27. bölüm · Sustuğum Yerde Ara Beni
İnsan Bazen Eve Geç Kalır.
Annem birkaç saniye sustu.
Sanki sesimi dinliyordu.
“İyi misin?” diye sordu sonra.
Bu soru yıllardır aynıydı.
Ama insanlar aynı soruyu farklı zamanlarda bambaşka şekillerde sorabiliyordu.
Eskiden bu cümleyi duyunca içim daralırdı.
Çünkü cevap vermek zorundaymışım gibi hissederdim.
İyi değilsem bile “iyiyim” demek gerekiyordu.
Bu kez hemen konuşmadım.
Camdan dışarı baktım.
Karşı apartmanın balkonunda yaşlı bir adam çiçekleri suluyordu.
“Bilmiyorum,” dedim sonunda.
“Ama galiba eskisi kadar kayıp değilim.”
Annem derin bir nefes aldı.
Telefonun diğer ucundaki sessizlik bile tanıdıktı.
Çocukken hasta olduğum gecelerde de böyle susardı.
Panik yapmadan.
Sadece orada kalarak.
“Bu bile yeter bazen,” dedi yavaşça.
Gözlerimi kapattım.
İnsan bazı cümleleri geç duyuyor.
Ama tam zamanında.
Bir süre havadan sudan konuştuk.
Komşudan bahsetti.
Bozulan mutfak dolabından.
Markette her şeyin pahalılaşmasından.
Normal şeylerden.
Ve fark ettim ki insan bazen en çok normale özlem duyuyor.
Telefon kapanınca ev yine sessizleşti.
Ama bu sessizlik artık üstüme çökmüyordu.
Duman mutfaktan çıkıp yanıma geldi.
Elimde olmayan küçük bir gülümseme oluştu yüzümde.
“Acıktın mı sen?”
Beni görünce hemen mama kabının önüne geçti.
Kahkaha atmadım.
Ama uzun zaman sonra ilk kez içimden hafif bir şey geçti.
Belki umut tam olarak böyle bir şeydi.
Büyük ve parlak değil.
Sadece insanın içindeki karanlığın artık her şeyi kaplayamaması.
Mutfakta mama paketini açarken gözüm aynadaki yansımama takıldı.
Bir an durdum.
Eskiden hemen kafamı çevirirdim.
Kendime bakmak bile yorardı beni.
Ama bu kez kaçmadım.
Yüzüm hâlâ yorgundu.
Gözlerimin altında uykusuz geceler vardı.
Ama ilk kez aynadaki kişiye yabancı gibi bakmadım.
Sanki uzun bir yolculuktan dönmüş biri gibiydim.
Kaybolmuş.
Geç kalmış.
Ama sonunda eve gelmiş gibi.
