23. bölüm / 31
YEDİ SANİYE22.BÖLÜM
Bölümler 31Şu an: 22.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM600 kelime
- 2 2.BÖLÜM345 kelime
- 3 3.BÖLÜM456 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.002 kelime
- 5 5.BÖLÜM834 kelime
- 6 6.BÖLÜM752 kelime
- 7 7.BÖLÜM1.079 kelime
- 8 8.BÖLÜM1.931 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.367 kelime
- 10 10.BÖLÜM1.379 kelime
- 11 11.BÖLÜM924 kelime
- 12 12.BÖLÜM1.452 kelime
- 13 13.BÖLÜM1.220 kelime
- 14 14.BÖLÜM536 kelime
- 15 15.BÖLÜM1.080 kelime
- 16 16.BÖLÜM1.473 kelime
- 17 17.BÖLÜM1.351 kelime
- 18 18.BÖLÜM2.042 kelime
- 19 19.BÖLÜM1.046 kelime
- 20 20.BÖLÜM872 kelime
- 21 21.BÖLÜM860 kelime
- 22 22.BÖLÜM941 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 23.BÖLÜM1.137 kelime
- 24 24.BÖLÜM1.140 kelime
- 25 25.BÖLÜM975 kelime
- 26 26.BÖLÜM1.958 kelime
- 27 27.BÖLÜM1.002 kelime
- 28 28.BÖLÛM1.011 kelime
- 29 29.BÖLÜM898 kelime
- 30 🥀FİNAL🥀1.312 kelime
- 31 🌹TEŞEKKÜRLER🌹145 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
..............SINIRDAKİ GÖLGELER.........
AREL
Sabahın ilk ışıkları sarayın taş duvarlarına vururken bahçede alışılmadık bir sessizlik vardı.
Dün Valeor'un söylediklerinden sonra kimse gerçekten rahat uyuyamamıştı.
Ben de uyumamıştım.
Sarayın dış sınırlarında bir hareketlilik vardı.
Kimin olduğunu bilmiyorduk.
Ama Liyana biliyordu.
Ya da en azından...
Kötü bir şeylerin yaklaştığını hissediyordu.
Onu kahvaltı salonunda gördüğümde bunu anlamıştım.
Her zamanki gibi dimdik duruyordu. Mor gözleri sakin görünüyordu ama yüzündeki o küçük değişikliği artık fark edebiliyordum.
Liyana endişelendiğinde sessizleşiyordu.
Ve o gün...
Fazlasıyla sessizdi.
Roan elindeki ekmeği masaya bırakıp bana doğru eğildi.
"Prenses bugün beni tehdit etmedi."
Veyra gözlerini kıstı.
"Belki de bu gelişme için mutlu olman gerekiyordur."
"Hayır."
Roan başını iki yana salladı.
"Bu daha korkutucu."
Elera hafifçe gülümsedi.
"Senin için her şey korkutucu."
Roan ona döndü.
"Ben sadece yaşamak istiyorum."
Kieran kollarını göğsünde birleştirdi.
"Bunu başarmak için daha az konuşmayı deneyebilirsin."
Roan'ın yüzü ciddileşti.
"Bu çok ağır bir teklif."
Gülmemek için kendimi zor tuttum.
Tam o sırada Liyana ayağa kalktı.
"Valeor."
Kara Muhafızların başındaki adam birkaç adım geriden öne çıktı.
"Prensesim."
"Sınırdaki muhafızlardan haber var mı?"
"Hayır."
Liyana'nın bakışları sertleşti.
"Bu iyi değil."
"Ne yapacaksın?" diye sordum.
Gözlerini bana çevirdi.
"Kontrol edeceğim."
"Tek başına mı?"
"Hayır."
Kaşlarımı çattım.
Bu cevabı beklemiyordum.
Liyana birkaç saniye bana baktı.
Sonra bakışlarını arkadaşlarıma çevirdi.
"Kimse tek başına kalmayacak. Saraydan yalnızca ben ve Valeor çıkacağız."
Roan hemen ayağa kalktı.
"Bir dakika."
Liyana ona baktı.
"Ne?"
"Sen ve Valeor mu?"
"Evet."
"Ve biz burada mı kalacağız?"
"Evet."
Roan dudaklarını birbirine bastırdı.
"Bu planı hiç sevmedim."
"Şaşırmadım."
Kieran öne doğru eğildi.
"Sınırda kim olduğunu bilmiyoruz."
Liyana'nın sesi sakindi.
"Bu yüzden gidiyoruz."
"Ya bir tuzaksa?"
"Öyleyse tuzağı göreceğiz."
Kieran'ın yüzü gerildi.
"Senin için her şey bu kadar kolay mı?"
Liyana başını ona çevirdi.
"Hayır."
Sesi bu kez daha soğuktu.
"Ama korktuğum için burada oturup bekleyemem."
Bir an herkes sustu.
Sonra ayağa kalktım.
"Ben de geliyorum."
Liyana'nın bakışları bana döndü.
"Hayır."
"Bu bir cevap değil."
"Benim için yeterli."
"Benim için değil."
Bir an sessizlik oldu.
Liyana yanıma doğru yürüdü.
"Dışarı çıkmak istiyorsun."
"Evet."
"Neden?"
"Çünkü sen gidiyorsun."
Bu cevabımdan sonra yüzündeki ifade değişti.
Roan arkamızda boğazını temizledi.
"Romantik."
Veyra hemen dirseğiyle ona vurdu.
"Sus."
Roan karnını tutarak geriye çekildi.
"Bu sefer gerçekten canım yandı."
Liyana derin bir nefes aldı.
"Arel."
"Ne?"
"Bu saraydan çıkman yasak."
"Bu konuda konuşmuştuk."
"Konuşmadık."
"Hayır, konuştuk. Sen konuşmayı seviyorsun, ben de seni dinlememeyi."
Liyana gözlerini kıstı.
"Gerçekten çok inatçısın."
"Güzel. En azından bu konuda aynı fikirdeyiz."
Bir an birbirimize baktık.
Sonra Liyana yüzünü başka tarafa çevirdi.
"Valeor."
"Prensesim?"
"Bize iki muhafız daha eşlik edecek."
Roan'ın ağzı açık kaldı.
"Ne?"
Liyana bana döndü.
"Geliyorsun."
Dudaklarımda küçük bir gülümseme oluştu.
"Fikrini değiştirdin."
"Hayır."
"Öyle mi?"
"Yanımda olursan gözümün önünde olursun."
Roan gülümsedi.
"İşte bu romantikti."
Liyana ona öyle bir baktı ki Roan hemen ellerini kaldırdı.
"Tamam. Bir şey demedim."
♠️🌹♣️
Öğleden kısa bir süre sonra sarayın kapıları açıldı.
Liyana atının üzerinde önümde ilerliyordu.
Bu kez üzerinde saray elbiselerinden biri yoktu.
Koyu mor ve siyah tonlarda, hareket etmesini kolaylaştıran bir kıyafet giymişti. Omuzlarını örten ince kumaş pelerininin altında, beline bağlı kılıcının kabzası görünüyordu.
Kılıcı...
Diğer bütün silahlardan farklıydı.
İnce ama güçlü görünüyordu. Kabzasındaki işlemeler, Liyana'nın mor gözleriyle aynı renkte parlayan küçük taşlarla süslenmişti.
Adını daha önce duymuştum.
Nyxara.
Liyana'nın kendi kılıcı.
Roan yanımda ilerlerken ona baktı.
"Bu kadar silahlı bir insanın beni yemeğe davet etmesi hâlâ garip geliyor."
Veyra atının üzerinde bize döndü.
"Kimse seni davet etmedi."
Roan bir an durdu.
"Bu çok kırıcı."
Elera gülümsedi.
"Sen yine de geldin."
"Çünkü sizin beni özleyeceğinizi biliyordum."
Kieran başını iki yana salladı.
"Kimse seni özlemezdi."
"Bu kadar sevildiğimi görmek güzel."
Liyana önde ilerlemeye devam ediyordu.
Ama dudaklarında küçük bir gülümseme olduğunu gördüm.
Roan bunu fark etti.
"Prenses gülümsedi."
Liyana hemen arkasına döndü.
"Roan."
"Tamam."
Hepimiz güldük.
Kısa bir süreliğine...
Sınırdaki tehlikeyi unutmuştuk.
♣️🌹♠️
Ormanlık bölgeye yaklaştığımızda hava değişti.
Rüzgâr soğumuştu.
Ağaçlar birbirine o kadar yakındı ki güneş ışığı bile aralarından zor geçiyordu.
Liyana atını durdurdu.
Hepimiz aynı anda durduk.
"Bir şey mi var?" diye sordum.
Başını hafifçe yana çevirdi.
"Çok sessiz."
Roan çevresine baktı.
"Bu genellikle kötü bir şey değil mi?"
"Senin konuşmadığın her an iyi bir şey," dedi Veyra.
Roan ona döndü.
"Bunu not edeceğim."
Kieran atından indi.
Yerdeki izlere bakmaya başladı.
"Burada birileri vardı."
Liyana hemen aşağı indi.
Ben de atımdan inerek yanına yaklaştım.
"Ne görüyorsun?"
Liyana çömeldi.
Yerdeki kırılmış dallara baktı.
"Bir grup."
"Kaç kişi?"
"En az on."
Valeor'un yüzü sertleşti.
"Bizim sınır muhafızlarımız değiller."
Liyana ayağa kalktı.
"Onları bulacağız."
Tam o sırada...
Ağaçların arasından bir ses geldi.
Bir dal kırıldı.
Hepimiz silahlarımıza uzandık.
Liyana'nın eli kılıcının kabzasındaydı.
Ben onun önüne geçmek istedim.
Ama Liyana kolumu tuttu.
"Hayır."
Ona baktım.
"Ne?"
"Yanımda kal."
Sesinde farklı bir şey vardı.
Sadece bir emir değildi.
Sanki...
Bunu gerçekten istiyordu.
Kılıcımı çıkardım.
"Zaten başka bir yere gitmeyecektim."
Liyana bana kısa bir bakış attı.
Ve gülümsedi.
Fakat o an...
Ağaçların arasından siyah bir gölge geçti.
Herkes hazırlandı.
Valeor kılıcını çekti.
"Prensesim."
Liyana'nın gözleri yavaşça parlamaya başladı.
"Buradalar."
"Kim?"
Liyana bakışlarını karanlık ağaçların arasına çevirdi.
"Bizim için gelenler."
Bir anda...
Ormanın içinden onlarca kişi çıktı.
Yüzlerini maskelerle gizlemişlerdi.
Ve ellerindeki silahlar, ağaçların arasından süzülen solgun ışıkta parlıyordu.
Roan kılıcını daha sıkı tuttu.
"Sanırım konuşmak için gelmemişler."
Liyana Nyxara'yı kınından çıkardı.
Kılıcın sesi sessizliği ikiye böldü.
Mor gözleri artık eskisinden daha parlaktı.
Ama bu kez korku değil...
Öfke vardı.
Arel olarak onun yanında durdum.
"Ne yapıyoruz?"
Liyana gözlerini düşmanlara çevirdi.
"Buradan sağ çıkıyoruz."
Roan gülümsedi.
"İşte bu planı sevdim."
Liyana kılıcını kaldırdı.
Ama saldırı emrini vermedi.
Önce bana baktı.
Bir saniye.
İki saniye...
"Yanımdan ayrılma."
Dudaklarımın kenarı kıvrıldı.
"Bu bir emir mi?"
Liyana gözlerini devirdi.
"İstersen rica olarak kabul et."
Kılıcımı kaldırdım.
"Memnuniyetle, Prensesim."
Ve o anda...
Ormanın içindeki ilk kılıç sesi duyuldu.
Yaklaşan savaşın habercisi gibi...
🌙⚔️💜
Bölüm etkileşimi
