70. bölüm · TAŞACAK BU İSFAD
66. Bölüm
[2 ay sonra]
(Bebek 9 aylık)
Fadime'nin karnı kocaman olmuştu. Son doktor kontrolünde doğumunun bu hafta içinde gerçekleşeceğini söylemişlerdi. Bu Fadime'yi korkutsada, çok heyecanlıydı. Çokta mutluydu. Bir an önce bebeklerine kavuşmak için can atıyordu, İso da aynı şekilde. İso şimdilerde eskisinden çok daha fazla Fadime'yle ilgileniyor, onun kendini yormasına asla izin vermiyordu. Fadime için bu durum bazen bunaltıcı olabiliyordu fakat genel olarak çok hoşuna gidiyordu. Ancak etrafında pervane olan tek kişi İso değildi. Herkes etrafında pervaneydi, özellikle de en yakınında olan iki kişi; Eleni ve Oruç. Onlarda çok heyecanlılardı. Fadime'nin hamileliğinin sekizinci ayından sonra oruç ve Eleni neredeyse hergün uğruyor, Fadime'nin durumunu soruyorlardı.
Bir akşam Adil ve esme bizim dörtlüyü yemeğe çağırmışlardı. Fadime yorgun olduğu için yemeğe sadece oruç ve Eleni gidebilmişlerdi. Fadime ve İso evde yemeklerini yiyip bir film açmış onu seyrediyorlardı. Ellerinde bir koca tabak mısır, yanlarında iki koca bardak çay vardı. Koması filmi olduğundan kahkahalar eşliğinde izliyorlardı. Fadime kahkaha atarken bir anda iki büklüm oldu.
F: AH!
İso telaşla elindeki mısır tabağını sehpaya bırakıp fadimeye döndü.
İ: noldu?
F: sancı... Sancı girdi. Anlamadım.
İ: nasıl yani? Doğuyolar mı? Doğuruyor musun? Hastaneye mı gidelim? Hadi kalk! Kalkma dur. Otur. Ben seni kucağıma alayım!
F: aşkım dur bi sakin! Kısa bir sancı sadece. Hem olabilirmiş böyle sancılar.
İ: normal mi?
F: normal.
İ: doğurmuyorsun yani?
F: (gülerek) yok aşkım doğurmuyorum.
İ: emin misin? Belki doğuruyorsundur.
F: (kahkaha atar) ya aşkım emin misin ne?
İ: ne biliyim belki doğurursun
F: aşkım yok dogrumuyorum şuan da- AY!
İ: SANCI MI?
Fadime'nin sancısı artar ve nefes alışverişleri hızlanır.
F: İSO! İSO DOĞURUYORUM GALİBA!
İ: EMİN MİSİN?
F: SALAK MISIN İSO?! BİLMİYORUM EMİN OLUP OLMADIĞIMI! BENDE İLK DEFA DOĞRUYORUM SONUÇTA! ELENİYİ ARA! ORUÇ ABİYİ ARA! NE BİLİYİM ARA İŞTE! SANCIM VAR!
İ: TAMAM! TAMAM! ARAYAYIM!
İso hızla koltuğun yanında duran telefonunu alıp abisini aradı.
O: efendum?
İ: ABİ! ABİ DOĞURUYORUM! AY BEN DEĞİL! BEN DEĞİL! FADİME DOĞURUYO! YANİ SANIRIM! EMİN DEĞİLİZ!
O: Tamam! Tamam! Sakın ol! Telefonu höperlöre al!
İ: ALDIM!
O: Fadime, abim nefes al! Derin derin nefes al! sancın mı var şuan yoksa-
F: TAMAM! TAMAM! AH! ABİ! ABİ SANCIM VAR!
O: tamam sakin! Siz arabaya binin, hastaneye geçin bizde geliyoruz, doktorunuzu da arayın yolda.
İso Fadime'yi kucağına alır ve arabaya götürür. Hastaneye doğru giderken doktorunu arar. Doktorla konuştuktan sonra tekrar oruç'u arar ve yol boyu oruç'la eleni fadime'yle konuşur. Onlarda bir yandan hastaneye geliyorlardır. Tam hastaneye 5 dakikaları kaldığı esnada Fadime bir anda durur. Sakinleşir.
F: iso...
İ: NOLDİ?! DOĞURDUN MU?!
F: ne doğurması şapşal! Geçti galiba!
İ: ne demek geçti?
F: basbaya geçti! Sancım yok!
İ: o nasıl oluyo ya?
F: abi, eleni! Benim sancım geçti.
O: yalancı sancıymış demekki
İ: yalancı sancı ne be!? Doğurmuyor mu şimdi?
E: yani doğurmuyor iso. Ama yine de bir doktora gidin. Zaten bizde hastaneye geldik sayılır.
İ: bizde geldik sayılır.
O: tamam telefonu kapat, doktoru ara haber ver sancı geçti ama yine de geliyoruz de
İ: tamam
İso doktoru arar ve durumu söyler. Doktor "yinede ben bir muayene edeyim" dediğinden hastaneye girerler. Doktor kontrol ettikten sonra 'yalancı sancı olduğunu, bunların ara ara olabileceğini' söyler ve gerçek doğum da neler olacağını detaylı bir şekilde anlatır. Doktor odasından çıktıklarında karşılarında Eleni, Oruç, Zarife, Adil, Esme, Hicran, Gezep ve Şirinumu görünce şaşırırlar.
F: hepiniz mi geldiniz?
Esme: e kızım sen doğurucam diyince hepimiz toplaştık geldik
İ: yalancı sancıymış, aslında doğumun tek belirtisi sancı değilmiş, hepsini anlattı.
H: e değil tabi. Ben ha bunlara dedim bu kesin yalancı sancıdır diye. Ama yine de ne olur ne olmaz diye gelelim dedik.
F: hepinize çok teşekkürler, sizi de buraya kadar yordum
Ş: olur mu öyle şey kızım tabi gelecez.
F: hayde bize geçelim bari
A: olur hayde geçelim
Eve geçerler ve sohbet etmeye başlarlar. Daha doğrusu oruç İso'yu zorbalamaya başlar. Oruç kahkahalar atarak zorbalıyor, diğer herkes de kahkahalarla dinliyordur. İso da kendini savunuyor ama arada dayanamayıp kahkaha atıyordur.
O: (kahkahalar atarak) beni aradı "abi! Abi doğuruyorum" diyo!
F: ay! Ay doğurucam şimdi gülmekten!
İ: ya mümkünse sen bir süre doğurmakla alakalı şaka yapma hayatım, travma kaldı
(Herkes kahkaha atar)
O: Devamı da var! Dinleyin! Sonra bu, kurduğu cümlenin saçmalığını fark etti "ben değil! Ben değil! Fadime doğuruyor" dedi ama sesindeki paniği duymanız lazımdı! (Tekrar kahkaha atar) Birde "sanırım yani emin değiliz" diyor! Ay ölücem gülmekten!
İ: gül! Gül! İlerde seni de görücez!
O: (kahkaha atar) inşallah görürsün kardeşim!
H: eleni sana gelen sübliminal mesajı farkettin mi?
E: (gülerek) farkettim abla farkettim
F: ballim bu sübliminal falan değildi dümdüz söyledi yani!
E: (kahkaha atar)
[1 gün sonra]
İso ve Fadime salonda oturmuş İso'nun ilk tatlı denemesini puanlıyorlardı.
İ: nasıl?
F: aşkım bu çok kötü olmuş ya!
İ: şaka yapıyorsun!
F: gerçekten çok kötü olmuş yenmez.
İ: nasıl olur ya?! O kadar da uğraştım, hiçbirşeyi de eksik katmadım! Dur bende tadına bakıcam
F: dur!
İ: noldu?
F: aşkım bu senin açından çok kötü olmuş
İ: benim açımdan derken?
F: aşkım o kadar güzel olmuş ki, senin başın yandı! Sürekli isterim ben bundan!
İ: güzel mi yani?
F: çok güzel olmuş, bayıldım! Ellerine sağlık
İ: afiyet olsunn!
F: ama bak sürekli isteriz biz bundan
İ: siz isteyin ben hep yaparım. Aşkım biz seninle bişey seçmeyi unuttuk!
F: neyi aşkım?
İ: biz bebeklerimize hep "bebekler" demiyeceğimize göre biz isim seçmeyi unuttuk.
F: Aaa! İsim! Evet isim seçmedik!
İ: aşkım ne koyabiliriz ya? Aklıma hiçbir şey gelmiyor!
F: dur biraz düşünelim
İ: tamam
Fadime ve İso bir süre sessizleşip düşünürler, sonra aynı anda konuşurlar.
F: BULDUM!
İ: BULDUM!
F: kızımıza mı oğlumuza mı?
İ: kızımıza, sen?
F: oğlumuza
İ: ilk sen söyle
F: hani birgün kabus görmüştüm ya, korkarak uyanmıştım. Sırrı söylemeden önce.
İ: evet?
F: işte o zaman bir isim sayıklamıştım, hatta sen o kim diye sormuştun. Hatırlıyor musun?
İ: barış... Barış Furtuna...
F: evet! Nasıl isim? Hem biz barış için evlenmiştik, oğlumuzun ismi de burdan gelmiş olur!
İ: Bayıldım! Çok güzel isim!
F: Sen ne buldun?
İ: hani seninle bir konuşma geçmişti aramızda... Ben sana "rüyalar gerçeğin yansımasıdır" demiştim, sende bana "bizim rüyamızda gerçeğimizin yansıması mıdır?" Demiştin. Bak bizim rüyamız gerçeğimizin yansımasıymış. İşte bu rüya'yı gerçek kılalım mı?
F: rüya mı? Kızımızın adı...
İ: istersen...
F: Rüya Furtuna... Çok güzel çok isterim...
...
[3 gün sonra]
Fadime bu sabah İso uyanmadan kalkmış, uzun süre sonra ilk defa kahvaltı hazırlıyordu. Kendini hiç olmadığı kadar enerjik ve mutlu hissediyordu. Zevkle çeşit çeşit kahvaltılıklar hazırladıktan sonra dört kişilik bir masa kurdu. Tam İso'yu kaldırmak için arkasını döndüğünde İso'nun gülümseyerek yaklaştığını gördü. Gülümseyerek İso'ya seslendi.
F: günaydın Furtunacuk!
İso kıkırdar.
İ: günaydın çeyrek mafya'm! Neler hazırlamışsın böyle, niye yordun kendini? Ben hallederdim
F: aşkım zaten hergün sen hazırlıyorsun. Bugün de ben halledeyim dedim. Hem halsiz de hissetmiyorum.
İ: ellerine sağlık o zaman. Yardım edebileceğim birşey var mı?
F: eleni ve oruç abinin kapısını çalıp kahvaltıya çağırabilirsin
İ: tabikisi!
İso elini yüzünü yıkadıktan sonra eleni ve Oruç'u çağırmaya gider. Kapılarını çalar. Oruç uykulu gözlerle kapıyı açar.
İ: günaydın!
O: günaydın?
İ: hayde uyanın da! Kahvaltı hazır! Gelin bize.
O: tamam beş-on dakikaya geliriz.
İ: çabuk gelin kapıyı aralık bırakayrum
O: tamam
İso eve geri girip kapıyı hafif aralık bırakır. Fadime salondaki koltuğa oturmuş bekliyordur.
F: nerdeler?
İ: beş dakikaya geliyorlar
F: tamam aşkım, gel onlar gelene kadar yanıma otur.
İso Fadime'nin yanına oturur ve kolunu Fadime'nin arkasından geçirir. Fadime'yi yanağından öper. Daha sonra da eğilip Fadime'nin karnını iki defa öper. -İso bebeklerin ikiz olduğunu öğrendiğinden beri Fadime'nin karnını hep iki defa öpüyordur.-
İ: hadi babacımlar gelin artık!
F: ay öyle deme!
İ: neden ya?
F: korkuyorum
İ: neyden?
F: doğurmaktan
İ: (kahkaha atar)
F: ohh! Sen gül tabi! rahatsın sen!
İ: gel! Gel! Gel!
F: yapma ya!
İ: hadi! Hadi babacıklarım! Gelin gelin! Ben bekliyorum!
Fadime kaşlarını çatıp İso'ya bakar. İso daha fazla dayanamayıp kahkaha atmaya başlar, onun kahkahasıyla Fadime de kahkaha atmaya başlar. Onlar gülerken arkadan oruç ve Eleni girer.
O: Ooo! Neşeniz daim olsun!
İ: amin! Gelin beraber olsun.
E: neye gülüyorsunuz? Bilmeden beraber gülemeyiz bre.
F: ha oni doğru dedun yeğenum olan eltim. İso bebeklere "hadi gelin gelin" diyor. Bende "yok daha değil, korkuyorum" diyorum da ona güldük.
E: ama gelsinler artık ya!
O: evet ya!
F: size demesi kolay tabi! Doğuracak olan benim.
E: ela evet.
F: (gülerek) bak ya! Çok konuşma hanımefendi, benim bebeklerim kuzen istiyor. Ha abi? Yok mu bizim bebişlere kuzen? He eleni?
O: ben isterum, ben çok isterim de-
E: yok! Ben hazır değilim
F: o niye ula?
E: Fadime seni gördüm iyice korktum. Ben senin göbeğinden hayatta taşıyamam. Onu geçtim, bulantılar, kusma falan korkunç. Hem ben zaten duygusalım daha da duygusal olurum. Yapamam yani. Helal olsun sana!
F: ya ama çok güzel bir his!
E: çok istiyorum ama cesaret edemem gibi şuan.
F: hayırlısı.
E: (gülümser)
Kahvaltı masasına geçerler. Kahvaltılarını yaparlar ve çay içmeye başlarlar.
O: iso sen bu kadar hamarat mıydın ya? Bunları sen mi yaptın gercekten?
İ: ben yapmadım
O: kim yaptı?
F: ben yaptım
O: ula sen dokuz aylık hamile kıza iş mi etturdun?
İ: yok ula! Ne iş ettirecem?!
F: ben yaptım abi, onun haberi yoktu. Hem o bana hiçbir şey yaptırmıyor ki! Baya zaman sonra ilk defa kahvaltı hazırladım
O: aferin benim kardeşime, yaptırmasın tabi. Dokuz aylık hamilesin, hemde ikizlere!
F: ama böyle de hiç bir şey yapmıyormuş gibi hissediyorum.
E: sen zaten o ikizleri taşıyarak en büyük işi yapıyorsun Fadime, daha ne yapacaksın?
İ: aynen öyle
F: (gülümser)
Fadime bir anda durur ve gülümsemesi solar. Kaşlarını çatar ve kafasını eğip bacaklarına bakar. Daha sonra da karnında bir sancı hisseder. Acıyla bağırıp karnını tutar.
F: AH!
İ: noldu?
F: (nefes nefese) BU SEFER! BU SEFER HARBİDEN DOĞURUYORUM İSO!
İ: yok aşkım, yalancı sancıdır o.
F: LAN GERİZEKALI MISIN? DOKTOR ANLATTI YA! BİLİYORUM DOĞURUP DOĞURMADIĞIMI!
İ: AY DOĞURUYORSUN YANİ!
F: AY ELENİ! NAPCAM BEN! NAPMAM LAZIM?!
Eleni hemen Fadime'nin yanına gider.
E: tamam şimdi sakin oluyorsun! Derin derin nefes al ver!
F: (derin derin nefes alıp verir) tamam! Tamam sakinim! AH! DEĞİLİM! DEĞİLİM! SAKİN DEĞİLİM!
E: ELATORA FADİME SAKİN! İso Fadime'yi arabaya indir. Doğum çantası nerde?
F: bizim odanın kapısının arkasında duruyor! AY! OF! HARBİDEN DOĞURUYORUM HA! çantanın yanında da üzerinde barış ve rüya yazan bir poşet var. Onu da al, oda için süs var onda.
E: tamam!
O: derin nefes al abim! Derin nefes al!
F: TAMAM! ALIYORUM! (derin nefes alır verir)
İ: HADİ AŞKIM GEL! GEL AŞKIM!
İso Fadime'yi arabaya indirir. Arkasından da Eleni'yle Oruç'ta doğum çantasını alıp yanlarına inerler. Oruç sürücü koltuğuna geçer, Eleni ve İso da Fadime'nin yanına arka koltuğa geçerler. İso doktoru arar ve haber verir.
F: ABİ! ABİ NE KADAR KALDI HASTANEYE?!
O: beş dakika sadece beş dakika
İ: NEFES AL VER AŞKIM! ABİ BAS BİRAZ DAHA! BAS!
O: kaza mı yapalım oğlum?! Az sakin!
F: AHH!
İ: GEÇİCEK AŞKIM! NEFES AL VER!
F: YA NEFES ALIYORUM ZATEN! SÖYLEYİP DURMA ŞUNU NOLURSUN!
İ: TAMAM! TAMAM SAKİN OLALIM AŞKIM!
Hastaneye gelmişlerdi. Doktor onlara "evet doğum bugün ama biraz daha beklememiz lazım" demiş ve odaya almıştı. Fadime'nin sancıları giderek artıyordu. Eleni ve Oruç, diğer gelenleri karşılamak için aşağı inmişlerdi. İso Fadime'nin yanından ayrılmıyor, ona destek oluyordu. Fadime bir süre sonra ağlamaya başlamıştı. İso Fadime'nin yüzünü avuçları arasına aldı.
İ: aşkım ağlama...
F: canım çok acıyor... Yapamicam...
İ: yaparsın hayatım, ben sana güveniyorum. Sen benim tanıdığım en güçlü kadınsın. Bebeklerimiz için.
F: bebeklerimiz için...
İso Fadime'nin gözünden akan yaşları silerken içeri diğerleri girdi. Fadime abisini görmesiyle iki kolunu ona uzatıp sarılması için yanına çağırdı. Adil hemen Fadime'ye yaklaşıp ona sarıldı, saçlarını okşadı.
A: abim... Nasılsın? İyi mısın? Çok canın acıyor mu?
F: iyiyim ama canım acıyor
A: geçecek abim, az sabır. Tamam mı?
F: tamam
Adil geri çekilince hicran gelip elini tuttu Fadime'nin.
F: abla...
H: ablam derin derin nefes al. Sakin ol geçecek. Dayan benim güzelum
F: (gülümser)
Hicran kalktıktan sonra Esme gelir Fadime'nin saçlarını okşar.
Esme: bebeklerini kucağına aldığında bunların hepsini unutacaksun. Merak etme
F: inşallah abla
Şirinum gelir ve Fadime'nin yüzünü okşar.
F: ben ateşliyken geldiğin gün geldi aklıma şirinum...
Ş: benimde Fadime'm, benimde... Allah sana güç kuvvet versin
F: amin...
Herkes tek tek gelip Fadime'ye destek oluyordu. Daha sonra tekrardan İso Fadime'nin yanındaki sandalyeye oturup, elini tuttu. Herkes öylece bekliyordu.
(2 saat sonra)
Fadime'nin sancıları iyice artmıştı. Sürekli karnını tutuyor, bazen ağlıyordu. Herkes ona destek olmaya çalışıyordu. Daha sonra içeri doktor girdi.
Doktor: Fadime hanım, nasılız?
F: bilmiyorum- AH!
Doktor: ben size hastane önlüğü getirdim. Mümkünse kadın bir kişi size yardımcı olsun, onun dışında herkesi odanın dışına alayım. Birazdan da hemşireler gelip serum takacak ve sizi doğumhaneye götürecekler. Birde doğumhaneye yanınızda biri girebilir. Kim olduğunu siz seçersiniz.
F: tamam
Doktor önlüğü masanın üzerine bırakıp çıkar.
İ: doğumhanede yanına ben mi gireyim başka birini mi istersin?
F: aşkım kırılmazsan...
İ: niye kırılayım aşkım?
F: o zaman eleni girse olur mu? Hem o da doktor ya
İ: bence daha iyi olur.
F: Eleni girebilir misin?
E: ela tabiki!
Herkes odadan çıkar ve Eleni Fadime'ye önlüğünü gitmesinde yardımcı olur.
