YANIMDAKİ KİM kitap kapağı

23. bölüm / 35

BÖLÜM 23: Tene Sinen Küf

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 35Şu an: BÖLÜM 23: Tene Sinen Küf
  1. 1 BÖLÜM 1: Uykudaki Yabancı284 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: Geceye Dönüş319 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: Gün Işığının Aldatmacası343 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: Gizli Savaş449 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: Kusursuz Yalan356 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: Geçmişin Kırık Parçaları286 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7 : Görünmeyen Çatlak304 kelime
  8. 8 Bölüm 8: Uraz’ın Eşiğinde252 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: Hayatta Kalma Refleksi283 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: Sahte İtiraf284 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: Maskelerin Düşüşü279 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: Karabasanın Anatomisi210 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: Sahte Sabah371 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: Gizli Arayış235 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: Panodaki Şifre252 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: Gerçeğin Eşiği196 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: Aynadaki Yüz348 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: Zihnin Yeni Hakimi192 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: Gerçek Dünyanın Soğuk Işığı293 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: Anne Sesinin İzi227 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: Göz Açıp Kapayıncaya Kadar247 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: Görünmeyen Çatlaklar288 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: Tene Sinen Küf335 kelime · Okuduğun bölüm
  24. 24 BÖLÜM 24: Sabahın Soğuk İzleri357 kelime
  25. 25 BÖLÜM 25: Ortak Gölgeler301 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: İtiraf ve Karanlık Ortaklık328 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: Sahte Kurtuluş571 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: Gece Yarısı Telefonu261 kelime
  29. 29 BÖLÜM 29: Karanlıkta Buluşma409 kelime
  30. 30 BÖLÜM 30: Saklı Kapılar ve Yasak İsimler254 kelime
  31. 31 BÖLÜM 31: Kaleiçi’nin Dar Sokakları251 kelime
  32. 32 BÖLÜM 32: Baharat, Mum ve Kan458 kelime
  33. 33 BÖLÜM 33: Kapanan Kapı, Kararan Oda362 kelime
  34. 34 BÖLÜM 34: Son Saniye Çizgisi415 kelime
  35. 35 BÖLÜM 35: Sessizliğin Altındaki Fırtına452 kelime

​O gece, evin içi o kadar sessizdi ki, duvar saatlerinin sarkaç sesi bile Umay’ın kulaklarında bir demir kapının gıcırtısı gibi patlıyordu. Annesi Arzu, günün yorgunluğundan sızıp kalmıştı; evdeki tek uyanık varlık, yatağında gözlerini dikmiş tavana bakan Umay’dı.
​Tavanın köşesinden o zifiri karanlık, yavaşça eriyen bir reçine gibi aşağıya doğru süzülüyordu.
​Umay battaniyeyi boğazına kadar çekmiş, nefesini bile tutmuştu. Ses çıkarırsa, hareket ederse o şeyin üzerine atılacağını biliyordu. Ama asıl korkunç olan, Uraz’ın sadece orada durmuyor olmasıydı.
​Odanın havası birden bire buz kesti. Nefes alırken ciğerlerine dolan o taze oda spreyi kokusu tamamen kayboldu; yerine aylarca güneş görmemiş bir cesedin, toprak altındaki o boğucu, mide bulandırıcı küf ve çürüme kokusu oturdu. Koku o kadar yoğuntu ki, Umay öğürmemek için dişlerini birbirine geçirdi.
​Ve sonra... o sessizliği bozan o ses duyuldu.
​Tık... tık... tık...
​Uraz’ın tırnaklarının tavan tahtalarında gezindiği o ses, tam başının üstündeydi. Tıkırtılar yavaş yavaş yatağın tahta başlığına doğru kaydı. Umay gözlerini sıkıca yumdu, içinden dualar geçirdi. Görmezden gel, gerçek değil, geçti... diye tekrarlıyordu zihninde.
​Ama sonra ensesinde, o ölümcül soğukluğu hissetti.
​Hani kışın dışarıda donarsınız da teninize iğneler batar ya, onun gibi bir soğukluk değildi bu. Bir insanın ölüm anındaki o mutlak, nefessiz soğukluğuydu. Uraz’ın devasa, eklemleri ters dönmüş parmakları, yorganın üzerinden Umay’ın omzunu kavradı.
​Parmaklar o kadar sertti ki, kemiklerine baskı yapıyor, derisini morartacak kadar sıkıyordu.
​Ve o boğuk, birden fazla kişinin aynı anda konuştuğu yankılı ses, doğrudan Umay’ın sol kulağının dibinde, tenine neredeyse yapışarak fısıldadı:
​"Gözlerini neden yumuyorsun sevgilim? Beni görmezden gelemezsin. Ben senin tenindeyim artık."
​Umay dehşetle gözlerini açtı. Yatak odasının karanlığında, tam üstüne eğilmiş o yüzü olmayan, göz çukurlarından siyah kan damlayan silueti gördü. Uraz, aralarındaki mesafeyi tamamen kapatmıştı. Nefesi yoktu ama o çürümüş koku Umay’ın boğazını tıkıyordu.
​Umay, sesini çıkarıp annesini uyandırmak istedikçe, boğazına binen o görünmeyen eller nefesini kesti. Felç olmuş gibi çırpınıyordu; ne bağıra biliyor ne de hareket edebiliyordu.
​Uraz’ın silueti yavaşça Umay’ın kulak hizasına doğru biraz daha eğildi ve o donduran fısıltı odayı doldurdu:
"Şimdi uyanık kalma sırası sende. Çünkü ben gözlerimi bir daha asla kapatamayacağım."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…