33. bölüm · TAŞACAK BU İSFAD

32. Bölüm

Small Duck

F: ya benim amirum dayım nerde?
A: onlar birazdan gelecekler, Eyüphan'ın bir işi varmış, biz çaya geliriz dedi
İ: e Eyüphan ihtiyaç yoktu, amirum dayı gelseydi sadece

Fadime İso'nun elini tutar

F: amirum dayıyı çok seviyor da o yüzden hızlı gelsin diye öyle diyor
G: tabi tabi

Yemeklerini yerler.

F: çay mı ıhlamur mu?
A: sence?
F: hepiniz ıhlamur
H: çay var mı?
F: İso için demlicem, sana da çay koyarım.
H: sağol
İlve: hayde biz bulaşıkları halledelim siz geçin oturun
İ: yok ablacım estağfirullah, siz oturun biz hallederiz
İlve: yok oğlum siz oturun ya
İ: hayatta olmaz! Biz hallederiz
F: evet abla siz oturun, biz İso ile hallederiz
İlve: hicran, bu hep mi böyleydi?
H: hee, bu evde de böyleydi, hep yardım ederdi bize. Ama karısına daha fazla ediyo
G: ula bu baya baya hanımköylü
İ: öyleyim tabi! Benim hanımcılık seviyemi sorgulamayın.
A: tattara bu bize yaranmak için mi böyle yapiyo yoksa hep mi böyle?
F: valla hep böyle, biz kahvaltıyı da yemeği de hep birlikte hazırlarız, toplarız.
A: aferin damat
İ: sağol abi
F: tamam hayde siz içeri geçin biz hızlıca halledip gelelim

İso ve Fadime bulaşıkları yıkarlar, çayları hazırlarken kapı çalar. İso ve Fadime kapıyı açmaya giderler.

F: hoşgeldun amirum dayım
İ: hoşgeldun dayı
Amirum: hoşbulduk

Amirum dayı içeri geçer.

İ: canum karımla benim evime niye geldin ula?
E: çekil önümden!
İ: ula izin vermesem bu eve adım atamazsın!

Fadime İso'nun elini tutar.

F: gel aşkım çayları dolduralım biz
E: çay mı?
F: evet çay
E: sen çay içmezsin ki?
F: artık çok seviyorum, hergün içiyorum çünkü ben kocamın sevdiği herşeyi severim, kocamın sevmediği herşeyden de nefret ederim

İso gülümser ve İso'yla Fadime mutfağa girip, çayla ıhlamur doldurmaya başlarlar.

İ: sen çay içmezsinkiymiş, sen kimsin de benim karımın ne içeceğine karışıyosun?! bu çocuk benim elimde kalır ya!
F: hayatım boşver o salağı.
İ: ama sen ona cevabını verdim ya. Canım karım ya! İyi ki sensin ya iyiki sensin benim karım! Varya seni o kadar çok seviyorum ki, anlatılmaz yani, o kadar.
F: (gülümser) bende seni çok seviyorum, hemde çok. İyi ki sende benim kocamsın.

Fadime ıhlamur tepsisini eline alır.

İ: sen çayları al.
F: niye?
İ: o salakta ıhlamur içiyo
F: oha! Bu kıskançlığın kaçıncı seviyesi
İ: bilmiyorum ama çok yüksek bi seviyesi ondan eminim
F: peki ben çayları alıyım, sen ıhlamurları al.
İ: benim güzel ve anlayışlı karım ya

İso Fadime'yi yanağından öper ve ıhlamur tepsisini alır ve içeri girerler. Fadime hicran'a çayı verir ve kendisiyle İso'nun çayını ikili koltuğun yanındaki sehpaya bırakıp, oturur. İso da herkesin ıhlamurunu tek tek verdikten sonra eyüphan'ın ıhlamurunu orta sehpaya tepsiyle birlikte bırakır. Sonrada Eyüphana dönüp bakar.

İ: zehir zıkkım- pardon. Afiyet olsun

Sonrada Fadime'nin yanına oturur İso.

A: siz niye yaylaya gideysunuz?
F: olaylardan çok yorulduk, biraz dinlenelum, dedik
H: (imalı bir şekilde gülerek) ha bu uşak siz orda başbaşayken daha çok yorar seni

İlve ve eleni kahkaharla gülmeye başlar. Adil ciddi bir şekilde ıhlamurunu içerken, gezep gülmemek için zor duruyordur. Eyüphan sinirden deliye dönmüştür ama belli etmiyordur. İso ve Fadime ise utançtan yüzleri kızarmıştır.

H: ne yalan mi?
İ: abla ama herkesin içinde yani şey...
H: tamam ula utanmayın

Hicran sessizce gülerken, ilve ve eleni gülmekten yerlere yatmak üzeredirler. İlve kahkahaların arasından konuşmaya başlar.

İlve: ay bak tiplere bak nasılda suratları kızardı
Amirum: ula utandırmayun da çocukları
İlve: e bizim yeğen ne zaman geliyo?
F: abla! Konuyu kapatsak mı abimlerin, amirum dayımın yanında.
İlve: tamam ula kapattık (gülmeye devam eder)
F: YA ABLA GÜLME! ELENİ! HİCRAN! OF!
A: İlve, eleni tamam da yeter
E: Adil tutamıyorum kendimi
F: hadi biz bavul hazırlayalım
İlve: ne bavulu kız?
F: siz gülmekten unuttunuz tabi, biz gece yayla evine gidiyoruz.
İlve: bu gece mı
F: evet abla. Hayde kalkın bana yardım edin. Eleni, Hicran hadi sende
H: bende mi?
F: he sende hayde

Fadime, ilve, hicran ve eleni odaya çıkarlar.