10. bölüm / 16
Vuslatın Karası[Mahalle Kurgusu]8. Bölüm:"Küçük Kız"
Bölümler 16Şu an: 8. Bölüm:"Küçük Kız"
- 1 PROLOG492 kelime
- 2 1. Bölüm:"Çığlık Bile Atamıyorsun"2.805 kelime
- 3 2. Bölüm:Can Kırıkları2.912 kelime
- 4 3. Bölüm:Karar3.045 kelime
- 5 4. Bölüm:Rezil2.644 kelime
- 6 5. Bölüm:"Kara Kuzu"2.614 kelime
- 7 6. Bölüm:"Sağol Kara"2.364 kelime
- 8 7. Bölüm:"Soba Olurmusun Bana"2.632 kelime
- 9 8. Bölüm:"Küçük Kız"2.721 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 9. Bölüm:"Küçük Karım"4.653 kelime
- 11 10. Bölüm:"O kadının kızısın"3.830 kelime
- 12 11. Bölüm:"BEBEK"5.533 kelime
- 13 12. Bölüm:Gidiş &Terk Ediş(Sezon Finali)4.387 kelime
- 14 13. Bölüm:"Turan Timi"3.390 kelime
- 15 14.Bölüm:Yetim&Öksüz:"Kimsesiz"4.495 kelime
- 16 15. Bölüm:"Şehit"4.468 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bol yorumlarlarınızı bekliyorum
İyi okumalar
🕯️
Kollarındaki kız kafasını boynuna koyduğu an uyuya kalmıştı.bu bile tamamen haksızlıktı oysaki.
Beklenmedik bir anda gelen öpücük kafasında kendini kandırmak için ilmek ilmek işlenmiş bütün düzenini yıkıp geçmişti.
O kadar da uğraşmıştı oysaki
Gözleri karşısındaki kızdan ayrılmazken onu o ikisiyle aynı ortamda gördüğü anı hatırlamak dişlerini sıkmasına sebep oldu.
Müthiş bir kıskançlık ve öfkeyle harmanlanmış bedeniyle zar zor ulaşmıştı yanlarına.
Bir de o bir taraflarını örtsün diye giydiğinden şüphe ettiği kumaş parçası üzerindeyken!
Katil olmadığına şükür ediyordu.
Zira o sıra da bolca çektiği sabır duaları onu bu yoldan çekmişti.
Baş ucunda oturmuş uyuyan kızı izlerken bunu hatırlamak sinirlerine tekrar büyük bir darbe indirmiş ve farkında bile olmadan oturduğu yatağın çarşafını elinin içinde kırıştırmayı başarmıştı.
Şu an yatakta her şeyden habersiz uyuyayn kızı hızını alamayarak boynuna kadar battaniyeyle örtmüştü.
Böylesi daha iyiydi.
Annesi uyuyordu kendis de değiştiremiyeceğine göre bu şekilde bir çözüm yolu bulmuştu.
Her şey bşr yana bir kaç saat önce gördüğü kadının bakışları geldi bu sefer aklına.
Pişman olmuş gibi değilde utanarak gerçek bir utançla kaçırmıştı gözlerini.
En azından utanması gerektiğini bilicek kadar yüzsüz olmadığını anlamıştı Vuslat.
Bu da bir gelişme sayılırdı en azından.
Senanın peşinden ailesiyle mahalleye taşındığı günden beri koşmuştu.
Başta bu tavrı ona aşık olduğunu değilde çocukça bir hoşlantıdan doğan duygulara yormuştu.
Ancak bir gün görevde yaralanıp Senanın çalıştığı hastaneye yatırıldığında kendisiyle nasıl ilgiyle ilgilendiğini görmüş ancak bu tavırlarının nedenini anlayamamıştı.
Sonrasında ise her şey çok hızlı ilerlemişti.bir anda kendini ona aşk ilanı yaparken bulmuş.aynı hızla aile arasında hatrı sayılır bir nişan yapmışlardı.
Çocukken zannettiği hoşlantıyı zaman işerledikçe aşka yormuş ve ona göre davranmaya başlamıştı.
Bu süre zarfında Sena da ondan ayrı kalmak istemediğini bahane ederek çalıştığı askeriyenin revirinde doktor olarak çalışmaya başlamıştı.
O zamanlar bu davranışı ona çok fedakarca gelmişti.
Sen gel koskoca şehir hastanesini bırak ve bir askeriyenin revirinde çalış!
Şimdiyse şu ana kadar yaptığı her şey koca bir yalandan başka bir şey değildi gözünde.
Şöyle bir dönüp baktığında aslında güzel bir ilişkileri olmuştu iki yıl öncesine kadar.
Her iki tarafta birbirine aşkla bakıyor.
Onları dışardan izleyen biri aralarındaki bağı direkt saniyesinde anlayabiliyordu.
Ta ki iki aylık bir özel görevden döndüğü gün sevdam dediği kadınla can dostum dediği adamı ara sıra kaldığı lojmanın girirşinde gecenin bir yarısı öpüşerken görene kadar.
O an aklından geçirdiği aşk sözcüklerinin özlemle dolu kelimelerin yerini kıskançlık değil bambaşka bir duygu almıştı.
Öfke ve hayal kırıklığı.
Nedenini merak bile etmemişti.kıskanması gerekiyordu oysa.ancak durum başkaydı.
Senanın kendisine karşı olan ihaneti umrunda bile olmamıştı o dakikalarda.
Asıl ihaneti Barandan yemişti.
Hemde en okkalı şekilde.Gördükleri kendisini o kadar derinden sarsmıştı ki.o an kıskançlık denen duygunun yerini bu hayal kırıklığı ve öfekenin doldurduğunu düşünmüş ve öyle bir hızla gidip hala oradaki varlığından haberdar olmayan ikiliyi ayırıp sağlam bir yumruğu Baranın yüzüne indirmekten çekinmemişti.
O andan sonra Senanın kendisine yaklaşmaya çalışarak telkin edici sözler söylemeye çalışmasını dinlememiş hatta yüzüne bir saniye olsun bile bakmamıştı.
O günden sonra sanki hoşlanıp zamanla aşık olduğunu zannettiği kadını hiç tanımamış gibi hayatından bir anda çıkarıvermişti.
Bu o kadar hızlı ve beklenmedik olmuştu ki ailesine ne diyeceğini ne açıklıyacağını bile bilememişti.
Kafasını toplaması gerekiyordu ve bu evde kalarak yapabiliceği bir şey değildi.
Bir hafta lojmanda kalarak bunu yapabileceğini zannetmişti.
Ne mesajlara nede aramalarıa dönmüş kafasındaki sorulara cevap arar olmuştu.
Hala beklediği kıskançlık duygusunun yerinde olmaması ise daha fazla sinirlerine darbe indiriyordu.
Seviyordu.aşıktı.bundan emindi.
Sonuçta çocukluktan bu yana devam eden bir gerçekti bu.
Kendisini aldatmasının bir nedeni olmasını dilemişti.
Belki bir nedene tutunursa kabullenmek daha kolay olur.ve beklediği kıskançlık duygusu yerini alırdı.
Bir hafta.kos koca bir hafta aklında dönüp duran tek neden annesinin Feyzayla evlenmesini istediği akşam Senanın bunu duyup saatlerce ağladığıydı.
Tabi ya demişti o an.
Annesi bunu söyeldiği gün Sena çok ağlamış ve Vuslat onu sakinleştirene kadar ömründen ömür gitmişti adeta.
Hatta o günden sonra Feyzadan bilerek uzak durmuş aralarına belli bir mesafe bırakmıştı.
Hepsi annesi yüzündendi gidip annesine bunun hesabını sormak istesede soramıyordu.
Neticede hastaydı ve annesi onun için ailesinden kalan tek kişiydi.
Onun kalbini kıracağına kafasını kırardı daha iyi ancak bundan hiç haberi bile olmayan bir kıza çatmakta mantıklı gelmiyordu.
Nihayet bir haftanın sonunda eve gelmiş ve kapıyı ilk açan kişiye istemese de ters davranmıştı.
Onunla kalsa yine iyiydi.
Senadan kesin olarak ayrıldıktan sonra yine Feyzayı gördüğü her an eskiden de olan kalbine giren sancı ve önüne geçemediği heyecan dalgası buna sebep olan kişiden nefret etmesine neden olmuş ve bilinçli bir şekilde kalbini kırar olmuştu.
Kızın kalbinin bu engelleyemediği davranışları yüzünden kırıldığını ise bir kaç hafta öncesine kadar fark etmemişti bile.
O gün şu zamana kadar söylemediği bir şeyi söylemişti ona -Çığlık bile atamıyorsun-
Uzun zaman sonra tekrar ağladığına bizzat şahit olmuştu.
Sarhoş olsa bile her şeyi net bir şekilde hatırlıyordu.
O cümle ağzından çıktığı an gözlerinde görülen titreme ve hüzün apaçık ortadaydı.
Feyzanın kendisine karşı bir ilgisi olduğunu hep hissetmişti ama buna inanmak istemiyordu.
Neticede kardeşim dediği adamın kardeşiydi.
Ki zaten böyle bir şey olamazdı. İhtimal bir vermiyordu.
Bu yüzden ona asla ümit vericek tek bir davranışı bırak yanlış anlayacağını düşünüp gözlerine beş saniyeden fazla bakmaz olmuştu.
Ancak o gece olanlardan sonra özür dileyen hiç bir şeyde söylememişti.
Hatta sanki o gün hiç yaşanmamaış gibi davranmayı seçmişti.
Ancak Feyzanın gözlerinin önüne gelen ağlayan görüntüsü buna engel oluyor adeta yaşanılan her saniyeyi gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçirir olmuştu.
Nihayet aklı başına gelip özür diliyiceği bir an yaratmaya karat verip mesaj attığı akşam ise
Genç kızdan hiç beklemediği bir soru duymuştu.
"Benimle evlenirmisin"
Kalbini kırdığı akşam her şeyi söylemişti ona annesinin rahatsızlığının ileri boyutundan
son isteğinden.
O saniyelerde aklından geçen cümleler bu değildi. Ruken teyzeye karşı onu koruyarak -Karım olucak- demeside öyle.
Ancak bildiği bir şey varsa Feyzanın ne yapmaya çalıştığıydı.
Bu kızı tanıyordu.
Kendisinden önce hep başkalarını düşünen adeta iyilik timsali ancak haklı olduğu durumlarda lafını söylemekten çekinmeyen biriydi karşısında bir peri gibi uyuyan kız.
Kendisine karşı olan hisleri sanki o sözleri söylediği gece silinmişti gözlerinden.
Evlenmek istemesinin tek sebebi annesinin son isteği olduğunu bilicek kadar tanıyordu Feyzayı.
'Keşke' dedi yataktaki kızı incelediğinden habersiz sesli bir şekilde.
'Keşke zamanı geri alsamda o sözleri söylememiş olsaydım'
Diye içinden devam ettirdi sözlerini.
Belki bu sayede annesi için büyük bir yola adım atıcak olan bu kızın kalbini kırmadan bu işe girerlerdi.
Ancak bu saatten sonra kalbindeki kırgınlığı silmenin tek yolu zamandı.
Bunu zamanla halletmeyi umuyordu.
Hiç bir zaman cani olmamıştı.
Özellikle de Feyzaya karşı.
Sinir krizinin eşiğindeyken sarf ettiği sözlerse hiç olmaması gereken biri tarafından duyulmuştu.
Köpek gibi pişmandı.
Hiç bir zaman kalbini kırmak istememişti.
Özellikle bir kaç aydır fark ettiği şeylerden sonra!
Senaya hiç bir zaman aşık olmamıştı.
Hoşlantı belki olmuştu ama aşk gibi bir duygunun adı bile aralarında geçmemesi gerekiyormuş aslında.
Açık öğretim sınavına Feyzayı bıraktığı gün herkesin ailesi kapıda beklerken orada Feyza için işi olsada beklemek istemişti.
Acıktığını fark edip kantinde öğle yemeğini yiyip geldiğinde ise öğrenciler çoktan dağalmış ancak o aradığı kişiyi bulamamıştı.
İçinde tarifsiz bir korkunun belirdiğini hatırladı o an.
Ödü kopmuştu bir şey oldu diye.
Ancak ona arkası dönük okulun kaldırımında oturmuş kızın nerde görse tanıyacağı saçlarını görmüş ve rahat bir nefes vermişti.
Yanına ilerkediği her adım da ise sarsıla sarsıla ağladığını fark etmesi uzun sürmemişti.
Anne babalarına sarılan gençleri izleyip ağlıyordu.
Bunu bilerek yapmıyormuş gibi ağzını iki eliyle kapatma çabalarına girmesini hatırlaması ise Vuslata şu anda bile çaresiz ve kötü hissettiriyordu.
Onun bu haline daha fazla bakmaya dayanamayıp arkasından bir anda yaklaşıp belinden tutup kaldırdığında
kendisini bir anda tutan kolların sahibinin kim olduğunu göremediği için korkuyla çığlık atıp kurtulmaya çalışmıştı kız.
Ancak Vuslatın bırakmaya niyeti yoktu.
Kızında korktuğunu anlayarak sesini neşeli bir tonda çıkarmaya özen göstererek sesini duyurmuştu.
"Söyle bakalım snav kötü geçtiği içinmi saklanıyordun Cimcime"
Her ne kadar inanarak söylemesede kızın rahatlamasını sağlamak istiyordu.
Sesin sahibini duyduğunda ise kızın hareketleri durmuş ve ayakları yerden kesilmiş bir şekilde öylece kendisini tutan kolların arasında kalmıştı.
Vuslat kızın sakinleştiğini anlayarak kollarını gevşetip kızın ayaklarının tekrar yerle buluşmasını sağladığında ise kollarından tutarak kendisine çevirmişti.
Gözleri kan çanağına dönmüştü.
İçi sızlamıştı.
Neden ağladığını bilse de gülmesi için çabalamayı seçmiş ve kıza yol boyunca takılmaya başlamıştı.
Bu sırada bir kolunu kızın omzuna atarak kendine çekmeyi ihmal etmemişti.
"O kadar mı kötü geçti kız,öyleyse abin duymasın diye bana ne teklif ediceksin söyle bakalım? "
Feyza bu söze karşı şaşkınlığını bir kenara atıp onun karnına bir dirsek atmış ve yalandan da olsa kasılmasını nihayet gülümseyerek izlemişti.
Vuslat işin güldürme kısmındaydı.
ancak kız beklemediği bir anda yerinde durup önüne geçmiş ve uzun boyundan dolayı ayak parmakları üzerinde durarak ellerini kollarına yaslayarak duruşunu desteklemiş ve yüzünü yüzüne yaklaştırarak yanağına uzun sayılan bir öpücük bırakmıştı.
Geri çekildiğinde ise beklediği tepkiyi -far görmüş tavşan- gibi bakarak kıza göstermiş ve daha çok gülümsemesini sağlamıştı.
O gün varlığını içine gömdüğü duyguların tekrar dışarı çıkmak için yeltendiğini hissetmişti.
O günün akşamında kendisini kandırmak için hoşlandım dediği kadın ya da başka biri yoktu aklında.
Henüz reşit bile olmayan arkadaşının kardeşi olan küçük inatçımı inatçı annesinin kara kuzusu abisinin ömrüm dediği kendisi içinse kara keçi olan Cimcime kız vardı.
Hayır demişti içinden olamaz.daha küçücük.
Kız kardeşim yaşında, bu duygular saçmalıktan başka bir şey değil diye diye sabahı zor etmişti.
Üstelik bahsi geçen kız hemen yandaki odasında mışıl mışıl uyurken!
Onu gördüğü her an kalbine giren sancılara son vermenin tek yolunun evlilik olduğunu anlamış ve o günden iki gün sonra Senayla nişan takmışlardı.
Üstelik Sena annesinin Feyza hakkındaki düşünceleri öğrendikten sonra nişan tepsisini Feyzanın tutmasını isteyip kıza birinci gözden izletmeye çalıştığı anda zoraki olduğunu hissettiği gülümsemesiyle her ne kadar karşısındaki nişanı takılıcak olan kıza baksa da
Gözü iki de bir hemen yanında olan kıza kayıyor herkesin mutluluk zannnediceği göz yaşlarını kahırla birleşik akıtıyordu.
O gün 'acaba' demişti içinden.
Küçük olsada bir gün büyüyecek
ağlıyorsa belki o da bir şeylere başlayabilecek olgunlukta olabilir.
Ancak günün sonunda ona sarılarak mutluluk dilemesi bu düşüncesini en acı şekilde çürütmüştü.
Hayır,kpnu olgunluk değildi.
Feyza belki kendisinden bile olgun olabilirdi ancak duyguları kendisininki kadar büyümemişti.
Kendisininkiyle kıyaslayınca hayır. Kesinlikle Feyzanın gelip geçici ergenlikle harmanlanmış basit hoşlantısı onunkinin yanında bir hiçti.
Şimdiki zaman döndüğünde hala kıza bakıyor olduğunu fark edince daha fazla burada durmanın uygun olmayacağını düşünerek ayaklandı.
Ancak bileğine dolanan el buna mani olduğunda öylece ayaklandığı yere geri oturmak zorunda kaldı.
Uyuduğunu zannettiği kıza baktığında
Gözleri hafif aralık bir şekilde kendisine baktığını gördü.
Kızın bir anda var olan tebessümü ise onu bir anlık dudaklarına bakma gafletine düşürsede tekrar gözlerinin içine baktı.
"Ben şimdi senin karınmı olucam.yoksa metresinmi"
Kızın sorduğu soru karşısında adeta dilini yutmuşa dönmüştü.
Ne diyordu bu aptal kız böyle.
Nerden öğreniyordu bu kelimeleri.
Üstelik.üstelik nasıl kendisiyle aynı cümlede geçirebilmişti aynı keilmeyi.
Sinir kat sayısı her geçen sançye artarken kendini telkin edicek şehler mırıldanmaya başlamıştı bile.
Sakin ol Çağtay
Sarhoşdur ne dediğini bilmiyor Çağtay
Hemen gaflete düşme
Onu kırıcak üzücek bir şey söyleme Çağtay
"Yoksa fahişenmi oluca-"
Kızın bir anda üzerine öyle bir hızda eğilerek eliyle çenesini sarmıştı ki.
Kızın baygın gözleri sonuna kadar açılmıştı.
Acıttığını düşünmüyordu acıtacak kadar sıkmıyordu çünkü. Ancak bu kızın gülerek söylediği son sözler beyninden vurulmasına nede olmuştu adeta.
Ne dediğini bilmiyor lafları s*kinde bile değildi şu an.
Bunları kendisine yakıştırarak söylemediğini o an bilse de sınırı ve öfkesi daha baskın gelerek bunu anlamasına engel oluyordu sanki.
"Bir daha.bir daha o güzel dudaklarından buna benzer bir laf duyarsam yemin olsun bu şekilde susturmakla kalmam Feyza"
Kızın çenesindeki eli hala yerinde dursa da hareket etmiyordu.
Sadece orada öylece duruyor ve Feyzanın kendisine odaklanmasını sağlıyordu.
Çünkü biliyordu ki Vuslat bir şeye yemin ederse gerçekleştirmeden durmazdı.
Gözlerindeki korku da bundan dolayıydı zaten.
Kızın hala çenesinde bulunan koca eller yüzünden büzüşen dudakları ne söyleyeceğini bilemiyerek açılıp kapanıyor ve şaşkınca açılıp kapanan gözleri olayın hala şokunda olduğunu anlatıyordu.
"Nasıl yani ben gerçekten karınmı olucam şimdi"?
Bu sorunun cevabını elbetteki biliyordu ancak kızın hangi anlamda sorduğunda takılı kalmıştı.
Gerçekten karı koca olmaktan kastı neydi.
"Senine yarın dini nikah kıyıcaz sonra da resmi nikah kıyarız. Bu bir ay içinde her şeyi yapıp bitirmemiz lazım.sonrasında annemi yurt dışındaki hastaneye götürmek için izin alıcam"
Kızın her ne kadar sarhoş olduğunu bilse de geçiştirmek yerine anlatmak istemişti.
Kızın birden yüzü düştüğünde nedenini anlayamadı. Ne olmuştu şimdi birden bire.onu üzücek ya da kırıcak bir şey de söylememişti oysaki.
"Biz karı koca olucaksak sen gittikten sonra kim benimle uyuycak,ya da sen benimle uyuycakmısın aynı yatakta"?
Feyza hakkında şu an fark ettiği bir şey varsa sarhoş olunca gerçekten deli cesaretiyle dolduğuydu. Kızın içinden ayaklı libido fışkırmıştı resmen.
Öte yandan -ben kiminle uyuycam ve sen benimle uyuycakmısın- sıruları kafasını karıştırmış ve öfkelendirmişti.
Elbetteki evlendikten sonra kendisiyle uyuycaktı başka bir ihtimal asla ve katiyen aklının ucundan bile geçmezdi.
Peki ya gittikten sonra?
Onu kendisiyle götüremezdi. Bu evlilik gizli kalmalıydı Vural öğrenicek olursa kendisi için olmayan bütün endişesi Feyza içindi.
Abisine çok bağlıydı adeta bir baba , anne gibi görüyordu vuralı.
Ona ihanet etmek yapıcağı en son şwy bile değilken kendisi için yaptığı fedakarlık yenilir yutunur cinsten değildi.
Nasıl öderdi bu kızın hakkını?
Kendisi için yaptığı şeyi belki başka biri de yapardı ama onun ki gibi çıkarsız yapmazdı illaki bir şey isterdi.
Tekrar kıza döndüğünde kendisinden bir cevap beklediğini meraklı gözlerle bakıyor olmasından anladı.
Kızın çenesindeki elini naifçe çekip kafasının altındaki yastığa yasladı.
"Sen benim karım olucaksın Kara.
Benim karım benimle uyur o kadar.
Benim dışımda bırak başka bir erkekle uyumayı Vuralla uyumana bile yanaşmıyorum."
Ne!
Ne demişti o az önce?Son sözleri bu şekilde değildi oysa. Neden böyle çıkmıştı ağzından.
Annesini hastaneye götürdükten sonra çıkıcak son sonuçlar eğer iyi ya da -düşüncesi bile korkutsa da-kötü olursa sessiz sedasız boşanabiliceklerini söyliyicekti ama ağzından dökülenlerin
Aklındakilerle alakası bile yoktu.
Kız ise buna aldırış etmeden bu seferde şaşkınlıkla suratına bakıyordu. Ruh hali ne kadar da çabuk değişiyormuş diye geçirdi içinden.
"Nasıl yani biz seninle sonsuza kadar karı koca mı olucaz? Ama bu olamaz ki"
Yüzünü asarak ağlamaklı sesiyle söylediği şeyler Vuslatı sinirlendirmeye yetmişti.
Ne demek oluyordu -ama bu olamaz- cümlesi,
Yoksa, yoksa hoşlandığı biri mi vardı?
Bu düşünceyle hem sinir hem de hayal kırıklığı bir araya gelerek kızın üzerine biraz daha eğilerek adeta tıslamıştı.
"Ne demek oluyor bu cümle? Yoksa birinden mi hoşlanıyorsun ya da
aşıksın"
Son kelime canını yaksa da öğrenmesi gerekiyordu.
Bu yola adım atmadan önce öğrenmesi gere ne varsa öğrenicekti.
Az önceki hareketlerine kıyasla kızın bu sefer gerçekten korktuğunu gözlerinde görmüştü. Ama isteyerek yaptığı bir şey değildi bu.
İçgüdüleriyle hareket ediyordu.
Kız ise bu tavrına bir anlam veremeyerek yüzüne bakmaya devam ediyordu.
"Kocam sen olucaksan şu an seninle uyuyabiliriz hadi gel karını koynunda uyut kocam."
Az önceki konudan alakasız bir anda söylediği cüretkar ve cesaret akan sözleri duymak ciddi tavrından sıyrılmasa da gülümsemesine neden olmuştu.
"Ne dedin sen, hele bir daha söyle"
" Erim , yakışıklım kocam gel karını koynunda uyut dedim."
Vuslatın duyduğu her kelime içinde farklı şiddette artçı depremlere neden olurken duyduğu kafasında tekrar eden tek kelimeler şunlardı.
Erim, yakışıklım, Kocam
Bu kız gerçekten içince sapıtıyordu ancak yarın bu sözlerini hatırlamasını o kadar çok istiyordu ki
Her şeyini verebilirdi bunun için.
Feyza onun bu kararsız tavrını gördüğünde ise kafasının yanındaki kolunu bir hışımla çekmiş ve yatağa düşmesini sağlamıştı.
Kalkmasına izin bile vermeden kollarının arasına girmesi ise yaşlı olduğu adamın vücudunun taş kesilmesine neden oldu.
Olayın şokundan sıyrılamayan Vuslata inat Feyzanın keyfi yerinde gibiydi.
Kafasını göğsüne koyduğu gibi uyku moduna girmişti bile.
Vuslat ise sanki kızın kafası kendi göğsünde değilmiş gibi öylece üstten kızın yüzüne bakıyordu.
Allahım dedi içinden. Yarabbel alemin
Sen beim irademe sahip çık. Bana bırakırsan sonum cehennemlik
Kızın üzerindeki ceket her ne kadar sşnir olduğu kumaş parçalarının saklayamadığı çıplaklığını örsede bacaklarına dolanan çıplak bacaklar ve beline dolanan heran gidicekmiş gibi sıkı sıkıya sarılan kollar sahil çıkmaya çalıştığı iradesinin içine dolu dolu sıçıyordu.
Hele ki çocukluğundan bu yana müptelası olduğu çekerek dokunmak için kendisine fırsat yarattığı saçlar göğsünde her bir noktaya dağılırken bu olduğundan çok daha zordu.
Bu gün göğsüne yaşlanan şeyi hatırlamak şse karnında sancılara sebep oluyordu.
Kahretsin.sikerler böyle işi.
Bok küşüktü bu kız.
Bu kız küçükse bişdiği her şeyi unutanilirdi.
Bu kız küçükse gözlerine bakan o yoğun bakışlar nede öyle değildi.
Kendisini gördüğü her an kalbinde hissettiği acıyı başka bşr kadınla avutmaya çalışınca da küçük bşr kızdı evet ama şu an değildi.
Kendisine yıllardır itiraf etmekten korktuğu şeyin şu an istemesede farkında olduğu bu saniyelerde hayır göğsünde yatan bu kız küçük değildi.
Küçükse bile sadece kendisine olmasın istiyordu.
Diğer herkese küçükken bir tek kendisine karşı büyük olsun istiyordu.
Bu bencilce olurmuydu.
Hemen attı bu düşünceyi kafasından.
Olmazdı,olamazdı.
Bu saatten sonra da olucak gibi değildi zaten.
Siktir et dedi içinden bir ses küçük olsa bile yine bir tek ona küçük olucaktı.
Bencillikse bencillik.
Oy sınırımız: 15 oy
Yeni bölüm geldi keyifli okumalar
Oy vermeyi unutmayın
Whatsap kanalım yazışma açık katılmak isteyen buyursun gelsin bacı ve kardaşarr
Bölüm etkileşimi
