YANIMDAKİ KİM kitap kapağı

3. bölüm / 4

BÖLÜM 3: Gün Işığının Aldatmacası

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: BÖLÜM 3: Gün Işığının Aldatmacası

Gecenin o kulak tırmalayan fısıltıları, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte pencereden sızan solgun güneşin altında adeta buharlaşıp kaybolmuş gibiydi.
​Umay, yatak odasının tavanındaki o tanıdık lekeleri izlerken gözlerini açtı. Yan tarafı sıcaktı. Başını çevirdiğinde Uraz’ı gördü; sırtüstü uzanmış, her zamanki gibi huzurlu bir şekilde uyuyordu. Dün gece o varlığın elini tutan, o korkunç cümleleri fısıldayan adam sanki o değilmiş gibi... Uraz, uykusunda hafifçe mırıldandı, elini uzatıp Umay’ın saçına dokundu. Parmakları her zamanki gibi şefkatli ve sıcaktı.
​"Günaydın sevgilim," dedi Uraz, gözlerini yarı açıp ona gülümseyerek. Sesi sabah mahmurluğuyla pürüzlü ve son derece normaldi. "Çok kötü bir rüya gördün galiba, sabaha karşı sayıklıyordun yine."
​Umay yutkundu. Boğazındaki o kuruluk, dün gecenin geride kalmadığının kanıtı gibiydi. Ama karşısındaki adama baktığında, ondan şüphe etmenin bile ne kadar akıldışı geldiğini düşündü. Acaba gerçekten kazadan sonraki hafıza kaybı yüzünden beynim bana oyun mu oynuyor? diye geçirdi içinden.
​"Sadece... Kötü bir kabustu," diyebildi Umay, sesindeki titremeyi saklamaya çalışarak.
​Sabahın geri kalanı ürkütücü bir sıradanlıkla akıp gitti. Uraz kahve hazırladı, mutfaktan mis gibi taze kahve kokusu yayıldı. Masada birlikte kahvaltı ettiler, dünden kalan küçük şeylerden, havanın serinliğinden bahsettiler. Uraz, işe gitmeden önce her zamanki gibi Umay’ın yanağına bir öpücük kondurdu, kapıda arkasından el salladı.
​Ev tamamen sessizliğe büründüğünde, Umay ortalığı toplamak için mutfağa geçti. İşte her şey o an değişti.
​Tezgahın üzerindeki eşyaları düzenlerken, Uraz’ın aceleyle masada unuttuğu deri cüzdanı gözüne çarptı. Cüzdan hafifçe aralıktı ve içinden katlanmış eski, sararmış bir kağıt parçası dışarı sarkıyordu. Umay bunu yapmaması gerektiğini biliyordu ama içindeki o kara delik, ellerini cüzdana doğru uzatmasına engel olamadı.
​Kağıdı yavaşça çekti ve açtı. Bu bir hastane raporu ya da fatura değildi.
​Kendi el yazısıyla yazılmış, ancak korkudan titrediği her harfinden belli olan bir nottu:
​"Eğer bu notu okuyorsan, hafızanı yine sildi demektir Umay. O bir doktor değil. O evden sakın çıkmasına izin verme, çünkü dışarısı yok. Sen o kazada öldün Umay... Sadece onun zihninde yaşıyorsun."

​Kağıt parmaklarının arasından kayıp mutfak parkesine düşerken, dış kapının kilidinden gelen o metalik ses yankılandı.
​Uraz erken dönmüştü. Ve kapı aralandığında, evdeki o taze kahve kokusunun yerini, aniden o tandık, çürümüş koku aldı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…