5. Bölüm:"Kara Kuzu"

Vaveyla Yazarı: Figen Baktemur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 5. Bölüm:"Kara Kuzu"

Yeni bölüm geldi iyi okumalar OY VE YORUMU unutmayalımmmm🤗🙏😊

🕯️

Vuslatı çağırdıktan yarım saat bile olmadan gelmişti bile.

Bu süreye kadar ise güzelim kulaklarım duymaması gereken ne varsa duymuş kanamamak için üstün bir çaba sarf etmişti.

Yani banane Selfinaz teyzenin kızının sokak arkasında görüldüğü beyfendiden
Yada annesinin üstüne bin katarak anlattığı oğlunun evlenmek istemediği için sesini yükseltmesini.
Onu dövüceğine bağlamasından.

-Ki Faruk abi asla böyle biri değildir-

Konu yeni evli Neriman ablanın yatak odasında dönenlere geldiğinde kusma isteğimi gözlerine sokarak ağzımı kapatıp çıkmıştım o ortamdan.

Ancak Ruken teyzenin çenesi kadar çalıştığını fark etmediğim kızı çayları doldurmayı akıl edemediği için Nergis teyze beni çağırmak zorunda kalmıştı.

Çayları almaya gediğimdeyse Vuslatın geldiğini fark etmiştim.

Anlaşıldı hanımefendinin neden yerinden kalkamadığı.

Hay allahım ya teker teker gönder yarabbim.teker teker.

Yani şurada dört kızssınız birinizde kalkamadınızmı.

İsyanımı mecburen içimde yaşayıp boş bardakları tepsiye alıp tekrar doldurup geldiğimde masaya koydum.

Bir zahmet kendileri alsındı. Bir tek Nergis teyzenin çay bardağını alıp önüne koydumğumda tek boş yer olan
Vuslatın yanına oturdum.

Dört kızın ve diğer kadınların gözleri ilk bana ve yanımdakine sonra da masada bıraktığım tepside mekik dokuyordu.

Dört kız vardı benimle yaşıt 1 ve benden küçük 3 kız.gözleri hala yanımdakinden ayrılmazken geri gönderemediğim bir merak dalgasıyla Nereye baktığını görmek için yanımdakine baktığımda yüzündeki bastırmaya çalıştığı gülümsemesiyle beni izliyordu.

Bir anlık bir heyecanla elimi kolumu nereye koyucağımı bilemeyip dizlerimin üzerinde sabitledim.

Çok mu sıcak oldu burası yahu.

Kendime gelip önüme dönmeyi akıl ettiğimde kendimce büyük bir başarı sergilemişim gibi kendimi alkışlamak istedim.

Konuşmak için konuşan şu kadınların yanında yaptığım şey iş değildi.

Ağızlarına meze olmal isteyeceğim son şey bile değildi.

Kınayan bakışlar eşliğinde çaylarını aldıklarında Nergis teyze de bana ayıplar gibi bakmıştı.

Bunu görünce kollarımı bağdaş yapıp koltukta arkama yaslandım ve dudaklarımı büzerek omuz silktim.

Arkamdan kim bilir neler atıp tuttuklarını sayaöadığım insanlara bir de hürmet edip hizmetmi edicektim.

Çok beklerkerdi.

Bu halim onun ciddi halinden sıyrılmasını sağlamış ve güldürmüştü.

Eminim şu an tam bir çocuk gibi olduğumu düşünüyordu.

Hoş, zaten öyleydim bunu inkarda etmiyordum.

Ancak bedenimin büyümesi ruhumunkiyle aynı zamanda olmasada dengede tutan kişi ben olduğum sürece beni gerçek bir çocuk gibi görebilirdi.

Eminimki yanımdaki beyfendide öyle düşünüyordu.

" Ee Feyza kızım senden de duyduk haberleri yakında istemeye gelirler"

Yanımda bir hareketlilik hissedince ne zaman çayını aldığını bilmediğim adam adeta hönkürerek öksürüyordu.

Elimi sırtına vurmam gerekiyordu belkide ama önce yaşadığım şoktan kurtulmam gerekiyordu.

Ne diyordu bu kadın böyle!

"Ne diyorsun Ruken, ne istemesi "?

Nergis teyze sormam gereken soruyu benim yerime sorduğunda minnetle bakmak istedim yüzüne.

Böyle zamanlarda konuşamamak öyle batıyordu ki boğazımdaki yumruya inat tırnaklarımla oradaki derileri yüzmek istiyordum.

"Ay komşum bilmiyorsun sanki.Ömer bey oğlum yokmu o işte "

Yanımdaki beden kasılırken benim de ondan çok bir farkım yoktu.

Ömer bey ne alakaydı şimdi!

"Bilmeyen mi kaldı ayol mahallenin dilinde ikiside. senin kızı sokakta yürürken tek gördüğümüz mü var.Ömer bey oğlum maşallah kuyruk gibi peşinden ayrıldığı yok"

Kurduğu uzun soluklu cümleyle donakaldım.
Ne diyordu bu kadın böyle!
Delirmiş olmalıydı.
Ömer kim ben kim.

"Ne Ömer'i ne istemesi lan"

Vuslatın sesi en sonunda biraz da olsa yükses bir desibelde duyulduğunda herkes ona ayıplar şekilde bakıyordu.

"Nasıl ne istemesi? Gencecik kız tabii evlenicek yuvasını kurucak turşusunu mu kurucaksınız sanki?"

Bu soru normal bir anda olsa beni düşünmeye iterdi ancak şuan aklım allak bullaktı düşünmem gereken en son şeymiş gibi geliyordu bu konu.

Öte yandan Ruken denen kadının sanki yanında getirdiği mehter marşının başkanıymış gibi sözü devralıp durması sinirlerime büyük bir darbe indiriyordu.

"Anası da haklı şimdi Ömer oğlumun huyu huyuna suyu suyuna uyan bir kız üstelik konuşamıyor bir kaynana Allah'tan daha başka ne is-"

"Defolun"

Yutkunmaya çalışıyordum ama nafile bir çabaydı.gözlerim çoktan kızarıp dolmaya başlamıştı.

Vuslatın adeta gürleyen sesi odayı doldurduğunda irkilemedim bile buna bile dermanım yoktu sanki.

Bu kadınların benim hakkımda söz sahibi olduklarını sanıp benim bulunduğum ortamda at koşturmaları
ağlama isteğimi körüklüyordu.

Elimden bir şeyin gelemeyeceğini anladığımda yerime sinip öylece ne olduğuna seyirci oldum sadece.

Nergis teyzede bir şeyler söylüyordu ama duyamıyordum. Kulaklarım uğulduyordu.boğazımdan aşağıya gitmemekte ısrarcı bir yumru vardı.

Gözlerimden akmaya başlayan yaşları elimin tersiyle silsem bile akmaya devam ediyordu.

Benim hakkımda çoktan hüküm vermiş bu kadına cevap verememek beni öldürmüyordu.bu denli aciz olmak dünya üzerinden silinme isteği ile yanıp tutuşturuyordu bedenimi.

Herkes ayaklandığında ancak seçebildim söylediklerini.

"Hayırdır kendine mi alıcaksında böyle köpürdüğüne g-"

"Kendime alıcam lan, karım olucak.git söyle bütün mahalleye.üstelikte o Ömer itine, Feyza Vuslatın, Vuslatta Feyzanın diye"

Herkes şok içinde birbirine bakarken benimde onlardan kalır yanım yoktu.

Ne demişti o öyle!

Neden
Neden yapmıştı bunu,neden?
zaten öğreniceklerdi ama neden şu an yaptın bunu.abim duyarsa neler olurdu?

Ellerimle yüzümü kapatıp bir de bunun yüzünden göz yaşlarım akmaya başladı.
Ağlamaktan gözlerim sızlıyordu.

"Seni şu evin, içerdeki kızın 10 metre ötesinden geçerken görürsem ne yapıcağımı sen düşün"

"Sen kim oluyorsun da elin kızını koruyorsun.anası babası sevemeyip kaçıp bırakm-"

"Ruken yeter!ne dediğini kulağın duysun! Feyza benim kızım. Ötesi yok"

"Kızını oğlunla mı evlendiriceksin Nergis o halde?"

Alayla çıkan sesi kulaklarımı doldurduğunda ağlama dürtüsünü bırakamıyordum.Araya hıçkırıklarım da girdiğinde nasıl durucağımı bilmiyordum.

" Bak yaşına hürmetten bir şey demiycem diyorum ama beni zorlama
Ruken teyze!ya paşa paşa kendiniz gidersiniz ya da bu senin hiç hoşlanmiyacağın bir şekilde olucak! "

Kısa bir sessizlikten sonra homurtular eşliğinde ayaklandıklarını anladım ancak dönüp bakamadım.

Kapının sertçe kapanma sesiyle ellerimi yüzümden çekip muhatabıma baktığımda karşımdaydı.

Nergis teyze ise az önce olanlar için oğluna kızıp gürleyeceğine yanımda oturan adamın omzuna elini sıvazlayarak koymuştu.

Vuslat ise gözlerini gözlerime dikmişti.

"Ben o kadar acizmiyim"?

Ellerimi kullanıcak halim yoktu ve ona karşı ilk defa dudaklarımı oynatarak sorduğum bu küçük soruya karşın donup kalmış ve bir dudaklarıma bir gözlerime şaşkın bir ifade ile bakmıştı.

Kendine geldiğinde

"bir daha söyle" dedi.anlamadığım nir heyecanla.

Muhtemelen görmemiş olmalıydı burnumu çektim ve gözlerinin içine baktım.

Ben diyorum, o kadar mı acizim?

Gözleri bir anlığına parladı sanki.
Kollarını beklemediğim bir hızda bana sardığında göğsüne yapışmış kafamla öylece kalakaldım.

2 koca yıldan sonra ilk defa kollarını sarmıştı bedenime.

Kafamı kaldırıp bakamıyordum.
Zira kafam göğsüne adeta yapışmıştı.

Göz altlarında abiriken yaşlar tişörtünü ıslattığında burnumu çekme ihtiyacı hissedip tekrar çektim.

Bendemi sarılsaydım acaba?

Hayır!

Bu düşünceyi hemen def ettim aklımdan. Şu zamana kadar bana çektirikleri. Suçsuz olduğum halde bana karşı büründüğü tavır, söyledikleri...

'Çığlık bile atamıyorsun...'

Hayır! Eğer şu an ona karşılık verip sarılırsam kendime olan saygım ve gururum büyük darbe yiyecekti.

Ve beni ben yapan bu özellikleri bir kenara iticek değildim.

Ne yaptığını en sonunda anlamış olucakki kollarını usulca çekti bedenimden.

Bunu yaparken gözlerini kaçırdığını da fark etmiştim.

Ellerimi kaldırıp odama geçicepimi söylediğimde itiraz etmediler.

Yalnızca Nergis teyze aç olduğumu yemek yemem gerektiğini söyledi.

Onu kibarca reddedip odama çekildiğimde.

Direkt banyoya girdim.'Vuslatın geçen gün bana fırlatmadığı şey kalmayan banyoya'

Düşünmeden duşa kabine girdiğimde üstümdekileri çıkarmadım.
Daha fazla ayakta kalamayacağımı anladığımda yerle buluştu vücudum.

Ilık su göz yaşlarımı gizlerken daha fazla bunu kendime yapamazdım.
Ağlamak çözüm değildi.henüz benim için bir çözüm yoku yoktu belki ama
Şu an ağlayarak daha fazla aciz hissedemezdim.

Suyu kapatıp ıslak kıyafetlerimi çıkardığımda iç çamaşırlarımı bırakıp odaya ilerledim.

Sakin adımlarla içinde bana ait bir kaç parça şey olduğunu bildiğim dolaba yaklaşıp açtım.

Ancak bu girişimşm dolapl abir kaç saniyeliğine bakışmama sebep oldu.nedeni ise burada olduğuna emin olduğum pijamalarımdan eser yoktu.
Yalnızca bir iki pantolonum ve ceketim vardı.

Onun haricinde hiç bir şey yoktu.
Nergis teyze büyük ihtimal makineye atmıştı ama ben ne giyicektim şimdi.?

Biraz daha karıştırdığımda dolabın en köşesinde mavi kot pantolumun altındaki gecelk geçti elime.

Manisa yazları çok sıcak olurdu.gecekeri çıplak uyuyamayacaığımdan bunu almıştım kendime.

Şu an o kadar sıcak olmasada giyicek başka bir şeyim de yoktu.

Ceket takımımı giyemeyeceğime göre tek çözüm buydu her halde.

İç çamaşırlarımı çekmeceden alıp üzerimedeki parçalardan kurtuldum.

Yenisini giydiğimde takımlı siyah şortu da üzerime geçirebilmiştim.

Askılı siyah saten üstüde almıştım ki kapı aniden açılmış ve ben siyah dantel işlemeli sütyenimle kalakalmıştım.

Vuslat kapıda durmuş benim ki kadar olmasada şokla yüzüme bakmaya çalışmıştı.

Çalışmıştı diyorum çünkü gözleri aşağılara kayıp tekrar gözlerimi buluyordu.

Utançla kızardığımda ne yapıcağımı bilememenin verdiği telaş ve utangaçlık hissi nirvanaydı şu an.

Gözlerinde olan bakışlarım yutkunduğu için hareket eden adem elmasında durdu.

Aman yarabbi.

Hala salak gibi adamın önünde sütyenimle dikildiğimi fark ettiğimde kendime lanetler yağdıra yağdıra arkamı hızla dönmüş ve elimdeki askılıyı üzerime bir hışımla geçirmek gibi bir akıllılık sergilemiştim.

Utanmasam ilk okul öğretmenimin kendinizi tebrik edin bakalım diye söylediğini yerine getirip kendi omzumu pışpışlıyacaktım.

Dönmeden önce bile oraya baktığını gözmek hem sinirlenmemi hemde ayak parmaklarıma kadar yandığımı hissettirmişti.

Bir yutkunma sesinin daha gelmesinden hemen sonra bir kaç tane anlamadığım homurtu eşliğinde gelen küfüre bile şaşırmamıştım.

Zira durumum ondan halliceydi.
Adama sütyenle yakalanmam yetmiyormuş gibi bir de model gibi karşısında dikilmeye devam etmiştim.

Bu adam kesinlikle devrelerimle oynuyordu.başka bir açıklaması olamazdı.

Öksürme sesinin geldiğini duyduğumda bunun ona bakmam için yapmadığına eminim.kendisini toparlamaya çalışıyordu.

Bu durumunu komik bulsamda yanımda o olduğu için gülemezdim.
Demekki Vuslat Beyde utanabiliyordu.
'İlginç'

"Yemek...sofra..."

Kurduğu birbirine anlamları birbirime yakın kelimeleri söylerken sesi titrese de ne dediğini anlamış olsamda dönüp bakmadım.

Ondan utandığım için böyle yaptığımı düşünmüş olabilirdi.eh haksız da sayılmazdı.
Ancak ben onun gözlerinde görüceğim şeyden daha çok korkuyordum.sadece o bunu bilmiyordu ve bunu kendince bir nedene bağlıyor olmalıydı.

"yani sofra... sofrayı hazırladım
Yemeğe çağırıcaktım."

Bu adamla daha fazla aynı ortamda bulunmamın kalbime bir zararı dokunabilirdi.

Bu yüzden ona dönmeden sadece kafamla onaylayarak buna erkenden bir son verdim.

Uzun bir nefes verme sesinin hemen ardından kapı en sonunda üzerime örtülmüştü.
Aynı nefes benimde dudaklarımdan titrek bir şekilde çıktı.
Az önce neler olmuştu öyle.

Yanaklarıma toplanan sıcaklığı görmezden gelmek her ne kadar zor olsada bir şekilde kendime gelmem gerekiyordu.

Vuslat her zaman yapmadığı bir jesti yapıp sofrayı hazırlamıştı.

Bunun az önceki durumumu görmesinden kaynaklandığını biliyordum.

Yoksa hödük gibi ' anne açım ben'. diye bağırıp yerinde sofra hazırlanana kadar oturtup beklerdi.

Bana çocuk diyenede bakın hele!

Her neyse.daha fazla zaman kaybetmeden çıkmam gerekiyordu.mecburen elimdeki havluyla sadece saçımdaki suyu alabilmiştim sadece.

Kurutmakla uğraşıp daha fazla bekletemezdim.

Yeni fark ettiğim şeyleyse kapıya yönelen adımlarım yerinde donup kaldı.

Ben bu kısacık saten şortla kafamı almış nereye gidiyordum acaba?

Benim saf , tertemiz Nergis teyzem bile oğlunu ayartamaya çalıştığımı düşünebilirdi.

Tamam saçmalıyorum. Kadının elinde büyüdüm neredeyse ama insanlık hali sonuçta, aklına girip okuyamazdım ya.
Hem sadece Nergis teyzeden kaynaklanan bir sorun değildi beni geren şey.

Vuslatın karşısına bu şekilde çıkamazdım.

Ancak dedim ya benim jeton biraz geç düştüğü için az öne olanlar tekrar aklıma geldiğinde fark etmiştim içinde olduğum durumu.

Sen az öncede adama bacaklarını sergiledin zaten aptal.

İçimden derin bir lanet çekip Nergis teyzenin odasına doğru ilerledim.

Muhtemelen salondaki yemek masasında olmalıydı.
Malum birileri sofrayı kurmak gibi bir mucize gerçekleştirdi!

Odası boş olduğundan dolabına ilerledim ve geçen sırtına örttüğüm hırkamı makinaya atmadıysa üzerime geçiricektim.

Tam da tahmin ettiğim gibi dolabın içinde en üste katlananarak özenle konulmuştu.

Çekip aldığımda mecbur bunu giyicektim.
Hırkayı elime alıp dolabı tekrar kapatıcağımda gözüme ilişen şeyle durup kıyafetlerin en altında olan kağıt parçasını çekip aldım.

Çevirip baktığımdaysa yutkunma ihtiyacı hissederek boğazımda bir acı baş gösterdi.
Aynı resim bende de vardı.

Odamın baş köşesine koymuştum.

Nergis teyzenin kucağında oturmuş küçük Feyza mutlu gözüküyordu.

En azından gözlerindeki ışık bunu kanıtlıyordu.Ancak o günü hatırlamak şimdiki Feyzayı yani beni pek memnun etmemişti.

O gün babamdan ilk defa bir tokat yemiştim ve yanağım ten rengimin ve cilt hassasiyetimin verdiği ölçüde hatrı sayılır bir şekilde kızarıp yer yer morarmıştı.

Ancak abimin bana bunun nedenini sorduğunda babam diyip üstüne salamayacağımdan o zamanlar saçımı çekip beni sinir eden çocuğun ismini vermiştim.

Fotoğrafta abim ve Vuslata gözüm kayınca engelleyemediğim bir gülme isteği dudaklarımı esir aldı.

Abim o çocuğu sokakta tek yakalaycağını düşünüp üstüne abanmış ancak makus talihi sağolsun çocuğun arkadaşları tarafından dövülüp tekrar tıpış tığış eve dönmüştü.

Bu seferde abim ve benim o halimi gören vuslat kendini adeta evden zar zor atıp çocuğun zaten abimden kalan yaralarına yenisini eklemişti.

Ama bilirsiniz ya şans her zaman yanımızda olmaybilirdi.

Vuslat o gün her ne kadar karşı tarafta hasar bırakmış olsada payına düşen dayağı da paşa paşa yeyip gelmişti.

O anki halleri şu an fotoğrafta görmek beni her ne kadar güldürsede bir yandan da tarifsiz bir hüzün kaplamıştı içimi.

Ama her ne olursa olsun yanağındaki morlukla küçük Feyza, gözündeki morlukla abim ve Kaşındaki yarıkla Vuslatın kameraya mahçupça gülümsemesi bu hüznü geride bırakıyordu.

Kerim amcaydı fotoğrafı çeken.
Ancak bunu umursamayıp beni paylaşamamaları ve o zamanlarda bile abimin kıskançlığını görmek beni güldürdü.

Nergis teyzenin kucağındaydım ama iki yanımda duran koca çocuklar omuzlarıma kollarını dolarken o sırada beni kendilerine çekmeye çalıştıkları o kısa an kalbimi neredeyse havada bir yeri olmayan ve tek işi uçup giden bir baloncuğa çeirmişti.

Şapşallar.

O sırada bile birbirlerini çekemiyorlardı.
Abimin yaşıtlarına göre daha olgun davranmadığı tek an bu anlardı işte.

Benim sayemde girdiği kıskançlık krizleri.

"Hadi kızım gel artık yemeğin soğudu"

Nergis teyzenin bu uyarısına karşın elimdeki fotoğrafa son bir defa daha bakıp eski yerine geri koydum.

Gözümdeki buğuyu geri gönderdiğime emin olarak odaya ilerlerken hırkaıyıda üzerime geçirebilmiştim.

Şort kalçamın iki santim altında bitiyordu.görevini yerine getirsin diye aldığım hırkada sağolsun ancak beş santim örtebilmişti.

Offf ki ne of!

İçeri girdiğimde Vuslatın çoktan yemeğe başladığını gördüm.geldiğimi çıkardığım sesten anlamışlar gibi ikiside dönüp bakmışlardı.tek fark
Nergis teyzenin.
"Hadi geç otur yavrum bir şey atmadın ağzına zaten iki saattir" deyip bakışlarını üzerimde uzun uzadıya tutmayıp yemeğine odaklanmasıydı.

Öte yandan Vuslatın gözleri kapatmış olsamda içini görmek istiyormuş gibi göğüs kafesimde sonrasında yavaş yavaş aşağılara inmiş ve günün sonunda çatılmasını beklediğim kaşları tekrar kavislemişti.

Kendi kendine bir şeyler mırıldandığında bu sefer ne dediğini zor da olsa duymuştum.

"Bu kadar mı olur.hay si- ..
seveyim böyle işi"

Kısık sesle mırıldansa da duymuştum.

Nergis teyze yemeğini yemeye devam ederken duymadığına emin olmuştum.

Ancak ben duyduklarımla ne demeye çalıştığını anlamasamda bu isyankar ve sitem eden halleri çok hoçuma gidiyordu.

Sinirle aldığı nefesi verirken bana hitaben konuşup yemeğine odaklanmaya başladı.

"Geç otur daha fazla dikilme tepemde"

Nergis teyze bu ses tonuyla konuştuğu an kafasını kaldırıp delici ve öldürücekmiş gibi olan bakışlarını oğlu olduğundan şüphe ettiğim adam dikti.

"Ne biçim konuşuyorsun sen kızla eşşek sıpası. Almıyayım ayağımın altına"

Aynen çiçeğim iki metrelik asker adamı ayağının altına al. Al ve gines rekorlar kitabına ismini altın harflerle yaz.

Bu düşünceme gülsemde Vuslatın annesinin dediklerine bozulduğu belli oluyordu.benim gülmem ise bu bozgunluğu sinire çevirmiş olmalıydı.

"Bu Kara kızımı koruyorsun anne"?

Vuslatın sorudan çok sitem ederek söylediği sözler her ne kadar beni gülmeye itsede kendime gelip masaya oturdum.

Daha fazla gülmeye devam edersem ne kadar saçma olsada Vuslatın anneler gibi dudağıma acı biber sürüceğini düşünmüştüm.

Bu düşüncem aklıma gelenlerle Tuzla buz olduğunda ayakta kalamadığımı sandalyeye oturarak gizlemeye çalıştım.

Acı biber doğru ya!
Annelere has olması haksızlıktı bence.
Babalarada nihayetinde buna yeltenebilirdi değilmi?

Yeltenmemişmiydi sanki

"Sus.ağzı batasıca hele bir kara kuzuma ağzından tek bir kötü laf duyayım. Bak gör bakalım 39 numara terliğin izi çıkmıyormu alnında"

Nergis teyzenin bu komik uyarısıyla kendime gelmeye çalışsamda moralim bozulmuştu bir kere.

"Hayırdır bozuldunmu gerçekten?"

Suratımın asıldığını gören Vuslatın dikkatleri benim üstüme toplayarak
Sorduğu soruya zoraki de olsa gülümsemeye çalışarak cevap verdim.
Yanlış anlamış olmalıydı.

"Ne bozulucam sana.Merak etme koca oğlan bu kız iki boş lafla yıkılıcak değil"

Dudaklarımı hareket ettirerek söylediğim şeylerle.
Gözleri odaklandığı dudaklarımdan zar zor kopup gözlerimi buldu.

Ona 'koca oğlan' dememe bozulur zannediyordum ancak o sadece yutkunmakla yetindi.

Halbuki açık açık sinir etmeye çalışmıştım.
Küçükken boyu uzun olduğu için söyeldiğim bu tabir onu öfkeden deli ederdi.
Şimdiyse sadece titrek nefesler eşliğinde üst üste yutkunup bana adem elmasıyla seyirlik bir zevk sunuyordu.

Hayran bakışları ise sanki bir mucize ile karşılaşmış gibiydi.

Ama neden...

Belkide dudaklarımla ilk defa bu kadar uzun bir cümleyi kendisine söylediğim içindir.

Ama bu da mantıksız geliyordu.
Ha elimle ha dilimle ne fark ederdiki.
Bu denli bir tepkiyi alıcağını da düşünmüyordum bu durumun ama gelin görün ki başka bir ihtimalde aklıma gelmiyordu

Kafasını yemeğine zar zor eğip sakin bir dille dudaklarından dökülenler ise beklemediğim bir şeydi.

"Doğru, değilsin Kara kuzu...
İki lafla yıkılıcak değilsin."

🦋🦋🦋

Yeni bölüm geldi.
Yks de sağ olsun bugün moraller sıfır sıfır sıfırrr.

Ağlicam🤧

Başka sınava girenler varmı?

İnşallah hakkınızda hayırlısı olmuştur sevgili okurlar.

Yeni bölümün alıntısını bugün yada yarın atarım haydi selametle.

Ve unutmadan
OYYYYYYY VE YORUM NE OLARRRRR

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

256okunma 28beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18