Bölümler 35Şu an: BÖLÜM 19: Gerçek Dünyanın Soğuk Işığı
- 1 BÖLÜM 1: Uykudaki Yabancı284 kelime
- 2 BÖLÜM 2: Geceye Dönüş319 kelime
- 3 BÖLÜM 3: Gün Işığının Aldatmacası343 kelime
- 4 BÖLÜM 4: Gizli Savaş449 kelime
- 5 BÖLÜM 5: Kusursuz Yalan356 kelime
- 6 BÖLÜM 6: Geçmişin Kırık Parçaları286 kelime
- 7 BÖLÜM 7 : Görünmeyen Çatlak304 kelime
- 8 Bölüm 8: Uraz’ın Eşiğinde252 kelime
- 9 BÖLÜM 9: Hayatta Kalma Refleksi283 kelime
- 10 BÖLÜM 10: Sahte İtiraf284 kelime
- 11 BÖLÜM 11: Maskelerin Düşüşü279 kelime
- 12 BÖLÜM 12: Karabasanın Anatomisi210 kelime
- 13 BÖLÜM 13: Sahte Sabah371 kelime
- 14 BÖLÜM 14: Gizli Arayış235 kelime
- 15 BÖLÜM 15: Panodaki Şifre252 kelime
- 16 BÖLÜM 16: Gerçeğin Eşiği196 kelime
- 17 BÖLÜM 17: Aynadaki Yüz348 kelime
- 18 BÖLÜM 18: Zihnin Yeni Hakimi192 kelime
- 19 BÖLÜM 19: Gerçek Dünyanın Soğuk Işığı293 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 BÖLÜM 20: Anne Sesinin İzi227 kelime
- 21 BÖLÜM 21: Göz Açıp Kapayıncaya Kadar247 kelime
- 22 BÖLÜM 22: Görünmeyen Çatlaklar288 kelime
- 23 BÖLÜM 23: Tene Sinen Küf335 kelime
- 24 BÖLÜM 24: Sabahın Soğuk İzleri357 kelime
- 25 BÖLÜM 25: Ortak Gölgeler301 kelime
- 26 BÖLÜM 26: İtiraf ve Karanlık Ortaklık328 kelime
- 27 BÖLÜM 27: Sahte Kurtuluş571 kelime
- 28 BÖLÜM 28: Gece Yarısı Telefonu261 kelime
- 29 BÖLÜM 29: Karanlıkta Buluşma409 kelime
- 30 BÖLÜM 30: Saklı Kapılar ve Yasak İsimler254 kelime
- 31 BÖLÜM 31: Kaleiçi’nin Dar Sokakları251 kelime
- 32 BÖLÜM 32: Baharat, Mum ve Kan458 kelime
- 33 BÖLÜM 33: Kapanan Kapı, Kararan Oda362 kelime
- 34 BÖLÜM 34: Son Saniye Çizgisi415 kelime
- 35 BÖLÜM 35: Sessizliğin Altındaki Fırtına452 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Antalya’nın sabaha karşı üşüten, hastane odalarına sinen o antiseptik kokusu... Zaman, o odada yaşayanlar için uzun süredir durmuş gibiydi.
Yoğun bakım ünitesinin camının arkasında, ellerini duvara yaslamış bir şekilde içeriyi izleyen Arzu vardı. Gözlerinin altındaki morluklar, günlerdir uykusuz geçen gecelerin ve dökülen gözyaşlarının iziydi. Yanındaki bankta ise gözleri kızarmış, dikkati bir an olsun dağılmayan biri daha oturuyordu: Polis olan babası. Üniformasının ceketi sandalyenin sırtına atılmış, o sert, otoriter adam gitmiş, yerine evladını kaybetme korkusuyla kavrulan yıkık bir baba kalmıştı.
"Doktor yine ne dedi Arzu?" diye fısıldadı baba, sesi çatallı ve yorgundu.
Arzu, camın ardındaki o beyaz çarşaflara sıkıca sarılmış, makinelere bağlı olarak yatan Umay’ın cansız gibi duran bedenine baktı. Göğsü, sadece makinelerin yardımıyla inip kalkıyordu.
"Değişen bir şey yok baba..." dedi Arzu, sesi titreyerek. "Hâlâ komada. Doktorlar... 'Beyin aktivitesi var ama çok derinde, oradan geri dönmek istemiyor gibi bir hali var' dediler. Sanki... sanki gitmek istediği yerde kalmayı seçmiş gibi."
Odanın içinde sadece monitörlerin o monoton, can sıkıcı bip sesleri yankılanıyordu. Ama ikisinin de bilmediği, dışarıdan bakan kimsenin tahmin edemeyeceği bir gerçek vardı: Umay, o zihnin derinliklerinde sadece kendi hayatı için değil, Uraz’ın o devasa mezarından kurtulmak için can pazarındaydı.
O sırada, hastane odasının kapısı yavaşça aralandı. İçeriye giren hemşire, Umay’ın yatağının başına yaklaşarak serumu kontrol etti. Ancak hemşirenin hareketlerinde tuhaf bir şeyler vardı; adımları zemine basarken çıkardığı ses, hastane fayansından ziyade, sanki tahta döşemeli eski bir evin gıcırtısını hatırlatıyordu.
Hemşire Umay’ın bileğindeki pulse oksimetre cihazını düzeltirken, kulaklarına doğru eğildi. Ve hastane odasının o steril havası, aniden sığınağın o kesif çürüme ve küf kokusuyla doldu.
Hemşirenin sesi, o odadaki yabancı bir hemşireye değil, doğrudan Uraz’ın zihninden kopup gelen o yankılı ve boğuk fısıltıya dönüştü:
"Boşuna bekliyorsunuz... O artık sadece benimle güvende."
Arzu dışarıdan endişeyle cama yaklaşırken, içeride Umay’ın parmak uçları yatakta hafifçe seğirdi.
Bölüm etkileşimi
