40. bölüm · TAŞACAK BU İSFAD
38. Bölüm
Akşam olmuştur. Fadime ve İso saatlerdir sohbet ediyorlardır. Sonra bir kapı sesi duyulur. Zil çalıyordur. Fadime korkuyla İso'ya bakar.
F: kim geldi? Amcan gelmiş olmasın?
İ: sakin ol. Yemek söyledim o geldi. Hem amcam henüz abinin ajanı olduğumu bilmiyo
F: ay ne biliyim ya korktum bir an.
İso ve Fadime ayağa kalkıp içeri geçerler. İso kapıyı açar ve yemeği alıp içeri gelir.
F: ay çok güzel kokuyo
İ: gel sıcakken başlayalım
F: geldimm
Koltuğa otururlar, İso sehpayı koltuğa yaklaştırır.
İ: bu sehpaya oturmuştum.
F: nasıl?
İ: seninle dava arkadaşıyız diye anlaşma yaptığımızda, ben bu sehpaya oturmuştum, sende karşıma oturmuştun.
F: ve bana asker arkadaşım gibisin demiştin, karşımda kız gibi durmuyosun, tertip demiştin.
İ: kızım napıyım çok güzeldin, kendimi aşık olmaktan alıkoymak için kendimi kandırmam lazımdı. Aptallık ettim işte.
F: hmm... Affetsem mı acaba?
İ: bence affetmelisin
F: tamam hadi affettim
İ: bir an abin gibi "AFFETMEM! DALIMIZI EĞENİN AĞACINI SÖKECEZ! ADALET!" falan diyeceksin sandım
F: (kahkaha atar) bakarsında yaparım, belli olmaz, aynı kandanız sonuçta.
İ: aman tövbe, keçileri görmek istemiyorum artık, travma oldu
F: (kahkaha atar)
İso ve Fadime yemeklerini yerler. Çaylarını içmeye başlarlar.
İ: sana balayı olmayan balayımızda yapmadığım için çok pişman olduğum ve hiç unutamadığım bir şey söyleyeyim mi?
F: söyle de... (Gülerek) Aklıma kötü kötü şeyler geliyo
İ: (kahkaha atar) ya fesatlaşma ya!
F: (gülerek) ben miyim fesat?
İ: (gülerek) tabi sensin! Çok masum bişey söyleyecektim ben, aklına gelen şeye bak.
F: (kahkaha atar) tamam hadi söyle dinliyorum
İ: hani duvağını saçından çıkarttığımda, sana uzatmıştım, sende "at çöpe" demiştin. Ben o an senin benden tüm kalbinle nefret ettiğine inandığım için, içimde olan umudu yok etmek amacıyla duvağını alıp, sobaya atmıştım. Keşke saklasaydım.
F: sana bişey söylesem inanır mısın?
İ: söyle
F: sen duvağı çıkartırken, içimde sana karşı bir umut hissetmiştim, bende içimdeki o umudu yok etmek için sana "at çöpe" demiştim. Sen alıp, gittiğinde ise oturup, sessiz sessiz, nedenini bilmediğim bir şekilde ağlamıştım
İ: ya bizi bu hale getirenler utansın ya!
F: harbiden bir süre utansınlar ya!
Sonra bir sessizlik olur. İso Fadime'ye döner ve konuşmaya başlar.
İ: e şimdi yemeklerimizi yedik, çaylarımızı içtik, sohbetimizi ettik, akşam da oldu.
F: eee?
İ: hani senin bı sözün vardı sanki. Hani bu odamıza falan mı gitsek? Ne dersin?
F: bilmem
İ: bilirsin ya hadii
F: (kahkaha atar) tamam hadi geldim
[İsfad odaya gider işte, (detaya girmeyelim :) ]
[Sabah olur]
Fadime uyanır ve yatakta tektir. Etrafına bakınır ama İso'yu göremez. Fadime yorganına sarılarak, yatakta oturur ve içeri seslenir
F: İsoo! Hayatım nerdesin?
İso kapıdan elinde bir kahvaltı tepsisiyle girer.
İ: Ooo benim canum karım uyanmış
F: günaydıınn
İ: günaydın, bak bize neler hazırladım
Diyip tepsiyle yatağa oturur.
F: çok güzel gözüküyo ellerine sağlık
İ: afiyet olsun karıcım, ne demek
F: o zaman ben üstümü giyiniyim ve bir an önce kahvaltıya başlayalım, çünkü kuymak çok güzel kokuyo
İ: (gülerek) giyinmene gerek var mı ya?
F: aaa sapık!
İ: (kahkaha atar) hadi çabuk çabuk giyin, kuymak soğuyo
F: aaa gözlerinizi kapatın beyfendi, ben size bi güvenemedim yani
İ: aaa öyle olsun
Gülüşürler. Daha sonra Fadime giyinir ve kahvaltıya başlarlar.
F: biz ne zaman dönücez?
İ: sıkıldıysan dönebiliriz
F: hayır çok güzel, biraz daha mı kalsak diyecektim
İ: iki üç gün diye geldik ama istiyosan onu bir-iki haftaya uzatabiliriz
F: olur uzatalım
İ: çok mu sevdin burayı?
F: burayı değil, buradaki anılarımızı çok seviyorum ve burayı bir sürü daha güzel anılarla doldurmayı istiyorum
İ: demek öyle
F: öyle...
İ: o zaman sana bir soru
F: ne sorusu
İ: konumuzla alakalı değil ama sen kızımız mı olsun istersin oğlumuz mu?
F: nasıl yani?
İ: baya işte, bir çocuğumuz olsa kızımız mı olsun istersin yoksa oğlumuz mu?
F: ben oğlumuz olsun isterim galiba
İ: kız istemez miydin?
F: tabiki kızımız olsun da çok isterim, kız çocuğu zaten çok çok güzel birşey ama ben nedense hep bir oğlum olsun istedim.
İ: ben galiba kızımız olsun istiyorum... ama oğlumuz da olsun istiyorum. İkisi de olsa...
F: ikiz mi?
İ: bilmem farketmez, ama hem kızımız hem oğlumuz... Çok tatlı olmaz mı? Ya ikiz, yada abi kardeş, abla kardeş falan
F: bence ikiz ya, düşünsene ikisini bir giydiyoruz falan... İlerde nasıl bir anne olurum acaba?
İ: sen dünyanın en iyi annesi olacağına adım kadar eminim.
F: sende dünyanın en iyi babası olursun
İ: ne zaman?...
F: bilmiyorum...
İ: şimdilik hayal ama belki bi gün gerçek...
F: ...
(2 hafta sonra)
İso ve Fadime tüm haftayı başbaşa bu yayla evinde geçirmişlerdir. Geçen bu bir hafta onlar için dünyanın en güzel tatili olmuştur. Ama artık evlerine dönme vakti gelmiştir.
İ: Eşyamız kalmadı dimi?
F: kalmadı sanırım, son kez bu baktım, bişey göremedim
İ: tamamdır, o zaman çıkabiliriz.
F: çıkalım...
İso bavulları alır ve kapıdan çıkar. Fadime son kez eve döner ve bakar. Daha sonra gözünden bir damla yaş akar.
İ: hayatım gelmiyo musun?
Fadime titreyen sesiyle cevap verir.
F: ge-geliyorum...
İ: sen ağlıyo musun?
İso elindeki bavulları olduğu yere bırakır ve Fadime'nin yanına gider.
İ: güzelim niye ağlıyorsun?
F: ay bilmiyorum ya... Birbirimizi burda tanıdık ya, buranın yeri bende çok ayrı... Duygulandım
der ve İso'ya sarılıp, hıçkırarak ağlamaya başlar. İso şaşkın bir şekilde Fadime'ye sarılır.
İ: emin misin Fadime? Benden sakladığın bişey yok dimi?
F: ya valla yok, yemin ederim. Ama niyeyse çok duygulandım, anılarımız canlandı gözümde
İ: (gülmeye başlar) ay tamam hayatım, benimde gözümde anılarımız canlanıyo ama ağlamakta biraz şov sanki
F: sen benimle dalga mı geçiyosun?
İ: (gülmemek için zor durarak) yok canım dalga geçmiyorum-
İso daha fazla dayanamayıp kahkaha atar.
F: sen baya baya benimle dalga geçiyosun!
İ: ama Allah affetsin çok komik ya
Fadime İso'yu ittirir.
F: ÇOK KOMİK!
Fadime kapıdan hızla çıkar ve arabaya biner, kemerini takıp, oturur. İso evin içinde kendi kendine gülmeye ve konuşmaya başlar.
İ: Allah'ım yarabbim buneydi ya! Şuan ne yaşandı! Oyhhh oyh durduk yere kızı kendime küstürdüm ya iyi mi?!
İso bavulları alıp, arabaya doğru gülümseyerek ilerler. Önce bavulları bagaja yerleştirir. Sonra araba biner ve gülümseyerek Fadime'ye döner.
İ: benim canım karım, benim güzel karım özür dilerim. Sadece bir anlığına komik geldi ağlaman. Gerçekten özür dilerim, affet beni ya...
İso Fadime'nin elini tutar ve Fadime'nin yüzünü kendisine çevirir.
İ: affettin mi?
F: ...
İ: hı?
F: ...
İ: hadi ya... Lütfen
F: (gülümser) tamam hadi affettim
İso bir anda Fadime'yi dudağından öper.
İ: teşekkür ederim bebeğim
F: bebeğim mi?
İ: evet, bebeğim. Niye şaşırdın ki?
F: ilk defa senden bunu duydum da o yüzden şaşırdım aşkım
İ: e bende seni ilk defa böyle bişeye ağlarken gördüm
F: ya ağlama konusunu kapatabilir miyiz? Biraz rezil oldum da...
İ: ne rezil olması ya! Kocanım ben senin, ister yanımda ağlarsın, ister gülersin kime ne? Ha ben ağlamanı istemem ama o ayrı.
F: yaa
İ: yaaa
İso ve Fadime yola çıkarlar. Bir süre sonra İso'nun telefonu çalar, oruç arıyordur. İso telefonu açar.
İ: efendim abi
O: naptınız, çıktınız mı yola?
İ: Yenice çıktık
O: geçe kalmışsınız
İ: e anca oldu
O: iyi bakalım, dikkatli gelin, gece gece gaza fazla basma sakın
İ: ben gaza basmam bi kere, hele gece gece asla basmam
O: tabi canım hiç basmazsın sen
İ: abi karımın yanında şöforlüğüm hakkında laf etmezsen sevinirim
O: aman! Erkeklik gururuna mı dokunduk beyefendi?
İ: hee, erkeklik gururuna dokundu. Allah Allah!
O: (gülerek) kapat lan şu telefonu! Erkeklik
gururuymuş
İ: hehehehe
Telefonu kapatmasıyla, Fadime'nin telefonu çalmaya başlar. Arayan Adil'dir. Fadime telefonu İso'ya çevirir.
F: bu seferde benim abim arıyor
İ: nöbetleşe arayacaklar gibi, biz hiç büyümeyecek miyiz gözlerinde?
F: evin en küçükleri olunca hiç büyümeyiz gibi duruyo
İ: (kahkaha atar) ula hadi aç aç, sonra keçilere falan atar beni, belli olmaz
F: (kahkaha atar)
Telefonu açar.
A: abim çıktınız mı yola?
F: yeni çıktık abim
A: ula niye bu kadar geç çıktınız? İso duyuyo mu beni
F: duyuyo abi
A: Ula damat niye bu kadar geç çıktınız yola!
İ: anca oldu be abi
A: dikkatli sür bak! Tattaram kötü sürüyo mu damat?
F: yok abim, merak etmeyin güzel sürüyor
İ: ayıp ediyosun abi ya!
A: ayıp falan yok
İ: hehehe
A: tamam hayde, iyi yolculuklar! Varınca haber edin
F: sağol abimm, haber ederiz
İ: sağol abi, aklın kalmasın
Telefonu kapatırlar. Bir süre sohbet ederek yolculuk yaparlar. Daha sonra bir sessizlik olur. Eve yaklaşmışlardır. İso konuşmak için kafasını yana çevirir ve Fadime'nin uyuyakaldığını görür. Şaşırır, çünkü Fadime'nin arabada uyuyamadığını biliyordur ve sessizce kendi kendine konuşmaya başlar.
İ: bu kız nasıl uyudu ya? Uyuyamaz ki araba da... Ama kaç gündür açık havada, alışık değiliz bu kadar fazla oksijene. O yüzden herhalde.
(15 dakika sonra)
Eve gelmişlerdir. İso evin kapısını açar, önce bavulları evin içinde taşır. Sonra yavaşça Fadime'nin kapısını açar ve elini Fadime'nin beline ve bacağına dolayıp, Fadime'yi kucağına alır. Eve gidip, Fadime'yi yatak odasına taşıyıp, yatağın üzerine bırakır. Üzerine yorganını örter. Daha sonra mutfağa iner ve abisini arar.
O: alo?
İ: abi biz geldik, haberin olsun
O: tamam abim, hayde iyi geceler
İ: iyi geceler
İso daha sonra Adil'i arar.
A: Alo?
İ: abi biz geldik
A: tamamdır abim, Fadime nerde?
İ: Fadime arabada uyuya kaldı
A: Fadime? Bizim tattara? Arabada uyuya kaldı?
İ: he valla uyuya kaldı, bende anlamadım
A: hasta falan değil dimi?
İ: yoo değil, açık hava çarptı heralde.
A: iyi tamam, iyi geceler o zaman
İ: iyi geceler abi
İso telefonu kapatır ve odaya çıkıp, yatağa Fadime'nin yanına uzanır. Fadime'nin saçlarını okşar, öper ve kendi kendine fısıldamaya başlar.
İ: sen nasıl bu kadar güzelsin ya... Nasıl bu kadar melek gibisin... Bir insan uyurken bile nasıl bu kadar güzel olabilir aklım almıyo... Artık kalbim kaldırmıyor be...
İso fadime'yi izleyerek uyur...
