Bölümler 35Şu an: BÖLÜM 24: Sabahın Soğuk İzleri
- 1 BÖLÜM 1: Uykudaki Yabancı284 kelime
- 2 BÖLÜM 2: Geceye Dönüş319 kelime
- 3 BÖLÜM 3: Gün Işığının Aldatmacası343 kelime
- 4 BÖLÜM 4: Gizli Savaş449 kelime
- 5 BÖLÜM 5: Kusursuz Yalan356 kelime
- 6 BÖLÜM 6: Geçmişin Kırık Parçaları286 kelime
- 7 BÖLÜM 7 : Görünmeyen Çatlak304 kelime
- 8 Bölüm 8: Uraz’ın Eşiğinde252 kelime
- 9 BÖLÜM 9: Hayatta Kalma Refleksi283 kelime
- 10 BÖLÜM 10: Sahte İtiraf284 kelime
- 11 BÖLÜM 11: Maskelerin Düşüşü279 kelime
- 12 BÖLÜM 12: Karabasanın Anatomisi210 kelime
- 13 BÖLÜM 13: Sahte Sabah371 kelime
- 14 BÖLÜM 14: Gizli Arayış235 kelime
- 15 BÖLÜM 15: Panodaki Şifre252 kelime
- 16 BÖLÜM 16: Gerçeğin Eşiği196 kelime
- 17 BÖLÜM 17: Aynadaki Yüz348 kelime
- 18 BÖLÜM 18: Zihnin Yeni Hakimi192 kelime
- 19 BÖLÜM 19: Gerçek Dünyanın Soğuk Işığı293 kelime
- 20 BÖLÜM 20: Anne Sesinin İzi227 kelime
- 21 BÖLÜM 21: Göz Açıp Kapayıncaya Kadar247 kelime
- 22 BÖLÜM 22: Görünmeyen Çatlaklar288 kelime
- 23 BÖLÜM 23: Tene Sinen Küf335 kelime
- 24 BÖLÜM 24: Sabahın Soğuk İzleri357 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 BÖLÜM 25: Ortak Gölgeler301 kelime
- 26 BÖLÜM 26: İtiraf ve Karanlık Ortaklık328 kelime
- 27 BÖLÜM 27: Sahte Kurtuluş571 kelime
- 28 BÖLÜM 28: Gece Yarısı Telefonu261 kelime
- 29 BÖLÜM 29: Karanlıkta Buluşma409 kelime
- 30 BÖLÜM 30: Saklı Kapılar ve Yasak İsimler254 kelime
- 31 BÖLÜM 31: Kaleiçi’nin Dar Sokakları251 kelime
- 32 BÖLÜM 32: Baharat, Mum ve Kan458 kelime
- 33 BÖLÜM 33: Kapanan Kapı, Kararan Oda362 kelime
- 34 BÖLÜM 34: Son Saniye Çizgisi415 kelime
- 35 BÖLÜM 35: Sessizliğin Altındaki Fırtına452 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Odanın içindeki o yoğun, nefes kesen küf kokusu ve göğsüne çöken devasa ağırlık, güneşin ilk soluk ışıkları pencerenin perdesini delene kadar varlığını sürdürdü.
Umay, gözlerini açtığında sırılsıklam bir ter içinde, yatakta doğrulmaya çalıştı. Bedeni sanki tonlarca demir ağırlığın altında ezilmiş gibi her bir kası sızlıyordu. Hızla etrafına aksetti; tavan tertemizdi, ne o siyah reçine gibi sarkan leke vardı ne de o karabasan silueti. Oda, sabahın o sakin, sıradan sessizliğine bürünmüştü.
Rüya mıydı? diye geçirdi içinden titreyen elleriyle yüzünü sıvazlayarak. Sadece berbat bir kabus mu?
Ancak yataktan kalkıp ayaklarını yere bastığı an, çıplak tabanlarının değdiği tahta parkeden yayılan o ölümcül soğuklukla irkildi. Titreyen adımlarla banyoya yöneldi, musluğu açıp yüzüne soğuk su çarptı ve başını kaldırıp aynaya baktı.
Gördüğü manzara, kalbinin durmasına neden oluyordu.
Aynadaki yansımasında, boynundan omuzlarına doğru yayılan koyu mor, parmak izi şeklindeki ezikler ve çürükler net bir şekilde duruyordu. Sanki gece boyunca devasa, demirden eller boğazını sıkmış gibi derisinin rengi dönmüştü. Ve daha da korkuncu... banyonun lavabosunun içi, gece tükürdüğü ya da kustuğu koyu, pas rengi bir sıvıyla kaplıydı.
O sırada koridordan annesi Arzu’nun ses duyuldu:
"Umay? Günaydın güzelim, kahvaltı hazır. İyi uyudun mu?"
Umay panikle musluğu açıp lavabodaki o kanlı, paslı kalıntıları hızlıca yıkadı, yaka kesimi yüksek bir kazak giyerek boynundaki morlukları kapattı. Titreyen bacaklarla mutfağa geçtiğinde Arzu masayı hazırlıyordu.
"Günaydın anne..." dedi Umay, sesindeki titremeyi bastırmaya çalışarak.
Arzu dönüp kızına baktığında, yüzündeki o neşeli ifade anında soldu. Elindeki çay tabağını masaya bırakıp endişeyle Umay’a yaklaştı. "Kızım, rengin yine kül gibi olmuş. İyi misin? Elin ayağın titriyor."
"İyiyim anne, sadece... uykumu alamadım," diye mırıldandı Umay, gözlerini masaya dikerek.
Tam o sırada mutfağın penceresi, dışarıda en ufak bir rüzgar bile yokken, korkunç bir gıcırtıyla ardına kadar açıldı. İçeriye giren buz gibi bir rüzgar, masadaki mumun alevini söndürdü ve mutfağın tavanındaki avize şiddetle sallanmaya başladı.
Arzu şaşkınlıkla pencereye doğru bir adım attı: "Aman Allah'ım, bu da nereden çıktı? Ben pencereyi kapatmıştım..."
Umay ise masada otururken, tabağının hemen yanındaki metal bıçağın üzerine düşen gölgeye baktı. Bıçağın parlak çeliğinde, arkasında kimse olmamasına rağmen, o devasa karabasanın yüzü olmayan silueti belirmişti. Ve o soğuk fısıltı, doğrudan Umay’ın zihninin içine kazındı:
"Saklanamazsın Umay. Ne boynundaki morlukları gizleyebilirsin, ne de benden kaçabilirsin."
Bölüm etkileşimi
