19. bölüm / 31
YEDİ SANİYE18.BÖLÜM
Bölümler 31Şu an: 18.BÖLÜM
- 1 1.BÖLÜM600 kelime
- 2 2.BÖLÜM345 kelime
- 3 3.BÖLÜM456 kelime
- 4 4.BÖLÜM1.002 kelime
- 5 5.BÖLÜM834 kelime
- 6 6.BÖLÜM752 kelime
- 7 7.BÖLÜM1.079 kelime
- 8 8.BÖLÜM1.931 kelime
- 9 9.BÖLÜM1.367 kelime
- 10 10.BÖLÜM1.379 kelime
- 11 11.BÖLÜM924 kelime
- 12 12.BÖLÜM1.452 kelime
- 13 13.BÖLÜM1.220 kelime
- 14 14.BÖLÜM536 kelime
- 15 15.BÖLÜM1.080 kelime
- 16 16.BÖLÜM1.473 kelime
- 17 17.BÖLÜM1.351 kelime
- 18 18.BÖLÜM2.042 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19.BÖLÜM1.046 kelime
- 20 20.BÖLÜM872 kelime
- 21 21.BÖLÜM860 kelime
- 22 22.BÖLÜM941 kelime
- 23 23.BÖLÜM1.137 kelime
- 24 24.BÖLÜM1.140 kelime
- 25 25.BÖLÜM975 kelime
- 26 26.BÖLÜM1.958 kelime
- 27 27.BÖLÜM1.002 kelime
- 28 28.BÖLÛM1.011 kelime
- 29 29.BÖLÜM898 kelime
- 30 🥀FİNAL🥀1.312 kelime
- 31 🌹TEŞEKKÜRLER🌹145 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
.............SESSİZCE VEDA..............
AREL
Sabah olduğunu ancak zindanın küçük penceresinden içeri giren solgun ışıktan anlayabiliyordum.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştım.
Aslında hiçbirimiz uyumamıştık.
Bugün ne olacağını bilmiyorduk.
Ve bilmemek...
Bazen kötü bir gerçeği öğrenmekten daha korkutucuydu.
Metal kapının önünde ayak sesleri duyuldu.
Roan başını kaldırdı.
"Başlıyor."
Kapının kilidi açıldı.
İçeri Valeor girdi.
Arkasında her zamankinden daha fazla Kara Muhafız vardı.
Bu manzara hiç hoşuma gitmedi.
Valeor gözlerini üzerimizde gezdirdi.
"Prensesin emri."
Roan zincirlerini hafifçe kaldırdı.
"Şu cümleyi duymaktan gerçekten yoruldum."
Veyra ona baktı.
"Bir gün ciddi olmayı dene."
"Bugün deniyorum."
Roan'ın sesindeki ciddiyet...
Beni bile şaşırttı.
Valeor muhafızlara başıyla işaret verdi.
"Zincirleri çözün."
Hepimiz aynı anda birbirimize baktık.
Elera kaşlarını çattı.
"Ne?"
Muhafızlar içeri girerek zincirlerimizi birer birer açmaya başladı.
Bileklerimdeki soğuk metal nihayet ayrıldığında parmaklarımı hareket ettirdim.
Özgürlük hissi beklediğim gibi değildi.
Çünkü sarayın içinde hala ne olacağını bilmiyordum.
Roan bileklerini ovuşturdu.
"Sonunda."
Sonra Valeor'a baktı.
"Şimdi ne? Hepimizi saraydan mı atıyorsunuz?"
Valeor cevap vermedi.
Bu cevap...
Sorumuza cevap vermekten daha kötüydü.
"Yürüyün."
Muhafızların arasında zindandan çıkarıldık.
Taş merdivenleri yukarı doğru çıkarken sarayın ışıkları gözlerimi kamaştırdı.
Bir haftadır güneşi doğru düzgün görmemiştik.
Ama kimse bunu umursamıyordu.
Hepimizin aklında tek bir soru vardı.
Liyana ne yapacaktı?
♠️🌹♣️
Ana salonun kapıları açıldığında adımlarımız yavaşladı.
Salonun ortasında Liyana duruyordu.
Onu bir haftadır görmemiştim.
Ama ilk bakışta...
Bir şeylerin değiştiğini fark ettim.
Üzerinde uzun, koyu renkli bir elbise vardı.
Başında kraliyet tacı duruyordu.
Belinde kendi kılıcı asılıydı.
Fakat bunların hiçbiri dikkatimi çekmedi.
Yüzüne baktım.
Gözlerinin altındaki yorgunluk belirgindi.
Mor gözleri...
Hâlâ güzeldi.
Ama sanki eskisi kadar parlak değildi.
Sanki o bir haftada...
İçindeki bir şeyleri söndürmeye çalışmıştı.
Liyana bizi görünce hiçbir şey söylemedi.
Sadece ellerini arkasında birleştirdi.
Valeor öne çıktı.
"Prensesim. Emirleriniz yerine getirildi."
Liyana başını hafifçe salladı.
"Gidebilirsiniz."
Muhafızlar geri çekildi.
Fakat birkaç Kara Muhafız kapıların önünde kalmaya devam etti.
Roan etrafına bakarak kollarını iki yana açtı.
"Evet?"
Liyana'nın gözleri ona döndü.
"Ne eveti?"
"Bizi buraya neden getirdiniz?"
Liyana'nın yüzü değişmedi.
"Bundan sonra..."
Sustu.
Sanki söyleyeceği kelimeleri seçiyordu.
"...bu sarayda kalmayacaksınız."
Salon bir anda sessizleşti.
Elera gözlerini kırptı.
"Ne?"
Liyana'nın bakışları tek tek üzerimizde dolaştı.
"Bugün saraydan ayrılacaksınız."
Kieran bir adım öne çıktı.
"Bizi kovuyorsun."
"Hayır."
Liyana'nın sesi sakindi.
"Gitmenize izin veriyorum."
Roan acı bir şekilde güldü.
"Ne kadar cömertçe."
Liyana'nın çenesi gerildi.
Ama cevap vermedi.
Veyra konuştu.
"Bir hafta boyunca bizi zincirledin."
"Yapmam gereken buydu."
"Hayır."
Veyra başını iki yana salladı.
"Yapmak istediğin buydu."
Liyana'nın gözleri sertleşti.
"Benim ne istediğimi bildiğini mi düşünüyorsun?"
Veyra cevap vermedi.
Çünkü o anda...
Hepimiz Liyana'nın bir şey sakladığını anlayabiliyorduk.
Ama ne olduğunu bilmiyorduk.
Roan öne çıktı.
Bu kez sesi şaka yapmıyordu.
"Prenses Liyana."
Liyana ona baktı.
"Buyur."
"Gerçekten gitmemizi mi istiyorsun?"
Bir an sessizlik oldu.
Uzun bir an.
Liyana'nın yüzünde hiçbir şey yoktu.
Sonra...
"Evet."
Roan'ın gözleri yere indi.
Bu kez kimse bir şey söylemedi.
Çünkü cevap...
Beklediğimizden daha ağırdı.
Ben ona baktım.
Bir haftadır ona söylemek istediğim çok fazla şey vardı.
Ama şimdi hiçbirini hatırlamıyordum.
Sadece bir soru kaldı.
"Ya ben?"
Liyana'nın gözleri bana döndü.
Bir anda salondaki herkes kaybolmuş gibi hissettim.
"Sen de."
Tek kelime.
Ama içimde bir şeyleri yerinden oynatmaya yetti.
Bir adım ona doğru yürüdüm.
"Gerçekten mi?"
"Gerçekten."
"Yüzüme bakıp bunu tekrar söyle."
Liyana'nın gözleri benimkilere yaklaştı.
Ama tam gözlerime bakmadı.
Bakışlarını çeneme doğru çevirdi.
"Gitmeni istiyorum, Arel."
Bir an...
İnanmak istedim.
Belki de gerçekten fikrini değiştirmişti.
Belki de benim için hissettiğim her şey tek taraflıydı.
Ama sonra fark ettim.
Liyana'nın elleri titriyordu.
Parmaklarını birbirine daha sıkı bastırdı.
Ve o an anladım.
Yalan söylüyordu.
♣️🌹♠️
"Hayır."
Herkes bana döndü.
Liyana'nın kaşları çatıldı.
"Ne?"
"Gitmeyeceğim."
Elera şaşkınlıkla bana baktı.
"Arel..."
"Hayır."
Gözlerimi Liyana'dan ayırmadım.
"Bir hafta boyunca bizi zincirledin. Sonra bir sabah ortaya çıkıp gitmemizi söylüyorsun."
Liyana'nın sesi sertleşti.
"Bu benim krallığım."
"Biliyorum."
"Ve benim emirlerime uyacaksın."
"Hayır."
Salondaki Kara Muhafızların duruşu değişti.
Valeor bana dikkatlice bakıyordu.
Liyana birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra...
"Prenses Liyana."
Roan arkamdan derin bir nefes aldı.
Ne demek istediğini anlamamıştım.
Liyana ise gözlerini kıstı.
"Ne?"
"Bir hafta boyunca bizi bu kelimeyi söylemeye zorladın."
Roan devam etti.
"Şimdi Arel'e de aynısını söyle."
Liyana'nın bakışları Roan'a döndü.
Roan devam etti.
"Onu da kendinden uzaklaştırmak için bu kadar uğraş."
Sanki biri salondaki havayı tamamen çekip almıştı.
Liyana'nın yüzü bir anlığına soldu.
"Roan."
"Ne?"
"Sana susmanı söylemiştim."
"Hayır."
Roan ilk kez Liyana'nın karşısında bu kadar ciddi durdu.
"Bize hiçbir şey söylemedin."
Veyra Roan'ın yanına geçti.
Kieran ve Elera da sessizce arkasında durdu.
Beşimiz...
Bir kez daha yan yanaydık.
Liyana bize baktı.
Ve o anda yüzündeki o sert maske...
Bir anlığına çatladı.
"Anlamıyorsunuz."
"Öyleyse anlat," dedim.
Sesi biraz yükseldi.
"Anlatamam!"
Bu söz salonda yankılandı.
Hepimiz sustuk.
Liyana'nın nefesi hızlanmıştı.
Gözleri kısa bir an parladı.
Valeor hemen doğruldu.
"Prensesim."
Liyana gözlerini kapattı.
Derin bir nefes aldı.
Açtığında...
Mor gözlerindeki ışık yeniden sönmüştü.
"Gitmeniz gerekiyor."
Bu kez sesi daha sessizdi.
"Daha fazla soru sormayın."
Başımı iki yana salladım.
"Hayır."
Liyana'nın yüzü yeniden sertleşti.
"Arel."
"Sen bizi bir hafta boyunca burada tuttun."
Bir adım daha yaklaştım.
"Sonra hiçbir şey söylemeden gitmemizi istiyorsun."
Bir adım daha.
"Ve ben bunu kabul etmeyeceğim."
Liyana bana doğru baktı.
"Ben prensesim."
"Ben de sana boyun eğmeyen kişiyim."
Bu sözleri duyduğunda gözlerinde kısa bir şey parladı.
Sanki...
Onu hem sinirlendirmiş hem de bir şekilde mutlu etmişti.
Ama hemen yüzünü çevirdi.
Valeor'a döndü.
"Onları hazırlayın."
Kaşlarımı çattım.
"Nereye?"
"Krallık sınırlarının dışına götürüleceksiniz."
"Li-"
Liyana'nın bakışları bir anda bana döndü.
"Prenses Liyana."
Dişlerimi sıktım.
"Prenses Liyana."
Sanki kelimeleri söylemek bile sinirimi bozuyordu.
"Bu kadar kolay pes edeceğimi mi sanıyorsun?"
Liyana birkaç saniye bana baktı.
Sonra dudaklarında küçük, üzgün bir gülümseme oluştu.
"Hayır, Arel."
Gözlerini kaçırdı.
"Zaten en çok bundan korkuyorum."
Ve o sözleri söyledikten sonra...
Hiçbirimiz ne diyeceğimizi bilemedik.
Çünkü Liyana ilk kez...
Bizi uzaklaştırmaya çalışırken gerçekten korkmuş gibi görünüyordu.
♠️🌹♣️
Liyana'nın son sözlerinden sonra ana salonda ağır bir sessizlik oluştu.
"Zaten en çok bundan korkuyorum."
Ne demek istediğini sormak istiyordum.
Ama sormama fırsat kalmadan Valeor muhafızlara bir işaret verdi.
"Onları hazırlayın."
İki Kara Muhafız bize doğru yürümeye başladı.
Ben olduğum yerde kaldım.
"Hayır."
Liyana'nın bakışları bana döndü.
"Arel."
"Gitmeyeceğim."
Kieran yanıma geçti.
"Biz de."
Roan hemen ekledi:
"Özellikle bir hafta zincirlenip, sonra hiçbir açıklama yapılmadan kapının önüne konulacaksak."
Veyra ona sert bir bakış attı.
Roan omuz silkti.
"Ne? Durumu doğru özetledim."
Elera ise gözlerini Liyana'dan ayırmadan konuştu.
"Bir şey saklıyorsun."
Liyana'nın yüzü gerildi.
"Sakladığım ya da saklamadığım şeyler sizi ilgilendirmez."
"Belki de ilgilendirir," dedim.
Liyana derin bir nefes aldı.
Sanki öfkesini kontrol etmeye çalışıyordu.
"Burada kalmanız tehlikeli."
"Biz zaten buraya seni öldürmek için geldik," dedi Roan. "Tehlike konusunda biraz geç kalmış olabilirsin."
Liyana gözlerini ona çevirdi.
Roan hemen bakışlarını tavana kaldırdı.
"Tamam. Göz teması yok."
İstemeden dudaklarımın kenarı kıvrıldı.
Liyana bunu fark etti.
Ama gülümsemedi.
Bu kez gözleri...
Yavaşça parlamaya başladı.
Mor rengin içinde, derinlerden yükselen bir ışık vardı.
Önce ince bir kıvılcım gibi.
Sonra gözlerinin tamamını dolduran, neredeyse karanlığı yaran bir parlaklık gibi.
Valeor hemen bir adım öne çıktı.
"Prensesim."
Liyana gözlerini kapattı.
Ellerini kaldırdı.
"Tamam sorun yok."
Ama iyi değildi.
Bunu artık anlayabiliyordum.
Öfkelendiğinde gücü de onunla birlikte uyanıyordu.
"Gitmenizi istemiyorum."
Bu sözleri neredeyse fısıldadı.
Hepimiz sustuk.
Liyana gözlerini açtı.
Bu kez ışık biraz azalmıştı.
"Ama burada kalmanızın sonuçlarını da bilmiyorsunuz."
"Öyleyse bize anlat," dedim.
Liyana'nın bakışları benim üzerimde durdu.
Uzun bir süre.
"Hayır."
Bu cevap beklediğimden daha sert çıktı.
Roan kollarını bağladı.
"Harika. Yine başladık."
Tam o sırada ana salonun kapıları hızla açıldı.
İçeri nefes nefese bir muhafız girdi.
Başını eğerek Valeor'a yaklaştı.
Söylediklerini duyamıyorduk.
Ama Valeor'un yüzündeki ifade yavaşça değişti.
Çenesi gerildi.
Bakışları kısa bir an bana ve arkadaşlarıma kaydı.
Liyana bunu fark etti.
"Valeor."
Muhafız hemen sustu.
Liyana'nın sesi sertti.
"Konuş."
Valeor birkaç saniye bekledi.
Sonra tekrar bize baktı.
Liyana'nın gözleri kısıldı.
Bu konunun bizimle ilgili olduğunu anlamıştı.
"Onları bırakın."
Muhafızlar şaşkınlıkla ona döndü.
Liyana devam etti.
"Gitmek isteyen gider."
Bakışları tek tek üzerimizde dolaştı.
"Kalmak isteyen kalır."
Roan bana baktı.
Sonra Liyana'ya.
"Yani artık seçim hakkımız var mı?"
Liyana'nın sesi soğuktu.
"Var."
Roan hafifçe başını eğdi.
"Ne kadar naziksin."
"Roan."
"Tamam."
Liyana gözlerini Valeor'a çevirdi.
"Gel."
Ve hiç arkasına bakmadan ana salondan çıktı.
Valeor hemen onun arkasından yürüdü.
Kapılar kapandığında beşimiz yeniden yalnız kaldık.
Roan ilk konuşan oldu.
"Şimdi ne oldu?"
Veyra kaşlarını çattı.
"Bir şey."
Kieran kapıya baktı.
"Ve belli ki bizimle ilgili."
Elera sessizce konuştu.
"Bence Liyana gitmemizi istemiyor."
Hepimiz ona baktık.
"Ne demek istiyorsun?" diye sordum.
Elera omuz silkti.
"Bilmiyorum. Ama gözlerine baktığınızda bunu anlayabiliyorsunuz."
Bir an durdu.
"Yani... gözlerine bakmadan da."
Roan kısa bir kahkaha attı.
"Bu kız çok tehlikeli."
"Sen de ona karşı fazla rahat davranıyorsun," dedi Veyra.
Roan'ın yüzündeki gülümseme azaldı.
"Çünkü onun bizi gerçekten öldürmek istediğine inanmıyorum."
Ben hiçbir şey söylemedim.
Ama aynı şeyi düşünüyordum.
♠️🌹♣️
LİYANA
Odamın kapısı kapanır kapanmaz arkamı döndüm.
"Şimdi konuş."
Valeor kapının önünde durdu.
Bir an tereddüt etti.
"Prensesim..."
"Valeor."
Sesim daha sert çıktı.
"Konuş."
Valeor başını eğdi.
"Saray muhafızlarından biri birkaç gün önce ortadan kayboldu."
Kaşlarım çatıldı.
"Kim?"
"Muhafız Daren."
İsmi duyunca yüzümde hiçbir değişiklik olmadı.
Ama içimde kötü bir his yükseldi.
"Devam et."
Valeor derin bir nefes aldı.
"Onun Valeryn Krallığı adına çalışan bir hain olduğu ortaya çıktı."
Bir anda hareket etmeyi bıraktım.
Valeryn.
Arel ve arkadaşlarını buraya gönderen krallık.
Parmaklarım yavaşça yumruk haline geldi.
Valeor devam etti.
"Daren, Arel'in gözlerinizden etkilenmediğini Valeryn'e bildirmiş."
Başımı kaldırdım.
"Ne?"
"Yalnızca bunu değil."
Valeor'un sesi daha da ciddileşti.
"Gücünüzün Arel üzerinde hiçbir etkisi olmadığını da anlatmış."
Bir anlığına odanın içindeki her şey sessizleşti.
Arel'in farklı olduğunu bilmeleri...
İyi bir şey değildi.
Hiç iyi değildi.
"Başka?"
Valeor gözlerini yere indirdi.
"Valeryn'den aldığımız haberlere göre Kral Mordane, Arel ve diğerlerini geri istemiyor."
"İstemiyor mu?"
"Hayır, prensesim."
Sırtımı pencereye döndüm.
Elyndra'nın bahçeleri aşağıda sessizce uzanıyordu.
Bir hafta boyunca onları göndermek istememin sebebi...
Tam olarak buydu.
Arel'in benim için ne olduğunu bilmiyordum.
Ama farklı olduğunu biliyordum.
Ve farklı olan insanlar...
Her zaman hedef olurdu.
"Onları neden geri istemiyor?"
Valeor birkaç saniye sustu.
"Bu konuda kesin bir bilgimiz yok."
Yavaşça ona döndüm.
"Var."
Valeor'un yüzündeki ifadeden doğru düşündüğümü anladım.
"Gönderdiği adamların geri dönmesini istemiyor."
Sözlerimi kendim tamamladım.
"Çünkü onlar buraya geldiler ve görevlerini tamamlayamadılar."
Odamın içinde birkaç adım attım.
"Ya da..."
Sustum.
Arel'in gözlerimin karşısında on beş saniye boyunca etkilenmeden durduğu an geldi aklıma.
"Ya da Arel'in farklı olduğunu öğrenmişler."
Valeor başını kaldırdı.
"Prensesim?"
"Onu geri istememelerinin başka bir sebebi olabilir."
Kalbim sıkıştı.
"Arel benim gücümden etkilenmiyor."
Valeor hiçbir şey söylemedi.
"Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum. Ama Valeryn öğrenmişse, diğer krallıkların da öğrenmesi uzun sürmez."
Bir an durdum.
"Ve o zaman Arel, benim kadar tehlikeli bir hedef haline gelir."
Valeor kaşlarını çattı.
"Bu yüzden mi onları göndermek istediniz?"
Gözlerimi kapattım.
"Hayır."
Dürüstçe cevap verdim.
"Onları göndermek istememin sebebi farklıydı."
Arel'in yüzü gözlerimin önüne geldi.
Dün...
Bir hafta önce...
Zindanda.
Bahçede.
Bana karşı durduğu her an.
"Burada kaldıkları sürece bana yaklaşıyorlar."
Valeor sessizce dinliyordu.
"Ve bana yaklaşan herkes..."
Boğazım düğümlendi.
"...bir gün bedelini ödüyor."
Bir süre sadece rüzgârın sesini dinledik.
Sonra gözlerimi açtım.
"Önce annem."
Sözler dudaklarımdan zorla çıktı.
"Sonra babam."
Parmaklarımı sıktım.
"Doğduğum günden beri insanlar bana lanetli olduğumu söyledi."
Valeor başını eğdi.
"Prensesim, siz-"
"Sadece dinle."
Sözünü kestim.
"Ben kimseyi yanımda tutmamaya çalışıyorum. Çünkü bir gün gücümü yeniden kaybedersem..."
Gözlerim istemeden parladı.
"...onlara zarar verebilirim."
Arel.
Roan.
Veyra.
Kieran.
Elera.
Hepsinin yüzü zihnimden geçti.
Ve bu düşünce bile içimi korkuyla doldurdu.
"Bu yüzden onları göndermek istedim."
Valeor yavaşça başını salladı.
"Fakat artık Valeryn onları istemiyor."
"Hayır."
Pencereye doğru yürüdüm.
"Ama bu, onları saraydan göndereceğim anlamına gelmiyor."
Valeor bana baktı.
"Prensesim?"
Gözlerimi ona çevirdim.
Bu kez kararım kesindi.
"Madem Valeryn onları geri istemiyor..."
Dudaklarımda soğuk bir gülümseme oluştu.
"...o zaman burada kalırlar."
Valeor'un bakışları dikkatle üzerimdeydi.
"Fakat korumaları artırın."
"Emredersiniz."
"Sarayın çevresindeki devriyeleri iki katına çıkarın."
Valeor başını eğdi.
"Ve..."
Bir an durdum.
Arel'in farklılığı artık bir sır değildi.
Bu yüzden daha dikkatli olmalıydum.
"Gözleriniz Arel ve arkadaşlarının üzerinde olsun."
Valeor başını kaldırdı.
"Onlara güvenmiyor musunuz?"
Sorusu üzerine birkaç saniye düşündüm.
Sonra acı bir şekilde gülümsedim.
"Tam olarak sorun bu."
Valeor bekledi.
"Onlara güvenmeye başladığımı düşünüyorum."
Odamın kapısına doğru yürüdüm.
Ama çıkmadan önce son kez Valeor'a döndüm.
"Ve bu, şu an sahip olduğum en tehlikeli şey olabilir."
Valeor başını eğdi.
"Emriniz yerine getirilecek, Prensesim."
Kapı açıldı.
Ama ben birkaç saniye daha olduğum yerde kaldım.
Arel'i uzaklaştırmaya çalışmıştım.
Çünkü ona yaklaşmanın tehlikeli olduğunu biliyordum.
Şimdi ise...
Onu korumak için yanımda tutmak zorundaydım.
Belki de kaderimden kaçmaya çalışırken yaptığım en büyük hata buydu.
Çünkü Arel'e her gün biraz daha yaklaşırken, onun benim sonum olacağına dair eski kehanet de her geçen gün daha gerçek görünüyordu.
🌙🖤⚔️
Bölüm etkileşimi
