55. bölüm · TAŞACAK BU İSFAD
51. Bölüm
İso, oruç ve Gezep yayla evine gelmiş içeri girmişlerdi. İso ve Oruç "keçiye birazdan bakarız bir soba yakalım" diyerek Gezep'i ikna etmiş. Soba yakmış, çay demlemiş oturuyorlardı. Tam o sırada kapı anahtar çalar. Gezep şaşkınlıkla İso ve oruç'a bakar.
G: birini mi bekliyorduk?
O: bekliyorduk abi
G: kim?
İ: otur abim otur, görürsün şimdi
G: noliyi ula?
İki kardeş Gezep'in bu sorusunu yanıtsız bırakmış ve ayağa kalkmışlardır. Oruç kapıyı açar ve içeri hicran'la Fadime girer. Gezep sinirle ayağa kalkar.
G: bu kadının ne işi var burda?!
İ: abi sakin, gel otur anlatacaz
G: ne oturacam ula?! Keçi bakmaya geldik keçi bakalım ve gidelum!
Fadime Gezep'e yaklaşır ve elini koluna koyar.
F: keçi bakmaya gelmediniz abi... Gel otur, sakinleş. Anlatacakları var hicran ablanın.
G: abla deme şuna! Hem ne anlatacak ya?! Yıllar önce bana ve esme'ye yaptığı hainlikleri mı anlatacak?! He hicran?!
H: gezep bilmediğin şeyler var... Ben size ihanet etmedim!
Gezep sinirden gülmeye başlar.
G: tabi, tabi, tabi! Sen ihanet etmedun! Estağfirullah! Biz ihanet ettuk dimi hicran?!
F: abi önce dinlesen...
G: ne dinleyecem ula?! Ben gidiyorum!
Gezep kapıya doğru yeltenir. Hicran kolundan tutar.
H: bir dinle da! Bir dinle! 20 yıldır dinlemedin! Bir kere dinle beni ya! Herkesi dinledin! Beni de bir kere dinle ya!
G: neyini dinleyeyim hicran?! Neyini dinleyeyim?!?
H: ölen bebeğimizi dinle!
Hicran sinirle gerçeği söylemişti. Gezep şok olmuş bir şekilde olduğu yerde kalır. Gözleri dolar.
G: ne...?
Hicran gözleri dolu bir şekilde koltuğa oturur.
H: Esme ile Adil kaçmadan önce... Öğrendim bebeğimiz olacağını...
Hicran gözyaşları sessizce akarken anlatmaya devam ediyordu. Gezep ise olduğu yerde dolu gözlerle dinliyordu. Etrafındaki gözleri dolu insanları umursamıyorlardı.
H: oda da kendi kendime konuşurken Şerif duymuş... Tehdit etti... Öldürürüm diye... Korktum... Çok korktum... Hem senin hem bebeğimizin canıyla tehdit etti... O yüzden yaptım herşeyi... Bebeği satmalarına razı gelmedim ama... Ama bebeğimiz doğumda öldü...
Gezep titreyen sesiyle sordu.
G: bana... Bana neden söylemedin? Bari öldükten sonra...
H: söyletmedi... Hep tehdit etti... Bebeğimin mezarını bozup, mezarı bilmediğim bir yere götürmekle tehdit etti, seni öldürmekle tehdit etti... Yapamazdım... Onun huzurunu, senin canını tehlikeye atamazdım...
Hicran'ın gözyaşları hızlanmıştı. Artık sessiz değildi ağlamaları, gözyaşları hıçkırıklara dönmüştü. Fadime ona doğru ilerledi ama İso kolundan tuttu. Kulağına eğilip fısıldadı.
İ: dur... Kendileri çözsünler...
Fadime iç çekip, İso'nun yanında durdu. Gezep ise Hicran'nın ağlamasına dayanamamıştı. Koştu ve hicran'ı kolundan tutup ayağa kaldırdı, kolları ile sıkı sıkı sarıp, kafasını göğsüne yasladı. Artık hicran daha fazla ağlıyordu, gezep'te onunla ağlıyordu.
G: özür dilerim... Özür dilerim farkedemedim...
Hicran'la gezep ağlayıp, sakinleşirken oruç ve iso da sessizce gözyaşı döktü. Fadime ise onlarla birlikte sessizce ağlıyordu, ama Fadime aklından geçenler ile daha da çok ağlıyordu. İso'ya bakıyordu, elini karnına koydu. İçinden bebeği ile konuştu. "Hayır annecim... Biz böyle olmayacağız... Sen yaşayacaksın, baban yaşayacak... Biz mutlu olacağız... Böyle olmayacağız..."
Hicran hala hüngür hüngür ağlıyordu. Gezep, Hicran'ın saçlarını okşayarak konuşmaya başladı.
G: gel... Gel oturalım...
Gezep ve Hicran koltuğa otururlar. İso mutfaktan iki bardak su getirip, uzatır. Fadime gezep ve hicran'a yaklaşır.
F: iyi misiniz?
Hicran kafasını sallar.
G: iyiyiz abim... Bir saniye, siz... Sen ne zamandır biliyosun?!
F: ben... Nerdeyse bir ay oldu öğreneli... Biz aynı zamanda öğrendik.
Gezep'e hicran'ın söylediklerini yeni yeni anlıyordu.
G: Bebek satmalarına razı gelmedim...? Bebek satmalarına ne demek Hicran?! Ne satması?!? Kimin bebeği? Yoksa...
H: evet... Adil'le Esme'nin bebeği... Ölmedi... Eleni onların kızı...
Gezep kafasını elleri arasına alır ve derin derin nefes alır.
G: gebertecem! O şerif'i gebertecem! Yıllarca hepimizin hayatını mahvetti! Bende onun hayatını bitirecem!
Gezep ayağa kalkmıştı. Oruç önüne geçti.
O: abi dur! Bişey yapmayacaksın!
G: ne demek yapmayacaksın?! Amcanızı mı koruyosunuz siz?! Sırrı da bu yüzden söylemediniz dimi?! Unuttum sanmayın! Cezanızı kesecem!
O: ne koruyacaz onu! Biz sizi koruyoruz! Katil olmayacaksınız! Sırrı da bu yüzden söylemedim, söyletmedim! Ama ben söyletmedim! Ben! İso'nun suçu yok!
G: sen yine sırrı bildiğini söyledin ama o söylemedi! Ayrıca o amcanı öldürmeyecem de napacam?! Yanına mı kalacak?! İso, seninde yanına kalmayacak!
O: hayır! İso'ya da ben söyletmedim! Ne yapacaksan bana yapacaksın!
İ: abi! Hayır!
O: sus!
F: abi ikisininde suçu yok! Onlar masum!
G: Fadime! Ula herşeyi bırak! Herşeyi bırak! Seni gelin değil rehin aldı bu çocuk!
İ: hayır! Hayır! Bak buna hayır abi! Ben Fadime'yi çok seviyorum! Yemin ederim çok seviyorum!
G: inanmamı mı bekliyosun!? Biz en başta inanmıştık ama şuan yok! Yok!
F: abi biz birbirimizi seviyoruz.
H: gezep yapma nolur.
G: hicran... Sen karışma, lütfen...
O: abi, bak tamam sen sakinleş bi! Bak bugün hicran ablayla burda kalın. Yaralarınızı sarın. Sakinleşin. Bizde gidip koçariye anlatalım.
F: abi hicran ablayı yalnız bırakma
Gezep arkasını dönüp, Hicran'a baktı. Yutkundu.
G: tamam ama bu iş burda bitmedi! Cezanızı canınıza kesecem! Ama bugün susayrum! Sadece hicran için!
Kimse birşey diyemez. Gezep Hicran'ın yanına oturur. Fadime, oruç ve iso kapıya yürüdükleri sırada hicran seslenir.
H: Fadime. Bir bakar mısın?
F: tabi abla
Hicran ve Fadime mutfağa geçerler.
H: kendini sakın stres yapma! Bak zaten sancı falan girdi son zamanlarda! Aman diyim kızım.
Fadime hicran'a sıkıca sarılır.
F: ablam... Sen bunca derdinin içerisinde hala bizi düşünüyosun...
H: tabi düşünücem... Sende benim kardeşimsin, o da benim yeğenim...
Fadime hicran'dan ayrılır. Daha sonra hicran'ın elini alıp karnına götürür ve sessizce fısıldar.
F: bak annecim, bu sana dün anlattığım, halan...
Hicran gülümser. Eliyle Fadime'nin karnını okşar. İçerden İso seslenir.
İ: Fadime konuştuysanız gelin hayde!
F: tamam geliyoruz
Fadime hicran'a döner.
F: şunları bir atlatalım, hemen söylicem İso'ya. Hazırladığım zıbın hep çantamda, yanımdan ayırmıyorum.
H: kıyamam... En kısa zamanda herşey düzelecek inşallah.
F: inşallah abla... Hayde geçelim de şüphelenmesinler
H: tamam.
İçeri geçerler. İso, oruç ve Fadime arabayla yola çıkarlar. Gezep ve Hicran olanları akşama kadar daha detaylı konuşurlar. Üçü arabada giderken konuşurlar.
İ: ne konuştunuz hicran ablayla?
F: ağladı biraz, başka bişey konuşmadık.
O: gezep tahmin ettiğimiz üzre bizi suçluyor. Adil de aynı şekilde.
İ: abi bak sana en başında da dedim. Seni değil, beni suçluyorlar. Bırak eğer birinin canını alacaklarda benimkini alsınlar.
O: biz bunu konuştuk, tartışmaya kapalı.
İ: ama abi, bak lütfen. Seni öldürürlerse beni de öldürürler ama beni öldürürlerse seni öldürmezler. Anla şunu. Fadime'yi sana emanet edecem
O: ABİM! Birine bişey olacaksa bana olacak!
İ: hayır! Bana olacak abi!
F: YETER! İKİNİZE DE BİŞEY OLMAYACAK YETER ARTIK! GEREKİRSE ÜÇÜMÜZDE KAÇICAZ! AMA SİZ YAŞAYACAKSINIZ! Yeter nolur yeter... Ben çok yoruldum, korkmaktan...
Fadime cümlesinin sonlarına doğru ağlamaya başlamıştır. İso bir elini direksiyondan çekip Fadime'nin eline koyar.
İ: özür dilerim... Özür dilerim...
Fadime diğer elini de İso'nun elinin üstüne koyar.
F: sensiz yaşamak istemiyorum...
Daha sonra oruç'a döner.
F: abilerimden birini de kaybetmek istemiyorum... Gerekirse sular durulana kadar kaçıcaz. Hem biz bunu konuştuk, İso'yla konuşmadık mı İso?
İ: konuştuk ama sen abinden uzak acı çekersin... Senin acı çekmeni istemiyorum
F: sensizlik daha büyük acı.
İso iç çeker. Yok boyu kimse konuşmaz. Koçariye geldiklerinde Eleni, Esme, İlve ve Adil salonda oturuyorlardır. Adil ve eleni oldukça mutlu, esme ve ilve de gergindir. Üçü de gergin bir şekilde gelip üçlü koltuğa sıralı bir şekilde otururlar.
A: hayırdır gezep'le hicran nerde?
E: bişey mi oldu bre?! Niye gerginsiniz?
O: koçari anlatacaz.
A: oğlum noluyo? Bişey mi oldu yolda?!
İ: endişelenecek bişey yok abi. Biz başka bişey anlatacaz.
E: e hadi anlatsanıza merak ediyoruz.
Fadime Esme'ye bakar, Esme başıyla Fadime'ye anlatması için izin verir. Fadime, eleni ve Adil'e bakar.
F: şimdi anlatacaklarımı sakin bir şekilde karşılamanızı umuyorum. Eleni değilde abi sen biraz korkutuyosun beni.
A: ne geveleysun ağzında! Anlat artık!
F: huh! Dur nasıl başlayacam onu düşünüyorum da!
A: kitabın ortasından direkt başla.
F: emin misun?
A: eminum hayde.
F: Esmeyle senin bebeğin ölmemiş. Şerif sizin bebeğinizi satmış. Sizin bebeğiniz Eleni!
Adil ve Eleni'nin gözleri büyümüştü. Şok olmuşlardı. Daha sonra eleni ile adil gözgöze gelip gülmeye başladılar. Fadime, Oruç ve İso anlamayıp bakışmaya başlarlar.
F: abi? İyi misiniz?
A: (kahkahalarla) çok iyiyim, neden ki?
İ: abi normalde senin şuan bizi keçilere atman gerekiyor da ondan
Oruç İso'nun karnına vurur.
O: ula sen ne olsun istiyosun?
İ: abi ne bileyim? Bu da normal değil gibi! Her an silah çekebilir.
O: o da doğru.
F: değil zaten.
Fadime anlamaları için sesini yükseltir.
F: YETER BE! KENDİNİZE GELİN! ABİ! ELENİ SENLE ESME'NİN KIZI!
Eleni Fadime'nin söylediklerini anca anlayabilmiştir. Adil ise hala gülmeye devam ediyordur. Eleni'nin gözleri dolar ve nefes alışverişleri hızlanır. Sesi titreyerek sorar.
E: elatora Fadime sen ne diyosun? İlve yaptı DNA testini! Oruç bana yalan söylemez o dedi hicran diye. Oruç sen yalan mı söyledin bana?
Oruç cevap veremez. Adil hala kahkaha atıyordur. Herkes Adil'e bakmaya başlamıştır.
İlve: delirdi mi acaba ya?
Esme: ben onu kendisine getiricem!
Esme kalkar ve adil'le Eleni'nin ortasına oturur. Adil'e döner ve bir tokat atar.
Esme: KENDİNE GEL!
Adil Esme'nin tokatıyla kendine gelir ve ayağa kalkıp belindeki silahını çıkartır. İso ve Oruç'a doğrultur.
