7. bölüm / 31
Sustuğum Yerde Ara BeniBazı yerler insanı içeri almaz, sadece oradaymış gibi davranmasını ister.
Bölümler 31Şu an: Bazı yerler insanı içeri almaz, sadece oradaymış gibi davranmasını ister.
- 1 Sustuğum şeyler, beni ben yaptı.154 kelime
- 2 Bazen insan uyanmaz… sadece gözlerini açar.332 kelime
- 3 Bazı anlar vardır… zaman orada sabitlenir.166 kelime
- 4 Bazı sabahlar insan sadece geç kalmaz, kendine de geç kalır.523 kelime
- 5 Bazı sabahlar insan evden çıkmaz… sadece içinden biraz daha uzaklaşır.318 kelime
- 6 Kalabalık insanı ezmez, sadece kendi iç sesini daha yüksek duymasını sağlar.441 kelime
- 7 Bazı yerler insanı içeri almaz, sadece oradaymış gibi davranmasını ister.445 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Bazen insanı yıkan şey büyük bir olay değil… küçük bir cümlenin yanlış yere değmesidir.330 kelime
- 9 Hayatın akışından330 kelime
- 10 Bazen insanı yoran şey hata yapmak değil… normal kalmaya çalışmaktır.”446 kelime
- 11 Bazı akşamlar eve dönmek değildir… sadece günün senden çekilmesidir.”334 kelime
- 12 Bazı kapılar eve açılmaz… sadece insanı sessizliğin içine bırakır.”347 kelime
- 13 Bazı geceler uyumak değildir… sadece günün üstünü örtmektir210 kelime
- 14 Bazı sabahlar insanı uyandıran şey zaman değildir… içeri giren küçük bir varlıktır.341 kelime
- 15 Bazı bağlar isimle kurulmaz… sadece kalmakla oluşur.356 kelime
- 16 İnsan bazen bir sese değil… o sesin eksikliğine alışır.342 kelime
- 17 Bazı şeyler konuşmadan değişir; insan bunu ancak sessizlik yumuşayınca fark eder.350 kelime
- 18 İnsan bazen iyileştiğini fark etmez… sadece eskisi kadar boş hissetmediği bir an olur.359 kelime
- 19 Bazı isimler çağırmak için değil… bir şeyi kaybetmek istemediğin için verilir.411 kelime
- 20 Bazı mutluluklar yüksek sesle gelmez… sadece içerde bir şeyin ilk kez gevşemesiyle anlaşılır.470 kelime
- 21 Bazı insanlar geri döndüğünde hiçbir şey değişmez… ama sen artık eskisi gibi kalamazsın.254 kelime
- 22 Bazı konuşmalar başlamak için değil… suskunluğu anlamak için yapılır264 kelime
- 23 Bazı insanlar geri dönünce hayat değişmez… ama insan kendine daha dürüst bakmaya başlar.272 kelime
- 24 Bazı sorular cevap almak için değil… insanın içini açmak için sorulur.272 kelime
- 25 İnsan en çok, eskiden kim olduğunu hatırlayan birinin yanında yorulur.304 kelime
- 26 Sabahın Gri Hali...259 kelime
- 27 İnsan Bazen Eve Geç Kalır.253 kelime
- 28 Bazı Yaralar Ses Çıkarmaz.213 kelime
- 29 İyileşmek Gürültülü Bir Şey Değildi..239 kelime
- 30 Geçmiş Her Zaman Kapıyı Çalmaz.225 kelime
- 31 Zaman Sessizce Geçti...178 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İşe vardığımda bina her zamanki gibi duruyordu; ne değişmişti ne de eksilmişti ama ben yaklaşırken içimde çok küçük bir şeyin daha ağırlaştığını hissettim, çünkü artık bu bina benim için sadece çalıştığım bir yer değil, içine girince başka biri olmam gereken bir alan gibi görünüyordu ve bu “başka biri” olma hali her gün biraz daha doğal hale geliyordu, korkutucu olan da buydu zaten.
Kapıdan içeri girdiğim an ses beni karşıladı.
Bir anda değil, birden fazla yerden aynı anda gelen bir ses.
Ayak sesleri, kısa konuşmalar, açılıp kapanan kapılar, bir telefon titreşimi, birinin hızlıca gülmesi, sonra hemen kesilmesi… hepsi üst üste biniyordu ama hiçbiri net değildi, sanki herkes aynı anda konuşuyor ama kimse kimseyi gerçekten duymuyormuş gibi bir karmaşa vardı ve ben bu karmaşanın içinde kendime yer bulmaya çalışmıyordum bile, sadece geçiyordum.
Birileri bana baktı.
“Günaydın” diyen oldu.
Başımı çevirdim.
Göz teması kurdum.
Gülümsedim mi, hatırlamıyorum.
Ama yapılması gereken şeyler yapıldı.
Çünkü bazı davranışlar artık düşünülmüyor, sadece gerçekleştiriliyordu.
İçimde bir yer bunu izliyordu.
Ben değil.
Beni izleyen bir şey.
Sanki dışarıdan bakıyormuş gibi.
“Şimdi rol başlıyor” dedi iç sesim.
Bu cümle sert değildi.
Ama tanıdıktı.
Çünkü gerçekten de böyleydi artık.
Buraya geldiğimde ben olmuyordum, sadece benden beklenen versiyona dönüşüyordum.
Masama yürüdüm.
Her şey yerli yerindeydi.
Koltuk, masa, ekran…
Hatta ışık bile aynıydı.
Ama ben aynı değildim.
Oturduğumda bedenim oturdu.
Ama zihnim bir süre ayakta kaldı.
Sanki iki parçaya ayrılmış gibiydim: biri burada, biri içeride bir yerde hâlâ sabahın aynasında, camın önünde, sokakta yürürken kalmıştı.
Ekranı açtım.
Boştu.
Boş ekranın bile bir ağırlığı vardı artık.
Bakmakla görmek aynı şey değildi ve ben uzun süredir sadece bakıyordum.
Yan masadan bir ses geldi.
Biri ismimi söyledi.
Kısa.
Basit.
Günlük bir şey.
Başımı çevirdim.
“Evet” dedim.
Ne sorulduğunu bile tam anlamadan.
Sonra tekrar ekrana döndüm.
Ama ekran değişmedi.
Ben de değişmedim.
İçimdeki ses bu kez daha sakin konuştu ama bu sakinlik huzur değildi, daha çok kesinlikti:
“Sen burada görünüyorsun.”
Bir an durdum.
Parmaklarım klavyede.
Gözlerim ekranda.
Ama içim o cümlenin içinde.
“Görünüyorsun.”
Bu kelime rahatsız etti beni.
Çünkü var olmakla görünmek aynı şey değildi.
Ve ben hangisi olduğumu artık ayırt edemiyordum.
Çalışmaya başladım.
Ya da başlamış gibi yaptım.
Zaman geçti.
Ama geçişini hissetmedim.
Sadece bir noktada günün ilerlediğini fark ettim.
Bir şeyler konuşuldu.
Bir şeyler yapıldı.
Biri güldü.
Biri çıktı.
Biri geri geldi.
Ben oradaydım.
Ama hiçbirinin içinde değildim.
Ve en garip olanı, kimse bunu fark etmiyordu.
Çünkü dışarıdan bakınca her şey yerindeydi.
Ben yerimdeydim.
Sistem çalışıyordu.
Ama içimde başka bir şey çok sessizce çözülüyordu.
Ve bunu sadece ben duyuyordum.Günün ortasında bir yerde, çok sıradan bir anda, içimdeki ses son kez netleşti:
“Sen artık yaşamıyorsun… sadece devam ediyorsun.”
Ve ben buna itiraz etmedim.
Çünkü ilk kez… bunun ne anlama geldiğini biliyordum.
Bölüm etkileşimi
