YEDİ SANİYE kitap kapağı

6. bölüm / 31

YEDİ SANİYE

5.BÖLÜM

Yazar: Şevval Demir

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: 5.BÖLÜM

............YEDİNCİ SANİYE..............

LİYANA

Hayatım boyunca önümde diz çöken çok insan görmüştüm.

Krallar.

Savaşçılar.

Muhafızlar.

Düşmanlar.

Bazıları isteyerek diz çökerdi. Bazıları korkudan. Bazılarıysa gözlerime yedi saniyeden uzun baktıkları için artık başka seçenekleri olmadığını fark ettiklerinde.

Ama karşımdaki beş kişi

Hiçbirini yapmıyordu.

Koridorun ortasında, tamamen siyah kıyafetleriyle iki yana dizilmiş Kara Muhafızların arasında dimdik duruyorlardı.

Beşi de yorgundu.

Ama gözlerinde teslimiyet yoktu.

Dudaklarımın kenarı hafifçe kıvrıldı.

İlginç.

"Sarayıma gizlice girdiniz." dedim.

Kimse cevap vermedi.

"Muhafızlarıma saldırdınız."

Hâlâ sessizlik.

"Ve şimdi önümde dikilmeye devam ediyorsunuz."

Roan olduğunu sonradan öğrendiğim iri yapılı adam hafifçe gülümsedi.

"Daha oturacak bir yer teklif etmediniz."

Kieran kısa bir nefes verdi.

Elera gözlerini kapattı.

Veyra ise hiçbir şey söylemeden onu izledi.

Ben gülümsememi engelleyemedim.

"Komikmiş."

Roan omuz silkti.

"Bazen işe yarıyor."

Bir adım ona doğru yürüdüm.

"Sana bir şey söyleyeyyim mi?"

"Söyleyin Prensesim."

Bakışlarımı kaldırdım.

Ve gözlerine baktım.

Roan bir anlığına dondu.

Sonra...

En büyük hatasını yaptı.

Benim gözlerime baktı.

Bir saniye.

İki saniye.

Üç.

Üçüncü saniyeden sonra gözlerini benden ayırmaya çalıştığını gördüm.

Ama yapamadı.

Bakışlarımız birbirine kilitlenmişti.

Dördüncü saniye.

Roan'ın yüzündeki o rahat ifade kayboldu.

Beşinci saniye...

"Roan."

Arel'in sesi koridorda yankılandı.

Bir anda yanına yaklaşıp iki elini Roanın yüzüne kaldırdı ve gözlerini kapattı.

Roan geriye doğru sendeledi.

Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemeden başını salladı.

Sonra Arel'e döndü.

"Az önce ne oldu öyle"

Arel'in yüzü sertlesmişti.

"Gözlere bakmak yasak demedim mi sana"

İşte o anda dikkatimi tamamen Arel'e çevirdim.

Sanki az önce onu ilk kez görüyordum.

Diğerlerinden farklıydı.

Gözlerim istemsizce üzerinde gezindi.

"Demek gözlerime bakmamanız gerektiğini biliyorsunuz."

Arel bana bakmadı.

"Çok şey biliyoruz."

"Öyle mi?"

Muhafızlarıma döndüm.

"Onu buraya getirin."

İki Kara Muhafız aynı anda hareket etti.

Arel'in kollarını tutmak için ona yaklaştılar.

Fakat Arel geri çekildi.

"Dokunmayın bana."

Muhafızlardan birinin elini savurdu.

Diğerleri hemen hareketlenirken ben sakin bir şekilde onu izledim.

"Gönüllü olarak gelmeyeceksen"

Arel'e yaklaştım.

"Arkadaşların ölür."

Arel'in yüzündeki ifade değişti.

Başımı yanımdaki Kara Muhafıza doğru hafifçe eğdim.

Tek bir hareket yeterliydi.

Kara Muhafızlar aynı anda diğer dördünün arkasına geçti.

Roan'ın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Kieran çenesini sıktı.

Elera ve Veyra birbirine kısa bir bakış attı.

Arel hareketsiz kaldı.

Gözlerini hâlâ bana çevirmiyordu.

"Bırak onları." dedi.

"O zaman buraya gel."

Bir süre boyunca yerinden kıpırdamadı.

Sonra arkadaşlarına baktı.

Ve yavaşça yanıma doğru yürümeye başladı.

Kara Muhafızlar onu çevrelediğinde Arel yine karşı koymaya çalıştı.

Ama sonunda onu diz çökmeye zorladılar.

Arel'in çenesi sıkılmıştı.

Öfkeliydi.

Ama yine de tek bir arkadaşının zarar görmesine izin vermemişti.

Bu beni nedense daha da meraklandırdı.

Önünde durdum.

"Şimdi gözlerime bak."

Arel'in cevabı hiç gecikmedi.

"Asla."

Kaşlarımı kaldırdım.

"Öyle mi?"

Arkamdaki Kara Muhafızlara baktım.

Bir anda hepsi silahlarını çekti ve Arel'in arkadaşlarının boyunlarına yaklaştırdı.

Kieran bana sertçe baktı.

"Arel."

Roan başını kaldırdı.

"Sakın-"

"Sessiz olun."

Sesim koridorda yankılandı.

Sonra tekrar Arel'e döndüm.

"Gözlerime bak."

Arel'in nefesi değişti.

"Onları bırakırsan"

"Bakarsan."

Sessizlik.

Koridordaki herkes Arel'in kararını bekliyordu.

Sonunda

Arel başını kaldırdı.

Ve gözleri benim gözlerimle buluştu.

Bir saniye.

İki.

Üç.

İçimde o tanıdık his oluşmalıydı.

Birazdan...

Dördüncü saniyede...

Beşinci saniyede...

Altıncı saniyede...

Yedinci saniyede onun iradesini hissedecektim.

Her zaman böyle olurdu.

Karşımdaki kişinin zihnine uzanan görünmez bağı hissederdim.

Onun artık bana ait olduğunu...

Bana karşı koyamayacağını...

Ama...

Yedinci saniye geçti.

Hiçbir şey olmadı.

Kaşlarım farkında olmadan çatıldı.

Sekiz.

Dokuz.

On.

Arel'in gözlerinden bakışımı ayırmadım.

Ama gücüm...

Sanki ona ulaşamıyordu.

On bir.

On iki.

On beş.

İçimde tek bir düşünce yankılandı.

Olabilir mi?

Arel hâlâ bana bakıyordu.

Gerçekten... o olabilir mi?

Yıllardır yalnızca eski hikâyelerde duyduğum şey...

Bir insanın gözlerimin gücüne karşı koyabilmesi.

Hayır.

Karşı koymak bile değildi.

Hiç etkilenmemek.

Arel kaşlarını çattı.

"Gözlerine baktım."

Sesindeki öfke beni düşüncelerimden çıkardı.

"Şimdi arkadaşlarımı bırak."

Yavaşça gülümsedim.

"Seni bırakacağımı kim söyledi?"

Arel'in yüzü sertleşti.

"Ne?"

"Öldürmeyeceğimi söyledim."

Bir adım geri çekildim.

"Serbest bırakacağımı değil."

Arka taraftan Kieran konuştu.

"Ne istiyorsunuz?"

Bu kez düşünerek cevap verdim.

Bakışlarım yeniden Arel'e kaydı.

"Burada kalacaksınız."

Roan kaşlarını kaldırdı.

"Ne?"

"Dördünüz sarayda kalacaksınız."

Arel gözlerini kıstı.

"Peki ya ben?"

Gülümsedim.

"Sen..."

Bir an sustum.

Çünkü cevabımı artık kendimden bile saklayamıyordum.

"Sen benim yanımda kalacaksın."

Arel ayağa kalkmaya çalıştı ama Kara Muhafız onu yerinde tuttu.

"Neden?"

Bakışlarımı ondan ayırmadım.

"Çünkü ben öyle istiyorum."

"Bu cevap değil."

"Benim için yeterli."

Kieran öfkeyle bir adım öne çıktı ama arkasındaki Kara Muhafız onu durdurdu.

Arel ise bana bakmaya devam ediyordu.

Bu kez korkmadan.

Boyun eğmeden.

Ve belki de ilk kez...

Birinin gözlerime bakmasından rahatsız olan kişi bendim.

"Eğer onları kurtarmak istiyorsan" dedim.
"Burada kalacaksın."

Arel'in çenesi gerildi.

"Ya kabul etmezsem?"

Bakışlarım arkadaşlarına kaydı.

"O zaman kafalarını keser ormana atarım."

"Bu aralar ormanda fazla aç kurtlar var.Ziyafet çekerler."

Kısa bir sessizlik oldu.

Arel gözlerini kapattı.

Sanki bir karar vermeye çalışıyordu.

Sonunda tekrar gözlerini açtı.

Bu kez bana bakmadı.

"Diyelim ki kabul ettim."

Dudaklarımda hafif bir gülümseme oluştu.

"Dinliyorum."

"Onlara dokunmayacağını nereden bileceğim?"

Bir süre onu izledim.

Sonra sakin bir sesle cevap verdim.

"Çünkü ben söz verdiğimde..."

Kara Muhafızlara baktım.

"Sözümden dönmem."

Arel birkaç saniye sessiz kaldı.

Ben ise hâlâ aynı soruyu düşünüyordum.

Sen kimsin, Arel?

Çünkü beni öldürmek için sarayıma gelen bu yabancı...

Gözlerimin önünde durmuştu.

On beş saniye boyunca.

Ve gücüm...

Ona ulaşamamıştı.

Belki de yıllardır aradığım kişi gerçekten oydu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

95okunma 27beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…