğum günümde çekildiğimiz bir fotoğrafı yerleştirdim.Babama bakarak yüzünü okşadıktan sonra derin bir nefes aldım ve çantadaki son fotoğrafa uzandım.
Yılların geçmesiyle sararan fakat değeri solmayan fotoğrafı elime aldım.Onu da küçük bir çerçeveye yerleştirip babamın çerçevesinin yanına koydum.
Bütün yerleştirme işlerini hallettikten sonra odamı temizledim ve kendimi hemen banyoya attım.Banyodan çıkınca bütün bakım işlerimi halledip kahve yapıp odama geçtim.Biraz telefonda gezindikten sonra günün yorgunluğuyla uyudum.

~

Sabah alarmımla uyanmak yerine Nehir’in mutfaktan gelen tabak sesleri ve mırıldandığı şarkısıyla uyandım.Muhtemelen beni uyandırmamak için sessiz söylüyordu fakat en ufak bir sese dahi uyandığım için pek fark etmemişti.
Ellerimle gözümü ovuşturarak mutfağa ilerledim.
Beni gören Nehir:”Günaydın,üsteğmenim;günaydın!”diye şen şakrak bağırmaya başladı.
“Bir dur Nehir sabah sabah ya!”derken ellerim yüzümdeydi.
“Aa,ne bu enerjisizlik böyle!Haydi git giyin hazırlan bir şey yap canım.İşe geç kalma!Çay demledim hazır birazdan.”dedi.
“Çay içmiyorum ben.”dedikten sonra kaşları çatılmıştı.”Ne demek içmiyorum ya!Sen hiç benim çayımı içtin mi?”dedi.
“Dünde demledin içmedim.Sevmiyorum ben çay,kahve makinesini boşunamı aldım kızım!”diyerek çıkıştım.
“Ay aman tamam be!Ne çemkiriyorsun hemen.İçmezsen içme!Git hazırlan ben masayı hazırlarken.Kahvenide yaparım ben.”derken ikimizde nasıl bir ilişkimiz olduğunu anlayamıyorduk.
Yine de Nehir’i seviyordum.İyi niyetli,temiz kalpli bir kızdı.Birbirimize bağırdıktan 2 saniye sonra normale dönüyorduk.Alttan alan o olmasa şu an birlikte olmazdık.
“İyi,tamam.Hazırlanayım ben.”diyerek odama ilerledim.Üniformamı giyinip,saçlarımı topladım ve hafif bir makyaj yaptım.İşe giderken makyaj yapmayı sevmiyordum ama makyaj yapmayı sevdiğim için azda olsa yapıyordum.Ben bile bazen kendimi anlayamıyordum!
Hızlıca odamı topladıktan sonra adımlarım tekrar mutfağa yöneldi.Nehir kahvaltıyı hazırlamış kahve makinesinin önünde beklerken söyleniyordu:“Ya ne gıdım gıdım akıtıyorsun sen!Akşama kadar işimiz gücümüz yok;bide makineyle uğraşıyoruz ya.Hayır bu kadın sana o kadar para verdi para!İşini yapsana!”derken gerçekten sinirliydi.
“Kızım sen saf mısın,salak mısın ya!Ne diye makineye söyleniyorsun delimisin sen!Geç otur şuraya ben alırım.”dedim.
“Ay tamam ya.Gel bekle şu uyuz makinenin başında!”dedikten sonra oturup kahvaltısını yapmaya başladı.
Kafamı iki yana sallayıp gülmeye başlayınca bana dik dik bakmaya başladı.“Hayır şu zamana kadar doğru düzgün güldüğünü görmedim,ben sinirlendiğim zaman gülüyorsun.Asıl sen delimisin nesin!”dedi.
“Tamam tamam,hadi ye yemeğini.Bak kahvemde hazır zaten.Hemen kahvaltımızı edip çıkalım.”dedim ve Nehir’in karşısındaki sandalyeye oturdum.
Oyalanmadan kahvaltımızı ettikten sonra Nehir’i okula bırakıp karargaha gelmiştim.Burada daha yeni olmama rağmen hemen adım yayılmıştı.Neden olduğunu az çok tahmin edebiliyordum bu yüzden koridorda yürürken çenemi daha da havaya kaldırdım.
Yemekhaneye timin yanına gidecekken albayı görünce duraksayarak selam verdim.“Günaydın Keskin.Adın daha 2.günden yayılmış.Herkes senin elde ettiğin başarıları bildiği için zor olmadı tabii.”dedi.
“Günaydın komutanım,estağfurullah.”dedim.
“Ne estağfurullahı asker?Sende bende çok iyi biliyoruz niye daha başında bu kadar konuşulduğunu.Neyse,tim yemekhanede;saat 10’da timi toplayıp toplantı odasında ol!”dedi.
“Emredersiniz!”diyerek yanından ayrıldım.
Adımlarım başta gideceğim yer olan yemekhaneye yöneldi.Kapıyı açar açmaz herkes kafasını kaldırıp bana baktı.Kafamı kaldırarak timimin yanına ilerledim.Kenardaki masadan boş bir sandalyeyi alıp yanlarına oturdum.
İlk konuşan Doğan oldu:“Komutanım hoşgeldiniz.Hemen bir tabak alalım size.”derken ayaklandı fakat onu elimle durdurdum.“Otur Doğan,aç değilim.Hepinize günaydın.1 saat sonra albay toplantı odasında bizi bekliyor.”dedim.
“Neden komutanım,görev mi var?”diye soran Yavuz’du.“Bilmiyorum,gidince öğreniriz.”diyerek cevapladım.
Kimsenin tabağındaki yemeğe ben geldikten sonra dokunmaması dikkatimi çekmişti.“Gençler yemeğinizi yeyin.Benim yanımda da rahat olun.”dedim.
Hepsi aynı anda “Emredersiniz!” dedikten sonra yemeklerini yemeye devam etmişti.Bense daha rahat hissetmeleri için bahçeye çıkmaya karar verdim.Ayağa kalkarken bana bakan askerlerimin hepsine bakıp aralarından Doruk’u seçtim.
“Yıldırım;yemeğin bitince kahve alıp bahçeye gel.”dedim.“Emredersiniz komutanım!”deyip onayladıktan sonra yemekhaneden çıktım.
Bahçedeki çardağa oturduktan 5 dakika sonra gelen askerlerime baktım.Doruk’tan kahve istemiştim fakat diğerleride ellerinde çayla bana doğru geliyordu.
“Komutanım izniniz varmı?”diyen Selin’di.Başımla onayladıktan sonra hepsi oturdu.Doruk kahvemi uzatırken başımı teşekkür niyetinde salladım.
Gelenlere baktığımda hepsinin gözümün içine baktığını gördüm.Kafamı ne var dercesine sallayıp sağ gözümü kırptım.
Lafa ilk giren Kağan oldu:“Komutanım biz sizinle tanışmak için yarın akşam bir yemeğe çıkalım diyoruz.Sizin içinde uygunsa tabii?”demişti.
“Dünde sordunuz,yüzbaşı gelince demiştim.”diye cevapladım.“Komutanım Yiğit komutanımız yarın yemeğe katılabileceğini,Perşembe günüde time katılacağını söyledi.”diyen Yavuz’du.
“He siz bana sormadan yüzbaşıyla plan yaptınız yani?Ayrıca ne göreve dönmesi yaralı değil mi bu adam?”dedim kaşlarım çatılırken.
“Yok komutanım estağfurullah.Biz size uygun hareket etmek için yüzbaşıyla konuştuk dün.”dedi Alparslan.
“Komutanım yaralı fakat işinin başına dönmesine engel olamaz kimse.Zaten 1 hafta yoğun bakımda kaldı.1 haftada normal odada kalınca çıkacağını söylüyor.”diyerek 2.sorumu cevaplayan Selin’di.
“1 hafta yoğun bakımda kalan yüzbaşı işinin başına dönmek istiyor öylemi?Ne bu,çocuk oyuncağımı?”derken sinirlenmiştim.
“Komutanım Yiğit yüzbaşı kafasına ne koyduysa onu yapar.Ne kadar yalvarsakta ikna edemedik biz.Yapabileceğimiz başka bir şey yok.”diyen geldiğimden beri konuşmayan Aras’tı.
“Birde biz konuşalım bakalım şu yüzbaşıyla.Evcilik oynamıyoruz biz burda!Adam yaralı haliyle gelmek istiyor şaka gibi ya!”dedim.
“Komutanım yemek?”diyen Doruk’tu.Kafamı hızlı bir şekilde ona çevirdikten sonra yerine sindi.
Derin bir nefes alıp konuştum:”Tamam,yarın yemeğe çıkarız.Yüzbaşıyla burdan çıkınca konuşmaya giderim.Sizde gelirsiniz.Oldumu?”diye sordum.
“Vallahi mükemmel oldu komutanım!”diye şakıyan tabii ki sarı oğlandı.Ona ters bir bakış atıp: “Hadi şimdi toplantı odasına.Albay ne diyecek öğrenelim.”dedim ve hep beraber toplantı odasına yürümeye başladık.

Toplantı odasının kapısının açılmasıyla kafamızı çevirdiğimizde gelen albaydı.Hepimiz ayağa kalkıp selam verdik.

“Oturabilirsiniz.”dedikten sonra yerlerimize oturduk ve albayın konuşacağı konuyu beklemeye başladık.

En başta ben olmak üzere diğerleri de rütbelerine göre sırasıyla sandalyede oturuyordu.Meraklı yüzler albaya bakıyordu.

“Bugün Hakkari sınırının dışında bir uyuşturucu sevkiyatı olacak.Uzun zamandır peşinde olduğumuz çete liderinin başı Tahir diye bi adam.Tahir’i ve yandakçısı Osman’ı sağ istiyorum.Sevkiyatı durdurup bu işin içindeki herkesi halledeceksiniz!”dedi albay.

“Komutanım elimizde Tahir ve Osman’ın fotoğrafları varmı?”diye sordum.

O ise başını sallayarak elindeki kumandayla ekrana 2 şerefsizin fotoğrafını yansıttı.Gördüğüm simalar beni şaşırtmamıştı çünkü uzun zamandır bu iki salağın peşindeydim.
Onlarda senin peşindeler Tuni.
Bu detaya çok takılmadım çünkü beni yakalamak için an kollayan şerefsizlerin sayısı 2 değildi.Beni öldürmeye çalışan kişi sayısı fazlaydı ve bu ikisi tırnağımın kiri bile olamazdı.

“Tanıdık geldimi?”diye soran albaydı.
“Gelmez olurmu hiç komutanım.İki kansızda akşama elinizde olacak.”dedi Kağan.
“Size güveniyorum Zelzele.Allah yardımcınız olsun!”diyerek son sözünü söyledi.
Biz ise hep bir ağızdan “Saol!” diyerek albayın arkasından çıktık.

Koridorda Zelzele timinin adım sesleri yankılanırken hepimiz hazırlanmaya gidiyorduk.

Hepimiz giyinip bahçede toplandıktan sonra Aras konuşmaya başladı:
“Komutanım ilk görevimize çıkıyoruz!Nasıl hissediyorsunuz?”diyerek kimseyi şaşırtmamıştı.
“Nasıl hissetmem gerekiyor?”diye soruya soruyla karşılık verdim.
“Bilmem.Heyecanlı,gururlu veya duygusal?”dedi.
“Ordan bakınca her şeye duygusal bakan biri gibimi duruyorum?”diyerek soruyla karşılık vermeye devam ettim.
“Hayır komutanım.Daha çok kurşun geçirmez yelek gibi.”dedi.
“Güzel.Tam olarak öyleyim çünkü.”dedikten sonra kafasını sallayarak sessiz kalmıştı.

Hazırlanan araba sonrası hepimiz arabaya bindik ve yola çıktık.

2 saat süren yolculuğun ardından hepimiz arabadan indik ve dağ tırmanıp yerlerimizi belirleyerek saklandık.

Sevkiyatın ne zaman olacağını bilmiyorduk o yüzden albaydan haberi alır almaz hazırlanıp yola çıkmıştık.Yolun sağındaki dağın tepesinde; ben,Doğan,Doruk ve Yavuz varken solundaki dağın tepesinde; Kağan,Alparslan,Aras ve Selin vardı.

“Uzun zamandır bu çetenin peşindeyiz komutanım.Açıklarını yakalamak için an kollarken sizinle birlikte bulmak ve göreve çıkmak onur verici.”dedi Kağan.

“Komutanım resmen kaç aydır aradığımız adamları siz geldiğiniz gibi bulduk!Bize şans getirmiş olabilir misiniz acaba?”dedi Alparslan’dı.

“Ben şansa inanmam Akıncı.Denk geldi diyelim.”derken dürbünümle etrafı gözetliyordum.
“Siz nasıl isterseniz komutanım ama bence şans işi.”dedikten sonra sessiz kaldım.

Normalde Muş’tan sevkiyat yapan ve birkaç görevde elimden son anda sıyrılan Tahir,artık Muş’ta olmadığımı öğrenmiş olmalıydı ki böyle bir sevkiyata kalkışmıştı.

Fakat bilmediği bir şey vardı ki artık Hakkari’deydim ve birazdan onu yakalayıp doğduğuna pişman edecektim.

Sadece uyuşturucu işi yüzünden değil;tecavüz,çocuk kaçırma ve adam yaralama gibi bir çok suçtan aranan bir terör yanlısıydı.

Ben etrafı gözetleyerek plan yaparken tim kendi arasında sohbet ediyor,bana sorular soruyordu fakat kafamdaki tilkiler görev başında olduğu için onları cevapsız bırakıyordum.Planı hazırladıktan sonra kulaklığımdan Yavuz’un sinirli sesini duydum:
“Amına koyayım nerde bu şerefsiz.Tuttuğum gibi sikmezsem adım Yavuz değil!”
“Sakin ol Aksoy.Planı anlatacağım ve kimse dediklerimin dışında hareket etmeyecek!Anlaşıldı mı?”dedikten sonra hepsi “Anlaşıldı!” diyerek onayladılar.

“Güzel.Birazdan gelirler,Tahir pis işlerini akşama bırakmaz-“derken lafımın bölünmesiyle duraksadım.
“Komutanım siz Tahir itini tanıyormusunuz?”diye şaşkınca konuşan Doğan’dı.
“Lafımı bölme!”diye çıkıştıktan sonra sesi kesildi.
“Vakit kaybettiğimizin farkındamısınız siz?Yüzbaşının bu time nasıl davrandığını bilmiyorum ama tahmin ettiğimin dışında davranıyorsa ve siz ona rağmen böyleyseniz sizinle çok işimiz var Zelzele!Özel bir timin komutanı olacağımı bilerek geldim ben buraya.Herkesin dilindeyken nasıl böyle basit hatalar yapıyorsunuz siz?”derken sinirliydim.

Kulaklıktan gelen sessizlikle derin bir nefes alıp normale dönerek devam ettim:
“Kaç kişi olduklarını bilmiyoruz ama Tahir dikkat çekmemek için kalabalık hareket etmez.Sınır kapısındaki sivil görevlilere zarar vermeden geçemez.Sivillere bir şey olmadan Tahir’i ve Osman’ı almamız lazım.Diğerlerini paket edip sıkışan iki şerefsizi yakalarken acele edeceğiz.Anlaşıldı mı?”diyerek konuştum.

“Emredersiniz komutanım!”sesleri kulağımı doldururken dürbünümle birkaç kilometre öteden gelen 2 tır 1 arabayı gördüm.Tırda en fazla 4 en az 2 kişi olacağını tahmin ederek görev dağılımını yaptım.
“Doğan ve Selin.İkinci tırın içindekiler sizde.Sivillerle konuşurlarken dikkat çekici bir durum olursa sıkın kafalarına!”
“Emredersiniz!”
“Kağan ve Aras.İlk tır sizde.Üç kişiler, tırdan inince olumsuz durum karşılığında harekete geçin!”
“Emredersiniz!”
“Doruk.Şoförler tırdan inmez.Diğerleri tırdan inenleri paketlerken sende şoförleri etkisiz hale getiriyorsun!”
“Emredersiniz komutanım!”
“Alparslan ve Yavuz.Arabanın içinde Tahir,Osman ve iki kişi daha var.Arabadan ineceklerini sanmıyorum.İnenlerin kurşun yağmuruna tutulduğunu gördüklerinde geriye dönemeden şoförü ve sağ koltuktaki elemanı etkisiz hale getirip Tahir ve Osman’ı alıyoruz.Anlaşılmayan bir şey?”diyerek planı tamamladıktan sonra ikisinden de gelen “Emredersiniz!”sesiyle tırlar yaklaşırken son cümlemi kurdum:

“Sizinle çıktığım ilk görevde hissettiğim tek duygu güven.Sizlere inanıyorum.Haydi,halledelim şu işi!”

Tırlar ve araba durduğunda ilk tırdan 2,ikinci tırdan 1 kişi inip sınır kapısı görevlilerin yanına ilerliyordu.

Üç şerefsizde görevlilerle konuşmaya başladıklarında acele ettikleri belliydi.Görevli adamlar elleriyle tırları gösterdiklerinde tırları kontrol etmek istediklerini anlamak zor olmamıştı.

Fakat bu durum itlerin hoşuna gitmemiş olacak ki ;üçüde karşılarındaki üç adama yumruk savurmaya başladı.

Ve her şey time anlattığım gibi ilerledi.Sivillere zarar gelmeden tırdan inen üç kişiyi görevlendirdiğim askerler indirdikten sonra tır şoförleri ve araba geri geri gidecekken,Doruk şoförleri öldürerek engellemişti.

Siyah arabaya odaklandığımda yan koltuktaki elemanın şoförü kapıdan aşağı itip direksiyon başına geçtiğini gördüğümde yüzümde aşağılayıcı gülümsemem belirdi.

“Doruk ve Aras.Sivillerin yanına gidin.”dedikten sonra arabanın lastiklerine 3 kurşun sıktım ve hemen ardından şoför koltuğuna geçen diğer arkadaşın kaşlarının tam ortasından vurularak başının direksiyona düştüğünü gördüm.

Tahir ve Osman arabadan inmeye çalışırken ben,Yavuz ve Doğan dağdan iniyorduk.Fakat biz yola inmeden İkiside arabadan inip ormana koşmaya başladı.

“Aras ve Doruk sivillerin yanında kalın.Kağan ve Selin tırları ve arabayı kontrol edin.Diğerleri benimle ormana.Hemen!”dedikten sonra yanımda Yavuz,Doğan ve Alparslan’la ormana koşmaya başladık.

Şerefsizlerle aramızda fazla mesafe yoktu fakat ikiside ağaçların arkasına geçip ateş etmeye başladılar.
Hemen kendimizi koruyarak karşı tarafa ateş etmeye başladık.Tek sorun öldürmemek,sadece yaralamaktı ve bu bizim için çok zordu.

Hemen bir plan yaptıktan sonra konuşmaya başladım:
“Doğan ve Alparslan,biz dikkatlerini dağıtırken ormanın arka tarafa geçin.İkiside görüş açınızda olsun.”dedikten sonra ikiside;”Emredersiniz!”diyerek yerlerinden ayrıldı.

Yavuz’la daha fazla ateş etmeye başladıktan sonra bir süre ateş etmeyi bıraktılar.Bir sorun olduğunu anlamıştım fakat bu bir tuzakmıydı kavramaya çalışıyordum.
“Allah kahretsin!”diye bağıran Tahir’i duyduktan sonra tüm yüzümü kaplayan sırıtışla mermilerinin bittiğini anlamıştım.

“Hayırdır Tahir?Buradan çıkabileceğinizimi düşünüyordunuz!”dedikten sonra sesimi çok iyi tanıdığını biliyordum.Bunu bilmek bana inanılmaz bir zevk veriyordu!

“Dişi Kurt!”diye öfkeyle soluduğunda kahkahamı bastıramamıştım.
“Ta kendisi!”derken gülmüyordum.Aksine kaşlarımı kaldırmış,sesim intikam ateşiyle kavruluyordu.
Kendimi siper aldığım ağacın arkasından çıkarak Tahir’e ilerlemeye başladım.Yanımda Yavuz,karşımda her an tetikte olan Doğan ve Alparslan duruyordu.
Ben sağdaki ağacın arkasından Tahir’i çekip alırken Yavuz’da soldaki ağacın arkasından Osman’ı almıştı.

“Noldu lan yavşak kaçabileceğinimi sandın?Kaçacağını sandığın aklını sikeyim o zaman ben senin!”diyen Yavuz’du.
Tahir ise ellerimin altında kıvranıyordu.”Sen…sen nasıl buldun beni?”derken ağlayacak gibiydi.
“Ben seni arasam bulamazmıyım it herif!Merak etme,karşılıklı soracağımız sorular daha çok.Aklında tut hepsini,duydun mu beni?Aklında tutmazsan aklını söküp sikerim senin.Duydun mu lan!”diyerek yüzüne nefret kustum.

O ise kafasını sallamakla yetindi.Tahir’i Doğan’a teslim edip timin geri kalanını kontrol etmek için konuştum:
“Selin,durum ne?”
“Temiz komutanım.Hepimiz iyiyiz.”dedikten sonra operasyonu tamamlamanın verdiği hisle tekrar anayola yürümeye başladık.

~

Tahir ve Osman’ı albaya teslim edip bugünkü işimizi tamamladığımızı ve kendisini şaşırtmadığımızı söyledikten sonra hepimiz dağıldık.
Yüzbaşıyla tanışıp konuşmaya gideceğim için eve gelip kıyafetlerimden kurtulduktan sonra kendimi duşa attım.

Duştan çıkınca altıma siyah kumaş pantolon üstüme mavi gömlek giyip takılarımı taktıktan ve makyajımı yaptıktan sonra saçlarımı kuruttum.Doğal düz olan koyu kahve saçlarımı şekillendirmeye gerek kalmadan yanıma ufak bir çanta alıp evden çıktım.

Arabaya biner binmez telefonum çaldı fakat arayan numara kayıtlı değildi.Telefonu açtıktan sonra Selin’in sesi duyuldu:
“Komutanım biz hastaneye geldik kapının önündeyiz.Siz çıktınızmı diye merak edip aradım kusura bakmayın rahatsız ettiysem.”dedi.
“Çıktım Selin.O yanındaki salaklara söyleyebilirsin.Bekleyin 5 dakikaya ordayım.”diye cevapladım.
“Anlaşıldı komutanım.”dedikten sonra telefonu kapattı.Bense Nehir’i arıyordum çünkü birazdan okuldan çıkacaktı ve bugün onu alamayacaktım.

“Tuana,bir şeymi oldu neden aradın?”diye merakla sordu.
“Nehir bugün eve taksiyle gel olurmu?İşim çıktı gelemeyeceğim çıkışına.”dedim.
“Tamam canım bende bir şey oldu sandım.Taksiye atlar gelirim ben merak etme.Hadi kolay gelsin sana.”diyerek telefonu kapattı.

5 dakikanın ardından hastaneye vardım.Kapıda beni bekleyen time göz gezdirdikten sonra hep birlikte içeri girdik.

Zaten sürekli ziyarete gelen tim odayı bildiği için direkt odaya ilerledik.En önde ben,arkamda tim varken yavaşça kapıyı çaldığımda içeriden gelen “gel” sesiyle kapıyı araladım.

Kapıyı açar açmaz karşımda gördüğüm kişiyle duraksadım.Oda kapı açılınca kafasını çevirdiği noktaya odaklandı.Bana.

Ben ise bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

197okunma 23beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18