5. bölüm / 31
YEDİ SANİYE4.BÖLÜM
Bölümler 31Şu an: 4.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM600 kelime
- 2 2.BÖLÜM345 kelime
- 3 3.BÖLÜM456 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.002 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5.BÖLÜM834 kelime
- 6 6.BÖLÜM752 kelime
- 7 7.BÖLÜM1.079 kelime
- 8 8.BÖLÜM1.931 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.367 kelime
- 10 10.BÖLÜM1.379 kelime
- 11 11.BÖLÜM924 kelime
- 12 12.BÖLÜM1.452 kelime
- 13 13.BÖLÜM1.220 kelime
- 14 14.BÖLÜM536 kelime
- 15 15.BÖLÜM1.080 kelime
- 16 16.BÖLÜM1.473 kelime
- 17 17.BÖLÜM1.351 kelime
- 18 18.BÖLÜM2.042 kelime
- 19 19.BÖLÜM1.046 kelime
- 20 20.BÖLÜM872 kelime
- 21 21.BÖLÜM860 kelime
- 22 22.BÖLÜM941 kelime
- 23 23.BÖLÜM1.137 kelime
- 24 24.BÖLÜM1.140 kelime
- 25 25.BÖLÜM975 kelime
- 26 26.BÖLÜM1.958 kelime
- 27 27.BÖLÜM1.002 kelime
- 28 28.BÖLÛM1.011 kelime
- 29 29.BÖLÜM898 kelime
- 30 🥀FİNAL🥀1.312 kelime
- 31 🌹TEŞEKKÜRLER🌹145 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
.............GÖLGEDEKİ GÖZLER........
AREL
Elyndra Sarayı, uzaktan göründüğünden daha büyüktü.
Duvarları gece gökyüzüne kadar yükseliyor, kulelerinin üzerindeki bayraklar rüzgârda sessizce dalgalanıyordu. Sarayın çevresindeki muhafızlar ise beklediğimizden fazlaydı.
Roan başını kaldırıp duvarlara baktı.
"Hâlâ buradan girebileceğimize inanıyor musun?"
"Hayır."dedim.
Yanımda duran Kieran bana döndü.
"Ne?"
"Ama başka seçeneğimiz de yok."
Kieran gözlerini devirdi.
"Her zamanki gibi rahatlatıcı bir konuşma."
Elera birkaç adım öne çıktı.
"Tartışmayı bitirin. Devriye yaklaşıyor."
Hepimiz aynı anda sustuk.
Ağaçların gölgelerine çekildik. Birkaç saniye sonra iki muhafız önümüzden geçti. Kalbimin atışlarını duyacak kadar yakındılar.
Ancak durmadılar.
Uzaklaştıklarında Veyra bana baktı.
"Şimdi."
Sessizce hareket ettik.
Sarayın arka tarafında, daha önce haritalarda gördüğümüz eski bir geçit vardı. Duvarın büyük bir kısmı sarmaşıklarla kaplanmıştı.
"Bunun işe yarayacağından emin misin?"
diye fısıldadı Roan.
"Hayır."
Tek kelime ettim.
"Harika."
Bu kez Elera gülmemek için dudaklarını ısırdı.
Duvara yaklaştım. Taşların arasındaki çıkıntıları bulup yukarı doğru ilerlemeye başladım. Ardından diğerleri geldi.
Bir süre sonra hepimiz duvarın diğer tarafındaydık.
Elyndra Sarayı'nın içindeydik.
İlk adımı attığım anda içimde o tanıdık his yeniden ortaya çıktı.
Birileri bizi izliyordu.
Arkamı döndüm.
Hiç kimse yoktu.
Sadece karanlık...
Ve rüzgârın hafif sesi.
"Ne oldu"diye sordu Kieran.
"Bir şey yok."
Ama sesim kendi kulağına bile ikna edici gelmemişti.
Koridor boyunca ilerledik. Sarayın içi şaşırtıcı derecede sessizdi.
Bu beni rahatsız ediyordu.
Böylesine büyük bir sarayda daha fazla insan olması gerekirdi.
Daha fazla muhafız.
Daha fazla ses.
"Bu kadar kolay olmaması gerekiyordu"
Eleraya baktım
"Ben de aynı şeyi düşünüyorum."
Kieran kısa bir kahkaha attı.
"İkinizin aynı anda bir şeyden şüphelenmesi beni çok rahatlattı."
Roan hemen araya girdi.
"İstersen geri dönebiliriz."
"Hayır."
Hepimiz aynı anda reddetmistik.
Roan ellerini kaldırdı.
"Sadece öneriydi."
İlerlemeye devam ettik.
Sarayın en üst katlarından birine ulaştığımızda karşımıza uzun bir koridor çıktı. Koridorun sonunda büyük, siyah kapılar vardı.
Veyra kapılara baktı.
"Orası mı?"
Elera başını salladı.
"Haritalara göre taht salonu."
Kieran derin bir nefes verdi.
"O zaman Prenses Liyana da orada olabilir."
Bir an hepimiz sessiz kaldık.
Liyana.
Görevimizin asıl nedeni.
Adını duyduğumuzda bile aklımıza aynı emir geliyordu.
Gözlerine bakmayın.
Bir adım attım.
Tam o anda...
Koridorun iki yanındaki kapılar açıldı.
Bir anda birkaç muhafız önümüze çıktı.
"Durun"
Roan iç çekti.
"Sonunda."
Kieran ona baktı.
"Bundan mı memnunsun?"
"En azından bir şeyler oluyor."
Muhafızlardan biri bize doğru ilerledi.
"Silahlarınızı bırakın"
Hiçbirimiz hareket etmedik.
Bir saniye sonra ilk muhafız üzerimize doğru atıldı.
Ve koridorun sessizliği bozuldu.
Her şey bir anda başladı.
Arel olarak önüme gelen muhafızı geriye ittim. Kieran yanımda, kendisine yaklaşan diğerini durdururken Roan çoktan başka bir saldırıyı savuşturmuştu.
Elera ve Veyra da birbirlerinin arkasını kolluyordu.
Beş kişiydik.
Ve birlikte hareket etmeye alışkındık.
İlk birkaç muhafızı geriye çekilmeye zorladığımızda Roan nefes nefese bana döndü.
"Bunlar mı Elyndra'nın en iyileri"
"Konuşmayı kes." dedim.
Tam o sırada
Koridorun uzak ucunda bir gölge belirdi.
Sonra bir tane daha.
Ve bir tane daha.
Muhafızlar yavaşça geri çekildi.
Yerlerini tamamen siyah kıyafetler giymiş insanlara bıraktılar.
Yüzlerinin büyük bir kısmı karanlıkla gizlenmişti.
Üzerlerinde hiçbir arma yoktu.
Hiçbiri konuşmuyordu.
Elera'nın yüzündeki ifade değişti.
"Bunlar kim"
Kieran'ın sesi ilk kez ciddileşti.
"Bilmiyorum."
Ben ise tek bir şeyi anlamıştım.
Bunlar sıradan muhafızlar değildi.
Siyahlar içindeki adamlar ve kadınlar aynı anda harekete geçti.
İlk saldırıyı son anda savuşturdum.
Karşımızdakiler hızlıydı.
Hem de fazlasıyla.
Roan birkaç adım geri çekildi.
"Tamam bunlar muhafız değil."
"Fark ettik"
Diyeye bağirdı Kieran.
Sayıları giderek artıyordu.
Birini durdurduğumuz anda, arkasından bir başkası geliyordu.
Veyra bir anlığına Elera'nın önüne geçti.
Elera
"Solunda"
diye seslendi.
Tam zamanında döndüm.
Ama saldırılar bitmek bilmiyordu.
Kieran yanıma geldi.
"Geri çekiliyoruz."
" Hayır."
"Arel-"
"Birlikte"
Sözüm biter bitmez hepimiz birbirimize yaklaştık.
Sırt sırta verdik.
Etrafımız tamamen siyahlar içindeki savaşçılarla çevrilmişti.
Roan etrafına baktı.
"Saymayı bıraktım."
"Kaç kişiler?"diye sordu Elera.
"Fazla."
"Harika bir tahmin."
Veyra derin bir nefes aldı.
"Buradan çıkışımız yok"
Kieran kısa bir an bana baktı.
"Her zamanki gibi bir planın vardır."
"Vardı."
"Ne oldu?"
"Artık yok"
Roan başını kaldırdı.
"Şaka yapıyorsun."
"Hayır."
Siyahlar içindeki savaşçılar üzerimize doğru yaklaşmaya başladı.
Bir adım.
Sonra bir adım daha.
Tam o anda...
Koridorun içinden bir ses duyuldu.
Sakin.
Ama o kadar netti ki herkes durdu.
"Yeter."
Siyah kıyafetli savaşçıların hepsi aynı anda hareketsiz kaldı.
Sonra
Birer birer geri çekilmeye başladılar.
Etrafımızdaki çember açıldı.
Hepsi koridorun iki yanına geçerek düzgün bir sıra halinde dizildi.
Hiçbiri başını kaldırmadı.
Koridorun sonunda bir gölge belirdi.
Ve o ses yeniden konuştu.
"Bu kadar kişiyle beş kişiye saldırmak biraz haksızlık olmadı mı?"
Roan kısık bir sesle konuştu.
"Sanırım bizim tarafımızda değiller."
Kieran ona baktı.
"Bunu şimdi mi fark ettin?"
Gölge yavaşça bize doğru yürümeye başladı.
Ay ışığı koridorun yüksek pencerelerinden içeri süzülüyordu.
Kadın birkaç adım daha attığında yüzü görünür oldu.
Uzun süre konuşamadım.
Çünkü ilk kez...
Onun kim olduğunu biliyordum.
Prenses Liyana.
Başımı hemen eğmedim.
Diğerleri de eğmedi.
Beşimiz olduğu yerde dimdik duruyorduk.
Liyana'nın dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu.
Sanki bu durum...
Onu eğlendiriyordu.
Koridorun sonunda durdu.
Gözleri üzerimizde dolaştı.
Mor.
Karanlığın içinde bile dikkat çekici bir mor.
Ve o an kendime verdiğim emri hatırladım.
Ne olursa olsun gözlerine bakmayacaktım.
Liyana bir süre sessiz kaldı.
Sonra sakin bir sesle konuştu.
"Diz çökün."
Roan kaşlarını kaldırdı.
Kieran gözlerini kıstı.
Elera ve Veyra yerinden kıpırdamadı.
Ben ise olduğum yerde dikilmeye devam ettim.
Hiçbirimiz diz çökmemiştik.
Koridor sessizliğe gömüldü.
Liyana'nın gülümsemesi biraz daha genişledi.
Başını hafifçe yana eğdi.
"Demek öyle."
Sesi eglenmiş gibiydi.
Sanki ona karşı gelmemiz, öfkelenmesi gereken bir şey değil.
İlginç bulduğu bir oyundu.
Bakışlarını üzerimde gezdirdi.
"Siz beş kişi..."
Kısa bir süre sustu.
"Ya çok cesursunuz..."
Gözleri bir anlığına üzerimde durdu.
"Ya da gerçekten aptal."
Roan hafifçe öksürdü.
"İkisi aynı anda olabilir mi?"
Liyana'nın gözlerinde kısa bir parıltı oluştu.
Kieran başını iki yana salladı.
"Şu an konuşmak için gerçekten uygun bir zaman mı?"
Prenses birkaç saniye boyunca bizi inceledi.
Sonra arkasındaki siyah giyimli savaşçılara baktı.
"Gördünüz mü?"
Siyahlar içindeki hiç kimse cevap vermedi.
Liyana yeniden bize döndü.
"Bu kadar zamandır sarayıma girmeye çalışan herkes ya korktu..."
Gözleri üzerimizde gezindi.
"Ya da önümde diz çöktü."
Sonunda bakışları tekrar bana geldi.
"Siz ise bunu yapmadınız."
Nedenini bilmiyordum.
Ama Liyana'nın sesinde öfkeden çok merak vardı.
Ve o merak...
Hiç hoşuma gitmemişti.
Çünkü göreve çıkarken bana hiç kimse Prenses Liyana'nın gözlerinden daha tehlikeli bir şey olabileceğini söylememişti.
Onun ilgisi.
Bölüm etkileşimi
