27. bölüm · Sustuğum Yerde Ara Beni

İnsan Bazen Eve Geç Kalır.

Aryel Vera

Bölümler
1 Sustuğum şeyler, beni ben yaptı. 2 Bazen insan uyanmaz… sadece gözlerini açar. 3 Bazı anlar vardır… zaman orada sabitlenir. 4 Bazı sabahlar insan sadece geç kalmaz, kendine de geç kalır. 5 Bazı sabahlar insan evden çıkmaz… sadece içinden biraz daha uzaklaşır. 6 Kalabalık insanı ezmez, sadece kendi iç sesini daha yüksek duymasını sağlar. 7 Bazı yerler insanı içeri almaz, sadece oradaymış gibi davranmasını ister. 8 Bazen insanı yıkan şey büyük bir olay değil… küçük bir cümlenin yanlış yere değmesidir. 9 Hayatın akışından 10 Bazen insanı yoran şey hata yapmak değil… normal kalmaya çalışmaktır.” 11 Bazı akşamlar eve dönmek değildir… sadece günün senden çekilmesidir.” 12 Bazı kapılar eve açılmaz… sadece insanı sessizliğin içine bırakır.” 13 Bazı geceler uyumak değildir… sadece günün üstünü örtmektir 14 Bazı sabahlar insanı uyandıran şey zaman değildir… içeri giren küçük bir varlıktır. 15 Bazı bağlar isimle kurulmaz… sadece kalmakla oluşur. 16 İnsan bazen bir sese değil… o sesin eksikliğine alışır. 17 Bazı şeyler konuşmadan değişir; insan bunu ancak sessizlik yumuşayınca fark eder. 18 İnsan bazen iyileştiğini fark etmez… sadece eskisi kadar boş hissetmediği bir an olur. 19 Bazı isimler çağırmak için değil… bir şeyi kaybetmek istemediğin için verilir. 20 Bazı mutluluklar yüksek sesle gelmez… sadece içerde bir şeyin ilk kez gevşemesiyle anlaşılır. 21 Bazı insanlar geri döndüğünde hiçbir şey değişmez… ama sen artık eskisi gibi kalamazsın. 22 Bazı konuşmalar başlamak için değil… suskunluğu anlamak için yapılır 23 Bazı insanlar geri dönünce hayat değişmez… ama insan kendine daha dürüst bakmaya başlar. 24 Bazı sorular cevap almak için değil… insanın içini açmak için sorulur. 25 İnsan en çok, eskiden kim olduğunu hatırlayan birinin yanında yorulur. 26 Sabahın Gri Hali... 27 İnsan Bazen Eve Geç Kalır. 28 Bazı Yaralar Ses Çıkarmaz. 29 İyileşmek Gürültülü Bir Şey Değildi.. 30 Geçmiş Her Zaman Kapıyı Çalmaz. 31 Zaman Sessizce Geçti...

‎Annem birkaç saniye sustu.
‎Sanki sesimi dinliyordu.
‎“İyi misin?” diye sordu sonra.
‎Bu soru yıllardır aynıydı.
‎Ama insanlar aynı soruyu farklı zamanlarda bambaşka şekillerde sorabiliyordu.
‎Eskiden bu cümleyi duyunca içim daralırdı.
‎Çünkü cevap vermek zorundaymışım gibi hissederdim.
‎İyi değilsem bile “iyiyim” demek gerekiyordu.
‎Bu kez hemen konuşmadım.
‎Camdan dışarı baktım.
‎Karşı apartmanın balkonunda yaşlı bir adam çiçekleri suluyordu.
‎“Bilmiyorum,” dedim sonunda.
‎“Ama galiba eskisi kadar kayıp değilim.”
‎Annem derin bir nefes aldı.
‎Telefonun diğer ucundaki sessizlik bile tanıdıktı.
‎Çocukken hasta olduğum gecelerde de böyle susardı.
‎Panik yapmadan.
‎Sadece orada kalarak.
‎“Bu bile yeter bazen,” dedi yavaşça.
‎Gözlerimi kapattım.
‎İnsan bazı cümleleri geç duyuyor.
‎Ama tam zamanında.
‎Bir süre havadan sudan konuştuk.
‎Komşudan bahsetti.
‎Bozulan mutfak dolabından.
‎Markette her şeyin pahalılaşmasından.
‎Normal şeylerden.
‎Ve fark ettim ki insan bazen en çok normale özlem duyuyor.
‎Telefon kapanınca ev yine sessizleşti.
‎Ama bu sessizlik artık üstüme çökmüyordu.
‎Duman mutfaktan çıkıp yanıma geldi.
‎Elimde olmayan küçük bir gülümseme oluştu yüzümde.
‎“Acıktın mı sen?”
‎Beni görünce hemen mama kabının önüne geçti.
‎Kahkaha atmadım.
‎Ama uzun zaman sonra ilk kez içimden hafif bir şey geçti.
‎Belki umut tam olarak böyle bir şeydi.
‎Büyük ve parlak değil.
‎Sadece insanın içindeki karanlığın artık her şeyi kaplayamaması.
‎Mutfakta mama paketini açarken gözüm aynadaki yansımama takıldı.
‎Bir an durdum.
‎Eskiden hemen kafamı çevirirdim.
‎Kendime bakmak bile yorardı beni.
‎Ama bu kez kaçmadım.
‎Yüzüm hâlâ yorgundu.
‎Gözlerimin altında uykusuz geceler vardı.
‎Ama ilk kez aynadaki kişiye yabancı gibi bakmadım.
‎Sanki uzun bir yolculuktan dönmüş biri gibiydim.
‎Kaybolmuş.
‎Geç kalmış.
‎Ama sonunda eve gelmiş gibi.