61. bölüm · TAŞACAK BU İSFAD

57. Bölüm

Small Duck

[akşam olur]

F: ya akşam oldu hadi bahçeye çıkartın bari, çok sıkıldım
İ: doktorlar ne diyosunuz? İzin var mıdır?
F: lütfeenn

Oruç ve Eleni birbirlerine bakarlar.

E: iyi tamam
F: Oy benim ballim!
E: ama çok değil!
F: tamam, tamam söz!

Fadime yataktan kalkar.

F: kıyafetlerim nerde?
İ: dur ben getireyim.

İso Fadime'ye kıyafetlerini getirir.

O: biz kapıdayız, giyinir gelirsiniz.
İ: tamam abi

Eleni ve oruç kapıya çıkarlar. İso kapıyı kilitleyip, Fadime'nin arkasına geçer ve hasta önlüğünün çıtçıtlarını açmaya başlar.

F: aşkım, sende çıksaydın. Ben giyinirdim.
İ: (gülerek) utanıyorum deme sakın!
F: ya napıyım, utanıyorum.
İ: (gülerek) aşkım bebeğimizi bize leylekler getirmedi ya hani
F: ya ne biliyim işte
İ: bence baya saçmaladın
F: of tamam sustum
İ: (gülerek) bu hamilelik sende bilema utangaçlıkta yaptı sanırım
F: bilema...

İso fadimeyle konuşurken önlüğü çıkartır. İso Fadime'nin beline kolunu dolar ve fadime'yi kendine bastırır. Fadime tenine değen elle biraz irkilir.

F: napıyosun...?

İso kafasını Fadime'nin omzuna koyar ve yüzüne bakar.

İ: napıyorum?

İso'nun elleri yavaşça Fadime'nin kalçasına doğru gider. Fadime'nin içi titrer ve İso'nun bileğini tutar.

F: hastanedeyiz...
İ: bisey olmaz kapı kilitli...

İso Fadime'yi kendine çevirir. Gözlerini ve ellerini Fadime'nin vücudunda gezdirir. Fadime utanarak gözlerini kaçırır.

F: İso dur... Abinler bekliyo-

İso Fadime'nin sözünün bitmesine izin vermeden dudaklarına yapışır. Nefes almak için Fadime'den ayrıldığında Fadime İso'nun hızla inip kalkan göğsüne bakar.

F: (nefes nefese) İso... Evimizde değiliz...
İ: (derin bir nefes alır) keşke evimizde olsaydık...
F: giyinsem artık...
İ: olur...

İso yavaşça ellerini Fadime'nin bedeninden çeker ve kıyafetlerini giymesine yardım eder.

Fadime'nin kıyafetleri:

F: aşkım benim böyle bir kıyafetim yoktu, ne zaman aldın?
İ: anamlardan istedim, gelirken almışlar
F: kaynanamın zevki de güzelmiş ha
İ: (gülerek) ula sen benim anamı ne sandın he?! Zamanının hızlılarından!
F: ona çekmişsun o zaman
İ: (gülerek) niye ula? Neyimi gördün?
F: (imalı bir şekilde) tabi, tabi az önce gördük.
İ: hehehe!

İso ve Fadime odadan çıkarlar. Onların odadan çıkmasıyla herkes başlarına toplanır.

A: abim nereye?
F: sıkıldım da, hava alıcaz biraz
Esme: kız niye hemen ayaklanisun? Açarduk camı alırdır hava
F: ula oldu olacak yelpazeyle hava yapun! İyiyim da! Turp gibiyim hemde. Bebiş de iyi. Bahçede yürücez biraz
H: ama yavaş yavaş yürüyün, fazla oyalanmayin
F: merak etmeyin, yanımda iki doktorla gideyrum

Gülüşürler ve dördü bahçeye iner. Yavaş yavaş yürümeye başlarlar. Fadime İso'nun, eleni de oruç'un koluna girmiştir. Fadime karnını tutarak yürüyordur.

E: ela biz taşınıcaz dedik ama ne zaman?
İ: sabah taburcu olacaz. Taburcu olduktan sonra sizin nikah işlemlerini hallederiz. E evde bulmamız lazum. Burdaki eşyaları toplicaz falan filan. Nerden baksan uzun iş. 1 hafta kadar sürer.
F: abimlere ne zaman söylicez?
O: sen taburcu ol anlatırız herşeyi.
F: sizce kabul edecekler mi? Yani hem sizin evlenmenizi, hemde dördümüzün burdan taşınacağını. Hele ki düğün de olmayacağını duyunca, yandık.
E: onlardan izin istemicez. Bu bizim hayatımız, bizim kararımız. Dördümüzde yetişkin insanlarız, kimsenin iznine ihtiyacımız yok.
O: aynen öyle. Önce kibarlıkla anlatırız, baktık olmuyo Eleni'nin yolundan devam.
İ: iyi o zaman. Sıkıntı yok. Komşu olacaz dimi?
O: tabiki, bırakmayacak peşinizi
İ: ula bırakmanızı isteyen kim?
F: (imalı ve şirinlik yaparak) ya şimdi siz evlenecesunuz ya hani...
O: eee?

Fadime Oruç'un koluna dirseği ile hafifçe vurur.

F: abi... Benim bebeğim kuzen istiyo, kuzen

Eleni gülümseyerek gözlerini büyütüp Fadime'ye bakar.

E: elatora Fadime ne diyosun?!
İ: ya bende amca olmak istiyorum, ne var?!
O: abicim! ştt! Allah Allah size ne ya!?
F: (gülümseyerek imalı bir şekilde) bak bak istemiyoruz yada düşünmüyoruz demiyorlar. Anca "ne diyosun?" "Size ne?" Falan diyorlar.

Fadime oruç'un koluna dirseği ile birkaç defa vurur.

F: abiii! Hadi hadi! Sizde istiyonuz!

Oruç kafasını eğer ve sırıtır. Eleni de sessizce sırıtıyordur.

İ: bak bak yüzlere bak. İstiyolar, istiyolar. Utandılar ya! AMA DURR! DAHA ÇOK YAPACAM! BİZE YAPTUĞUNUZ BASKININ AYNISINDAN YAPACAM!

Oruç İso'nun kafasına birkaç defa vurur.

O: abinim ulan ben senin! Ben yaparum, sen yapamazsun!
İ: o niye ula!? İsteduğum kadar yapacam. Hatta sizin yaptığınuzdan daha fazla yapacam!
O: Ula gençlik bitmiş! Abiye, büyüğe saygı kalmamuş!
O: bu var ya bu. İlerde otobüse binip "bana yer vermiyo, saygısızlar. Gelecek nesil çok terbiyesiz" diyen amcalardan olacak.
E: bre dua et teyzelerden olmasun

İso'yla Fadime kahkaha atarlar.

O: ula sende mi ya?! Yazıklar olsun.
E: (kahkaha atar)

Fadime karnını tutar.

F: oy yoruldum da!
İ: çıkalum mu yukarı?
F: olur ha çıkalum.
İ: bişey diyecem sen hiç acukmadun mı hala? Nerdeyse iki gün oldu sadece çikolata yedun.
F: hiç aç değilim ama
O: serumdandır ya. Yarım saat oldu serumu çıkartalı.
İ: gece acıkırsan haber ver gidip bişeyler alayum sana.
F: tamam, abi bence siz eve gidin. Yoruldunuz. Yukardakilere diyecem zaten. Onlarda gitsin ben iyiyim.
E: yok olmaz. Bişeye ihtiyaç olur.
İ: bişeye ihtiyaç olmaz ya. Hem ben burdayım. Siz gidin dinlenin. Sonra maraton başlicak zaten. Nikah, ev bulma, toplanma, taşınma, yerleşme falan filan. E bide siz çocuk yapacasunuz.
E: İSO!

oruç İso'ya vurmaya başlar.

O: ULA SENİ GEBERTECEM!
F: ula bırak kocamı da!
O: ne bırakacam ula?! Senin kocan rahat durmuyo!
F: usludur o abisi sen bırak oni.
İ: usluyum ben da!
O: çok uslusun! MALAKAS!
E: o benim lafım bre!
O: aramızda senun, benum mu var?!
E: yok tabi

Daha sonra gülüşerek yukarı çıkarlar.

G: ula Allah'tan az yürüyün deduk. Gelemedunuz!
F: anca oldu abi.
Z: siz ne zaman taburcu olacaksunuz?
İ: yarın sabah
F: ama siz hepiniz evlerinize gidin. Daha fazla beklemeyin, çok yoruldunuz.
Ş: kızım olur mu öyle şey, bekleriz hepimiz
A: evet abim, seni bırakıp gidemeyuz
F: abim, şirinum daha fazla yorulmayun da! Gidin evlerunuze dinlenun. Biz zaten sabah direkt eve geçeriz dimi hayatım?
İ: evet, evet. Siz evlerinuze geçun.
A: iyi peki.
Z: tamam hayde geçelum o zaman.
O: abim bişey olursa arayın.
İ: tamam abim
E: kuzenime iyi bak DA!
F: iyi bakarım BRE!
O: Ha bunlar rolleri değişiler ha!
İ: hehehe!

Herkes gider, İso ve Fadime odaya geçerler. Fadime yatağa uzanır ve elini karnına koyar. İso da koltuğa oturup, kafasını geriye yaslar.

İ: yoruldum haa
F: oy kıyamam ben sana ballim
İ: ula bizde büyüdük ha!
F: (güler) o nerden çıktı?
İ: baksana ama baba olayruz.
F: he valla olayruz. Bazen hala inanamıyorum
İ: bende... Acaba kız mı olacak erkek mi?
F: bilmem. Sen hangisini hissediyorsun?
İ: bilmiyorum ya! Çok karışık. Sen?
F: bende aynı şekilde ya! Bilmiyorum.
İ: sağlıklı olsunda, kız erkek fark etmez.
F: aynen öyle. (Esmer) Oy uykum geldi ha!
İ: benumde...
F: gel yanuma, birlikte uyuyalum
İ: yok aşkım sen rahat yat, ben uyurum koltukta.
F: gel bişey olmaz ya
İ: yok aşkım, sen rahat yat. Hem ben gelirsem yaramazluk ederim bilisun!
F: (gülerek) tamam hayatım, sen orda kal
İ: (gülerek) bende öyle düşünmüştum.
F: iyi geceler hayatım, iyi geceler bebeğim
İ: iyi geceler bebeklerim...

Fadime gülümser ve gözlerini kapatır. İso da aynı şekilde. İkisi de günün verdiği yorgunlukla hemen uyurlar.

[Sabah]

Kapının sert, aynı zamanda hızlı bir şekilde çalınmasıyla yerlerinden sıçrayarak uyanır İso ve Fadime. İso ayağa kalkar.

İ: bu nedu ula?
F: e açta bakalum, neymiş?

İso kapıyı açar ve karşısında abisi ve Eleni'yi görmesiyle rahat bir nefes alır. Uykulu gözlerini hafif kısıp, kaşlarını çatarak konuşmaya başlar.

İ: ula alacaklı misunuz? O nası kapı çalmak?! Aklımuz çıktu da!

Eleni ve oruç birbirlerine bakıp gülümserler ve sevinçle ellerini çarptırırlar.

O: başarmişuz ortak!
E: tabi ortak!

Fadime kafasını uzatıp seslenir.

F: ula gelsenuze içeri
E: e kocan davet etmiyo Fadime!
İ: ula siz sabah sabah makara misinuz gençler!? Geçun içeri da!

Oruç ve Eleni içeri geçerlerken oruç söylenir.

O: ha bunun yeni uyanmış hali de hiç çekilmiyo ha!
İ: ula kapıyı alacaklı gibi çalup, bizi hoplatarak uyandurursan tabi çekilmez olurum!
O: hocam biz senin gençliğini de biliyoruz!
İ: ula sor karıma her sabah böyle mi uyanayrum. Söyle aşkım.
F: valla her sabah çok neşeli uyanıyo
O: o sana öyle uyanıyodur ya! 20 küsür sene aynı odada kalduk ha bununla! Ya gereksiz ve aşırı bir enerjiyle kalkar yada hayattan bıkmış bir şekilde. Ortası yok.
İ: ha bu doğridur ama. Ya gereksiz enerjik, yada hayattan bezmiş şekilde uyanirum.
O: bi de sabahları bunun şivesi artıyo
İ: hehehe!
F: ula yeter da! kıskandum! Benim kocamı benden daha iyi tanıyon!
O: tabi tanıyacam ula kaç yilluk gardaşum! Hanım hanım! Sen yokken biz varduk!
İ: ay paylaşılamıyorum!
E: (gülerek) bu da havalara girdi ha!
F: (gülerek) hee sorma!

Dördü gülüşürlerken kapı çalar ve içeri doktor girer.

Doktor: (neşeyle) Fadime hanım, sizi iyi görüyorum.
F: (gülümseyerek) evet
Doktor: çok sevindim, İsmail bey o zaman siz benimle gelin, taburcu işlemlerini halledelim.
İ: olur, halledelim.
F: bizde toparlanırız siz gelene kadar
Doktor: size söylediğim şeylere dikkat edin lütfen, yormamanız lazım kendinizi.
F: tamam, teşekkürler.

İso ve doktor odadan çıkarlar. Fadime yavaşça yataktan kalkar. Eleni koşup koluna girer.

E: Fadime niye kalktın?
F: e taburcu oluyorum, toparlanmamız lazım.
O: abim sen otur ha şöyle, biz toparlaruz
F: abi iyiyim ben
E: Fadime oturur musun? Duymadın mı doktoru?
F: tamam duydum ama ben hasta değilim, hamileyim arkadaşlar! Ve gayette iyiyim.
O: tamam abim ama sen şimdi oturmazsan İso bizi çiğ çiğ yer.
F: of tamam peki oturdum.
E: heh şöyle ya! Şimdi sen bize nerde ne var onu söyle biz toplayalım.
F: dolapta birkaç parça kıyafet var. Komodinde İso'nun aldığı çikolatalardan kaldı 3-4 tane. İso'yla benim ceketlerimiz var askılıkta. Banyoda da İso'nun saç havlusu vardı, bir tane de tarağım var orda. Başka da bişey yok.
O: ula siz buraya yerleşmişsiniz! İso'nun saç havlusu ne alaka?!
F: ula sen kardeşinin saç takıntısını fazla hafife alıyosun!
O: manyak ya! Yeminle manyak!

Gülüşerek ortalığı toplamaya başlarlar. Fadime yatağa uzanmış bir şekilde onları izliyordur. Daha sonra İso gelir.

İ: hazurlanduysanız çıkalum
O: şimdi bitti işimuz
F: bana bişey etturmeduler ki!
İ: işte benum abimle yengem ya! Yokluğumu aratmamuşlar sana! çok iyi etmuşler!

Fadime gözlerini devirip ayağa kalkar. İso Fadime'nin koluna girer ve aşağı inip, arabalara binerler. İso ve Fadime, İso'nun aracına, oruç ve Eleni de Oruç'un arabasına binerler. Oruç'lar önde, İso'lar arkadadır. İso abisinin arabayı Furtuna'ya doğru sürmesiyle şaşırır ve telefonunu çıkartıp abisini arar.

O: Ula çok mu özledun?
İ: yok ula ne özleyecem! Nikah işlemlerinizi halledecektuk, niye Furtuna'ya gideyruz?
O: sen bizi ne sandun ula? Çoktan hallettuk. Yarın saat üçte nikahumuz.
F: NE? SAÇMALAMAYIN!
O: yenge noldi da?!
F: ula Eleni'ye gelinlik, bana elbise bakmaduk daha!
E: elatora Fadime düz beyaz elbise yeter
F: saçmalama! Gidip gelinlik bakacağuk! İtiraz yok!
E: iyi tamam alırız sade bişey
F: heh şöyle! O zaman sürün gelinlikçiye!
O: abim sen yormasaydun kendini, biz bakarduk
F: AAA! HASTA DEĞİLİM BEN! İYİYİM!
O: tamam yenge sakin!
F: İSO! Sür da gelinlikçiye!
O: sür abim sür! Valla yoksa dövecek bu bizi!
F: (kahkaha atar)
İ: valla benim canum karım düşmanada dosta da korku salıyo
F: ne sandun ula?! Koçari kızıyız yani! Evlenmeden önce çift tabanca gezidum ben!
İ: harbiden çift tabanca gezidu! Yalan değil yani! İkisini de bana doğrulttu da ordan bilirum.
O: valla seni fazla hafife alduk biz!
İ: Adil Koçari'yla Gezep'in büyüttüğünü düşününce daha çok korktum ula!
O: Allah'ta eleni'yi koçari büyütmemiş!

Oruç yaptığı şakanın nereye gittiğini fark etmeden gülerken, İso bir anda buz kesilip korka korka Fadime'ye bakar. O sırada Eleni ve Fadime aynı anda öldürücü bakışlarla sevdikleri adamlara bakıyorlardır. İso Fadime'nin bakışlarını görünce bir anlık gözlerini kapatır ve daha sonra yutkunup konuşmaya başlar.

İ: ula senin yapacağın kara mizaha sıçıyım! Ettuğun lafın gittiği yere baksana bu mal!

Oruç İso'nun sözüyle yaptığı şakanın gittiği yeri fark eder ve bir anda gülüşü solup, biz kesilir ve ona doğru bakan Eleni'ye bakar.

O: aşkım valla özür dilerim ya! Öyle demek istemedum!
E: (tripli ve sınırlı bir şekilde) bence ben seni fazla hızlı affettim ORUÇ! Senin biraz burnun sürtsün!
F: arkandayum eltim!

Dördü de dayanamayıp kahkaha atarlar.

E: Eltim yada halacım, dikkatimi dağıttın ya!
F: e ne yapayım? Bizim akrabalık ilişkileri çok karıştı!
İ: harbiden ha! Şimdi eleni senin hem yeğenin, hem eltun. Fadime eleni'nin hem halası hem eltisi. Ben abimle hem bacanak, hem abi kardeş oldum. Çok karışık ya!
O: bacanak dicem sana
İ: ay yok bee! O ne öyle! Abilerin kralı ve aslanımdan devam biz

(Gülüşürler)

Onlar sohbete devam ederken hem gelinlik hemde damatlık satan bir dükkana gelmişlerdir. Arabaları park edip dükkana girerler. Bir süre bakınıp gelinlik seçerler. Eleni kabine girer. Üçüde kabinin önündeki koltukarda otururlar. Eleni bir süre giyinmeye çalışır ve işin sonunda yardıma ihtiyaçı olduğunu fark eder ve kafasını çıkartır.

E: Fadime yardım lazım
İ: e abim gelsin

Oruç eliyle ayakkabısını gösterir.

O: seni ha bu ayakkabıyla döverim!
İ: gel yaaağğ!
O: gelurum bak!
İ: tamam ula sakin! Senun için dedum.
O: bak hala ne diyo ya!
E: elatora İso!
İ: tamam yenge bişey demedim ya!
E: Fadime sen gel
F: geldimm

Fadime kabine girer ve beş dakika sonra kabinden çıkar.

F: ve karşınızda ELENİ MİRYANO YADA KOÇARİ!

Eleni'nin gelinliği :

Eleni kabinden çıkar ve çıkmasıyla oruç ayağa kalkar.

O: çok güzel olmuşsun doktor hanım...
E: gerçekten mi?
O: yemin ederim ki...

İso Fadime'nin kulağına eğilir.

İ: çocuğun heyecandan şivesi gitti

Fadime sessizce kahkaha atar.

E: bunu beğendim, alabiliriz
İ: o zaman hayde damatlık

Damatlık seçerler ve oruç kabine girer. Daha sonra oda kafasını çıkartır.

O: abim ayna yok, papyonu takamadum. Gelir misun?
İ: geldum

İso içeri girer ve abisinin papyonu takar.

İ: yakuştu haa!
O: yemin et!
İ: yemin ederum

İso kabinden çıkar.

İ: karşınızda Oruç Furtuna!

Oruç'un damatlığı :

Oruç kabinden çıkar.

E: hayatımda gördüğüm en yakışıklı MALAKAS!
O: ula hayatına kaç tane malakas girdi?

Eleni gözlerini devirip Oruç'a sarıldı.

İ: (kahkaha atar) onun olur olmadık yerlerde kabaran kıskançlık damarı!
O: diyene bak! Sanki kendisi farklı! Eyüphan'ı görünce kıskançlıktan deliriyon!
İ: anma şu salağın adını! Ayrıca ben kabul ediyorum, ben karımı kıskanıyorum! Hem kanımız bir!

Kahkahalarla kabine geri girer. Eski kıyafetlerini geri giyip, çıkar. Gelinliği ve damatlığı alıp kasaya giderler. Oruç kartını çıkartır.

O: ikisini de burdan geçelim
E: o niyeymiş? Ben kendim ödeyebilirim!
O: yarın evleniyoruz, artık senin benim yok. Bizim var.

Eleni gülümser.

E: peki

Dükkandan çıkarlar. Yandaki abiye ve takım elbise satan dükkana girerler. Fadime bir tane abiye beğenir. Kabine girer ve elbiseyi giyip, kabinden çıkar.

Fadime'nin abiyesi :

İ: oha bee! Niye güzelsin kızım?

Fadime güler.

F: koca göbüşlü olunca da fikrin değişmez umarım
İ: değişmez tabiki aşkım
F: ben bunu beğendim, başka bişey denememe gerek yok
İ: tamam aşkım, bende bir takım elbise deniyim.

İso bir tane takım elbiseyi eline alıp, kabine girer. Takım elbise giyer ve çıkar.

İso'nun takım elbisesi :

F: aşkım yine aşık oldum yeter ama!
İ: hehehe!

İso ve Fadime de abiye ve takım elbiselerini alıp dükkandan çıkarlar. Arabalara binmeden önce İso sorar.

İ: Furtuna'ya mı gideyruz
O: yok önce koçari'ye, nikah tarihini diyecez. Ondan sonra Furtuna'ya gidecez onlara diyecez.
F: bugün bizde kalırsınız, internetten ev ilanlarına bakarız. Nikaha da bizim evde hazırlanırız.
E: olur, bana uyar
O: bana da uyar. Nikahtan sonra da benim eve geçeriz orda kalırız.
İ: (gülerek) nikahın gecesini düşünüyo kral!
O: Fadime, abim sen bunun fesatlığı ile nasıl başa çıkıyon?

Eleni Fadime'nin karnını gösterir.

E: bre sence başa çıkabilmiş mi?

Dördü de kahkaha atmaya başlarlar. Uzun bir kahkahanın sonunda arabalara binerler ve koçariye yola çıkarlar.