YEDİ SANİYE kitap kapağı

8. bölüm / 31

YEDİ SANİYE

7.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Şevval Demir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 7.BÖLÜM

...........GÖZLERİNDEKİ SIR..............

AREL

Sabah olduğunda ilk yaptığım şey odadan çıkmaya çalışmak olmadı.

Bu bile başlı başına bir problemdi.
Gözlerimi tavana dikmiş, birkaç dakika boyunca kıpırdamadan yattım. Liyana'nın sarayında uyumak istememiştim. Hele ki onun kanadında, onun istediği bir odada kalmak...

Düşünmesi bile sinir bozucuydu.
Sonunda yataktan kalktım ve pencereye doğru yürüdüm.

Elyndra'nın sabahı geceye benzemiyordu.

Güneş, şehrin taş sokaklarının üzerine vuruyor, uzaktan insanların sesleri duyuluyordu. Sarayın bahçesindeki ağaçların yaprakları rüzgârla hareket ediyordu.

Her şey...
Normal görünüyordu.
Oysa bu krallığın başında, gözlerine yedi saniyeden fazla bakan herkesi kendisine boyun eğdirebilen bir prenses vardı.

Ve ben...
Onun gözlerine on beş saniye bakmıştım.

Hiçbir şey olmamıştı.
Kapı çalındı.
Arkamı döndüm.
"Gir."

Kapı açıldı.
İçeri giren kişi Liyana değildi.
Bu, nedense beni rahatlatmıştı.
Bir Kara Muhafız başını eğdi.

"Prenses Liyana sizi kahvaltıya çağırıyor."

Kaşlarımı kaldırdım.
"Beni mi?"

"Arkadaşlarınızla birlikte."

Bu kez biraz daha rahatladım.
"Onlar iyi mi?"

"Hepsi iyi."
Başımı salladım.

"Güzel."

Muhafız kapının yanında beklemeye devam etti.
"Gidebilir miyim?"

"Size eşlik etmem için buradayım."

"Kaçmayacağım."

Muhafızın yüzü tamamen siyah kıyafetlerinin gölgesinde kalıyordu.
"Bunu duymak güzel."

"İnanmıyor musun?"

"Hayır."

Derin bir nefes verdim.
"Sanırım burada anlaşamayacağız."

Kahvaltı salonunun kapısı açıldığında ilk gördüğüm kişi Roan oldu.

Karşısındaki tabak neredeyse tamamen boştu.

Beni görünce elini havaya kaldırdı.
"Sonunda!"

Kieran ona baktı.
"Dün de görmüştün."

"Ama bugün daha iyi görünüyor."

Elera kaşlarını çattı.
"Arel, iyi misin?"

"Evet."

Veyra sandalyesinin yanındaki boş yeri işaret etti.
"Otur."

Onların yanına yürüdüm ve sandalyeye oturdum.
Bir süre hepimiz sessiz kaldık.
Sonunda Roan bana doğru eğildi.
"Peki?"

"Ne peki?"

"Prensesin kanadında uyumak nasıl bir şey?"

"Normal bir oda."

"Başına bir şey gelmedi mi?"

"Ne gelmesini bekliyordun?"

"Bilmiyorum. Gece gelip gözlerine bakmasını falan."

Elera hemen Roan'ın koluna vurdu.
"Roan!"

"Ne var? Mantıklı bir ihtimal."

"Değil."

Kieran başını iki yana salladı.
"İkiniz de susun."

İstemeden gülümsedim.
Bu kadar kısa sürede, sarayda olduğumuzu unutmuştum.
Sonra salonun kapısı açıldı.
Hepimiz aynı anda sustuk.

Liyana içeri girdi.
Üzerinde koyu mor renkli sade bir elbise vardı. Yanında iki Kara Muhafız yürüyordu.

Roan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.
Elera bakışlarını hemen masaya indirdi.
Kieran dikleşti.
Veyra ise sessizce Liyana'yı izledi.
Ben...
Onun gözlerine bakmamaya çalıştım.

Liyana bunu fark etmiş olmalıydı.
Çünkü dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Günaydın."

Kimse cevap vermedi.
Liyana bir süre bekledi.
"Ne kadar misafirperversiniz."

Roan boğazını temizledi.
"Günaydın."

"Teşekkür ederim, Roan."

Roan şaşkınlıkla gözlerini kırptı.
"Adımı biliyorsun."

"Sarayımda kalan insanların isimlerini öğreniyorum."

Kieran mırıldandı.

"Ne kadar rahatlatıcı."
Liyana ona döndü.
"Senin adın da Kieran."

Kieran sustu.
Roan hafifçe bana doğru eğildi.
"Bence bizi seviyor."

"Kesinlikle değil."

Liyana'nın bakışları bana kaydı.
"Arel."

Başımı kaldırdım.
Bu kez gözlerine değil, alnına baktım.
"Liyana."

Bunu diyince hafifçe kaşlarını çattı.
"Liyana değil prenses liyana diyeceksiniz."

"Odanda rahat ettin mi?"

"Hayatta kaldım."

"Büyük başarı."

"Senin sayende."

Liyana birkaç saniye bana baktı.
"Bunu iltifat olarak kabul edeceğim."

"Etme."

Dudakları hafifçe kıvrıldı.
İşte o an anladım.
Beni sinirlendirmekten hoşlanıyordu.
Ve daha kötüsü...

Bunu başardığında eğleniyordu.
Kahvaltı bittikten sonra Liyana masadan kalktı.

"Hepiniz bugün sarayda özgürce dolaşabilirsiniz."

Roan hemen başını kaldırdı.
"Gerçekten mi?"

"Evet."

"Kaçabilir miyiz?"

Salonda kısa bir sessizlik oldu.
Liyana'nın dudaklarının kenarı kıvrıldı.
"Deneyebilirsin."

Roan birkaç saniye sustu.
"Şakaydı."

"Benimki değildi."

Roan sandalyesine biraz daha yaslandı.
Elera derin bir nefes verdi.
"Bize neden bunu yapıyorsunuz?"

Liyana ona döndü.
"Ne yapıyorum?"

"Bizi burada tutuyorsunuz ama mahkûm gibi davranmıyorsunuz."

Liyana'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Çünkü mahkûm değilsiniz."

"Ama özgür de değiliz."

Bu kez Liyana cevap vermedi.
Bakışları kısa bir süre bana kaydı.
Sonra konuştu.
"Arel hariç."

Kaşlarımı çattım.
"Ben neymişim?"

"Benim sorumluluğum."

"Ne kadar güzel."

"Beğenmedin mi?"

"Hayır."

"Alışırsın."

"Sanmıyorum"
Liyana gülümsedi.
"Göreceğiz."

Bu kadının her cümlesi sinir bozucuydu.

Öğleden sonra arkadaşlarımla birlikte sarayın bahçesinde oturuyorduk.

Roan bir ağacın altında uzanmıştı.
"Bence kaçmalıyız."

Kieran ona baktı.
"Nasıl?"

"Bilmiyorum."

"Harika plan."

Roan gözlerini kapattı.
"Sen hep olumsuzsun."

Elera bana döndü.
"Arel."

"Ne?"

"Liyana'nın gozlerine baktığında gerçekten hiçbir şey hissetmedin mi?"

Diğer üçü de aynı anda bana döndü.
Bir süre sustum.
"Hayır."

Veyra'nın yüzü ciddileşti.
"Bu imkansız."

"Biliyorum."

"Peki Liyana?"

"Ne Liyana?"

"O ne hissetti?"

Başımı iki yana salladım.
"Bilmiyorum."

Aslında biliyordum.
Şaşırmıştı.
Gözlerindeki o kısa anlık değişimi görmüştüm.

Ama bunu söylemedim.
Kieran düşünceli bir şekilde konuştu.

"Belki bu yüzden seni yanında tutuyor."

Roan gözlerini açtı.

"Seni deney faresi gibi kullanıyor olabilir."

Elera ona ters ters baktı.
"Ne kadar destekleyicisin."

"Gerçeği söylüyorum."

"Gerçek olduğunu nereden biliyorsun?"

Roan sustu.
"Bilmiyorum."

"O zaman sus."

Roan tekrar gözlerini kapattı.
"Bu bahçede çok fazla zorba var."

Tam o sırada arkamızdan bir ses duyuldu.
"Arel."

Hepimiz döndük.
Liyana birkaç adım ötemizde duruyordu.
"Benimle geliyorsun."

Kaşlarımı kaldırdım.
"Nereye?"

"Yürüyüşe."

Roan hemen doğruldu.
"Ben de gelebilir miyim?"

Liyana ona baktı.
"Hayır."

Roan tekrar yerine uzandı.
"Beklediğim cevaptı."

Ayağa kalktım.
"Neden benimle yürümek istiyorsun?"

Liyana omuz silkti.
"Yürümek istiyorum."

"Benimle?"

"Evet."

"Neden?"

Liyana birkaç saniye sessiz kaldı.
"Çünkü seni merak ediyorum."

Arkadaşlarıma baktım.
Hepsinin yüzünde aynı ifade vardı.

Gitme.

Ama Liyana'nın yanında kalmaya zaten söz vermiştim.
Ve onu daha fazla merak etmeye başlamıştım.
"Tamam."

Roan bana bakıp mırıldandı:
"Gözlerine bakma."

"Biliyorum!"

Sarayın bahçesinde yan yana yürüyorduk.
İlk birkaç dakika boyunca hiçbirimiz konuşmadık.

Liyana ellerini arkasında birleştirmişti.
Ben ise etrafı izliyordum.

"Sessizsin."

"Sen de."

"Ben prensesim. Sessiz kalabilirim."
"Ben de Arel'im."

Liyana bana baktı.
"Bu ne demek?"

"Ben de sessiz kalabilirim."

"Pek inandırıcı değil."

Gülümsedim.
"Beni tanımıyorsun."

"Tanıyacağım."

Bu kez ona baktım.
Tam gözlerine yaklaşacakken bakışlarımı yana çevirdim.
Liyana bunu fark edip güldü.
"Hala korkuyorsun."

"Korkmuyorum."

"O zaman gözlerime bak."

"Güzel denemeydi."

"İşe yaramadı mı?"

"Hayır."

Liyana başını iki yana salladı.
"Çok sıkıcısın."

"Hayatta kalmaya çalışıyorum."

Bir süre daha yürüdük.
Sonra Liyana durdu.
Bahçenin en uzak köşesine gelmiştik.

Burada sarayın diğer yerlerine göre daha sessizdi.
Liyana önümdeki taş korkuluğa yaslandı.

"İnsanlar gözlerimden korkuyor."

Bu söz beklemediğim kadar sakindi.
"Bunun farkındasın yani."

"Elbette."

"Peki bundan hoşlanıyor musun?"

Liyana bana döndü.
İlk kez yüzünde o alaycı ifade yoktu.
"Sence?"

Cevap vermedim.
Çünkü cevabını gerçekten bilmiyordum.
"Herkes benden korkuyor, Arel."

Sesindeki yorgunluğu duydum.
"Gözlerime bakıyorlar ama beni görmüyorlar."

Bir an sustu.
"Sadece gücümü görüyorlar."

Bakışlarımı ona çevirdim.
Ama gözlerine bakmadım.
"Sen de beni öldürmeye gelmiştin."

Bu söz karşısında çenem gerildi.
"Biliyorum."

"Ama sen korkmuyorsun."

"Seni tanımıyorum."

"Tanımadığın biri seni öldürebilir."

"O zaman tanırım."

Liyana birkaç saniye bana baktı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"İşte bu yüzden seni merak ediyorum."

Bu kez cevap veremedim.
Çünkü ilk defa...
Onun gözlerinde bir tehdit görmemiştim.
Sadece merak vardı.
Belki de yalnızlık.
"Arel."

"Ne?"

"Bir gün gözlerime bakacak mısın?"

Başımı kaldırdım.
Mor gözleri güneşin altında parlıyordu.
Bir an için...
Yedi saniyeyi unuttum.
"Belki."

Liyana gülümsedi.
"Bu da başlangıç için yeterli."

Ve o an fark etmeden düşündüm:
Belki Liyana'nın beni yanında tutmasının sebebi sadece benim ona boyun eğmemem değildi.
Belki...
Ben de artık onun hakkında merak etmeye başlamıştım.

♠️🌹♣️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

97okunma 26beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18