4. Bölüm:Rezil

Vaveyla Yazarı: Figen Baktemur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: 4. Bölüm:Rezil

🦋

elimde içinde sanki fil yükünde leş olduğunu düşündüğüm poşetlerle çocukluğumun geçtiği Çınaraltı mahallesinde yokuş çıkarken oldukça yorgundum.

Zira her ne kadar mahallemi sevsemde şu yokuşlara bir hal çare bulmazlarsa belediyenin kapısına en acilinden dikilmem an meselesiydi.

Elimde tuttuğum poşetler bir zamandan sonra katlanılmayacak bir işkenceye dönüştüğünde yere bırakıp belime giden ellerimle sırtımı esnetmeye çalıştım.

Kas yapsam kesin şu poşetlerden yapardım her halde.
Nergis teyzenin her hafta alışveriş listesini ben halediyordum.
Bundan hiç bir zamanda aşikayet etmemiştim.
Ama belimin dili olsa sahibi ben olduğum için ağıtlar yakardı her halde.

Tekrar elimi poşete atıcakken elime almadan arkamda olduğunu yeni fark ettiğim kişi buna mani oldu

Mahallenin ilkokulunda öğretmenlik yapan Ömer beydi bu.buraya atanalı tamı tamına 5 yıl oluyordu.

Bekar biri olmasına rağmen evden okula okuldan eve giden bir adamdı.bu huyunu ben dahil mahallede onun hakkında adedikodu bulmaya çalışan teyzeler bile takdir ediyordu. Şu zamana kadar kendisi hakkında hiç bir kötü söz dahi duymamıştım kimseden.

Bu yüzden Ömer beyi bizim mahallede herkes sever sayardı.

Herkes demekte yanlış olurdu aslında.

Abim ve Vuslat abi...

Gerçektenmi!kendime inanamıyorum.Halamı abi?

Abim ve Vuslat kendisinden pek haz etmezdi.

'Nedenini merak edip sorduğumda
Abim nedensiz bir şekilde hoşlanmadığını'

Vuslat ise 'hoşlanmayacağı bir sebep bulamadığı için hoşlanmadığını söylemişti.'

Bunu ilk duyduğumda kahkaha atmış ve onlara Ömer beyi kıskandıklarını söylemiştim.
İkisi de bu dediğime gözlerini belertip inanamaz gibi bakmıştı.
Vuslat bile o an bozulmuştu bu drdiğime.

Abimse ense köküme acıtmıyacak şiddette bir tane geçirmiş eğer bir sonraki seferde olduğu gibi beni onun yanında görürse postallarından yeni çıkardığı ayaklarındaki çorapları ağzıma sokmakla tehdit etmişti.

Bu korkmak için yeterli bir sebepti ancak benim elimde olan bir şey değildi bu.

Mahalleye istisnasız çıktığım her an onu karşımda bulmak benim suçummu oluyordu.

Tabi dışarıdan bakıldığında öyle gözüküyorda olabilirdi.
Nihayetinde Ömer bey gerçekten de iyi bir insandı. Karşılaştığımız her an açtığı konular gerçekten ilgi çekici oluyordu.

Bana gerçek bir merak ve heyecanla anlatttığı şeyleri dinlememek ayıp olmasının yanı sıra gerçekten ilgimi çekiyordu.
Bu yüzden abimin yanlış anlamakta haklı olduğunu bilip gönül koymamıştım bu dediğine.

Ne kadar ellerimle durmasını istesemde beni dinlemeyip her zamanki
gülümsemesiyle poşetleri aldığında yokuşu birlikte tırmanmaya başladık.

Anlattığı şeyi dinlerken gülümeden edemedimm.
Sınıfında bir kız kendisine çikolata ve çiçek verip onu sevdiğini söylemişti.
Güldüğüm şey bu değildi. Zira Ömer bey yakışıklı bir beyfendiydi küçük bir kızın bile ondan etkilenip çocukça masum hislerini söylemesi beni güldürmezdi.
Bana komik gelen şey çiçek ve çikolatayı vermesinin sebebi haftaya kendisini istemeye geldiklerinde tekrar getiriceğini soylemeseydin.

İkimizde bu dediğine güldüğümüzde epey yol katetmiştik.konuşmaya o kadar dalmıştım ki etrafıma anca dönüp bakabilmiştim.
Mahallede evlerinin önünde oturup milletin izlediklerini gözlerine sokarak bakıp bir de sanki filim çeviriyormuşuzcasına ellerine çekirdek alıp çitleyen kadınları görmek yine sinirlerimi bozduğunda sıkıntılı bir nefes verdim.

Bugüünkü ve ondan önceki günlerde tek eğlenceleri yine bendim.

Kendi aralarında bir ismim bile vardı.
Bir mi?
Birden çok ismim vardı aslında.

Deryanın şkaçıp bıraktığı kızı
Nergisin sığıntısı
Disiz kız
Konuşma engelli yamama
Ailesinin bile sevmediği çocuk...

Bize bakan kadınlara aldırış etmeden yürümeye devam ederken birinin bile sesini duymak istemiyordum.

Ömer ise böyle şeyleri düşünemeyecek kadar anlattığı şeye dalmış durumdaydı.
Ona kendisini dinlediğime dair bir gülümseme bahşettikten sonra yürümeye de devam ediyorduk.

Hava epey kararmıştı.abim konusunda endişelenmeme gerek yoktu.bu akşam eve gelmiyicekti.kışlada işleri olduğunu söyleyip erkenden eve geçmemi söylemişti.

Kendisinin gelemeyeceği zamanlarda beni Nergis teyzeye emanet eden adam Vuslatın bilinçli söylediklerinden sonra evden olmam için ısrar ediyor aynı ortamda bulunmamıza izin vermediğini açıkça gösteriyordu.

Nihayet Nergis teyze ve benim evimin bulunduğu sokağa girdiğimizde kibarca başımı eğip kendi dilimde anlayacağını umarak dudaklarımı hareket ettirip.Teşekkürler ettim.

Onu arkamda bırakıp Vuslat apartmanına doğru ilerlediğinde ise Vuslatın kendisiyle aynı isme sahip olduğu apartmanın başında dikildiğini gördüm.

Sorun bu değildi elbette.
Sorun bizi Ömer beyle az önce yan yana samimi bir şekilde görmesi de değildi.

Sorun ne miydi?

Sorun bana o kadar ısrar etmesine rağmen dudaklarımı kığırdatarak onunla konuşmamı söyleyen adamı inatla bakışlarım ve hareketlerime reddedip başka bir adama bunu yapmakta çekinmememdi.

Ama...
Neden endişeleniyorum ki kırılmış oşamazdı. Kırılıcak olan bir adamın öncelikle bir kalbe sahip olması gerekirdi ama o kalp bir tek bana kördü.

Sonradan fark ettiğim şeyle yerimde taş kesildim.
Yanında arabasının önünü kapattığı için görmediğim bir kadın bedeni vardı.

Ve o bedenin kime ait olduğunu bilicek kadar iyi tanıyordum.

Sena abla.

Çağtay Vuslatı kavuşamadığı ilk ve tek aşkı
Hayatın kumarını onlar üzerinden oynadığı iki genç aşık
Mahallenin deli dolu çifti.
Maşallah nazar deymesinlerin iki başrolü.

Ne güzel.

Az önce kırılmışmı diye düşündüğüm adama sadece bakmakla yetindim.
O ise üzerimdeki sorgular bakışlarını yavaşça üzerimden çekip tekrar karşısındaki kadına döndü.

Boğazıma batan yumruyu es geçip evime gitmek istiyordum.

Bunu yapmak üzere ilk adımımı attığım anda bileğimde hissettiğim dokunuşla irkilip yerimde sıçradığımda belediyeye saydırmam için güzel bir sebep doğdu.
Taş yolun biri boşluktu ve ben irklip geri çekilicekken ayağımın ucu o boşluğa girdi.

Tökezleyip kollarım geri geri giderken makus talihim olan düşmeyi bekledim ama olmadı.

Hala bileğimde hissettiğim ellerin sahibi beni kendine çektiğinde korktuğum anlarda yine fark etmeden yaptığım o hareketi yine yapmıştım.

Kapalı göz kapaklarımı araladığımda başımı yukarı kaldırıp kurtarıcım Ömer beye baktığımda rahat bir nefes verdim.

"İyimisin"
Endişeyle sorduğu soruya karşılık rahatlaması için gülümsedim.ve dudaklarımı hareketlendirdim.

'İyiyim'

Ancak sonradan fark ettiğim şey hiç iyi gelmemişti.

Bir elim Ömer beyin bileğinde bir diğeri ise beyaz gömleğinin sıkıca kavradığı göğsündeydi.

Ömer beyin de benim gibi şaşkın olduğu bakışlarından belliydi ama iyi olduğumu duymak rahat bir nefesi beraberinde vermesine yetmişti.

Hala olduğumuz pozisyonu fark ettiğimde kendime kızdım.
Hadi adam bir anlık gaflete düştü unuttu.
Sen niye hala bu haldesin aptal!

Hemen kendimi geri çektiğimde sırtım bu seferde duvar gibi kaskatı bir şeye çarptı.

Bunun bir duvar değil beden olduğunu da hissettiğim sıcaklıkla anladım.

Üstelik aldığım koku unutulacak cinstende değildi.

Oydu.
Ne işi vardı burada, Sena buradayken onun benim yanımda ne işi vardı.

Hala Ömer beyde olan gözlerim ve arkamdaki kişide olan aklımla iki kişi arasında kalmıştım.

Ömer Beyin elinde bana uzattığı şeyi görmemle farkındalıkla kasıldım.

Abimin bana doğum günümde ekmekçide çalışıp parasını biriktirerek aldığı eflatun rengide içinde belirli rakamların üzerinde bulunan ince elmas taşlarla süslendiği satimdi.
Düzenli olarak pilini değiştirirdim kolumdan çıkardığım tek an duş alıcağım zamanlardı.

Şimdiyse Ömer beyin elinde görmek suçlulukla kasılmama neden olmuştu.

"Geldiğimiz yolu döndüğümde yerede buldum,bileğinde gördüğümü hatırlayınca da senin olduğunu düşünüp getiriyim dedim"

Ona minnetle bakarak elindeki saati almak için elimi uzatıcağım sırada bunu benim yerime başka bir el yapmıştı.

Arkamdaki adamı umursamadan Ömer beye minnetle bakmaya devam etmeyi seçtim.Nerdeydi bu kız?

Dudaklarım arasından bugün ikinci defa aynı adama söylediğim şeyle arkamdaki bedenin kasılan bedeni daha da kasılmıştı sanki.
'Teşekkür ederim'

"Rica ederim.ne demek.sonra görüşürüz..."
Bir anlığına arkama bakma gereği duyup gözlerini oraya dikti tekrar bana döndüğünde ise içtenlikle mırıldandı.

"İyi akşamlar... İkinizede"

Son sözlerini de söyleyip bir daha arkasına bakmadan gittiğinde ona ne kadar teşekkür etsem azdı.

Abimden bana verilmiş olan kıymet verdiğim bir şeyi bulup getirmişti bana.kim bilir yokluğunu fark ettiğimde nasıl telaşlanıcaktım.

Hala arkamda varlığını hissettiğim beden elini bileğime doladığında dönüp bakmak istemesemde el mahkum yapmak zorundaydım.

Dönüp baktığımda sinirden çenesini sıktığını görmek beni neden korkutmak yerine heyecanlandırıyordu.

İyice aklımı kaçırmıştım!

"Abin sana bir daha bu adamı yanında görmiyicem demedimi?"

Sorudan çok tehdit gibiydi sözleri. Ne hakla ban hesap soruyordu,kendini ne zannediyordu?

'Seni ilgilendiren bir şey göremiyorum'

Ellerimle anlattığım şeye sinirlenmiş gibi kocaman elinde kaybolan bileğimi sıktığında tepki vermedim.

" Feyza benim sabrımı daha fazla sınama gir içeri ne konuşucaksak konuşalım"

Sanki ne yapmıştım sabrını sınıyacak. Hem ne konuşucaktı ki benimle.

Sorgular bakışlarım hatırladığım şeyle normale döndüğünde dün geceyi hatırladım.

Abimle her zamanki gibi teras kaçamağı yaptıktan sonra odalarımıza çekilmiş uzun zamandır bende numarası olan adama en son attığım mesaja bakmıştım.

2 yıl önceki mesajı sabitlemiştim.
Bir tek o vardı zaten.

Gönderilen Vuslat abi:abi lütfen eve gel

Mesaja bir kaç saniye bomboş bakıtım.

Gelmemişti...

ellerimi klavyede saatlerdir kafamda ezberlediğim şeyi yazmak için gezdirdim.

Sen:Vuslat abi seninle konuşmak istediğim bir konu var

Attığım mesajı üst üste tekrar tekrar okurken kararımı bir daha gözden geçirmek artık çok geçti. Mesajı atmıştım bir kere.

O görene kadar elefonu kapatıp işlerimi hallederim diye düşünmüştüm ama
Bir anda çevrim içi olmasıyla şaşarıp öylece telefon ekranına baka kalmıştım.
Vuslat normalde de pek sosyal bir insan değildi ancak bana karşı bu daha ağır basıyordu.

Sebebi ise...her neyse

Yazıyor olduğunu görmek bir anda heyecanlanıp telefonun elimden kayacak gibi olmasını sağlamıştı düşmeden tuttuğumda hala yazıyor olduğunu gördüm. Son attığım mesajı gördüğüne emindim.
Ne düşünüyordu acaba?
O an yine kendime kızdım.bananeydi omdan şimdi!

O malum geceden sonra bir hafta geçmişti ve ne ben doğru düzgün onunla konuşuyor nede o benimle göz teması kuruyordu.konunun ne olduğunu İkimizde biliyorduk aslında.
Tabi o gece sarhoş olması beni biraz tedirgin etsede normalde aramızdaki buzlara rağmen beni gördüğü yerde selam verip geçerdi.
Şimdi o da yoktu.görünmezdim sanki onun için.

Bu da unutmadığını bana kanıtlıyordu.
Mesajın ekrana düşmesiyle daldığım düşüncelerden kopup ne yazdığına baktım.

Vuslat abi:Bende seninle bir konu hakkında konuşucaktım aslında.

Aynı şeyden bahsediyorduk

Sen:Akşam müsaitsen oturup konuşalım öyleyse abi.

Sona eklediğim kelime beni her ne kadar güvende hissettirdi de aynı zamanda canımı yakıyordu.

Mesaj bir kaç saniye görüldüde kaldığında neye bu kadar baktığını anlayamadığım için mesajımı tekrar tekrar okudum.

Bir sorun göremiyordum.onunla her zamanki konuşma şeklimdi işte.

Hala ekrana alık alık bakarken kafama dank eden şeyle kendimi en yakın uçurumdan aşağı atmak istiyordum.

Kendisiyle evlenmek için konuşucağın adama abi diyorsun seni ahmak.adam niye şaşırmasın.

Ne zaman yazdığını bilmediğim mesaj ekrana düşerken ne yazdığını okudum.

Vuslat abi:Tamam Feyza kşam bize gel konuşuruz ne konuşucaksak.

Az önce yaptığım şey için kendime sinirlensemde yazdığı şeye bir cevap vermem gerekiyordu.

Sen:Şey peki abim gelicekmi bu akşam.

Alıştığım şey yüzünden sonuna abi yazmamaya dikkat etmiştim.
Mesaj yine görüldüde kaldığında neyi düşündüğünü anlamak zor değildi.

Abim ona vurmuş özellikle de bu akşam konuşucak olucağımız şey yüzünden olmuştu.

Abimden çekinidiğimi biliyordu.ve bu onu rahatsız etmiş gibiydi.

Vuslat abi:Hayır, onun işi var gelmiyecek.

Bu da demek oluyordu ki akşam Nergis teyzelerdeydim.

Daha iyi olmuştu bu.işime gelirdi.abim buradayken imkanı yok sizin alamazdım. Hele son olanlardan sonra vuslatla aynı kaldırımda yürümemi istiyeceğinden bile şüpheliydim.

Sen:Tamam o zaman.akşam görüşürüz.

Vuslat abi:görüşürüz.

Anında verdiği bu cevaba alışıktım ama sonda attığı mesaj yine yutkunamamı zırlaştırmıştı.

Vuslat abi:Görüşürüz Kara

Hatırladığım şeylerle tekrar olduğum zamana döndüğümde en son söylediği şeyi onaylamak adına kafamı salladım.
Bu 'evet konuşalım 'demekti

Elimdeki poşetleri ona verdiğimde ellerimizin birbirine temas ettiğini umursamamaya çalışarak ona eve geçip üzerimi değiştiriceğimi söyleyip arkamı dönüp hızlı adımlarla adeta koşarcasına eve atmıştım kendimi.

Hala erken olduğundan evde biriken işlerimi halledip odamdaki yatağa kendimi attığımda sanki normal bir konu konuşucakmışız gibi rahattım.

Tabi ya alt tarafı ona kendiside istiyorsa bir teklif sunucaktım.

O teklifi şu an kendi kendime söyleyemeyecek kadar hazırlıksızdım.

Dolabımdan balon kollu
kolları ince tülden siyah dar kısa belimde biten bir gömlekle
altıma aynı renk siyah kumaş pantolonumu giymiştim.
Akşamın 5 inde neden bunları giyiyorsun diye sorarsanız

Sadece Nergis teyzenin kendi alışverişi için gitmemiştim pazara.

Kendisini gıram sevmediğim ve bunu göstermekten de hiç çekinmediğim aynı şekilde onunda benden hoşlanmadığına emin olduğum mahallenin dedikodu ağı olan gazetecilere taş çıkartıcak türden bir istihbarat ağına sahip kadın Rukiye teyze misafirliğe gelicekti.
Bir bakıma bunun için geç gitmek istiyordum yemek veya atıştırmalık için yardıma gitmeme gerek yoktu pazradan aldığım şeyler yeterliydi.
Zatem hasta kadından Vezir parmağı, kadın budu köfte veya başka bir şey isteyeceklerini düşünmüyorum.

Lütfen beni şaşırt Rukiye teyze

Tek vicdanımı sızlatan konu çaylardı.
Umarım Rukiye teyzenin yanında getirdiği çenesi çok çalışan kızının kolları da çalışıyordu.

Amacım evde oldukları süre boyunca kendilerine kuru bir selam verip odama çekilmekti.herkes uyuduktan sonrada ne kadar doğru olmasada Vuslatla malum konuyu konuşurdum nasıl olsa.

Hazırlanıp apartmandan çıktığımda evin önüne gelip kapıyı çalmıştım bile.
kapıyı açan malesef Çiçeğim olan kadın değildi.
Ruken teyzenin diğer bütün reşit kızlari gibi Vuslata yanık olan kızı Meryaydı bu.hani şu çenesini sevdiğim.

İçimden güzel bir'ya sabır' çektiğimde bana yapmacık olduğu yüz metre öteden belli olucak gülümsemesiyle bakan kıza bende onu aratmayacak bir samimiyette gülümseyip yanından geçerek salona geçtim.

Salona girdiğimde gördüğüm şeyle daha büyük bir sabır çekmek zorunda kalmıştım.

Ruken teyzeyi geç mahallenin karşılıklı birbirini sevmeyen kadınları bile buradaydı.

Beni buluyordu.kesinlikle hespsi beni buluyordu.

Hepsine gülümsemeye çalışıp kafamla selam veriyim derken kafam kopucaktı sonunda.

Gelenler arasında sadece mahalle dilberleri yoktu.benim yaşımda ve benden bir yaş küçük olan kızlarını getiren de vardı.

Nergis teyzenin evi her ne kadar alışılmıştan büyük olsada bu denli bir insan kalabalığı biraz fazla gelmişti gözüme.

Hepsine selam verdiğime emin olduktan sonra odama çekiliceğim esnada Nergis teyzenin sesi böldü ortalığı.

"Kuzum git bir Vuslatı uyandırıver. Garibim geldiği gibi çekildi odasına."

Çiçeğim yapma bana bunu işte.
Bana bunu yapma ya!

Herkesin içinde abim olduğunu belirtmediğinde gözümden kaçmadı ona göre Nergis sultan.

Annelerinin eteklerine sarılıp kuyruk misali buraya kadar gelen kızların bazıları bana nefretle bazıları ise bir mucize olsun da yerime geçebilsinler gibi bakıyorlardı.

Üzermdeki gözleri umursamamaya çalışarak Nergis teyzeyi onayladığımı belirterek kafamı eğdim.

El mecbur makus talihime ilerleyerek koridorun sonundan dönüp odasının kapısında dikildim

Eski Feyza olsa kapıyı çalmadan içeri dalar ne kadar kızıcağını bilsede uyuduğunu tahmin ettiği adamın saçlarını elleriyle karıştırarak uyandırır.ve Kendisini tehdit eden Vuslatı umursamadan odadan sıvışıp giderdi.

Ne yazıkki o Feyzayı gömeli çok olmasada leşi çoktan toprakla bütünleşmişti.

Elimi kaldırıp odanın kapısını iki kere tıktattıktan sonra ses gelmediğinde bir daha tıklattım.

Yine içeri girmem için her hangi bir ses duymadığımda mecbur izinsiz kapıyı açıp içeri girdim.

Ne kadar özel bşr asker olsada sesimi duymayıp uyuduğunu tahmin etmiştim ancak çarşafiarı jilet gibiydi.

Balkonda olduğunu düşünüp oraya yöneliceğim esnada banyodan gelen sesi duymamla adımlarım durdu.

Tabi ya ,duş alıyor olmalıydı. Bu da buradan çıkmam için yeterli bir sebep olsa gerekti.

Nihayetinde bacaklarım bu komuta uymadan var olan su sesi kesilmiş ve benim kapının koluna uzanan kolum banyo kapısının sıcak buharı kendini dışarı bırakmasıya birlikte açılmasıyla elimde havada asılı kalmıştı.

Gözlerimin önündeki görüntüyle yutkunma ihtiyacı hissederken bunu birde gözlerinin içine bakarak yapmam normalden daha fazla utanmama sebep oldu.

Kahretsin!
Rezil oldum.
Rezil oldum.
Re-zil-ol-dum.

Saçında gezdirdiği küçük havlu kafasını kaldırıp kapısının önünde duran beni fafk etmesiyle saçında asılı kaldı.sorgular gözleri üzerimdeyken benim gözlerim kollarındaki kasılmış olan pazılardan hiç olmayacak yerlere gidiyordu

Ne kadar kurutmaya çalışsada saçlarından düşen damlalar alnından yeni traş olmuş çenesine oradan da pürüzsüz göğsüne damlıyordu.
belinden nerdeyse düşmek üzere olan havludan bahsetmiyorum bile adonislerini ortaya sererken bu görüntüyü görmek beni yutkunmaya zorluyordu.

Hay maşallah desem çok mu görgüsüz olurdum acaba?

Garip bir şekilde buraya içerideki kızlardam birinin benim yerime girme ihtimali aklıma gelince kaşlarım hıysızca çatıldı.bu düşünce neden beni öfkelendirdiki?

Saçmalama.neler düşünüyordum ben böyle ne zaman bu kadar arsız olmuştum?

Eminşm şu an kaşları çatık bir şekilde ağzından sular akarak kendisini arsızca izleyen bana kendi içinde deli muamelesi yapıyordu.

Nene böyle olmuştu ki bir anda.
Onu ilk defa üstsüz görmüyordum. Yazın tatile gittiğimizde de görüyordum.
O sıra da bile onun üzerinde olduğunu hatırladığım yaşlı,genç fark etmeksizin kadınların gözleri yine nedensizce canımı sıkmıştı.

Nerden aklıma gelmişti şimdi bu!

Hala burda olduğunu hatırladığım varlığı ile kendime geldiğimde düşüncelerimle boğuşurken bile hala pürüssüz göğüsündeki kaslarını izlediğimi fark etmemle nereye bakıcağımı şaşırdım.

Ne yapıyordum ben böyle. Aklımı kaçırmış olmalıydım her halde.

"Nasıl, Beğendinmi"?

Kaçırdığım bakışları zor da olsa suratına çıkardığımda sorduğu soruyu anlamaya çalıştım.

Ne!

Yüzündeki görmeye doyamadığım çarpık gülümsemesi ile sorduğu soruyu anlamaya çalıştım.

Bana

'Do You understand me '

Bakışarı atan adam anlamadığımı anlamış olucakki kafasını iki yana salladı.
Bunu yaparken gülüşü hala yüzünden silinmemişti.

Gülme be vicdansız erkenden ölmemimi istiyorsun.

Yeter.kesinlikle yeter.
Delirmiş olmalıyım.neler düşünüyorum ben yıllarca bana neftetini kusan bir adam hakkında nasıl açık açık utanmadan bunları düşünebilirim.

Kendime kızarken daha fazla burada dikilmenin alemi yoktu.
Daha fazla burada kalırsam birileri tarafından deli ilan edilmem an meselesiydi.
Zira ben duygularımı içimde yaşamayı sevsemde mimiklerim bunun tam anlamıyla tersiydi.
Ne düşünsem mimiklerimden anlardınız.

Ellerimle anlatmam gerekeni anlatıp lazım olan yerlerde zorunda kaldığım için dudaklarımı kıpırdattım.

'Nergis teyze gelip bir misafirlere görünmeni istedi"

Özel isimleri işaret diliyle istesemde anlatamazdım.
Böyle anlarda da yüzüne bakmadan anlatmam gereken ne varsa hızla anlatıp geçerdim.

Şimdi de olduğu gibi.

Hala kapı kolundaki elimle kapıyı yarıya kadar açıp odasından çıkmadan hemen önce ne kadar mırıldanarak konuşsada duyduğum sözleri beni durdurmadı.

Hatta keyiflenmeme bile neden olmuştu.

"Ne üdüğü belirsiz herifle bile dudaklarıyla konuşur.Bize gelincede yüzümüze bakmaz"

***

Yeni bölüm istiyorsanız şunu okumanız tabsiye ederim.🙏🤗

Sanat için sanat
Toplum için sanat
Vuslatın Karası için oy ve yorum

Ne olur oy ve yorum yapın ne olarrrr

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

326okunma 28beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18