Bölümler 35Şu an: BÖLÜM 34: Son Saniye Çizgisi
- 1 BÖLÜM 1: Uykudaki Yabancı284 kelime
- 2 BÖLÜM 2: Geceye Dönüş319 kelime
- 3 BÖLÜM 3: Gün Işığının Aldatmacası343 kelime
- 4 BÖLÜM 4: Gizli Savaş449 kelime
- 5 BÖLÜM 5: Kusursuz Yalan356 kelime
- 6 BÖLÜM 6: Geçmişin Kırık Parçaları286 kelime
- 7 BÖLÜM 7 : Görünmeyen Çatlak304 kelime
- 8 Bölüm 8: Uraz’ın Eşiğinde252 kelime
- 9 BÖLÜM 9: Hayatta Kalma Refleksi283 kelime
- 10 BÖLÜM 10: Sahte İtiraf284 kelime
- 11 BÖLÜM 11: Maskelerin Düşüşü279 kelime
- 12 BÖLÜM 12: Karabasanın Anatomisi210 kelime
- 13 BÖLÜM 13: Sahte Sabah371 kelime
- 14 BÖLÜM 14: Gizli Arayış235 kelime
- 15 BÖLÜM 15: Panodaki Şifre252 kelime
- 16 BÖLÜM 16: Gerçeğin Eşiği196 kelime
- 17 BÖLÜM 17: Aynadaki Yüz348 kelime
- 18 BÖLÜM 18: Zihnin Yeni Hakimi192 kelime
- 19 BÖLÜM 19: Gerçek Dünyanın Soğuk Işığı293 kelime
- 20 BÖLÜM 20: Anne Sesinin İzi227 kelime
- 21 BÖLÜM 21: Göz Açıp Kapayıncaya Kadar247 kelime
- 22 BÖLÜM 22: Görünmeyen Çatlaklar288 kelime
- 23 BÖLÜM 23: Tene Sinen Küf335 kelime
- 24 BÖLÜM 24: Sabahın Soğuk İzleri357 kelime
- 25 BÖLÜM 25: Ortak Gölgeler301 kelime
- 26 BÖLÜM 26: İtiraf ve Karanlık Ortaklık328 kelime
- 27 BÖLÜM 27: Sahte Kurtuluş571 kelime
- 28 BÖLÜM 28: Gece Yarısı Telefonu261 kelime
- 29 BÖLÜM 29: Karanlıkta Buluşma409 kelime
- 30 BÖLÜM 30: Saklı Kapılar ve Yasak İsimler254 kelime
- 31 BÖLÜM 31: Kaleiçi’nin Dar Sokakları251 kelime
- 32 BÖLÜM 32: Baharat, Mum ve Kan458 kelime
- 33 BÖLÜM 33: Kapanan Kapı, Kararan Oda362 kelime
- 34 BÖLÜM 34: Son Saniye Çizgisi415 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 BÖLÜM 35: Sessizliğin Altındaki Fırtına452 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Umay’ın eli, Uraz’ın buz gibi ve iradesini ele geçiren parmakları altında istem dışı ileri doğru itiliyordu. Gümüş bıçağın ucu, dehşetle ellerini havaya kaldırmış olan babasının göğsüne sadece santimler kala durmuştu. Babası şoke olmuş bir halde kızının gözlerindeki o yabancı, kararmış bakışa bakıyor, tek kelime bile edemiyordu.
"Umay... Kendine gel kızım!" diye hıçkırarak bağırdı Arzu köşeden, üzerine çöken siyah dumanlarla boğuşurken.
Her şeyin bittiği, o kanlı sonun kaçınılmaz olduğu o saniyede... Köşede yere yığılmış olan yaşlı İbrahim Efendi’den beklenmedik bir hamle geldi.
Nefesi kesilmiş, göğsü inip kalkan İbrahim Efendi, son gücünü toplayarak sedirden aşağıya doğru yuvarlandı. Masanın altından çıkardığı çömlek kasenin içindeki o keskin kokulu, ezilmiş üzerlik tohumları ve katran karışımını avuçladığı gibi doğrudan Uraz’ın siluetinin üzerine doğru savurdu.
Fısıssss!
Katranlı karışım, Uraz’ın gölge bedenine çarptığı an, odada teni yakan asit gibi bir duman yükseldi. Uraz acıyla kükredi; o birden fazla kişinin aynı anda çıkardığı metalik ses kulakları sağır edecek bir desibele ulaştı. Umay’ın bileklerindeki o demir mengene gevşedi, bıçak elinden kayarak tahta zemine düştü.
İbrahim Efendi yerden kalkmaya çalışırken ağzından sızan kanı koluyla sildi ve cebinden çıkardığı bakır bir tas suyu odanın dört bir köşesine, özellikle de kapı eşiklerine hızla serperek eski, boğuk bir dille mırıldanmaya başladı.
Uraz’ın silueti, o katran ve suyun etkisiyle geriye doğru savruldu. Tavanın o yarığından içeriye doğru çekilirken, son kez o hınç dolu sesiyle odada yankılandı:
"Bu iş bitmedi Umay! O bıçak bir gün o kalbe saplanacak!"
Ve o yarığın kapanmasıyla birlikte odadaki o cehennemî basınç bir anda yok oldu. Mavi yanan mumlar sönmüş, tavan eski ahşap haline geri dönmüştü. Odadaki hava hâlâ ağır ve küflüydü ama artık nefes alabiliyorlardı.
Babası soluk soluğa yere kapaklanan Umay’ı hemen kucağına çekti, ellerini ve yüzünü kontrol etti. "İyi misin? Yaralandın mı?" diye sordu, sesi korkudan titriyordu.
Arzu da koşarak gelip kızına sarıldı; üçü o odanın ortasında, birbirlerine tutunarak dakikalarca soluklandılar.
İbrahim Efendi ise duvara yaslanmış, derin derin nefes alıyordu. Yüzü ölüm gibi sararmıştı. Masaya doğru zayıf bir el hareketi yaptı.
"Gitt... Gittiler ama tamamen değil," dedi İbrahim Efendi, kesik kesik soluyarak. "O katran ve üzerlik ruhun tenle olan bağını anlık olarak yaktı. Bize sadece zaman kazandırdı. Bu evde de güvende değiliz artık. O ruh, o bıçağın kanını tattı bir kere."
Umay, avucundaki derin kesikten sızan kana baktı. Gözlerinde artık korkudan ziyade, o karanlıkla hesaplaşmaya karar vermiş buz gibi bir öfke vardı.
"O zaman zamanımız az demektir," dedi Umay, sesindeki kararlılıkla başını kaldırıp annesine ve babasına bakarak. "Bize sadece bir kaçış yolu değil... Onu bu dünyadan tamamen söküp alacak o gerçek 'bağı' bulmamız gerekiyor."
Bölüm etkileşimi
