10. Bölüm:"O kadının kızısın"

Vaveyla Yazarı: Figen Baktemur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 10. Bölüm:"O kadının kızısın"

Bol yorumları bekliyorum.ona göre😉Ve hikayenin sonunda size söylemek istediğim bir şey var okursanız sevinirim bu arada aşağıya bırakıcağım çalma listesine göre giderseniz tadından yenmez

🎵🎵🎶

Bir de bana sor (Erol Evgin)

Tükeneceiz(Sezen Aksu)

Yanlızlık senfonisi(Sezen Aksu)

🕯️

Korkunç şeyler gekçekleşeceğinde size
haber vermezdi.'hey bugün başına bu gelicek ona göre'

Diye seni uyarmazdı. Hayatın seni bu denli savsaklayıp başı boş bıraktığı bu dünyada tek dostun sırdaşın veyahut yoldaşın sadece ve sadece sen olurdun.

Çünkü söz konusu seni doğuran kadın bile olsa -ki bu benim için geçerli değildi.

Seni bir zaman sonra çıkarı el vermiyorsa önemsemeyi bırak yüzüne bile bakmazdı.

Ancak hiç bir zaman bunu sadece kendim için düşünücek kadar bencil olmamıştım.
Hani derler ya 'anneler erkek çocuklarını koşulsuzca kız çocuklarını ise sadece işe yaradıklarını gördüklerinde sever'diye

Bu benim bakış açımdan bakıldığında tamamen yanlış bir tabirdi.

Zira ben o kadının gözüne girebilmek için iş yapmayı bırak fazladan bir saniye gözlerinin içine bakmamak için saniyeleri sayardım.
Aynı şekilde abimi de öyle yana yakıla ,koşulsuzca seven biri olmamıştı hiç.

Aksine o uzun boyuna tezat olarak çocuk ruhlu gülümsemesi ve gözlerindeki ışıltıyla ne yaparsa yapsın anne dediği kadının ağzından çıkan hiç bir sevgi sözcüğü hatta bakışını bile yakalayamazdı.
Ama her ne olursa olsun abimle benim aramda onun için her zaman ince bir çizgi veyahut bir fark olduğunu hissettirirdi bana.

Nedenini merak edip kendime sorduğum her an aldığım tek cevap koca bir bilinmezlikten ibaretti.

Az önce bahsini ettiğim kadının konu nefrete gelince sevgi göstermedeki cimriliğinden eser kalmıyordu.

O tek bir bakış her şeyi ifade ediyordu benim nezlimde.

Ancak abim için öyle olmamıştı hiç.

Anne denen kadın ne yaparsa yapsın nefret etmeyi bırak daha çok giriyordu dibine.

Abimin o zamanlar gururunu bir kenara attığı tek konu anneydi.

Nedenini o kadar merak etmiştim ki.

O küçücük boyuma bakmadan baba ve onun odasını dinlemeye çalışmıştım. Zira abime ne kadar sorarsam sorayım cevap vermiyordu.

Abime"o kadının yaptığı o kadar şeyden sonra neden hala koşulsuzca onu seviyorsun" diye sorduğumda

Önce benden böyle bir şey soru beklemeyen abim şaşırmış sonrasında hüzün kokan bir tebessüm yüzünü esir alırken çenemi sevip tek bir şey fısıldamıştı.

"insanlar birbirlerini yaralarından tanır abim " diyerek bende daha büyük bir kafa karışıklığına sebep olucak şeyi söylemişti.

Bende çareyi ebeveyinlerimizin odasının başında dikilirken ne konuştuklarını dinleyerek bulmuştum.

Abimin o gün okuldan geç gelmesi de ayriyeten işime yaramıştı.

Kapıya kulağımı dayamış dinlerken duyduğum ilk şey

' nasıl hiç bir şey olmamış gibi davranabiliyorsun? '

Sözü olmuştu.tam anlamıyla annemin neyden bahsettiğini anlamadığım için sessizliğimi koruyarak daha da dayanmıştım kapıya.

'O kıza baktığımda şevkat yerine tiksintiyi hissetmemin tek sebebi sensin'

Kalbimin o zamana kadar ilk defa sızladığını hissettim.
Hayır.belki de kırıldığını.

'Kendi kızımdan tiksinmeme sebep oldun sen'

Konuşmanın devamını dinlesemde kafam hala biraz önce duyduğum sözlerdeydi.'Tiksinmeme...'

'O gece olanlar bir hataydı biliyorum ama beni bir dinle gülbeşekarım'

"Sus.sus bana bir daha bu şekilde seslenmemen gerektiğini daha kaç defa söyliyicem."

"Ne olur öyle deme gülüm. Deme ne olur.bak hiç bir şeyi isteyerek yapmadığımı ikimizde biliyoruz ne olur affetsen beni"

"Ne affından bahsediyorsun Cemal.Tecavüz ettin sen bana tecavüz dahası var mı?"

Ağlama seslerinden sonra bu sesin anneme ait olduğunu anlayarak korksamda az önce öğrendiğim kelimenin ne anlama geldiğini bilmemenin merakı ve ağlama seslerininin çoğalmasıyla
Neyin onu bu kadar ağlattığını öğrenip hıçkırıklarını engellemek isteyerek içeri dalmıştım.

Tamamen bilinçsizce bir hareketti Oysa ki
Kafam o an biraz yerinde olsa babanın beni görmeye bir saniye bile tahammül etmediği bir evde odasına bu denli şursuzca dalmam akıl karı değildi oysaki.

Yaptığım yanlışı sonradan fark ettim ama her şey için çok geçti.

Bu yüzden bakışlarım benim için bir merak kaynağı olan kadını bulmuştu.

Annem yatakta oturmuş babam da önünde dizini kırarak oturmuştu.

İkisi de kafasını çevirip bana baktıklarında annem beni gördüğünde anlamadığım bir sebepten daha çok ağlamaya başladığında suçluluk hissi dört bir yanımı çepeçevre sarmalamıştı.

Daha çok ağlıyordu.

Benim yüzümden hemde.

Oysaki odaya girerken amacım biraz olsun yatışmasını sağlamaktı.ancak ironiye bakın ki tam tersi olmuştu.

Yanına yaklaşmaya korktuğumdan deli gibi merak ettiğim şeyi birazdan başıma gelecekleri tahmin edemeden dillendirmiştim.

"Anne tecavüz ne demek?"

Babanın gözlerinin içine bile bakmaya korkarken ona soru sormak yapabiliceğim en büyük aptallık olurdu.ancak işe bakın ki sorduğum soru karşısında annemin ağlayışları yerini kahkahayla karışık hala ağladığını anladığım hıçkırıklara bıraktığında daha ne olduğunu anlayamadan yüzümün sağ tarafında o kadar yakıcı bir acı hissettim ki yerle ne zaman buluştuğumu bile anlayamadan kafam saç diplerimden sertçe tutulup yüzümün bir diğer tarafına da yediğim tokat o andan kopup tekrar yerle buluşmama neden olmuştu.

Halıya eğilen başım bir çok kez yanında dayak yediğim ama bana hiç birinde el uzatmayan kadına değdi.lakin onun yaptığı tek şey her zamankinden farklı olarak az önce ağlayan halinden sıyrılmış üzerimdeki donuk bakışlarıydı.

Tatmin mi oluyordu acaba ben dayak yerken?

O günün akşamında abim ne kadar ne olduğunu sorup durduysa da dönüp de cevap vericek takati bulamamıştım kendimde.

Kendini suçluyordu geç geldiği için.
Oysa kendini suçlayacak en son kişi bile değildi.

Nihayetinde duvardaki sabit bakışlarım yavaş yavaş yüzüne döndüğünde tek bir şey sormuştum ona.nedenini öğrenmem gerekiyordu çünkü.bir kaç saat önce dayak yememe sebep olucak o kelimenin anlamını bilmem gerekiyordu.

"Abi..Tecavüz, Tecavüz ne demek?"

O an yüzünde o kadar dehşete düşmüş bir ifade oluştu ki.neden böyle yaptığını,bilmediğim o tabiri kendisine sorarken bu tabiri yaşamış olduğumu düşünmüş olduğunu tahmin bile edemedim.

"K-kim, kim yaptı.
Biri sana bir şey mi yaptı? Ha söyle abicim"

Sorularını peş peşe sıralarken yanağımdaki izden bağamsız bütün vücudumu endişe ve panikle baştan sona süzmüştü.

Neden böyle yaptığını bile kendime soramadan sabit bakışlarım donuklaştığında elim önce sağ sonra sol yanağıma gitti.çok acımıştı.

"Annem söyledi."

"Babam ona tecavüz yapmış
O yüzden beni sevmiyormuş abi belki gidip babamdan bunun için annemden özür dilemesini söylersek beni de senin kadar sever"

Çocukça olduğunu bildiğim bu sözler şu an düşününce bile beni güldürmüyordu.

Abimin bana dalıp giderken bana karşı hissetmiş olduğu korku tam olarak gitmesede bana verdiği tek cevap şu şekildeydi.

" bazı hataların affı olmaz abim.
Ama annemin zaten seni sevdiğini biliyor olmalısın"

Komik bir şey söylemiş gibi bir anda gülmeye başlamıştım.Aslında şu an düşününce de gerçekten komikti.

Beni yatıştırmak için söylediği şey çocuk Feyzayı bile güldürmeyi başarmışken abimin bana deliymişim gibi bakan gözleri benim için endişelendiğini açıkça gösteriyordu.ona kahkahalarım arasından verdiğim tek cevapla birlikte ise az önce beni yatıştırmak için söylediği sözlerin altında ezilerek malup olmuştu.

"Annem beni her gördüğünde tiksinerek seviyor o halde"

Karakoldan çıktıktan sonra tekrar arabaya geçtiğimizden beri aklımda baştan sarıp sonuna kadar izlediğim bu anı dün akşam başıma gelenlerden dolayı aklımdaydı şu an.

"Tecavüz

8 yaşındaki Feyza için bir bilinmezken şimdi ki 19 yaşına bile tam anlamıyla basmamış Kara için korkunç bir tecrübe olmuştu.

Bir daha yaşanılmaması için binlerce dua ettiğim bir tecrübe.

Vuslatın duyduğuma göre dün gece kendisi tarafından dayak manyağı olan adamı dün akşam sokaktan geçebilmeyi akıl eden adamlardan birine polisler gelene kadar tutturmuş sonrasında işi memurlara bırakmıştı.

Şimdiyse şikayet dilekçemi de yazıp çıktığım karakola dikiz aynasından bakıyordum.

Sabah uyandığımda akşam bir şey sormadığı için şükrettiğim adam gitmiş ve herşeyi başından sonuna kadar anlatmamı sağlamıştı.

Ben konuşurken dudaklarımdan bir saniye olsun çekilmeyen bakışları beni duraksatıp yanaklarımı kırmızıya boyasa da durmama bir saniye bile izin vermediğini belli eden avuçlarımdaki elleri tutuşunu sıkılaştırmış ve konuşmanın başından sonuna kadar konuşmam için teşvik etmişti.

Eskisi gibi konuşmak için kollarımı yormuyordum.en azından onun yanındayken.

Bir şeylerin eskisi gibi olmadığının farkındaydım çünkü.

Anlattığım şeyler karşısında bana kızıp bağırmasa da en başından anlatmadığım için kırgınlığını bakışlarıyla da olsa belli etmişti.

Bakışları ona karşı mahçup olduğumu sonuna kadar hissetmemi sağlamıştı.

Muhtemelen ona güvenmeğimi düşünmüş olmalıydı.
Kim olsa aynı şeyi düşünürdü zaten

Şimdi durup bir düşününce gerçekten neden ona bahsetmeyi akıl etmediğime şaşırmıyordum.

Zira takdir edersiniz ki beni açıkça görmezden gelen bir adamdan yardım istemek aklıma gelicek en son şey bile olamazdı.

Mahalleye girdiğimizi anladığımda arabanın apartmanın önüne kadar gelip park edişini izledi. Sonrasında araba durduğunda dışarı ilk çıkan bendim.

Biraz nefes almam gerekiyordu.

özellikle de tozlanması için rafın en arkasına iliştirdiğim anılar silsilesi az önce gözlerimin önüne gelmişken.

Ancak dışarı çıktığım gibi karşımda bir adet Ömer görmeyi beklemediğim için şaşırsamda çabuk toparladım.

Neydi o öyle bir anda.Tövbe estağfurullah.aklım çıkmıştı resmen.

O ise bu anlık korkuma aldırış etmeden bir anda elimi tutuvermişti.

Ömer ,
Ömer bey.elimi tuttu.

Benim elimi.

Hayır sorun bu değil.

Sorun

Vuslatın yanında elimi tutmuş olmasıydı.

Daha Vuslat fark etmeden felaket tellaları kulaklarımda zılgıt çekmeye başlamıştı bile.

Aman yarabbi kan çıkıcaktı kesin.

Vuslatı biraz bile tanıyorsam gözü gibi baktığı arabanın kapısını bu hiddetle çarptıysa sıradaki hedefi bizdik.

"Feyza çıkan dedikoduları duydum.ama inan bana bunun benimle bir ilgisi yok."

Yüzüne boş boş bakan gözlerim Anlatmaya çalıştığı şeyi anladığımda düzelmişti.
Arabanın diğer tarafında olduğunu bildiğim kızgın boğayı bile görmezden gelmeye çalışarak samimiyetle gülümsedim.

Derdi bu muydu yani?

Unutmuş olmasam bile takmamayı seçmiştim.bana acı verdiğini bildiğim şeyleri daha fazla düşünerek kendime eziyet etmeyi çok öncesinden bırakmıştım.

Bu yüzden ona güven veren bir şekilde gülümseyip kafamı salladım.

Bu benim dilimde.
'canını sıkma. Emin ol sorun değil.'

Arabanın diğer tarafından gelip hala neden yanımda bitmediğini anlamadığım adam beni şaşırtsada dönüp arkama bakmadım.

Gerilmek şu an istediğim en son şey bile değildi.

bu yüzden tek taraflı, bu sözssüz konuşmayı bir an önce bitirsem iyi olucaktı.

Hem karşımdaki mahallemizin nezih öğretmen Beyi hemde kendi sağlılım için.

Tam elimi geri çekeceğim esnada bu seferde diğer elini üstüne koyarak mani oldu.

Ne yapmaya çalışıyordu?
Tamamdı herşey ,olay kapanıp tatlıya bağlanmış olmalıydı.

Başka söyleyecek ne kalmıştı ki geriye.

Bu adam arkamdaki Azrail kılıklı boğadan bir haber gibi davranmayı bıraksa iyi ederdi zira can sağlığımı seven bir bireydim.

"Feyza ben seninle konuşmak istiyordum.aslında... Aslında uzun zamandır istiyordum. ama...fırsat bulamadım."

Diksiyonunun mükemmel olduğunu her konuşmamızda fark edip içten içe hayran olduğum adamın nerdeyse kekeleyerek konuştu şu dakikalarda
Söylediği şeyleri kavrasamda anlamak zordu.

Kaşlarım istemsizce kavislendi.

Benimle iki lafı bile bir araya getiremeyecek kadar heycanlanıcak ne konuşucaktı ki yerinde duramıyordu?

Sanki evet desem beni şuracıkta alıp götürücek gibi hissettiriyordu hatta gösteriyordu ki elimdeki tutuşunun sertleşmesi bana bunu hissettirmişti.

Daha cevap veremeden elimin avuçlarından çekilmesine neden olucak şekilde arkadan omuzlarımdan tutularak çekildiğimde anın şokundan dolayı dönüp bakamadım.

"Karımla ne konuşucaksanız lütfen benim yanımda konuşun öğretmen bey"

Söylediği şeylerden çok bu sakin tavrına şaşırmıştım ve o nasıl bir üsluptu öyle?

Aman Allahım.bir insan nasıl ses tonunu sakin tutup aynı zamanda tehdit içerdiğini baskı bile yapmadan vurgulayarak konuşabilirdi?

Sanırım cevap basitti.

Çağtay Vuslat

"K-karım mı dedin"

Ömer bey o kadar şaşırmıştı ki gözlerinin irileştiği şu bir kaç saniyenin sonunda sanki duymak istemediği, gerçekten duymaması gereken bir şeyi duymuş gibi davranıyordu.

Çözemedim. Neden böyle davranıyordu?

"Evet.kendisi dünden itibaren karım olur.ne konuşucaksanız lütfen yanımda konuşun ki yardımcı olabileceğim bir şey varsa çekinmeden yapabileyim."

Tüylerim diken diken oldu.

Bunu Vuslat dilinde tercüme edecek olursam:

'Bu kızla bu günden sonra konuşmayı bırak aynı sokakta bile yürüdüğünü görürsem yardımcı olacağım tek şey kemiklerini kırmak olucak'

Ömer beyin de aynı şeyi duymuş olduğunu içten içe dileyerek yüzüne baktığımda onun anlayamadığım gatip bakışları sadece benim üzerimdeydi.

Neden,

neden bakışlarında hayal kırıkkığı var gibi hissediyordum?belki de çaresizlik.

Sanki...
Sanki...
Sanki ona ihanet etmişim gibi bakıyordu?

Bakışları arasında yerime sinicek gibi oldum.

Neden böyle bakıyordu ki şimdi?
Başka biri olsa hiç gocunmaz sert bakışlarımın esiri haline getirirdim ama o.

Bana abimden,Nergis teyzeden,ve Vuslattan sonra eksik gibi hissettirmeyen tek kişinin bana bu şekilde bakıyor olduğunu bilmek suçlulukla kasılmama neden oluyordu.

Nedenini bilmesem bile...

O günün sonrası tamamen bir cehennem azabıydı benim için.

Merak edenleriniz için durun size şöyle söyliyeyim o halde
Cümleye başlarkenki
'korkunç şeyler olucaksa haber vermez'
detayını size açıklamam için bana bir fırsat verin lütfen çünkü şu an canımın bir yarısı olan adam arkasına bakamadan çekip gitmişken ve açılıp kapanan kapının ardından öylece bakarken yapabiliceğim tek şey her şeyi en başından sonuna kadar anlatmak.veyahut zamanı başa sarıp ne döndüğünü anlamayı diliyordum.

Ancak böyle bir şey imkansız olacağından size her şeyi ne eksik ne fazla bir şekilde anlatmaktan çekinmiyicem.

Bir kaç gün öncesine kadar:

O gün Ömer bey bize yüzündeki bozguna uğrayan ifadeye rağmen kuru bir 'tebrik ederim' şeklinde bir şeyler mırıldanıp gitmişti.

Ondan sonraki günler neredeyse bir muammaydı.

Aklımda geçen sorular silsilesinin içinde ilk sırada

Nergis teyze ve Vuslat ne zaman gidicek?
Abim gelip aramızdaki bu şeyi öğrenmeden bu işten nasıl kurtulucam?

Gerçi bunu ona söyleyebilecek tek bir kişi vardı o da Ruken teyze ve dedikodu tarlasıyla birlikte Ömer beydi ancak her iki kişiyle de öylesine yakın değildiki istemsizce rahatlamamı sağlıyordu bu durum.

Öğrenmemiş olması öğrenmeyeceği anlamına gelmiyordu.yani bu işi olabilen en kısa sürede bitirmemiz gereiyordu.

Ancak evlendiğimden bir hafta sonra bana saldıran adam ve arkasındakiler her kimse yakalanıp göz altına alındıktan sonra Vuslat yan odadan çıkıp kahvaltı yaparken bu hafta Nergis teyzeyi götürebiliceğini söylediğinde içimde tarifsiz bir duygu karmaşası belirmişti.

Daha en başından evlendikten hemen sonra gitmeleri gerektiğini söylemişti ancak ansızın gidiceklerini duymak yeni öğreniyormuşum gibi hissettirdiğinden yediklerimi boğazıma dizmişti söyledikleri.

O gün Nergis teyzeyle akşama kadar benim tarzımda sohbet etmiş sanki o hiç hasta olmamış ben sanki konuşamadığımı bilmiyor gibi davranarak birlikte bir gün geçirmişiz gibi olsada her şey o doktor görüşmesinden sonra belli olucaktı.

Eğer durumu öğrendiğim gerçeğe rağmen iyiye giderse buraya geri döndüklerinde beni daha zorlu bir görev bekliyordu.

İyileşmesi adına mutluluğunu daim etmek için bu evlilik devam etmeliydi.

Peki ya abim o öğrenince ne derdi bu işe? İş işin bu kısmını
düşünmeye geldiğinde donup kalıyordum.

Ners teyze iyileşsin diye kendi canımdan bile yıllarımı ona verirdim Peki ya abim? O olmazsa ne yapardım.

Abim demek güven demekti, aile kavramının vücut bulmuş hali anne , babayfı benim için.

Ya onu hüsrana uğratıcak bir karar verirsem diye içim içimi yiyiyordu.

Öte yandan bana anne şevkatini öğreten kadının canı vardı.

Nergis teyzeye bakarken ne olup biticeğini bilememenin verdiği rahatsızlık huzursuzluğumu gün yüzüne çıkarsada onun üzerindeki gerginlik benimkinden kat kat daha fazla gibi görünüyordu.

Neticede hasta olan oydu.

Bu yüzden her ne kadar tedirginliğim beni bir saniye olsun rahat bırakmasada belli etmemeye çalışmakta gecikmemiştim.ve her ne kadar sancılı bir
Süreç olsa da yanında gerçekten mutlu olduğumu sonuna kadar ona hissettirmiştim.

Kendi için olmasada benim için bizim için iyileşmeye çabalaması gerektiğini ona göstermiştim.

Mutluluk , huzur, sevgi ve yuvanın onunla birlikte tamamlandığını bilerek gitsin istedim.

Her şey bir yana işin garip yanı her gün beni arayıp soran abim bugün beni aramamış ben aradığımda ise ya meşgule atmış ya da yüzüme kapatmıştı.

Ne oluyordu böyle?

Bu zaten içimde bir yerleri kemiren kurdu daha da teşviklendirip her bir teorinin ucundan benim için sancılı olucağını bilerek daha da dişledi ağzındaki zehri.

Zaten bozuk olan moralim bununla birlikte daha çok bozulmuştu.

Bu işte bir gariplik vardı.

Saat gecenin 12 sine gelmesine rağmen Vuslat hala ortalıkta yoktu mesela.

Zaten bir kaç güne yola çıkıcaklardı bari birlikte geçireceğimiz son bir kaç günü değerlendirseydik diye hüzünle karışık sitem ederken.

Kapı zilinin aniden çalınan sesi kulaklarıma dolmuş beni birbirine girmiş bir yumağa benzer düşüncelerimden uzaklaştırsada son anda bir tanesinin ucundan tutabildim.

Vuslat.
O.
gelmişti.

Kapıya öyle bir hızla koşup açmıştım ki.

Koridorun karanlık olması bile buna engel olamamıştı.

Kapıyı açtığımda ne görmeyi bekliyordum bilmiyorum ama görmeyi beklediğim şey hem oydu hem değildi. En azından bu şekilde değildi.

Vuslat kör kütük sarhoştu ancak bilinci yerinde olsa gerek dik duruyordu.

Sarhoş olduğunu da burnuma gelen keskin ekşi kokudan anlamıştım.

Ancak neden içmişti, gözleri neden bu kadar kızarıktı. Ve neden dudaklarıma bu şekilde bakıyordu.?

Şey... şey gibi.yanaklarımı kızartıcak bir şeyi yapmak ister gibi

Hesap sormak istiyor neden bu kadar geç geldiğini sorup beni neden aramadığını sormak istiyordum ancak daha ben ağzımı açmaya fırsat dahi bulamadan yanaklarıma kapanan koca elleri yüzümü tuttuğu gibi beni öyle sert bir şekilde kendine çekti ki
Ne olduğunu bile anlayamadan dudaklarının dudaklarım üzerindeki hakimiyetine şaşırmama bile izin vermeden beni yönlendirerek peşinden sürüklemeye başlamıştı.

Neler oluyordu, Ne yapıyordu bu adam?

Dudakları... Neden bu kadar yumuşaktı?

Ancak anın şokunu üstümden atabildiğimde hareketleri için aynı şeyi söyleyemeyeceğimi anladım.

Çok hoyrattı.
Sanki odaya giremeyecekmişiz gibi hareketleri hızlı ve beklenmedikti.

Ben, ben niye onu itemiyordum.
Ellerimi göğsüne koyup itmem gerekiyordu oysa.

Ancak olmuyordu ellerim anın şokuyla titremekle meşguldü.

Bunu söylemeye dilim varmasa da midem çalkalanmaya başlamıştı.

Daha bir kaç gün önce yaşadığım şeyler aklımadan yavaş yavaş bir film şeridi gibi acelesi yokmuşcasına geçerken. Yapabildiğim tek şey onu omuzlarından tutup itmeye çalışmaktı.

Bunu, bunu istemiyordum.

En azından şimdi ve bu şekilde değil.
Midem ağzıma gelirken bunu fark etmiyormuş gibi eli her yerdeydi.

Ah hayır.
Burada kusamazdım.
Yatak odasına girdiğimizi dudaklarımdan bir saniye olsun ayrılmadan üstümüze örttüğü kapıdan ve yatağa itilişimden anladım.

Hayır bu olamazdı.

Vuslat, vuslat ben istemeden bana dokunamazdı. Durmasını istersem dururdu.

Ancak neden dur diyecek takati kendimde bulamıyordum. oysaki bu evlilik başlı başına sahteydi.

Beni sevmeyen bir adamla nasıl olurda onuruma inicek darbeyi bilerek yatabilirdim?

Bu teşvik edici sözler üzerimdeki kıyafetlerin bir saniye sonra teker teker yerle buluşmasıyla son buldu.

Kor gibi yanıyordum.

O, o ise yine anlamadığım şeyler mırıldanıp durmakla meşguldü.
Doğrusunu söylemek gerekirse o an umurumda olan en son şey bile ne söylediği değildi.

Burası,
Fazla...
Fazla sıcaktı.

Bu yabancı duyguyu nasıl tarif edebilirdim bilmiyorum.

Vücuduma değen her bir dokunuş ve öpücük bana bulutların üzerinde gibi hissettirirken aynı zamanda yanıcağım kadar çok yakıyordu.

Bu bu olanlar tecrübesiz vücudum için iyi mi yoksa kötümü hissettirmişti.

Anlaması zordu.

Ben , ben bunu istiyormuydum diye sordum kendime.

yıllardır içinde aşkını büyüttüğüm adamı şimdi kocam olan adamı bana yaptığı onca şeye rağmen onursuzca gururumu bir kenara bırakacak kadar istiyormuydum gerçekten.

Hareketlerine tezat olucak şekilde hiç konuşmayan adam kendi üstünde de bir şey kalmayacak şekilde üzerime doğru geldiğinde cahil cesareti ve isteği ile vermemem gereken bir kararın pençesine düşüp yarınlar yokmuşcasına karşımdaki adama tam bilmesemde içgüdüsel olarak karşılık vermeye başladım. Gece aynı hızla ilerlerken nefes seslerimiz birbirine karışmış aynı zirveye ulaşıp tekrar dibe çakılmıştık.

Bu duyguların içinde acı şu an için belki tartışılıcak en son şey bile değildi belki ancak sabah gözlerimi araladığım gibi kasıklarımda hissettiğim şiddetli zonklama ile uyanınca tarifsiz acıyı iliklerime kadar hissetmiştim.

En önemlisi de neydi.biliyormusunuz.

Yatağın yan tarafı boştu.

Filim ve kitaplarda olan o erkek karakterin kadına sıcak duş aldırarak ağrı kesici ilaç içirip kahvaltıyı hazırlayıp getirmesi klişesi tamamen yalan olmuşu.

Bırak kahvaltıyı evde bile değildi.

Hayır değillerdi.
Nergis teyze de yoktu.

Ne bir eşyası ne de başka bir şey dolabı bomboştu.

Vuslatın da aynı şekilde bavulu ve kıyafetlerinin olması gereken yerde yeller esiyordu.

Gitmişti.

Hayır!

Gitmişlerdi.

Haber bile vermeden.

Hayır.

Vedalaşmadan.

Hayır, hayır bu da değil.

İlkimi verdiğimi bildiği halde beni onunla gözümü açıcağım ilk sabahtan mahrum ederek gitmişti.

Bir şey söylemden veyahut not burakmadan çekip gitmişti.

Ya Nergis teyze, o da mı ona bir şey deme zahmetine girip uyarmamıştı.

Belki beni uyandırırlarsa yüzüne bakarken yaşayacağım utanca rağmen ona ve Çiçeğime sıkıca sarılıp uğurlamaktan çekinmezdim.

Şimdiyse bu koca evde tek başıma geçirdiğim 2. Gün yaptığım hatanın pişmanlığını hissetmem için yeterli bir zaman dilimiydi.

Neler oluyordu, neden biri bile bana yazma zahmetinde girip haberdar etmiyordu?

Gözlerim iki gündür olduğu gibi kanlı çarşaftan bir türlü çekilemezken pişmanlığın somut hali bir anda kapıyı yumruklamaya başladı.

Bu bu oydu.

Hayır. Hayır. Hayır.

Şimdi olamazdı şu an bunu yaşayamazdım şimdi değil.

Kapıyı açmadığım her saniye bşraz daha zorlanırken daha çok kendi zorlamasından korktuğum için kapıyı titreyen ellerimle zar zor açtım.

"Bana bunu yapmadığını söyle!"

İçeri girdiği gibi muhattabını bulan bakışları beni bulduğu gibi dökülmüştü ağzından infazıma teşvik eden sözler.

Bağıran sesi beni olduğum yere daha da çivilerken susup sadece yerin dibine girmeyi dilemekten başka bir şansım yoktu.

"Kime diyorum kızım yapmadım desene.ben sana ihanet etmem abi dese"

Bağırark istediği şeyi söylemesi beni korkutmuyordu.ancak ağlama isteğimi körüklüyordu.

Abim bana bağırmazdı. Neden bağırıyordu.Bağırmasındı.

Gözlerimden akan yaşlar artık görüşümü bulanıklaştırırken üst üste ağzımdan çıkan hıçkırıkların sesi
Bir anlam ifade etmiyor gibiydi.

Ancak yanılmıştım.
Vural Kurtay bu durumda bileağladıpıma şahit olmak istemediğini belli ederek daha ılımlı bir ses tonuyla konuştu.

"Tamam, tamam sakin ol. başkasının dediğiyle gelip buraya kardeşini suçlamadın.çok saçma zaten değil mi.yalan zaten hepsi. sakin ol "

Kendine sıraladığı telkin edici sözler keşke tam şu an ölsem dedirtiyordu bana.

Bir anda kendi kendine mırıldandığı şeyleri kesip iki kolumdan da acıttığını fark etmeden tutup sıktı.

Gözü dönmüş gibiydi.ne yapyığını bile fark etmiyordu.

"Söylesene öyle bir şey yok zaten abi desene.hadi güzelim"

Elleri yanaklarıma yönelip tuttu.

Yalvaran bir bakış attığında bu daha da şiddetli ağlamama neden oldu.

Benim istediğim bu değildi.

Bu şekildr olmayacaktı.

O öğrenmeden bu işi bitirip yakamı kurtarırım diye umarken her şey tep taklak olmuş gibiydi.

"Hadi ömrüm. Bitanem.hadi abisinin gülü. Sana seni uyarmama rağmen öyle bir şey yapmadığını söyle abine. hadi güzelim"

Ağlayışlarım yalvardığı her saniye artmayı bırakmış yerini kesik kesik sarsılmalara ve hıçkırıklara bırakmıştı.

Cevap alamadığı her saniye bedenim üzerindeki hükmü biraz daha azaldı ve cevap verememiş bir cevap olarak algılayıp aramıza belli bir mesafe bıraktı.

Hayır hayır hayır.

Yapmasın benden geriye kalan tek kişi de gidemezdi olamazdı.

Abim olmadan nasıl yaşardım. Hayır hayır hayır düşüncesi bile kalbime bıçak saplıyodu.

"Hatırlıyormusun,o kadına benziyorum diye mi yüzüme bakmıyorsun abi diye sormuştum bir keresinde bana"

O kadın, Anne...

Onu onaylamamak, sorduğu soruyu görmezden gelmek istedim.ancak bu şu an gözlerimi kaçırmak kadar zordu.

Acı bir gülümseme usulca yüzünde peydah oldu.

Evet dersem ne geliceğini biliyordum çünkü.teorilerini sıralayan zehirli beynim hiç olmamsını istemeyeceğim görüntüleri düşürüyordu aklıma.

Oysa ki o da cevabı biliyordu.neden böyle yapıyordu Peki?bilerek canımı yakamazdı ki o.

Peki neden şu an karşısında yok olmayı diliyen kardeşine acımadan bakıyordu o halde?

Nihayetinde fark ettiğim şeyle ayaklarım beni taşıyamayacakmış gibi hissederek yanımdaki masaya tutundum.

Abim, abimin sol gözünden akan tek bir damla yaş gözlerinden yanaklarına akıp giderken geçtiği yolu izledim.

Olamazdı.
Hayır.
olmazdı.

Bunu görmüş olamam.
abim benim yüzümden ağlıyor olamaz.

Mutlu olsun yüzü biraz olsun gülsün diye her şeyimi verebileceğim benden ve ailemden geriye kalan tek kişi canım ,kanım biricik abimi ağlatan ben olamazdım değil mi?

"Evet, doğru o yüzden seni görmek istememiştim.seni ve o kurban olduğum gözlerini gördüğüm her an o kadını hatırlatıyordun bana"

"Artık konuşamadığını gördüğüm anda ya ne yapıyorum ben dedim.nasıl bir abiyim ben ki kardeşim başına ne gelmişse konuşamıyor,bana anlatamıyor"

"Hayır dedim o kadınla alakası olamaz benim kardeşimin tertemiz kalbi o kadınla kıyaslanamaz bile dedim."

"benim canımı en son o kadın yaktı. Bir daha aynı şey olmaz bir daha kimse canımı bu kadar yakamaz, buna izin de vermem dedim"

Alayla gülerken gözündeki yaşı fark etmemi istemezcesine hızla sildi.

Oysa görüceğim ne varsa görmüştüm.

Kapıya doğru ilerlerken son bir kez olsun suratıma baksın ,kardeşim desin istedim.

Söyledikleriyle ilgilenmiyordum.bunlar zaten bildiğim şeylerdi. Ben sadece abimi ve yıkılan güven ve sevgisini geri istiyordum.

Dileğim gerçekleştiğinde ise bu sefer keşke dönmeseydi direkt çıkıp gitseydi de beni var olan yıkımımla yalnız bıraksaydı diye dilemiştim.

Oysa o başka bir deprem yaratıcak sözleri söylemekten bir an olsun çekinmedi.

"En başından beri haklıymışım meğer. Sen o kadının kızısın. Ve emin ol kardeşim.senin yarattığın hasarın yanında o kadının ki hiç bir şeymiş"

Anlatıcağım şeyler bununla sınırlı değildi belkide ancak yaşadığım hasarı anlattığım şu vakit az önce zorladığı açık kapıdan çıkışını izlerken tahta yüzeyle bakışıyordum.

Abim.o...gitmişti.

Gerçekten gitmişti.

Beni bu koca evde tek başına bırakarak bilinmezliğe doğru ilk adımını diğerleri takip ederken gitmişti.

Annem, Babam Kanım,canım her şeyim olan adam arkasına bile bakmadan.

Öylece çekip gitmişti.

Gözlerindeki bana dair olan hisleri de öldürerek gitmişti

Ve öylesine olmadan

Çekip gitmişti...

Vural Kurtay arkasındaki yıkıma bir yenilerinin ekleniceğini bilmeden gitmişti.

Oy SINIRI:18 oy

🦋🦋🦋

Size söylemek istediğim şey şu ben kitabımın büyümesini istiyorum ve alıntılarını veya etkilendiğim kısımları video yapıp paylaşıyorum.

EĞER ARANIZDAN BU İŞLE UĞRAŞAN VİDEO YAPMAKTA USTA OLDUĞUNA İNANAN VEYA GÖNÜLLÜ OLAN VARSA BANA HABER VERİP YAPABİLİRMİ DİYE RİCA EDİCEKTİM.🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏

EMİN OLUN BİR TEK BENİM YAPMAMLA OLMUYOR.

Sizinde desteklerinizle eminimki hedeflediğim şeye ulaşabiliceğimi umuyorum.
Okuyanlarınız ve bu işle uğraşanlarınız varsa lütfen bana yardım edebilirmisiniz?

Whatsap kanalım yazışma açık katılmak isteyen buyursun gelsin bacı ve kardaşarr

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

220okunma 17beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18