51. bölüm · TAŞACAK BU İSFAD

47. Bölüm

Small Duck

[ORUÇ VE İSO]

İso ve oruç önceden Fadime ve İso'nun kaldığı oda da kalıyorlardı. Abi kardeş çift kişilik yatakta yanyana yatmış tavanı izliyorlardı. İso sinirle ayağını titretiyordu. Oruç İso'nun bacağını titretmesine daha fazla dayanamayıp elini İso'nun bacağına koyup sertçe durdurdu.

O: biraz daha o ayağını durdurmazsan, kıracam!
İ: ne yapayım?!
O: of git uyu zıbar! Napıyosan yap! Allah Allah!
İ: ne kızıyosun be! Uyuyamıyorum işte!
O: masal mı anlatayım uyuman için?
İ: küçükken anlatıyodun ama! Şimdi mi zor geldi?!

İso kaşlarını çattı, o da abisine attığı tribin saçmalığının farkındaydı. Oruç ise olayın şokunu atlattıktan sonra gülmeye başlar. Kafasını İso'ya çevirir.

O: (gülerek) kendi ağzınla söylüyosun "küçükken" diye! Şimdi eşek kadarsın! Ulan evli barklı adamsın, sen kendi çocuğuna masal anlatacak yaştasın neyin tribi bu?

İso eliyle kafasını kaşır.

İ: saçmaladum dimi ya!
O: büyük saçmaladun!
İ: of abi ya ben evlendikten sonra ilk defa Fadime'den bu kadar uzak kaldum nasıl uyuyacam ben?
O: evlenmeden önce nasıl uyuyorsan şimdi de öyle uyursun bence.
İ: ya sen daha önce hiç evlenmemiş adamsun, nerden anlayacan benim halimi!
O: ya ben hayatımda senin kadar karımholic bir adam görmedum ha! Şaka gibi ya! Adamı beş dakika karısından ayırmaya gelmiyo, hemen ağlanmaya başlıyo! Lan oğlum alış lan biraz, hiç mi ayrı kalmayacasunuz? Uyu işte, yarın görürsün karını.
İ: abi ben karımı çok özledum!
O: ya sabır ya! Ben ne diyorum sen ne diyosun?!
İ: abi keşke senin dediğini dinleseydum ya!
O: hangi dediğimi?
İ: bilmiyorum, dinlemedum işte!

Oruç kafasının altındaki yastığı çekip, yastıkla İso'nun kafasına vurmaya başlar.

İ: napaysun ula!? Dursana!

Oruç durmadan İso'ya vurmaya devam ediyordur.

O: YAT DİYORUM SANA YATMIYOSUN! DİNLE DİYORUM DİNLEMİYOSUN! HALA DALGA GEÇME PEŞİNDESİN!
İ: Ah! Abi dursana ya! Abi!

Oruç durur ve yastığı çeker.

O: ne?! Ne?! Ne abi?
İ: napaysun ya?! Çocuk gibi!
O: huh! Ben çocuk ha! Diyene bak yarım saattir "annem de annem" diye ağlayan misafir çocuğu gibi "karım da karım" diye ağlıyo!
İ: ben mi ağlıyorum?!
O: yok dedem ağlıyo İso! Dedem! Kılıbık!
O: ne diyosun ula sen!

İso da kafasının altındaki yastığı çeker ve Oruç'a vurmaya başlar. Oruç ya az önce bıraktığı yastığı eline geri alıp İso'ya vurmaya başlar. İso ve Oruç tıpkı çocukluklarındaki gibi yatağın üstünde güreşip, yastık savaşı yapmaya başlarlar.

İ: ne oldi ula yendum işte!
O: nereye yendun? Fuşki yenersun!
İ: hehehehe! Bak bak yeneyrum!
O: al bak yenersun! Sen beni devirebilir misun ula!
İ: havalara gel havalara!

İso ve oruç yaklaşık 10 dakikalık savaşın sonunda kendilerini saçları başları dağılmış, tişörtlerini çıkartmı bir şekilde yatağa uzamış bulurlar. İkisi de yorgun bir şekilde sırıtıyordur. İso öksürükle karışık gülmeye başlar.

İ: ula şu halimize bak!
O: bittum ula! Ölecem yorgunluktan!
İ: al benden de o kadar! Ama çok eğlenduk ve! Aynı eski günlerdeki gibi!
O: hee eğlendik valla! Ama çıtırından yaşlanmişuz.
İ: ne yaşlanması ula! Biz daha kaç yaşındayuz?!
O: tamam ula en genç sensin!
İ: hehehe! Sende gençsin daha!
O: bakma la şaka ediyrum! Gencim tabi!
İ: yalnız biri şu halimizi görse gay sanabilirler bizi
O: (kahkaha atar) tövbe tövbe!
İ: imajın çizilebilir imanboy
O: (gülerek) salak salak konuşma ula!
İ: farkında mısın bilmiyorum ama bu hayatın tadını çıkartan bi ikiliyiz.
O: nası?
İ: yarın amcam hapse girmezse belki canımızdan olacaz, hapse girerse sırrı söyleyecez ve belki yine canımızdan olacaz. Ama biz burda güreşip, gülüşüyoruz hala. Başkası olsa panik atak olmuştu.
O: doğru ha! Ama biz alıştık canımızla sınanmaya ondandır.
İ: hehehe. Yüksek ihtimalle ondan.
O: şaka maka biz iki ihtimalde de canımızdan olacaz gibi duruyo
İ: sen değilde ben canımdan olurum gibi
O: ben niye canımdan olmuyorum?
İ: çünkü amcam senin koçariden taraf olduğunu biliyordu, o yüzden onu kandıran benim. Koçari senin sırrı bildiğini biliyordu ama benim bilmediğimi sanıyor, o yüzden ihanet eden benim. Yani sonuç ben ölecem.
O: tövbe de ula ne ölmesi! Ben öyle bişeye izin vermem!
İ: sen izin vermesende onlardan biri benim canımı alacak, bu gerçek. Kendimizi kandirmayalım. Bana bişey olduğunda Fadime sana emanet. Beni amcam öldürürse problem değil gider abisine, ama abisi öldürürse abisini affetmez. Yalnız kalır, onu korur kollarsın dimi abi?
O: abim deme öyle nolursun?! Sana bişey olmayacak asla izin vermeyecem! Gerekirse seni ha buralardan kaçıracam. Gerekirse canımı veririm ama seni yine de korurum.
İ: abim bak kendi canını tehlikeye atmayacaksın. Seni öldürdükten sonra beni yine öldürürler. Ama beni öldürdükten sonra seni öldürmezler.
O: sen öldükten sonra ben yaşayabilir miyim sanıyosun gerizekalı!
İ: tamam neyse bunları konuşmayalım ama sen bana yine de bi söz ver.
O: ne sözü?
İ: bana bişey olursa, Fadime'yi benmişim gibi koruyacaksın söz mü?
O: abim...
İ: söz mü dedim! Sen sözünde durursun. Söz mü?
O: söz ula! SÖZ!

İso doğrulur ve eline komodin de duran telefonunu alır.

İ: o zaman ben bi karıma mesaj atayım.
O: ne mesajı ula?
İ: uyudu mu merak ettim
O: (kahkaha atar) at, at da sen kurtul bende kurtulayım
İ: ben her zaman abimin sözünü dinleyen bir kardeş olduğum için hemen atıyorum
O: tabi tabi
İ: hehehehe

İso Fadime'nin mesaj kutusuna girer.

İso: canım karum. Uyudun mu?

Fadime, iki yanında uyumuş olan ilve ve Esme'nin ortasında tavanı seyrediyordur. Telefonundan gelen bildirim sesiyle telefonunu eline alır ve İso'ya cevap yazar.

Fadime: yok uyuyamadım benim kilçuk kocam
İso: bende uyuyamadım, sensiz uyku girmiyo gözüme
Fadime: bende sensiz uyuyamıyorum, seni özledim
İso: o zaman mutfağa gel
Fadime: hemen geliyorum aşkım

Fadime yavaşça yataktan kalkar ve kapıyı açar. Kapının gıcırtısıyla esme gözlerini aralayıp Fadime'ye bakar.

Esme: Fadime... Kız nereye bu saatte? Uyumadın mı sen?
F: esme bu sadece bir rüya... Uyu sen...
Esme: sallama kız rüya falan değil. Nereye gidisun?
F: of tamam da! Mutfağa gideyrum
Esme: İso da gelecek dimi? Duramadınız ayrı
F: he duramadık! Yeni evliyiz da biz!
Esme: iyi da tamam git.
F: iyi geceler
Esme: sana da

Fadime esme ile konuşurken İso da ayağa kalkıp kapıya yönelir.

O: nereye ula?
İ: karımın yanına, mutfağa

Oruç yatağın köşesinde duran tişörtü İso'ya fırlatır.

O: Şunu giyde biri gelise yanlış anlaşılmayın
İ: ha oni doğru dedun
O: geldiğinde sessiz gir uyuyacam
İ: tamam abi

İso elinde tişörtle odadan çıkar.
Fadime ile aynı anda odadan çıkmışlardır. Fadime İso'nun bu halini görünce kaşlarını çatar ve mutfağa girdiklerinde sorar.

F: bu halin ne? Tövbe estağfirullah napıyonuz siz odada?!
İ: hehehe güreştik birazcıkta
F: güreştiniz mi?
İ: biz abimle çok güreşirdik eskiden, anılarımızı canlandırdık
F: yoksa pişman mı oldun benimle evlenip abinden ayrıldığına?
İ: ne alakası var hayatım?
F: çok alakası var, pişmansındır belki!

İso duvara yaslanmış olan fadime'ye yaklaşır, iki elini Fadime'nin iki yanına koyar ve Fadime'nin dudaklarına yaklaşıp fısıldar.

İ: ben seninle evlendiğime ASLA pişman olmam Fadime Furtuna

Fadime derin bir nefes alır. İso ve Fadime'nin dudakları tam birbirlerine değecekken kapı sesi ve ardından oruç'un sesiyle irkilirler.

O: TÖVBE BİSMİLLAH!

Oruç gözlerini kapatıp kafasını çevirir.

İ: (sitemli) Ula niye geldin sen? Hani uyuyacaktın?!
O: susadım da ondan geldim heralde! Ne bileyim sizin ulu orta şey edeceğinizi!

Fadime İso'yu iki eliyle göğsünden ittirip, kendinden uzaklaştırır.

F: bizim bişey ettiğimiz yok abi! Çay içecektik biz! Dimi İso?
İ: hee çay! Çay içecektik abi!
F: sana da çay koyalım mı abi?
O: olur
İ: yok da demiyo!
O: ne yok diyecem ula! Sizi başbaşa bırakmaya gelmiyo! Sende giy şu tişörtünü biri gelecek şimdi!

İso oflayarak tişörtünü kafasından geçirir.