9. bölüm · Vuslatın Karası[Mahalle Kurgusu]
7. Bölüm:"Soba Olurmusun Bana"
"Sarılmak için yürek gerek
Kollar sonraki iş"
***
~Özdemir Asaf~
🦋🦋🦋
Bazı anlar olur, hayat sana sanki saçma sapan şaka gibi bir oyun oynuyormuş gibi gelirdi.
O anlarda hayata lanetler yağdırır alnına yazılan yazgıya dert dürerdin.
Oysaki onun da elinde bir şey olmadığını içten içe bilerek yapardın bunu.
Şimdi olduğum duruma dönüp baktımğımda
Tamda o anlardan birindeydim her halde.
Karşımda gördüğüm kadının varlığı bana ilk bunu düşündürmüştü.
Oysaki kaderin benim için oyndadığı ilk oyunun bu olmadığını ilerleyen zamanlarda misliyle görücektim.
Bu saatte bu caddede ve henüz yeni fark etmiş olsamda arkasında karanlık olduğu için yüzünü seçemediğim adamla ne işi olduğunu sorguluyordum kendimce.
Üstelik dikkatimi oraya vermemi sağlayıp ismimi bağıran kişi o da değildi aksine hemen arkasındaki yüzünü göremediğim adamdı.
Kafam her ne kadar yerinde olmasada
Nerde görsem tanıyacağım çehresi gözlerimin önündeydi.
Bana bakan kısık gözlerdeki irisler fikrimce, halime acıyarak bakıyordu.
Ne güzel bir tek senin acımadığın kalmıştı zaten.sen de oldun tam oldu!
Benden bir kaç adım uzaklıktaki iki bedenim varlığı kolumda hissettiğim sızıyla yanımdaki adamların varlığını unutturmuştu bir kaç saniye.
Ah doğru ya!
Döl israfları
Bana seslenen adamın yine aynı şekilde adımı haykırmasıyla karanlıkta kalan bedeni sokak lambasının cılız ışığı sayesinde meydana çıkmıştı merak ettiğim çehresi.
Tam o an fark edebilmiştim her şeyi farkındalık hissi içimde koca bir şüpheyi uyandırdı ve yavaş yavaş acelesi yokmuşcasına besledi.
Bu Baran abiydi.
Vuslat ve Abimin timindeki Üsteğmen!
Senanın yeni frak etmiş olsamda durdurmak için bileğini tutan elini hırsla itip bana doğru adeta fırlayarak koştuğunda ancak anlayabilmiştim kim olduğunu.
Adamların kolumdaki elinin ne zaman bedenimden ayrılıp başka bir bedenin arkasına ittirildiğimi bile anlamadan bir anda olmuştu her şey.
Gözlerimi açıp kapayıncaya kadar olup bitmişti sanki olan biten.
Beni kendi etrafımda aralarında bir oyuncakmışım gibi çevirip eğlenen pisliklerin bir kısmı yerdeyken bazıları yaralandıkları yerlerini tutarak kaçma peşindeydi.
Umrumda da değillerdi açıkçası o an.
Umrumda olan tek şey Baran abi ve Senanın gecenin bu saatinde burada ne arıyor olduklarıydı.kendi içimde bunu sorgularken işin içine sorgular bakışlarım hedefi olan kadında girince bakışlarımda gördüğü şeyi beğenmemiş olucakki Senanın bir anlığına yerinde kasıldığına şahit oldum. Ancak çabuk toparlamıştı.
Bana doğru dönen beden ne kadar nefes nefese olsada kollarımdan tutup sarsmaya başlayıp beni kendine döndürmeyi ihmal etmedi.
Kafamı kaldırıp yüzüne baktığımda evet kesinlikle bu Baran abiden başkası değildi.
Ama kafamda dönen bir soru da vardı ki hala içimdeki merak duygusunu bir fare gibi kemirip duruyordu.
Bu adamın.bu saatte.bizim mahalleye yakın caddede.bahsi geçen yanımıza doğru ilerleyip dibimize kadar giren kadınla ne işi vardı!
Gelir gelmez bakışlarını üzerimden ayırmayan kadın yüzünü ekşiterek konuşmaya başlamıştı bile.
"Kör kütük sarhoş olmuş bu"
Her şeyden önce bana "bu" diye hitap ediş şekli dişlerimi sıkamama neden olurken kısık ve öfke barındıran bakışlarım üzerinden bir saniye olsun ayrılmak bilmiyordu.
İstesemde kitlenmiştim bir kere.
Konuşamak yine tokat gibi yüzüme çarpsada illaki derdimi anlatmam için dil dökmeme gerek olmadığını fark ettim.
'Gözler kalbin aynasıdır'derlerdi.
İyi öyleyse göstermemek de bizim ayıbımız olurdu o halde.
Kendini ne zannediyordu ki bu şimdi!
Şu an bana gösterdiği durumda kalan kendisi değilmiş gibi.tiksinen bakışlar atanda kendisiydi.
Baran ona uyarırcasına baksada bana olan bakışlarını çekmemesinden anlayacğım üzere pek umrunda değil gibiydi.
Onu umursamayıp Baran abiye baktım ve özel bir askerin anlayacağı dilden konuştum.dudaklarımla
"Abi,ne işin var bu kadının yanında.. Bu saatte"
Dudaklarımla konuşsamda kafamla yanındakini işaret ettiğim.Göz ucuyla dönüp baktığımda Senanın bana bakarken çatılmış olan kaşları bu hareketimle iyice kavislendi.
İstediğini yapabilirdi.Umrumda olmadığını göstermek istercesine yandan bir bakış atıp tekarar önümdeki adama döndüm.
"Baran ne dedi bu kız sana benim hakkımda"
Baran abinin koluna yapışıp tiz sesiyle adeta çemkirircesine sorduğu soru karşısında yüzümü ekşitmeden edemedim bizim ki de kulaktı be kadın ,az insaf!
Baran abi onu umursamadan tekarar bana dönüp cevap vermişti.
"Abicim boşver sen şimdi bunları gel seni evine bırakayım"
Senanın bozuldu düşen yüzünden belli olsada çok üstünde durmadan muhattabıma döndüm.
"Gerek yok kendim giderim.Sen arkadaşının eski nişanlısıyla bizim buraları dolaşmaya devam et"
Dudaklarım arasından istemesemde çıkmış olan iğneleyici lafları görmek gözlerini benden çekip başka tarafa bakmasına neden oldu.
Baran abiyi severdim.iyi adamdı.ancak dilimede hakim olamamıştım.
Şu an şu durumda ki halini gördüğüm abimde olsa yine aynı laflar dökülürdü dudakşarımdan.
Aman!Allah korusundu yinede.eve gidince bir tahtaya vurmak lazımdı. Neme lazım.
"Bunları sonra konuşulucak şeyler. lütfen hadi gel, çok geç oldu saat.seni tek başına eve bu şekilde göndermem."
Ona bu saatte bu şekilde neden burada olduğunu sormak istedim ama Baran abiyi daha fazla zor duruma sokmak istemediğimden bir cevap vermeden önce yanındaki kadına baktım.
O da bana bir bakış atıp Baran abiye döndü.
"Saçmalama Baran ya Kara bilmiyormu sanki mahallesini.bırak kendisi gider."
Ne kadar zaten istediğim bir şeyi söylese de bu tavrı canımı sıkmıştı.
Her ne kadar mahallemize sonradan taşınsada ona hep benden büyük olduğu için ablam gözüyle bakmıştım.
Her ne kadar sevdiğim adamla yapmadığı şey kalmasada ona olan saygımı hiç yitirmemeye çalıştım.
Ama şu an ki bana karşı takındığı bu anlamlandıramadığım tavır.
Ona karşı cephe almımı sağlıyordu.
Her şey anlam kazanmıştı aslında. Abim ve Vuslatın ,Baran abiden bir anda uzaklaşmalarının sebebi açıklığa kavuşmuştu.
Salak bir insan değildim.gerçekler gözlerimin önündeyken bunu inkar etmekte aptallıktan başka bir şey olmazdı.
Ki aptal değildim.
Her ne kadar şu an kafam başka alemlerde olsada.
"Yanındaki kadına söyle bir daha Vuslatla konuşmayı bırak çevresinde bile görmek istemiyorum onu.ve nazik davetin için teşekkürler ama kendim gidebilirim.iyi akşamlar."
Baran abinin gözünün içine baka baka sarf ettiğim sözlerden sonra arkamı dönüp gidicekken adımın tekrar adeta haykırırcasına çıktığını duyduğumda Baran abi olmadığını biliyordum.
Bu aşinası olduğum sesten başkası değildi.
Ama ne işi vardı bu saatte burada?
Zaten geç gelmişti uyuyup dinlenmesi gerekiyordu.
Ah bu adam gerçekten kendisini hiç düşünmüyordu.
Dönüp tektar arkama baktığımda gözlerimin odağındaki kişi kesinlikle Baran veya yanındaki kadın değildi.
Onların arkasında kalan bana doğru koştuğunu gördüğüm adamdan başkası değildi.
Bir de tişörtle çıkmış dışarı.Ya sabır.
Senin üstündeki kumaş parçalarını birleştirsek bir o tişört etmez
İç ses sussa iyi ederdi.haklı çıkması sinirimi bozuyordu.
Bana yaklaştıkça baranına bedenimi kapatan vücudumu görüyor ,gördüğü her saniye ise kaşları beni kırkutıcak kadar çok çatılıyordu.
Adamı kudurtmak için konuşmama bile gerek yoltu.durduğum yerden bile bunu yapabiliyordum.
Budur işte.
Go girl!
Bana olan bakışları yanımdaki Baran abinin de ondan bakışlarını ayırmamamsıyla resemen koyulaştı.
Baran abi de sinirliydi.az önce sarf ettiğim sözlerden olmalıydı.
Tüh!bu kadar ciddiye alıcağını bilsem asla söylemezdim.
Ah kimi kamdırıyorum ki yanımdaki kadına çatıcağını bildiğimden bin defa da olsa yine söylerdim.
Oh iyi oldu.
Ben sarhoşken biraz fazlamı kindar oluyordum nedir?
Vuslat en sonunda yanıma geldiğinde kollarını vücuduma sarıp sımsıkı nefesimi kesicek kadar sarılması bir oldu.
İki türlü de ölüyordum.Bir şaşkınlıktan diğeri ise utançtandı.
Şaşkınlığın neden olduğu belliydi ancak utanç duymamın sebebi zaten göğüs dekoltemden taşan göğüslerim sert göğsüne yaslanmıştı.
Allahım sen aklıma mukayyet ol.
Başıma konan sayısız öpücüğü hissettiğim an utanma duygusu yavaş yavaş yerini mayışmaya bıraktı.
Farkında bile olmadan kollarım sıkı sıkı beline dolanmıştı.
Neden gözlerim sulanıyordu ki şimdi.
Kolları arasından çıkmak bile istemiyordum o bakmaya bile kıyamadığım elaya benzeyen ama ela olduğuna şüphe ettiğim gözlerine bakmak bile gelmiyordu içimden.bu olduğumuz pozisyonu bozmak istemiyordum.
Ancak bu yakınlık
yerini belime dolanan tek koluyla beni kendisine yaslamadan hemen önce alnıma bastırdığı son öpücükle son buldu.
Kafasını eğidiğinde burnuyla saçlarımı aralıyor ve aynı zamanda kokumu içine çekiyordu.saçlarımın arasından kulağımı bulup nefesini vererek konuştuğunda çivi misali yerime sabitledim.
"Eve kadar bekle,bana bu saatte ,bu adamla, bu kumaş parçalarıyla ne konuştuğunu seve seve anlatıcağını umuyorum."
Korkmam gerekiyordu değilmi?
Öyleyse neden heyecanlanıyordum. Karnımdaki kasılma niyeydi.
İlk defa bu duyguyu hisseden vücudum ona karşı müthiş bir açlık ve merakla doluydu.
Hipnoz olmuştum sanki.inkar bile edemedim.hayır hesap falan soramazssın diyen Kara keçi kısa kuyruğunu bir şekilde bacakları arasına sıkıştırıp bir köşeye sinmişti.
Bu yüzden sadece kafamı aşağı yukarı sallayarak cevapladım onu.az önce bana nasıl bir şey söylediğini daha fazla düşünmeden.
Kafasını saçlarımın arasından çektiğinde belimdeki eli hala yerindeydi.
Hatta tutuşu sertleşmiş bile olabilirdi.parmakları etime gömülmüştü çünkü.
Tekrar önüme dönüğümde ise nereye gittiğini bilmediğim keyfim tekrar yerine gelmişti.
Senanın bakışları Vuslatın belime dolanan kolundaydı.
Ne düşündüğünü anlamasamda bakışları hoşuma gitmişti.
Baran abiye dönüp baktığımda ise bakışları ben ve Vuslat arasında gidip geliyordu.
"Siz, ikiniz...yani, sevgilimi-"
"Yakında karım olucak"
Vuslatın Baranın cümlesini bölen sözleri zaten bulunduğum pozisyondan dolayı kasılan bedenimin adeta taş kesilmesine neden olmuştu.
Ne demişti o,Karım mı?
Barana bir an bile bakmayıp tepkisini merak ettiğim kadına baktım. Ama şaşırmışa benzemiyordu.zaten tahmin ettiği bir şey gibiydi.
Demekki gerçekten biliyordu.Vuslattan bu yğzden mi ayrılmıştı gerçekten?
Ama madem öyle bu denli aşık bir kadının daha adam akıllı iki yıl bile geçmeden yanında dolaştığı adam ne oluyordu Peki?
Kafam karma karışıktı? Ne düşünüceğimi bilmiyordum ama bildiğim bir şey varsa o da Vuslata bakarken gözlerinde gördüğüm pişmanlık hissiydi.
Bu bakışları beni düşünmeye itsede bu kafayla sanırım daha fazla bunu yapamayacağım kesindi.
Vuslatın koluna elimi koyup bana bakmasını sağladığımda müptelası olduğum gözlerinin içine baktım.
"Midem bulanıyor ve uykum geldi evimize gidelim artık"
Gözlerim gerçekten kapanıp duruyordu artık açık tutmakta zorlanıyordum.
O da söylediklerimi sonuna kadar görmüş. Son kelimeme geldiğimde ise bir anlık bir şaşkınlıktan hemen sonra dudağının kenarı kıvrılmıştı.
Evimiz...
Yanlış bir şey mi söylemiştim ki.
Aynı evde kalıcaktık. Her zamanki gibi.
Tabi bu sefer bahsi geçen eş vasfıyla.
O an o kafayla bu ikisinin yanında söylediklerinden sonra sürükleyerek de götürse yine aynı eve gitmezdim ancak kendime geldiğimde ne boklar yediğimi anlıyacaktım.
" Tamam, gidelim evimize"
Başını eğip tekrar dudakları saçlarıma bastırıp tekrara geri çekilmişti. Bu seferki biraz uzun sürmüş ve devrelerimi yakmıştı.
Bunu yapmayı bırakmalıydı.
Her ne kadar yeni hissettiğim bu temas hoşuma gitsede kendi sağlığım için durması en iyisiydi.
Arkasını dönüp beni de beraberinde yürüten adam.her zamankinden farklı olarak sürüklemden yavaş yavaş yürütüyordu bedenimi.
Ancak Baranın Vuslatın bileğine dokunan eli sayesinde adımlarımız durmuştu.
Baran bir şey demeden üstündeki ceketi alıp Vuslata uzattı. Vuslat bir kaç saniye tip tip bir Barana bir de elinde tuttuğu cekete baktı.
Baran onun bu haline alışmış olsa gerel biraz da çekingenlikle ceketi tekrar uzattı.
"Al şunu artık ,kız dondu iki saattir"
Uyarı dolu bakışları bir kaç saniyeliğine beni bulsa da tekrar Vuslata döndü. Boyları nerdeyse eşitti
Vuslat belki iki üç santim daha uzun olabilirdi ondan.
Boynum kopmuştu ikisi arasındaki diyaloğu izleyeyim derken!
Biraz da beni düşünün ama.
Kafam zaten üçbinbeşyüzdü
Uykusuzluktan esneyip kafamı hala belimden elinş çekmeyen adamın boyu yüzünden omzuna yaslayamadığımdan tişörtünden dolayı gözüken pazılarına yasladım.
Yanağım şu havaya rağmen soğuk olmasını beklediğim sıcak koluna yaslandığında tuhafıma gittiği için gözlerim kapalı da olsa kıkırdamadan edemedim.
Bir insanın her şeyi mi ters olurdu ya.şaka gibi.
Tekrar gözlerimi açtığımda Vuslatın bakışları zaten bendeydi.
Kafam yerinde olduğunda eğer hatırlayacak olursam çok utanıcağım bir şey yaptım o an.
Vücuduma oranla sıcak olan dudaklarımı yanağımın yaşlı olduğu pazularına bastırdım.
Oh içimde kalamamıştı en azından.
Benden mutlusu yoktu o an.
Vuslat ise bir bana bir de kendi haline acıyormuşcasına yardım dilenircesine gökyüzüne kaldırdı kafasını.
Bende baktığı yere baktım.yıldızlar vardı sadece.iyice delirmişti bu adam.
Yıldızlarla konuşmak da neyin nesi oluyordu böyle.
Tekrar Barana baktığımda ısrarcı bakışlarının tek hedefi yanımdaki adamdı.
Vuslat söylene söylene ceketi alıp beni tekrar yürümeye teşvik edercesine belimden ittirdi.
Onlara arkamızı dönmeden hemen önce kısa bir
"eyvallah"
Demeyi de ihmal etmemişti.
Yürümeye başladığımızda ceketi havaya kaldırdı. Ben üzerime atar diye düşünürken o benim düşündüğümün tam aksine ceketi kendi üzerine geçirdi.
Ben ise yürürken mal mal yan profiline bakmakla yetinmiştim.
Bu adama en son odun demiştim değilmi.
Yok yok.
Odun demek odun türündeki bütün bitkilere tescilli bir hakaret olurdu.
Bu olsa olsa ya kereste, ya da daha yonltulmamış türü bile daha tam anlamıyla belli olmayan bir odundu.
Evet kesinlikle öyleydi.
Sessiz yürüyüşümüz içimden yanımdaki adama saydığım hakaretler bir anda durup belimdeki eline çekerek beni de durdurmasıyla son buldu.
Neden bir anda durduğumuzu anlamak için durup etrafıma baktığımda hala bizm mahalleye gelmediğimizi fark ettim.
Ne işimiz vardı burada.ne diye durdurmuştu şimdi bizi.dönmüştüm zaten Kendisi yüzünden. Ya benim burada kıçım dönsün beyefendinin hali ne ala memleketti yani.
Of gerçek anlamda götüm donmuştu.
Tutup cimciklesem hissetmiyecektim yani.öyle bir durumdaydım.
Yanımdaki adama öldürücü bakışlar attığımı bile fark etmemiştim.
O ise üzerinde olan bakışlarımı umursamdan yakalarından tutup çıkardığı ceketi beklemediğim bir şekilde üzerime giydirmeye başladı.
Huh! Burası bir anda fazla mı sıcak olmaya başlamıştı yoksa bana mı öyle geliyordu.
Cekettendi kesin evet evet kesinlikle ceketten kaynaklı bir sıcaklıktı bu.bayağ ısıtmıştı zira.
Bu yaptığı minik jest her ne kadar geç yapılmış olsada az önce içimden sülalesine saydığım her şeyi bir anda unutuvermiştim.
Her ne kadar bu harekete erimiş olsamda soru dolu bakışlarım da üzerindeydi.
Ne diye az önce giydirmemişti.Hanzo ne olucak!
İlla götüm donana kadra beklemesi mi gerekiyordu yani.
Az önceki var olan uykum donmuş götümden dolayı muhteşem bir hızda kaçmış olsada daha yarım saat önce yaşadığım ağlama krizinden sonra gözlerimin ağrıdığını inkar edemezdim.
Bütün rimelimin altığına eminim.kim bilir nasıl gözüküyordum şu an.
Tekrar belime dokunup beni yürütmesini beklerken o hiç beklemediğim bir şey yapıp eğilip beni bir anda bacaklarımın altından ve sırtımdan tutup kollarına almıştı.
Geçirdiğim ani şok dalgasının yerini tekrar utanç dalgası kapladı. Yüzü çok yanınımdaydı. Çok çok hemde.
Burnu burnuma çarpıyordu resemen öyleki dudaklarımı hareket ettirmeye korkuyordum.
Düşncesi bile beni cehenneme sürüklüyordu.
O güzel dudaklarına çarpan dudaklarımı hayal etmek bile karnımda baş hçgözteren kırampı tekrar tetikliyordu.
Ne olıyordu bana böyle iyice arsızlaşmıştım.
Benim gözlerim dudakları ve gözleri arasında mekik dokurken onun gözleri yalnızca gözlerimdeydi.
Gözlerim her ne kadar arsızca davransa da çok şükür ki aklımın hala birazı hala işlevini yitirmemişti.
Ne yapıyordu bu adam.mahallenin ortasında beni kucağına almakta neyşn nesiydi.
Her ne kadra bu pozisyonda olmak itiraf etmek sinir bozucu olsa da hoşuma gidiyordu ama bilinip bir tarafa atılan bir gerçekte vardı ki
Bu hareketleri muhattap bile olmayı bırak, göz teması bile kurmak istemediğim insanların ağzına sakız edicekti beni.
En sonunda bir hareket göstergesi sergileyip bacaklarımı çırpıp inmek istediğimi belirttiğimde o bu hareketimi görmezden gelip yürümeye başladı. Boynuna dolamadığım kollarımı kadlırıp bu seferde sert göğsüne vurmaya başladığımda bıkkınlıkla bir nefes alsada durmayı bırakmadı.
"Ne istiyorsun"?
'Bırak beni kendim yürüyebilirm'
"Hadi oradan götün donmuş bacakların birbirine değmiyor soğuktan"
'Senin yüzünden ceketi bir beyfendi gibi ilk bana giydirdeydin donmazdı götüm'
Lütfen yanaklarım kızamasın lütfen. Lütfen.lütfen
Söylediklerimden sonra sinirle durduğunda gözlerimin içine baktı uzun uzun.
Bir şey söyliyecek gibiydi ama susup söylemek arasında kalmıştı sanki.
Bir şey demiyeceğini anlayıp tekrar çırpındığımda.
Kulağımın dibinde 'Kara' diye tıslamasıyla durdum.
Bu ses tonu beni hep korkutsada şu an kafamın güzelli sağolsun sadece tedirgin olmuştum.
'Ne var' dercesine kafamı sallayıp inatla gözlerinin en içine baktığımda bıkkınlıkla nefesini verip durdu ve tekrar yüzüme eğildi.
Ya Allah.
"O adamın sıcaklığıyla mı ısınsaydın Feyza beni delirtme"
Söylediği sözleri anlamaya çalışırcasına suratını izlemeye devam ettiğimde anlamadığımı anlamış olucakki bu sefer gerçekten bıkkınlığını belli edercesine nefesini dışarı üfledi yani suratıma.
Bir insanın nefesinşn sıcaklığı bile iyi hissettirebilirmiydi?
Zar zor az önce söylediklerine geri dönüp anlamaya çalıştığımda yaptığı şeyi en sonunda anlayıp adeta çikolata gibi eridim.
Baranın sıcaklığıyla ısınan ceketi bana giydirmek yerine üzerine geçirip kendi vücut ısısıyla ısınmasını beklemiş ve öyle giydirmişti bana.
Bu yaptığı gün içindeki ikinci jesti eriyip bir çikolata olamam sebep olduğunda yarın inşallah unuturum diye diye dua ettim eylemi yerine getirdim.yürürken sallanan bedenimi sabit tutmaya çalışarak elimi çenesine getirip yüzünü yüzüme çevirdim.
Ve dudaklarımı görmesini sağladım.
"Soba gibisin Vuslat.sıcacık.hep benim için yansana sen böyle."
Boynuna adem elmasına yakın olan bir yerden dudaklarımı bastırmadan hemen önce
'Sadece benim için' demeyi de ihmal etmedim.
Bunu yaparken aklım yerine olmasada ayık olsam bile bunun hayalini kırduğumu biliyordum.
Pişman olacağım bir eylem değildi o yüzden.
Boynundaki dudaklarımı en sonunda çekip kafamı aynı yine boynuna sakladığımda ceketin verdiği sıcaklık kaçan uykumu çoktan geri getirmişti.
Gözlerim uykuya teslim olurken bilincim uyku ve uyanıklık arasındaki o ince çizgide yaslandığım bedenden duyduğum son sözlerle kapandı.
Üstelik yarın nasıl bir faciyaya gözlerimi açıcağımı bilmeden.
"Sana soba da olurum yuva da Kara.
yeterki gideceğin son yol bile ben olayım.
...
"Olurmu ki Kara?"
。・:*:・゚'☆
Feyzanın gözünde Vuslat:🏮🪔🕯️
👇👇👇
Yeni bölümü yayınlamış bulunmaktayım. Oy sayıları bayağ düştü arkadaşlar bu gidişle bölümlerde biticek.istemesemde.
Hazırlanmam gereken bir yetenek Sınavım var ve ben yinede onu bir kenara bırakmış bazıları bu kitabı okuyor diye emek verip yazıyorum ama okuyanla oylayanlar arasındaki fark kaf dağını aratmıyor🤧
Neyse bu bölümde sizinde anlayacağınız üzere 10 oy sınırı koyuyorum.
Bari bu kadarını yapalım lütfen. İyi okumalar dilerim.olursaa
diğer bölümde görüşmek üzere Allah'a emanet olun.

Whatsap kanalım yazışma açık katılmak isteyen buyursun gelsin bacı ve kardaşarr

