58. bölüm · TAŞACAK BU İSFAD

54. Bölüm

Small Duck

İso heyecanla içeri girmeyi bekliyordu. Adeta yerinde duramıyordu. Kalbi yerinden çıkacak gibi hissediyordu.

[5 dakika sonra]

Odanın kapısı açıldı ve hemşire çıktı.

Hemşire: içeri girebilirsiniz. Ama sessiz olun. Fadime hanımın dinlenmeye ihtiyacı var, çok yoruldu, bırakın kendi uyansın.
İ: tamam, teşekkürler.

Hemşirenin çıkmasıyla İso içeri girdi. Fadime uyuyordu. Yüzü oldukça solgun ve yorgundu. İso Fadime'nin bu halini görünce bir kez daha kalbinden vurulmuşa döndü. Olduğu yerde kaldı. Gözleri doldu. Kafasını hafifçe sağa yatardı. Fadime'sinin bu hali onu kahrediyordu. İç çekti. Daha sonra iki omzunda da birer el hissetti. Eleni ve abisinin eli. Kafasını yukarı kaldırdı. Dolan gözlerindeki yaşların akmasını istemiyordu. Derin bir nefes aldı. Kafasını tekrar Fadime'ye çevirdi. Yavaş adımlarla Fadime'ye yaklaştı. Elini solgun duran yüzüne götürdü. Uyanmayacağı şekilde yavaşça parmaklarını sevdiğinin yüzünde gezdirdi. Uyanmaması için geri çekti elini. Çaresizce Fadime'yi izleyerek uyanmasını beklemeye başladı İso.

[40 dakika sonra]

Yorucu akşam bitmişti. Artık gece olmuş, ilerliyordu. Herkes koridordaki koltuklarda oturuyordu. Herkesin gözleri kapanmaya başlamıştı. Oda da sadece İso, Oruç ve Eleni vardı. Oruç ve eleni koltuğa oturmuş bekliyorlardı. İso asla gözünü kırpmıyor, Fadime'nin hemen yanındaki sandalyeye oturmuş, uyanmasını bekliyordu. Bir kere bile gözünü ondan ayırmamıştı. Abisi daha fazla dayanamayıp yanına gitti. Koluna dokunup fısıldadı.

O: abim, çok yoruldun. Gel bir hava alalım.

İso Fadime'den gözlerini ayırmadan cevap verdi.

İ: onu bırakamam abi.
E: İso merak etme ben burdayım, sen git bir hava al
İ: sağolun ama onun uyanıp iyi olduğunu görmeden burdan ayrılamam.

Oruç çaresizce kafa sallayıp yerine geri döndü. İso kafasını abisine çevirip baktı. Sonra da Eleni'ye baktı. Ona bu süreçte ne kadar destek olduklarını düşündü. Geçen 40 dakika da annesi ve babaannesi de gelmişti hastaneye. Onlarda koridorda bekliyorlardı. Ama hiç kimse ona abisi ve Eleni kadar destek olmamıştı, olamamıştı. İso buralardan gitmek istiyor, başka bir hayat kurmak istiyordu artık. Ama abisi ve Eleni'yi geride bırakmak istemiyordu. Bunun bencillik olduğunu düşünüyordu, bencillik olmasa bile kardeşiydi ikiside. İnsan kardeşlerini bırakıp gidebilir miydi ki? Sıkıntılı bir nefes aldı İso. Kendi kendine "Fadime bir uyansın da. Herşeyi onunla konuşur, hallederiz. Hem o abisini bırakmak istemez. Ama bırakmazsa da bu stresli ortam onlar için sağlıklı değil, götürsem de acaba buralara hasret kaldığından daha çok üzülür mü?" diye konuşuyordu. Daha sonra Fadime'nin gözlerininin yavaş yavaş açıldığını, parmaklarının oynadığını gördü. Oturduğu sandalyeden hızla ayağa kalktı. Onunla birlikte oruç ve Eleni de ayağa kalktı. İçerideki ayaklanmayı duyan koridordakilerde kapıya dizilmişlerdi. İso Fadime'nin elini tuttu.

İ: Fadime'm...

Fadime birkaç kez gözlerini kırpıştırdıktan sonra tamamen açtı gözlerini. Önce İso'yla gözgöze geldi. Daha sonra bakışlarını odanın içinde gezdirdi. Eleni ve Oruç'u gördü. Etrafa attığı birkaç daha boş bakıştan sonra tekrar İso'nun gözlerine çevirdi gözlerini. Kaşlarını çattı. Onca ilaç, acı, ağrı ve sakinleştiriciden sonra kafasını toplayamamış, nerede olduğunu anlayamamıştı.

F: İso... Nerdeyiz biz?

İso gülümsedi.

İ: hastanedeyiz güzelim.

Fadime İso'nun "hastanedeyiz" lafından sonra yaşadığı acıyı, pantolonundaki kanı, bebeğinin gitmemesi için yalvardığı anları, gözlerinin kapanmasıyla İso'nun bağırışlarını, bayılmadan önce kesik kesik duyduğu İso'nun haykırışlarını ve yalvarışlarını birbir hatırlamaya başlamıştı. Korkuyla gözünü kapattı Fadime. Elini karnına koydu. Hıçkırıklarla hüngür hüngür ağlama başladı.

F: Hayır...! Hayır...! Bebeğim lütfen...!

İso iki elini Fadime'nin yüzüne koydu. Fadime hüngür hüngür ağlamaya devam ediyordu.

İ: Fadime-
F: hayır! Hayır söyleme nolur...
İ: Fadime bebeğimiz yaşıyor.

Fadime'nin ağlaması durdu gözlerini açtı ve İso'ya baktı.

F: ne?

İso dolu gözlerle gülümseyerek Fadime'ye baktı.

İ: doğru duydun Fadime'm, bebeğimiz yaşıyor.

Fadime kahkahalarla sevinçten ağlamaya başlar.

F: ALLAH'IM! ALLAH'IM ÇOK ŞÜKÜR! İSO! İSO BEBEĞİMİZ YAŞIYOR! BIRAKMADI BİZİ! BIRAKMADI!

İso eğilip Fadime'ye sarılır. Saçlarını okşar, öper.

İ: evet Fadime, o da sen gibi çok güçlü! Bırakmadı bizi!

Onlar sarılırken herkes dolu gözlerle onları izliyordur. Fadime kafasını yastığına geri koyar. Kafasını eğip karnına bakar. Ve elini karnında gezdirir.

F: teşekkür ederim... Teşekkür ederim.

İso da elini Fadime'nin karnına koyar. Gözlerinden birkaç damla sevinç gözyası akarken konuşmaya başlar.

İ: Teşekkür ederiz...

Fadime kafasını kaldırıp iso'nun gözlerine bakar. İso eğilip fadime'yi yanağından öper.

İ: sana da teşekkür ederim... Beni bırakmadın...

Fadime gülümser. Daha sonra arkadaki Adil'in sesiyle yüzündeki gülümseme solar.

A: abim...?

İso yavaşça Fadime'nin yanından kalkıp elini bırakmadan kenara çekildi. Her ne kadar Adil'le Gezep'e sinirli olsada, onlar Fadime'nin abisiydi. O görmek isterse engel olmazdı.

G: iyi misin tattara...?

Gezep ve Adil Fadime'nin vereceği tepkiden çekinerek soruyorlardı. Fadime'nin gözünden bir damla yaş düştü. Gözünden akan yaşı sertçe silerek doğruldu.

F: bana bir daha tattara demeyin!
A: abim biz özür dileriz...
G: bilmiyoduk affet...

Fadime sinirden gülerek konuşmaya başlar.

F: özür diliyosunuz ha?! Bilmiyodunuz öyle mi?! Benim İso'yu sevdiğimi, ona aşık olduğumu, ona bişey olursa yasayamayacağımı da mı bilmiyodunuz!
A: abim bi dinle nolursun...
F: Ya size yalvardım, yapmayın diye yalvardım be! Dinlediniz mı? YOK! Bende sizi dinlemeyecem!
G: Fadime lütfen...
F: NE LÜTFENİ YA?! NE LÜTFENİ?! BEN BEBEĞİMİ, EVLADIMI KAYBEDEBİLİRDİM YA! O ZAMAN DA ÖZÜR MÜ DİLEYECEKTİNİZ? HA ABİ! AMA ÇOK TEŞEKKÜRLER SİZE! ÇOK TEŞEKKÜRLER! KARNIMDAKİ BEBEĞİ ŞERİF'TEN NASIL KORUYACAM DİYE KARA KARA DÜŞÜNÜRKEN, TEK KORUMAM GEREKENİN ŞERİF OLMADIĞINI GÖSTERDİNİZ BANA! ÇOK TEŞEKKÜRLER!
A: Fadime nolursun deme öyle...
F: ÇIKIN DIŞARI! ÇIKIN! İKİNİZİNDE YÜZÜNÜ GÖRMEK İSTEMİYORUM! ÇIKIN!
G: abim...
İ: TAMAM! YETER DA! KIZ SİZİ GÖRMEK İSTEMİYO! ÇIKIN YETER!

İso Adil ve Gezep'i çıkarttıktan sonra kapıyı kapatıp,, ağlayan Fadime'ye döner ve sarılır. Fadime kafasını İso'nun göğsüne yaslar.

İ: ağlama güzelim... Ağlama bitanem...
F: ya bana bunu nasıl yaparlar ya...? Nasıl...? Ben onlara sana dokunurlarsa yaşayamicağımı, ölceğimi söylediğim halde durmadılar ya! Geldiğimde yalvardım, "git senin gözünün önünde öldürmek istemiyoruz" dediler. Kardeşimiz üzülür diye vazgeçmediler. Düşmanlıkları benden önde geldi ya...! İso ya bebeğimize bişey olsaydı...?
İ: şşş olmadı. Bebeğimize bişey olmadı. Düşünme bunları.

İso geri çekilir ve Fadime'nin yüzünü avuçları arasına alır.

İ: hem senin şuan üzülüp, stres olmaman gerekiyor.
F: neden?
İ: çünkü bebeğimizin düşük tehlikesi hala devam ediyormuş güzelim, ama bak bunu korkman için söylemiyorum. Sadece kendini stres yapıp, üzmemen için söylüyorum.
F: bişey olmayacak dimi İso?

İso elini Fadime'nin karnına koyar.

İ: olmicak. Ama biz onu hem güldürecez, hiç üzmeyecez. Söz mü?
F: söz

Fadime yorgun olduğundan yatağa geri yaslanır, bakışlarını onları izleyen oruç ve Eleni'ye çevirir. Oruç gülümseyerek iki kolunu açar ve konuşur.

O: benim güzeller güzeli yengem! İyi misun?
F: (Gülümser) bomba gibiyim!
E: ela Fadime! Ben sana küsüm!
F: niye ula?
E: e hicran bile biliyo! Ben bilmiyorum hamile olduğunu! (Gülerek) Hem bide halammışsın! Yazıklar olsun!
İ: (gülerek) senin travmalarınla alay ediş!
E: (gülerek) alay etmezsem deliririm heralde. Ama neyse benim küsme nedenine geri gelelim Fadime hanım!
F: öncelikle, öncelikle... Ben zaten yeni öğrendim hamile olduğumu.
E: elatora Fadime! Zıbın bile yaptırmışsın bre zıbın!
F: elatora eleni! 4-5 gün oldu öğreneli! Ben zıbını hastane çıkışı aldım. Akşama İso'ya, sabaha da hepinize diyecektim. Ama sonra şerif hapse girdi falan derken diyemedum işte. Sırrı söyledukten sonra derum dedum.
E: (gözlerini kısarak bakar) Fadime Furtuna mı demeliyim yoksa sen mi gerçek adını söylemek istersin HALACIM?!

Herkes kahkaha atar.

F: ay! Ay çok güldüm! Düşcek şimdi çocuk!

İso telaşla elini Fadime'nin karnına koyar.

İ: bebeğim sakın düşme dur!

Herkes daha çok kahkaha atmaya başlar.

O: ha bu mal oldu iyice!
İ: ula napayım! Korkayrum!
F: bu zaten evhamlıydı, şimdi daha da evhamlı oldu. Abi yanduk ya!
O: hemde ne yanmak, sen bittun
E: evham ne bre?
O: endişe
E: yani İso!
İ: siz gülün, gülün!

[2 saat sonra]

Fadime'nin yavaş yavaş gözleri kapanmaya başlar ama açık tutmak için direniyordur.

İ: güzelim hadi bak gözlerin kapanıyo, çok yoruldun uyu biraz.
F: ama ben sizinle sohbet etmeye devam etmek istiyorum
O: abim uyu dinlen, sana da bebeğe de iyi gelir. Biz burdayız zaten, uyandığında devam ederiz.
E: Fadime sen hiçbir şey yemedin aç mısın?
F: yok aç değilim
E: serum alıyosun ya ondandır
İ: canının çektiği, aşerdiğin bişey var mı?
F: yok
İ: niye yok ula!
O: abicim aşermiyo demekki kız! Bırak uyusun!
İ: ama niye aşermiyo?! Aşermesi lazum ki, ben aşerdiği şeyi alıp geleyim!
F: aşkım şuan aşermiyo olmam önümüzdeki 8 ay boyunca aşermiyeceğim anlamına gelmiyo.
İ: iyi tamam peki
F: hayatım sende çok yorulmuşsun, ben uyurken bir kantine inin, bişeyler yiyin, hava alın. Kendinize gelirsiniz. Hepiniz perişan oldunuz, sabah olacak nerdeyse.
İ: seni yalnız bırakamam Fadime.
F: yalnız kalmam ki aşkım. İlve abla, esme abla, hicran abla var onlar gelir.
İ: ama bu ikisi doktor ya, yanında iki doktorun olması güven veriyo
F: abi sana "bu" dedi bence döv!
O: normalde döverdim de! Artık çoluklu çocuklu adamsın, abi dayağı yeme!
İ: hehehe! AAA! A harbi ya! Ben artık çoluklu çocuklu bir herifim! Oha! Ben harbiden baba oluyorum ya! Ben baba oluyorum! Şaka mı bu?! Ben baba oluyorum ya! Abi senin kardeşin baba oluyo!

Herkes gülmeye başlar.

O: (gülerek)ula yürü da aşağı inelim birazda orda şaşır. Kız uyusun

İso eğilip Fadime'nin karnını öper.

İ: görüşürüz babacım...

İso kalkar ve arkasını döner. Fadime kaşlarını çatar.

F: GÖRDÜNÜZ MÜ BENİ UNUTTU! BEBEĞİNİ GÖRDÜ VE BENİ UNUTTU!

İso yüzünü buruşturarak arkasını döner ve Fadime'yi dudağından öper.

İ: özür dilerim aşkım!
F: iyi hadi affettim. Ama bi daha olmasın!
İ: ASLA!

İso, oruç ve Eleni odadan çıkarlar. Adil ve Gezep koltuklara oturmuş dertli dertli duruyorlardır. İso onları görmesiyle yüzünü sertleştirir. Daha sonra ilve araya girer.

İlve: niye yalnız bıraktınız?
İ: uyuyacak, bize de kantine inin, hava alın dedi. Siz KADINLAR içeri girip, başında beklerseniz.
Esme: tabi ablam girelim biz.

Esme, hicran ve ilve içeri girerler. İçeri girdiklerinde Fadime çoktan uyumuştur. Oruç, eleni ve iso da aşağı hastane bahçesine inerler. İso cebindeki sigara paketini çıkartır ve içinden bir tane alıp, eleni'yle abisine uzatır. Abisi paketin içinden bir tane alırken, Eleni öldürücü bakışlar atar.

İ: ne bakaysun öyle korkunç, korkunç. Alsana yenge.
E: ben kendimi zehirlemiyorum, teşekkürler.
İ: iyi sen bilirsin.

İso paketi cebine geri koyar.

E: sakın Fadime'nin yanında içme! Kız hamile!
İ: tamam ula içmem, sakin da!
O: Bebek doğduktan sonra tamamen bırak şu sigarayı! Bebeği kucağına aldığında falan kokusu etkiler.
İ: sende bırakacasun o zaman!
O: ben niye bırakayrum ula?!
İ: e amca olacam, amca olacam diye dolanaydun! Az çektirmedin bana! O yüzden doğduktan sonra gece uyumadığında seni aricam, gel yeğenine bak dicem
O: bakarum ama eleni'yi de getiririm
E: oruç...

Eleni'nin sesinin ciddileşmesiyle İso ve oruç Eleni'ye dönerler.

E: arkadaşlar, Fadime üzülmesin diye bu sırrı benden saklamanızın hesabını sormuyorum. Unuttum sanmayın. Umarım mantıklı bir açıklamanız vardır beyler.
O: bak ne kadar kızsan haklisun. Ama biz söyleyemezduk. Çünkü koçari öğrenirse amcamı öldürüp hapse giderdi, nitekim bizi de öldürmeye kalktı. Ondan amcamın hapse girmesini bekledik
E: peki ya hicran? O nasıl kabul etti?
İ: onun hikayesi çok kötü be eleni. Başından neler geçmiş bi bilsen.
E: anlatta bileyim bre

(İso herşeyi tüm detayıyla anlatır)

İ: işte böyle. Yayla evine de o yüzden götürdük. Yaralarını sarsınlar diye de, Gezep durur mu?!
E: yazık... Şerif nasıl bir insan ya!
O: ha oni biz de çözemedik.
E: tamam açıklamanız mantıklı. Sizi affediyorum.
O: sen esme ablaya çekmişin ha!

Eleni gülümser. Daha sonra İso'ya döner.

E: peki sen affedecek mısın adil'le gezep'i
İ: ilerde affeder miyim bilmiyorum ama şuan gerçekten çok sinirliyim. Yüzlerini görmek istemiyorum
O: hesap sorarken, "karımla çocuğumu alıp, gidecem" dedin. Gerçek miydi yoksa sinirle söylenen bir laf mı?
İ: gerçekti. Fadime ister mi bilmiyorum ama ben gitmek istiyorum artık. Ama benim aklım sizde kalıyor. Tek sorunum o.
E: belki bizde geliriz. Olmaz mı?
O: olur, olur da. Annen ve baban?
E: (iç çeker) onları görmeye geliriz. Ben bu düşmanlık dolu yerde bir geleceğimiz olabileceğini sanmıyorum.
O: neyse... Fadime bir iyileşsin, oturur, konuşuruz birlikte. Karar veririz.
İ: aynen öyle.