12. bölüm / 31
YEDİ SANİYE11.BÖLÜM
Bölümler 31Şu an: 11.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM600 kelime
- 2 2.BÖLÜM345 kelime
- 3 3.BÖLÜM456 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.002 kelime
- 5 5.BÖLÜM834 kelime
- 6 6.BÖLÜM752 kelime
- 7 7.BÖLÜM1.079 kelime
- 8 8.BÖLÜM1.931 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.367 kelime
- 10 10.BÖLÜM1.379 kelime
- 11 11.BÖLÜM924 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12.BÖLÜM1.452 kelime
- 13 13.BÖLÜM1.220 kelime
- 14 14.BÖLÜM536 kelime
- 15 15.BÖLÜM1.080 kelime
- 16 16.BÖLÜM1.473 kelime
- 17 17.BÖLÜM1.351 kelime
- 18 18.BÖLÜM2.042 kelime
- 19 19.BÖLÜM1.046 kelime
- 20 20.BÖLÜM872 kelime
- 21 21.BÖLÜM860 kelime
- 22 22.BÖLÜM941 kelime
- 23 23.BÖLÜM1.137 kelime
- 24 24.BÖLÜM1.140 kelime
- 25 25.BÖLÜM975 kelime
- 26 26.BÖLÜM1.958 kelime
- 27 27.BÖLÜM1.002 kelime
- 28 28.BÖLÛM1.011 kelime
- 29 29.BÖLÜM898 kelime
- 30 🥀FİNAL🥀1.312 kelime
- 31 🌹TEŞEKKÜRLER🌹145 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
.............SONUN GÖLGESİ.............
LİYANA
Sabah olduğunda saray her zamankinden daha sessizdi.
Belki de herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Dün gece olanları.
Yatağımın kenarında oturmuş, pencereden Elyndra'ya bakıyordum. Gökyüzü aydınlanmıştı. Şehir uyanıyordu.
Ama ben...
Hâlâ dün gece karanlığında kalmış gibiydim.
Ellerime baktım.
Bu ellerle kaç kişiyi kontrol etmiştim?
Kaç kişinin zihnine dokunmuştum?
Kaç kişinin korkmasına sebep olmuştum?
Daha da kötüsü...
Kaçına zarar verebilirdim?
Kapının çalınmasıyla düşüncelerim bölündü.
"Gel."
Kapı yavaşça açıldı.
İçeri giren kişi Vaelor'du.
Kara Muhafızların başı.
Yıllardır yanımdaydı. Benimle birlikte savaşmış, benimle birlikte krallığımı korumuştu.
Benden korkmayan az sayıdaki insandan biriydi.
Ya da belki...
Korkmasına rağmen gitmeyenlerden.
"Nasıl hissediyorsun, Prensesim?"
Gözlerimi pencereden ayırmadım.
"Bu soruya cevap vermek zorunda mıyım?"
Vaelor sessiz kaldı.
Bu cevabı sevmezdi.
"Yaran nasıl?"
"İyileşiyor."
"Ve diğer mesele?"
Dudaklarımda acı bir gülümseme oluştu.
"Hangisi?"
Vaelor birkaç adım yaklaştı.
"Dün gece."
İşte.
Konuşmak istemediğim konu buydu.
Başımı eğdim.
"Kontrolümü kaybettim."
"Hayır."
Başımı ona çevirdim.
Vaelor'un yüzünde ciddi bir ifade vardı.
"Gücünü kontrol etmeye çalıştın."
"Sonuç aynı."
"Değil."
Gülümsedim.
Ama bu kez gülümsememde hiçbir eğlence yoktu.
"Vaelor..."
Sesim alçaldı.
"Bir gün tekrar olacak."
O sustu.
Pencereden dışarı baktım.
"Belki yarın."
"Belki bir yıl sonra."
"Belki de çok daha yakında."
Elimi göğsümün üzerine koydum.
"Ve bir gün... onu
durduramayacağım."
Vaelor'un çenesi gerildi.
"Bunu durdurmanın bir yolunu bulacağız."
Başımı yavaşça iki yana salladım.
"Hayır."
Bakışlarım karanlıklaşmıştı.
"Benim gücüm bir gün beni dinlemeyi bırakacak."
"Prensesim-"
"Sadece dün geceyi düşün."
Sozümü kesmesine izin vermedim.
"İstediğim halde onları serbest bırakamadım."
Sesim hafifçe titredi.
"Roan'ı. Elera'yı. Kieran'ı. Veyra'yı..."
Sonra durdum.
Arel'in adını söylemek istemedim.
Ama söylemeden de aklımdan çıkaramadım.
"Ve Arel."
Vaelor gözlerini kıstı.
"Onu mu düşünüyorsun?"
Bu kez ona baktım.
"Sen de gördün."
"Gördüm."
"Gücüm ona ulaşmadı."
Vaelor sessizce başını salladı.
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Eski kehanet..."
Vaelor'un yüzündeki ifade değişti.
"Onun hakkında konuşmak istemiyorsun."
"Artık istememek gibi bir seçeneğim yok."
Ayağa kalktım.
"Yıllardır sadece bir hikaye olduğunu düşündüm."
Pencereye doğru yürüdüm.
"Ama Arel buraya geldi."
Mor gözlerim bir anlığına parladı.
"Ve gözlerime on beş saniye boyunca baktı."
Arkamdan Vaelor'un sesi geldi.
"Belki de tesadüftür."
Yavaşça ona döndüm.
"Tesadüfler beni kontrol edemez."
Bir an durdum.
"Ya da... beni kontrol edememeleri tesadüf değildir."
Vaelor kaşlarını çattı.
"Ne söylemeye çalışıyorsun?"
Dudaklarımda hafif, hüzünlü bir gülümseme oluştu.
"Belki de Arel..."
Sözlerimi seçtim.
"Benim sonumu getirecek kişi."
Oda sessizleşti.
Vaelor sertçe konuştu.
"Onun sana zarar vermesine izin vermem."
"Sen de biliyorsun."
Sesim sakinleşmişti.
"Bu mesele izin vermekle ilgili değil."
Bir an nefes aldım.
"Bir gün gücüm gerçekten kontrolümden çıkacak."
Gözlerim yere indi.
"Dün gece olanlar bunun yalnızca küçük bir parçasıydı."
Vaelor'un yüzü sertleşti.
Ama ilk kez...
Onun da korktuğunu görebiliyordum.
"Sadece Arel bana yaklaşabiliyor."
Devam ettim.
"Gözlerim ona bir şey yapamıyor."
"Bu yüzden..."
Boğazım düğümlendi.
"Belki de günün birinde herkes benden uzaklaşırken, bana yaklaşabilecek tek kişi yine o olacak."
Vaelor bir şey söylemedi.
Ben ise acı bir şekilde gülümsedim.
"Ne kadar ironik değil mi?"
"Peki ya o gün gelirse?" diye sordu.
Pencereye yeniden döndüm.
"O gün geldiğinde..."
Gözlerimi kapattım.
"Umarım Arel doğru olanı yapacak kadar cesur olur."
Vaelor'un sesi sertleşti.
"Ve sen onun seni durdurmasını mı istiyorsun?"
Bir süre cevap vermedim.
Sonra fısıldadım:
"Benim sonumu getirecek kişinin Arel olması gerektiğini düşünmeye başlıyorum."
O cümleyi söylediğim anda....
İçimde tuhaf bir his oluştu.
Sanki geleceği görmüş gibi.
Sanki bir gün gerçekten...
Arel'in gözlerinin önünde son nefesimi vereceğimi biliyormuşum gibi.
♠️🌹♣️
Öğle saatlerinde herkes sarayın büyük salonunda toplanmıştı.
Roan, her zamanki gibi bir sandalyeye yayılmıştı.
Kieran yanında oturuyor, Elera ve Veyra ise karşılarında duruyordu.
Arel pencerenin önünde sessizce dışarıyı izliyordu.
İçeri girdiğimde herkes bana döndü.
Bu kez...
Gözlerinde korku yoktu.
Ama merak vardı.
Belki biraz da tedirginlik.
Bu normaldi.
Dün gece onları kontrol etmiştim.
Buna rağmen burada duruyorlardı.
Yavaşça onlara yaklaştım.
"Bir şey soracağım."
Roan kaşını kaldırdı.
"Bu sefer cevabı yanlış verirsek gözlerimize bakacak mısın?"
İstemeden gülümsedim.
"Hayır."
"Harika. Gelişiyoruz."
Elera bana dikkatlice baktı.
"Ne soracaksın?"
Bir an durdum.
Sonra doğrudan sordum.
"Dün gece neden kaçmadınız?"
Elera'nın kaşları çatıldı.
"Nasıl yani?"
Başımı hafifçe yana eğdim.
"Dün gece."
Bakışlarım hepsinin üzerinde dolaştı.
"Muhafızlar sarayın içine koştuğunda bahçede yalnızdınız."
Kieran'ın yüzündeki ifade değişti.
"Sarayı boş bırakmışlardı."
"Evet."
"Etrafta sizi durduracak kimse yoktu."
Roan sessizleşti.
"Kapılar açıktı."
Devam ettim.
"Ve sarayda olan herkes..."
Bir an durdum.
"Benim kontrolüm altındaydı."
Gözlerimi Elera'ya çevirdim.
"Kimse sizi düşünemeyecek kadar kendi zihninin içinde kaybolmuştu."
Sesim daha alçaktı.
"Kaçabilirdiniz."
Elera birkaç saniye bana baktı.
Sonra cevap verdi.
"Senin odandan bir çığlık geldi."
Sustum.
Roan kollarını göğsünde birleştirdi.
"Kaçmayı gerçekten düşündük."
Bunu duymayı bekliyordum.
"Sonra senin çığlığını duyduk."
Bakışları üzerimdeydi.
"Ve Arel ile ben aynı anda saraya koştuk."
Kieran başını salladı.
"Biz de onların arkasından."
"Neden?" diye sordum.
Bu kez sesimdeki merakı gizleyemedim.
Veyra konuştu.
"Çünkü seni öyle bırakmak..."
Kısa bir an durdu.
"Yanlış olurdu."
İçimde tuhaf bir şey hissettim.
Bunu belli etmedim.
"Ama siz beni tanımıyorsunuz."
Elera gülümsedi.
"Sen de bizi tanımıyorsun."
Bu cevap karşısında sustum.
Roan öne doğru eğildi.
"Hem..."
Bakışlarını Arel'e çevirdi.
"Birimiz bir yere koşuyorsa, diğerimiz arkasından koşar."
Arel bu kez arkasını döndü.
Roan devam etti.
"Bu bizim sorunumuz."
Şaka mı der gibi Arel'e baktım.
"Gerçekten mi?"
Arel omuz silkti.
"Onları ikna etmeye çalışmak yorucu."
Roan ona ters ters baktı.
"Bizi övüyordun."
"Hayır."
Elera güldü.
Ve...
İlk kez ben de gerçekten güldüm.
Dün geceden sonra bunu yapabileceğimi düşünmemiştim.
Ama o an...
Sanki içimdeki karanlık birkaç saniyeliğine uzaklaşmıştı.
Arel'in bakışlarını üzerimde hissettim.
Ona döndüm.
"Gülmeme şaşırdın mı?"
Arel hemen başka yere baktı.
"Hayır."
"Yalan."
Roan kıkırdadı.
Arel ona sert bir bakış attı.
Ben ise ilk kez...
Bu insanların sarayımda olmasından rahatsız olmadığımı düşündüm.
Belki de bu yüzden daha çok korkuyordum.
Çünkü bir gün...
Gücüm tekrar kontrolümden çıktığında...
Onların yüzlerine bakmak zorunda kalacaktım.
Ve belki de o zaman...
Bu kez Arel beni sakinleştirmeye yetmeyeceekti.
Bölüm etkileşimi
