41. bölüm · TAŞACAK BU İSFAD

39. Bölüm

Small Duck

Sabah olmuştur. İso uyanır, Fadime'ye bakar ve hala uyuduğunu görür. Telefona bakar ve saatin 12.30 olduğunu farkeder. Fadime'ye dönüp sarılır.

İ: benim canum karım ne zaman uyanmayı planlıyorsun?
F: gözümü açamıyorum aşkım
İ: kız arabadan beri uyuyorsun, nasıl hala uykun olabilir aşkım?
F: bilmiyorum sevgilim, çok uykum var. Oksijen çarptı galiba
İ: hasta falan mı olacaksın acaba?

İso elini Fadime'nin alnına koyar.

İ: yoo, ateşin de yok. Yorgun yada hasta hissediyor musun?
F: yo, yorgun da değilim, hasta da hissetmiyorum ama çok uykum var.
İ: ama öğlen oldu aşkım, seni özledim artık
F: oy kıyamam ben sana. Hemen kalkıyorum aşkım

Fadime zorda olsa gözlerini açar ve doğrulur.

İ: ya sen gözlerini açamıyosun bu hal ne?

Fadime gözlerini kapatıp, kafasını iso'nun göğsüne yaslar.

F: valla açamıyorum gözlerimi, elimde değil
İ: bir elini yüzünü yıka kendine gelirsin güzelim, böyle akşama kadar uyursun gibi
F: bıraksan akşama kadar uyurum şuan
İ: ama bırakmıyorum, ula uykucu olduğunu biliyorum da bu biraz fazla sanki

İso Fadime'yi ikna eder ve Fadime kalkıp, elini yüzünü yıkamaya gider. Daha sonrasında kahvaltı yaparlar ve salonda oturmaya başlarlar.

F: eee hep böyle oturacak mıyız?
İ: napalım?
F: film açalım mı?
İ: olur, ne açalım?
F: bi tane kaydettiğim vardı, onu açayım mı?
İ: aç, ben her türlü filmi izlerim
F: tamam, açıyorum.
İ: bende mısır patlatıp geleyim
F: tamam hayatım

Fadime filmi açar ve iso elinde bir tabak mısırla Fadime'nin yanına oturur. Fadime mısırın kokusunu aldığı anda öğürür ve bir eliyle ağzını kapatır, bir eliylede midesini tutar.

İ: hayatım iyi misin?
F: mısırı çek çok kötü kokuyo! (Bir kez daha öğürür)

İso mısırı uzaklaştırır. Fadime derin derin nefes almaya başlar.

İ: mısır niye kötü kokuyo ya?
F: ay ben yayla evinde üşüttüm herhalde ya!
İ: mısırla ne alakası var?
F: hani üşütünce herşey insana kötü gelir ya, öyle herhalde.
İ: o zaman mısırı mutfağa götüreyim
F: sen karşı koltukta yiyebilirsin ya, o kadar da değil
İ: ben mısır yemek için karımdan uzak durucam öyle mi? Asla durmam. Mısırı mutfağa bırakıp geliyorum.
F: ama canın istemiştir hayatım
İ: yok bee, hamile miyim ben?
F: (kahkaha atar)

İso mısırı mutfağa bırakır ve Fadime'nin yanına geri gelir.

İ: başlatabilirsin aşkım
F: tamam sevgilim

Fadime filmi başlatır. Bir süre film izlerler. Filmin başları romantik, sonları dramatiktir. Sonuna doğru İso Fadime'nin burnunu çektiğini fark eder ve kafasını hafifçe eğip Fadime'nin yüzüne bakar. Fadime'nin ağladığını görür. İso eline kumandayı alıp, filmi durdurur.

İ: (nazikçe) güzelim niye ağlıyosun?
F: (ağlamayla karışık) ya şunun yaptığına bak ya! Kadına sen ölürsen evlenmem dedi ama bak kadın ölünce başkasına aşık oldu! Pislik adam! Yazık kadına ya! Onca emeği vardı adamın üstünde!
İ: hayatım buna sen niye ağlıyosun? Bırak boşver kadın ağlasın?
F: (hafif sitemkar biraz da ağlayarak) öyle mi? Kadın mı ağlasın? Sen ben ölsem evlenir misin?
İ: Allah korusun aşkım ne ölmesi ya!?
F: bak ne ölmesi diyosun, evlenmem demiyosun!
İ: bismillahirrahmanirrahim! Hayatım, bebeğim, güzelim... Evlenmem tabiki! Ama niye kendini durduk yere öldürüyorsun?
F: (ağlayarak) ben biliyorum, sen evlenirsin!
İ: Allah Allah niye evleniyorum ben! Evlenmem!
F: ama ya evlenirsen! Gece rüyalarına giderim bak! Yemin ederim yaparım!
İ: hayatım ben evlenmem! Kendimi yardan atarım ama evlenmem!
F: gerçekten mi?
İ: gerçekten tabiki...

İso fadimeye yaklaşır... Fadime yavaş yavaş geri çekilir.

F: napıyosun?
İ: napıyorum?
F: biz film izliyodu-

İso Fadime'nin dudaklarına yapışır ve onu koltuğa yatırır. Daha sonra İso Fadime'nin dudaklarından ayrılır.

İ: ağlamasaydın evet film izliyoduk...
F: şuan napıyoruz?
İ: sence?...

İso tişörtünü çıkartır ve Fadime'yi bir kez daha dudağından öper.

F: film nolucak?
İ: kalsın...
F: öyle diyorsan...

İso bir anda ayağa kalkar. Fadime şaşırır ve İso'ya bakar.

F: noldu?

İso cevap vermeden Fadime'yi kucağına alır.

F: (saşkın bir şekilde) napıyosun?
İ: seni odamıza çıkartıyorum.
F: (gülümser) peki...

İso fadime'yi kucağında odaya çıkartır ve yatağa yatırır. Fadime kollarını yukarı kaldırır ve İso'ya bakıp gülümser. İso fadimeye bakıp, Fadime'nin tişörtünü çıkartır ve üzerine eğilir. Fadime kollarını İso'nun boynuna dolar. İso eğilip fadimenin omzunu öper.

İ: seni çok seviyorum
F: bende, bende seni çok seviyorum
İ: seni hiçbir zaman bırakmicam...
F: bırakma... Bırakırsan yaşayamam...

İso fadime'yi dudağından öper.

[Bu kadar detay yeterli diye düşünüyorum:) ]

(Akşam)

İso ve Fadime günü birlikte geçirirler. Fadime günün sonunda İso'nun göğsüne kafasını yaslamıştır, İso da elini bazen Fadime'nin saçlarında, omzunda, kollarında ve boynunda gezdiriyordur.

F: keşke hep bu anda kalsak...
İ: keşke...
F: sanki şuan bir rüyayı yaşıyoruz ve ben bu rüyadan uyanmak istemiyorum
İ: bende... Dünyanın en güzel rüyasındayız ve rüyalar hep gerçeğin yansımasıdır...
F: öyle mi dersin... Bizim rüyamız da, gerçeğimizin yansıması mıdır?
İ: evet, yansıması... Bunu biliyorum.
F: bu sır ortaya çıktığında hala yansıma olarak kalır mı dersin?
İ: kalıcak... Evet rüyalar belki uyandığın gibi gerçekleşmez ama bir süre sonra mutlaka gerçekleşir.
F: İso...
İ: efendim hayatım
F: bana sırrı söylediğin için teşekkür ederim...
İ: keşke şuan herkese söylebilsem...
F: onu da yapıcaz.
İ: (iç çeker)
F: noldu?
İ: bu sır... Omzumda bir yük gibi... Nereye gitsem benimle... Esme ablanın yüzüne bakmaya bile utanıyorum... Sanki kadının ailesini kendi canım için bozuyorum gibi hissediyorum... Ve daha kötüsü esme abla bize kızmıyo bile, aksine bize destek çıkıyo... Bu kadar iyi bir insanı yıllarca bebeğinden ayırdı amcam... Böyle birine amca demeye bile utanıyorum. Hicran abla'nın da hayatını mahvetmiş. Kadının yaşadıkları... ya kadın bebeğinin acısını yaşayamamış ya. Üstüne amcam arkadaşını satmış gibi göstermiş kadını. En yakın arkadaşı, zamanında kardeşim dediği insan ondan nefret ediyo, belki de hiç affetmeyecek.

F: bunlar senin suçun değil İso. Amcanın amcan olmasını da sen istemedin, amcanın bunları yapmasını da... Esme de bu yüzden size kızmıyo, çünkü biliyo siz masumsunuz. Oruç abi de sende masumsun... Hikayenin en masumlarısınız. Düzelmesi için elinizden geleni yapıyorsunuz. Ayrıca Esme kaynanamı bile affettiyse, emin ol hicran'ı çok daha kolay affeder. Çünkü Esme'nin yıllarca yaşadığı yalan, hicran'ın gerçeği... Hicran'ı en iyi anlayacak olan esme. Onlar birbirlerinin yaralarını saracaklar, yine çok yakın arkadaş olacaklar...

İ: umarım...
F: benim tek korkum...
İ: tek korkun?
F: abimin sırrı ilk öğrendiğinde söylemedin diye seni affetmemesinden korkuyorum, beni affeder, ama sana zarar vermek isterse...
İ: bana zarar vermek isterse?
F: seninle birlikte buradan gitmek zorunda kalırım.
İ: nasıl? Benim için abini bırakır mısın yani?
F: İso ben abimi çok seviyorum... Ama seni de çok seviyorum. En azından abimin siniri geçene kadar buradan uzaklaşırız. O kızıyla hasret giderip, sakinleşince geri döner konuşuruz.
İ: ama sen abinden hiç uzak kalmadın Fadime, dayanabilir misin? Çünkü belki de sen benimle geldin diye siniri artıcak, belki yıllar sürecek belli olmaz.
F: biliyorum ama sana birşey olmaması için dayanmak zorundayım, belki yıllarca da olsa seni kaybetmemek için dayanırım
İ: bunu söylemesi benim için çok zor... Çok... Ama izin ver... Ben gideyim, sen kal... Beni de kaybetmemiş olursun. Abinle de ayrı kalıp acı çekmemiş olursun

Fadime panik ve öfkeyle yataktan hızla doğrulur. Üzerindeki yorgan karnına kadar sıyrılır ve sorun şu ki Fadime'nin üzerinde çamaşır dahil hiçbir şey yoktur.

F: NE SAÇMALIYOSUN!? SENDEN AYRI KALMAK BENİM İÇİN BİR SEÇENEK OLABİLİR Mİ?!

İso Fadime'ye gülümseyerek bakıp, doğrulur, Fadime'ye yaklaşır ve gözlerini Fadime'nin vücudunda gezdirerek konuşur.

İ: Çok güzel görünüyosun ve bu benim dikkatimi inanılmaz dağıtıyo

Fadime kafasını aşağı doğru eğer, kendine bakar ve utançla bir eliyle göğsünü kapatıp, öbür eliyle yorganı boğazına kadar çeker. Daha sonrada hızla yatağa gömülür. İso olduğu yerde gülmeye başlar. Fadime ise utançtan ölüyordur.

F: (utanarak) ya gülme ya!
İ: (gülerek) ama komik
F: (utanarak) ya nesi komik?
İ: şu haline bak utançtan ölüyosun (kahkaha atar) sanki hiç görmemişim gibi, niye utanıyon?
F: YA İSO YA! SUS!
İ: (kahkaha atar) yorganın içinde boğulmayı mı planlıyosun? Nerdeyse yüzüne kadar kapatıcaksın?
F: napıyım kocam sapık!
İ: Aaa çok ayıp ama!
F: ayıp değil, olan bu!
İ: ula karşımda çok afedersin ama bir yerlerini açan sensin. Beni yoldan çıkartıyosun, sonra da sapık diyosun
F: bir anlık düşünemedim şey olduğumu.
İ: ney olduğunu?
F: üstsüz olduğumu
İ: (gülerek) sadece üstsüz değilsin, aynı zamanda altsızsında
F: ha oni doğri dedun. Ama sonuç olarak sadece üstüm açıldı, altımda hala yorgan vardı
İ: (gülerek) iyiki vardı...
F: AL İŞTE! GELDE SAPIK DEME!
İ: ( kahkaha atar) tamam tamam utanma gel sarılıyım
F: masum bir sarılmamı bu?
İ: tabiki şüphen olmasın
F: emin misin?
İ: çok eminim
F: valla hiç güven vermedin ama kocamsın işte kıyamıyorum sarılıcam.

Fadime iki kolunu yorgandan çıkartır ve İso'nun boynuna dolayıp sarılır. Ama İso fırsat bu fırsat diyip, bir anda tüm yorganı açıp yere fırlatır.

F: İSO! YAPMA YA! OF!
İ: (kahkaha atar)

Fadime eliyle üstünü kapatmaya çalışır ve yorgana doğru uzanır ama yorgan yerde olduğu için ayağa kalkması gerekiyordur.

İ: istiyorsan ayağa kalkıp yorganı al, ama ayağa kalkarsan...
F: (utanarak ve sitemle) YA İSO YORGANI VER!
İ: bi düşüneyim... Yok yorganı vermeyecem...
F: YA NOLUR YA VALLA UTANIYOM!
İ: (gülerek) Niye utanıyosun? Zaten sen çıkarttın az önce ben zorla mı çıkarttım sanki?
F: ama az önce, az önce de kaldı ve şuan yorganımı istiyorum!...

İso fadime'ye yaklaşır ve dudağından uzun uzun öper.

İ: hala yorganını istiyor musun?
F: yok... Fikrim değişti...

[İsfad geceyi birlikte geçirir]