Bölümler 4Şu an: BÖLÜM 4: Gizli Savaş
- 1 BÖLÜM 1: Uykudaki Yabancı284 kelime
- 2 BÖLÜM 2: Geceye Dönüş319 kelime
- 3 BÖLÜM 3: Gün Işığının Aldatmacası343 kelime
- 4 BÖLÜM 4: Gizli Savaş449 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kağıt parkeye düşmek üzereyken Umay ani bir refleksle eğildi ve notu havada yakaladı. Kalbi göğüs kafesini kıracakmış gibi atıyordu. Elindeki kağıdı parmaklarının arasında buruşturup hızla cebine tıktı.
Tam o sırada dış kapı kilitlendi ve Uraz içeri girdi.
"Umay? Evde misin sevgilim?"
Uraz’ın sesi antreden, her zamanki gibi neşeli ve yumuşak bir tonla geldi. Umay mutfak tezgahına tutunarak derin bir nefes aldı, yüzüne olabildiğince sakin ve doğal bir ifade yerleştirmeye çalıştı.
"Buradayım mutfaktayım," dedi. Sesi şaşırtıcı derecede düzgün çıkmıştı.
Uraz mutfağa girdiğinde, Umay’ı tezgahın başında hafifçe gülümserken buldu. Uraz arkasından yaklaşarak ellerini Umay’ın beline doladı, çenesini omzuna yasladı. O an, Umay adamın tenindeki o kokuyu yeniden aldı; ama bu kez taze lavanta kokusunun hemen altında, o geceden kalan hafif nemli ve metalik o soğuk koku vardı.
"Günün nasıl geçiyor güzelim? Kendini yormuyorsun değil mi?" diye fısıldadı Uraz, kulağının hemen dibinde.
Umay’ın tüyleri diken diken oldu ama kendini tuttu. Başını hafifçe Uraz’a doğru çevirip gülümsedi. "İyiyim Uraz... Sadece evde biraz vakit geçirmek iyi geldi. Sen neden erken geldin?"
Uraz hafifçe geri çekildi, gözlerinin içine baktı. Bakışlarında bir saniyelik bir şüphe, bir tarama anı belirdi sanki. Ama sonra o şefkatli maske yeniden yüzüne yerleşti. "Seni özledim, hepsi bu. Bugün biraz erken çıkabildim."
Uraz hiçbir şey fark etmemişti. Ya da fark etmiş gibi yapıyor, Umay'in hamle yapmasını izliyordu.
O günden sonra evdeki hayat görünüşte kusursuz bir sakinlikle akmaya devam etti. Uraz işe gidiyor, akşamları yemek yapıyor, Umay'le filmler izliyor, ona sarılıp uyuyordu. Ama Umay için her şey değişmişti. Artık o evde yaşayan iki insan değil, birbirinin arkasından bıçak bileyen iki düşmandılar.
Umay cebinde taşıdığı o buruşuk kağıdı her gün tuvalette, Uraz duştayken ya da o evden çıkıp markete gittiği o kısa anlarda defalarca okudu. O bir doktor değil. O evden sakın çıkmasına izin verme...
Birkaç gün sonra, Uraz'ın evde olmadığını bildiği öğle saatlerinde Umay ilk büyük keşfini yapmak için harekete geçti. Uraz’ın çalışma odasındaki kilitli çekmeceyi açması gerekiyordu.
Evi aradı ve Uraz’ın her zaman anahtarlığını bıraktığı antredeki ahşap tabakta o küçük anahtarı buldu. Kalbi kulaklarında atarak çalışma odasına girdi. Çekmeceyi açtığında gördüğü şey, hafızasının o kayıp üç yılına ait tüm kapıları ardına kadar açacaktı.
Çekmecenin içinde tozlu bir eski telefon, kırık bir kadın kol saati ve üzerinde kendi adının yazılı olduğu kalın bir defter vardı. Umay titreyen parmaklarıyla defteri açtı ve ilk sayfadaki kendi el yazısıyla yazılmış o tarihi gördü: Kaza günü, 14 Ekim.
Defterin sayfalarını hızla çevirdiğinde, ilk sayfalardaki normal günlük notlarının yerini, ilerleyen sayfalarda tamamen çığlıklar halinde yazılmış, korku dolu cümleler almaya başladığını fark etti:
"Bugün yine ilacığımı içirdi. Beni dışarı çıkarmıyor. Bu ev gerçek değil. Burası onun zihni..."
Ve tam o saniyede, evin giriş kapısının kilitlendiğini belirten o metalik tıkırtı sessizliği böldü. Uraz normal saatinden çok daha erken eve gelmişti.
Bölüm etkileşimi
