25. bölüm · Sustuğum Yerde Ara Beni
İnsan en çok, eskiden kim olduğunu hatırlayan birinin yanında yorulur.
Masanın üstünde duran kahveler çoktan soğumuştu ama hiçbirimiz yenisini yapmayı düşünmedik. Sanki konuşmanın ağırlığı küçük hareketleri bile gereksiz bırakıyordu.
Duman koltuğun kenarında uyuyordu.
Arada kuyruğunu oynatıyor, sonra tekrar sessizliğe gömülüyordu.
Arkadaşım bana bakıyordu ama o eski bakışlarla değil; üniversitedeki günlerdeki gibi hızlı, meraklı, her şeyi aynı anda anlamaya çalışan gözlerle değil… daha sakin, daha dikkatli.
Sanki kırılacak bir şeye bakıyormuş gibi.
Bu his hoşuma gitmedi.
Çünkü uzun zamandır kimsenin beni gerçekten görmesini istemiyordum.
“Hatırlıyor musun?” dedi bir anda.
“Üniversitede herkes dağılırdı ama sen hep herkesi toplardın.”
İstemsizce hafif güldüm.
Ama o gülüşün içinde sıcaklık değil, uzaklık vardı.
“Hatırlamıyorum,” dedim.
Bu yalandı.
Hatırlıyordum.
Hem de çok net.
Sadece o kişiyi kendime yakıştıramıyordum artık.
Bir süre sustuk.
Sonra içimde uzun zamandır kapalı duran bir şey yavaşça açıldı.
“Biliyor musun,” dedim, “bazen aynaya bakıyorum ve eski halim ölmüş gibi geliyor.”
Bu cümle çıktıktan sonra oda sessizleşti.
Ama bu kez korkmadım.
Çünkü ilk kez biri duyuyordu.
Gerçekten duyuyordu.
Arkadaşım gözlerini benden kaçırmadı.
Hemen “öyle deme” demedi.
Teselli etmeye çalışmadı.
Ve belki de bu yüzden devam edebildim.
“En kötü kısmı ne biliyor musun?” dedim.
“Üzülmek değil.”
Boğazım düğümlendi ama durmadım.
“Hiçbir şeye tam dokunamamak.”
Duman uykusunda hafifçe hareket etti.
Ben gözlerimi kısa bir an kapattım.
“Sabah oluyor ama olmuyor gibi.”
“İnsanlarla konuşuyorum ama gerçekten orada değilim gibi.”
“Yaşıyorum ama… içimde biri çoktan durmuş gibi.”
Sesim yükselmedi.
Tam tersine, ne kadar sakin konuşuyorsam o kadar ağırlaşıyordu cümleler.
Arkadaşım derin bir nefes aldı.
Ve sonra çok yavaş konuştu:
“Belki de çok uzun süre tek başına kaldın.”
Bu cümle içimde yankılandı.
Çünkü yalnızlık bazen sessizlik değildir.
Kimsenin seni görmemesine alışmaktır.
Başımı eğdim.
Duman gözlerini açtı.
Yavaşça yanıma geldi.
Küçük başını dizime yasladı.
Ve o an boğazımdaki düğüm ilk kez çözüldü.
Ağlamadım.
Ama içimde bir şey yorulmayı bıraktı.
Arkadaşım hiçbir şey söylemedi.
Ben de söylemedim.
Çünkü bazı sessizlikler ilk kez insanı yalnız hissettirmez.
