2. bölüm · YEDİ SANİYE
1.BÖLÜM
.............LANETİN DOĞUŞU............
20 YIL ÖNCE
O gece Elyndra Krallığı'nın üzerinde alışılmadık bir karanlık vardı.
Gökyüzü, sanki günlerdir biriken bütün öfkesini o gece kusmaya karar vermişti. Siyah bulutlar ayı tamamen gizlemiş, sarayın yüksek kulelerinin etrafında sert rüzgârlar dönmeye başlamıştı.
Yağmur, taş duvarlara aralıksız çarpıyordu.
Şimşekler gökyüzünü yarıyor, her parıltıda Elyndra Sarayı birkaç saniyeliğine aydınlanıyordu.
Ama sarayın içindeki herkes için asıl fırtına dışarıda değildi.
Kraliçenin odasının önünde...
Koridor boyunca ağır bir sessizlik hâkimdi.
Muhafızlar yerlerinden kıpırdamıyor, hizmetçiler kapıya her baktıklarında nefeslerini tutuyordu.
İçeriden gelen sesler bir süre sonra kesildi.
Ve ardından...
Bir bebek ağlaması duyuldu.
Kral, kapının önünde olduğu yerde donup kaldı.
Gözlerinde ilk kez umut belirdi.
Kapı yavaşça açıldı.
İçeriden çıkan hizmetçi, kollarında beyaz bir battaniyeye sarılmış küçücük bir bebek taşıyordu.
Kral hemen ona doğru ilerledi.
"Kraliçe nasıl?"
Hizmetçi cevap vermedi.
Kralın bakışları bir anlığına değişti.
"Bana cevap ver."
"Majesteleri... Kraliçemiz çok yorgun. Şu anda dinleniyor."
Kral kısa bir süre ona baktı.
Sonra gözleri bebeğe kaydı.
Hizmetçi, küçük prensesi ona uzattı.
Kralın elleri titredi.
Hayatı boyunca savaş meydanlarında durmuştu.
Düşmanlarının karşısında korkusuzca yürümüştü.
Ama şimdi...
Kollarına aldığı küçücük bir bebek karşısında ne yapacağını bilmiyordu.
Bebeği dikkatlice kucağına aldı.
Bebek birkaç sqniye boyunca sessiz kaldı.
Sonra gözlerini açtı.
Kral nefesini tuttu.
O gözler...
Mordu.
Ancak sıradan bir mor değildi.
Sanki gecenin karanlığıyla yıldızların ışığı aynı gözlerde buluşmuştu.
Kral kızına bakarken zaman yavaşlamış gibi hissetti.
Bir saniye geçti.
Sonra iki...
Üç...
Bebek gözlerini ondan ayırmıyordu.
Dört.
Beş.
Altı.
Kralın yüzündeki ifade değişti.
O küçücük gözlerde...
Açıklayamadığı bir şey vardı.
Henüz doğmuştu.
Henüz bu dünyada bir gün bile yaşamamıştı.
Ama kral, kızının gözlerinde geleceğe dair bir şey gördüğünü hissetti.
Yavaşça fısıldadı.
"Bu gözler..."
Odanın içindeki herkes sessizce ona döndü.
Kral, kızını biraz daha sıkı tuttu.
"Bu gözler bir gün herkesin sonu olacak."
Hizmetçilerden biri korkuyla nefesini tuttu.
Kral ise bebeğin gözlerinden başka hiçbir yere bakmıyordu.
"Gözlerine bakan herkes..."
Sesi yavaşça yükseldi.
"...sadece boyun eğmek zorunda kalacak."
Dışarıdaki rüzgâr sarayın camlarını titretti.
"Krallar senden korkacak."
Kralın sesi artık bir fısıltıydı.
"Düşmanların seni yok etmek isteyecek."
" Ve bazıları..."
Bakışları kızının gözlerinde derinleşti.
"...sahip olduğun gücü senden almak için her şeyi göze alacak."
Bebek, küçücük ellerini babasının parmağına kapattı.
Kralın dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
" Ama ben seni koruyacağım."
Başını eğerek kızının alnına hafifçe dokundu.
"Çünkü sen yalnızca benim kızım olmayacaksın."
Bir süre sustu.
Sonra o gece, fırtınanın ve sessizliğin ortasında kızının kaderini belirleyecek ismi söyledi.
"Adın..."
Bebeğin gözleri babasının gözlerinde kaldı.
~ Liyana olacak.
Ve tam o anda...
Gökyüzünü kör edici bir şimşek yardı.
GÜRÜLTÜ!
Sarayın duvarları sarsıldı.
Aynı anda odanın kapısı açıldı.
İçeride bulunan hizmetçilerden birinin yüzü bembeyazdı.
Kral hemen ona döndü.
"Ne oldu?"
Kadının dudakları titredi.
Cevap vermekte zorlandı.
"Majesteleri..."
Kralın kalbi sıkıştı.
"Konuş!"
Hizmetçi gözlerini yere indirdi.
" Kraliçemiz..."
O an her şey sustu.
Yağmurun sesi bile uzaklaşmış gibiydi.
" ...artık bizimle değil."
Kralın gözleri boşluğa daldı.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sanki duyduğu kelimeleri anlamamıştı.
Sonra kollarındaki Liyana'ya baktı.
Kızının gözleri hâlâ açıktı.
Fakat o anda...
Sanki bir şey değişti.
Liyana'nın küçük yüzü buruştu.
Ve ardından ağlamaya başladı.
Önce hafifçe.
Sonra daha yüksek sesle.
Sanki...
Annesinin artık yanında olmadığını anlamış gibiydi.
Kral, kızını göğsüne bastırdı.
Gözlerini kapattı.
O gece bir yandan karısını kaybederken, diğer yandan kollarında bütün krallıkların geleceğini değiştirecek bir kız çocuğunu tutuyordu.
Dışarıda şimşekler yeniden çaktı.
Gök gürledi.
Ve küçük Liyana'nın ağlama sesi, fırtınanın içine karıştı.
O gece Elyndra bir kraliçesini kaybetti.
Ama aynı gece...
Bir prenses doğdu.
Ve yıllar sonra insanlar o geceden korkuyla bahsedecekti.
Çünkü o gece doğan kızın gözleri...
Bir gün kralları diz çöktürecek,
Düşmanlarını korkutacak,
Ve dünyanın kaderini değiştirecekti.
Liyana'nın ilk çığlığı, bir bebeğin ağlaması değildi.
Belki de yaklaşan bir kaderin ilk habercisiydi.
