YANIMDAKİ KİM kitap kapağı

24. bölüm / 35

BÖLÜM 24: Sabahın Soğuk İzleri

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: BÖLÜM 24: Sabahın Soğuk İzleri
  1. 1 BÖLÜM 1: Uykudaki Yabancı284 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: Geceye Dönüş319 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: Gün Işığının Aldatmacası343 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: Gizli Savaş449 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: Kusursuz Yalan356 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: Geçmişin Kırık Parçaları286 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7 : Görünmeyen Çatlak304 kelime
  8. 8 Bölüm 8: Uraz’ın Eşiğinde252 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: Hayatta Kalma Refleksi283 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: Sahte İtiraf284 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: Maskelerin Düşüşü279 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: Karabasanın Anatomisi210 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: Sahte Sabah371 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: Gizli Arayış235 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: Panodaki Şifre252 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: Gerçeğin Eşiği196 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: Aynadaki Yüz348 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: Zihnin Yeni Hakimi192 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: Gerçek Dünyanın Soğuk Işığı293 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: Anne Sesinin İzi227 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: Göz Açıp Kapayıncaya Kadar247 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: Görünmeyen Çatlaklar288 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: Tene Sinen Küf335 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: Sabahın Soğuk İzleri357 kelime · Okuduğun bölüm
  25. 25 BÖLÜM 25: Ortak Gölgeler301 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: İtiraf ve Karanlık Ortaklık328 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: Sahte Kurtuluş571 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: Gece Yarısı Telefonu261 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29: Karanlıkta Buluşma409 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30: Saklı Kapılar ve Yasak İsimler254 kelime
  31. 31 BÖLÜM 31: Kaleiçi’nin Dar Sokakları251 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32: Baharat, Mum ve Kan458 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33: Kapanan Kapı, Kararan Oda362 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34: Son Saniye Çizgisi415 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35: Sessizliğin Altındaki Fırtına452 kelime

​Odanın içindeki o yoğun, nefes kesen küf kokusu ve göğsüne çöken devasa ağırlık, güneşin ilk soluk ışıkları pencerenin perdesini delene kadar varlığını sürdürdü.
​Umay, gözlerini açtığında sırılsıklam bir ter içinde, yatakta doğrulmaya çalıştı. Bedeni sanki tonlarca demir ağırlığın altında ezilmiş gibi her bir kası sızlıyordu. Hızla etrafına aksetti; tavan tertemizdi, ne o siyah reçine gibi sarkan leke vardı ne de o karabasan silueti. Oda, sabahın o sakin, sıradan sessizliğine bürünmüştü.
​Rüya mıydı? diye geçirdi içinden titreyen elleriyle yüzünü sıvazlayarak. Sadece berbat bir kabus mu?
​Ancak yataktan kalkıp ayaklarını yere bastığı an, çıplak tabanlarının değdiği tahta parkeden yayılan o ölümcül soğuklukla irkildi. Titreyen adımlarla banyoya yöneldi, musluğu açıp yüzüne soğuk su çarptı ve başını kaldırıp aynaya baktı.
​Gördüğü manzara, kalbinin durmasına neden oluyordu.
​Aynadaki yansımasında, boynundan omuzlarına doğru yayılan koyu mor, parmak izi şeklindeki ezikler ve çürükler net bir şekilde duruyordu. Sanki gece boyunca devasa, demirden eller boğazını sıkmış gibi derisinin rengi dönmüştü. Ve daha da korkuncu... banyonun lavabosunun içi, gece tükürdüğü ya da kustuğu koyu, pas rengi bir sıvıyla kaplıydı.
​O sırada koridordan annesi Arzu’nun ses duyuldu:
"Umay? Günaydın güzelim, kahvaltı hazır. İyi uyudun mu?"
​Umay panikle musluğu açıp lavabodaki o kanlı, paslı kalıntıları hızlıca yıkadı, yaka kesimi yüksek bir kazak giyerek boynundaki morlukları kapattı. Titreyen bacaklarla mutfağa geçtiğinde Arzu masayı hazırlıyordu.
​"Günaydın anne..." dedi Umay, sesindeki titremeyi bastırmaya çalışarak.
​Arzu dönüp kızına baktığında, yüzündeki o neşeli ifade anında soldu. Elindeki çay tabağını masaya bırakıp endişeyle Umay’a yaklaştı. "Kızım, rengin yine kül gibi olmuş. İyi misin? Elin ayağın titriyor."
​"İyiyim anne, sadece... uykumu alamadım," diye mırıldandı Umay, gözlerini masaya dikerek.
​Tam o sırada mutfağın penceresi, dışarıda en ufak bir rüzgar bile yokken, korkunç bir gıcırtıyla ardına kadar açıldı. İçeriye giren buz gibi bir rüzgar, masadaki mumun alevini söndürdü ve mutfağın tavanındaki avize şiddetle sallanmaya başladı.
​Arzu şaşkınlıkla pencereye doğru bir adım attı: "Aman Allah'ım, bu da nereden çıktı? Ben pencereyi kapatmıştım..."
​Umay ise masada otururken, tabağının hemen yanındaki metal bıçağın üzerine düşen gölgeye baktı. Bıçağın parlak çeliğinde, arkasında kimse olmamasına rağmen, o devasa karabasanın yüzü olmayan silueti belirmişti. Ve o soğuk fısıltı, doğrudan Umay’ın zihninin içine kazındı:
​"Saklanamazsın Umay. Ne boynundaki morlukları gizleyebilirsin, ne de benden kaçabilirsin."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…