19. bölüm · Sustuğum Yerde Ara Beni

Bazı isimler çağırmak için değil… bir şeyi kaybetmek istemediğin için verilir.

Aryel Vera

Bölümler
1 Sustuğum şeyler, beni ben yaptı. 2 Bazen insan uyanmaz… sadece gözlerini açar. 3 Bazı anlar vardır… zaman orada sabitlenir. 4 Bazı sabahlar insan sadece geç kalmaz, kendine de geç kalır. 5 Bazı sabahlar insan evden çıkmaz… sadece içinden biraz daha uzaklaşır. 6 Kalabalık insanı ezmez, sadece kendi iç sesini daha yüksek duymasını sağlar. 7 Bazı yerler insanı içeri almaz, sadece oradaymış gibi davranmasını ister. 8 Bazen insanı yıkan şey büyük bir olay değil… küçük bir cümlenin yanlış yere değmesidir. 9 Hayatın akışından 10 Bazen insanı yoran şey hata yapmak değil… normal kalmaya çalışmaktır.” 11 Bazı akşamlar eve dönmek değildir… sadece günün senden çekilmesidir.” 12 Bazı kapılar eve açılmaz… sadece insanı sessizliğin içine bırakır.” 13 Bazı geceler uyumak değildir… sadece günün üstünü örtmektir 14 Bazı sabahlar insanı uyandıran şey zaman değildir… içeri giren küçük bir varlıktır. 15 Bazı bağlar isimle kurulmaz… sadece kalmakla oluşur. 16 İnsan bazen bir sese değil… o sesin eksikliğine alışır. 17 Bazı şeyler konuşmadan değişir; insan bunu ancak sessizlik yumuşayınca fark eder. 18 İnsan bazen iyileştiğini fark etmez… sadece eskisi kadar boş hissetmediği bir an olur. 19 Bazı isimler çağırmak için değil… bir şeyi kaybetmek istemediğin için verilir. 20 Bazı mutluluklar yüksek sesle gelmez… sadece içerde bir şeyin ilk kez gevşemesiyle anlaşılır. 21 Bazı insanlar geri döndüğünde hiçbir şey değişmez… ama sen artık eskisi gibi kalamazsın. 22 Bazı konuşmalar başlamak için değil… suskunluğu anlamak için yapılır 23 Bazı insanlar geri dönünce hayat değişmez… ama insan kendine daha dürüst bakmaya başlar. 24 Bazı sorular cevap almak için değil… insanın içini açmak için sorulur. 25 İnsan en çok, eskiden kim olduğunu hatırlayan birinin yanında yorulur. 26 Sabahın Gri Hali... 27 İnsan Bazen Eve Geç Kalır. 28 Bazı Yaralar Ses Çıkarmaz. 29 İyileşmek Gürültülü Bir Şey Değildi.. 30 Geçmiş Her Zaman Kapıyı Çalmaz. 31 Zaman Sessizce Geçti...

‎Sabah uyandığımda evin içindeki ilk düşüncem yalnızlık olmadı.
‎Bu garipti.
‎Çünkü uzun zamandır gözlerimi açtığım an hissettiğim ilk şey boşluk olurdu; ağır, sessiz ve bütün güne yayılacak kadar tanıdık bir boşluk. Ama bu kez o hissin önüne geçen küçük bir merak vardı.
‎Kafamı yastıktan kaldırdım.
‎Koridora baktım.
‎Kedi oradaydı.
‎Gece bıraktığım yerde değil ama gitmemişti de. Koridorun ortasında oturmuş, sessizce bana bakıyordu. Göz göze geldiğimiz anda hemen kaçmaması içimde hafif bir sıcaklık bıraktı çünkü uzun zamandır hiçbir şey sabah olduğunda beni beklemiyordu.
‎Yavaşça yataktan kalktım.
‎O ise sadece başını hafifçe eğdi.
‎“Gitmemişsin,” dedim istemsizce.
‎Sesim sabahın sessizliği içinde bana bile yabancı geldi çünkü uzun zamandır evin içinde konuşmuyordum.
‎Kedi ayağa kalktı.
‎Küçük pati sesleriyle mutfağa doğru yürüdü, sonra dönüp tekrar bana baktı. Bu hareket o kadar tanıdık ve doğal geldi ki istemsizce gülümsedim.
‎Ve o an fark ettim:
‎Ben bu canlıya alışıyordum.
‎Belki de en korkutucu şey buydu.
‎Çünkü insan alıştığı şeyleri kaybetmekten korkar.
‎Mutfaktan küçük bir kap bulup içine biraz mama koydum. Dün gece internetten aceleyle sipariş verdiğim birkaç şey sabah kapıya bırakılmıştı; mama, küçük bir su kabı, bir tane de oyuncak fare.
‎Poşeti açarken kendime bir an dışarıdan baktım.
‎Uzun zamandır ilk kez bir şey için heyecanlanan birine benziyordum.
‎Kedi mamaya yaklaşırken yere oturdum.
‎Oyuncak fareyi yavaşça ona doğru bıraktım.
‎Önce anlamadı.
‎Sonra patisiyle hafifçe dokundu.
‎Oyuncak yuvarlanınca geri çekildi.
‎Ben istemsizce güldüm.
‎Gerçekten güldüm.
‎Kısa sürdü ama gerçekti.
‎Kedi birkaç saniye oyuncağa baktıktan sonra bu kez daha cesurca yaklaştı ve küçük patisiyle tekrar vurdu. Oyuncak koridorda yuvarlanırken onun peşinden koşuşunu izledim.
‎Ve o an evin içinde uzun zamandır olmayan bir ses yayıldı:
‎Canlılık.
‎Küçük pati sesleri, yere çarpan oyuncağın sesi, arada çıkan minik miyavlamalar…
‎Ev ilk kez yaşayan bir yere benziyordu.
‎Kedi oyuncağı tekrar önüme bıraktı.
‎Sanki devam etmemi istiyordu.
‎Ben de yeniden attım.
‎Bir süre hiçbir şey düşünmeden onunla oynadım.
‎Ne işi düşündüm, ne içimdeki boşluğu, ne de kendimi.
‎Sadece o anın içindeydim.
‎Ve bu his o kadar yabancıydı ki içim hafifçe sızladı.
‎Çünkü insan bazen ne kadar yorulduğunu, ancak kısa bir süreliğine unuttuğunda fark ediyor.
‎Kedi sonunda yorulup koltuğun yanına uzandı.
‎Ben yere oturmuş hâlâ ona bakıyordum.
‎Sonra aklıma bir şey geldi.
‎İsim.
‎Bir adı olmalıydı artık.
‎Çünkü isimsiz kalan şeyler geçici hissettirirdi.
‎Ama onun gitmesini istemiyordum.
‎Bir süre düşündüm.
‎Kedi başını kaldırıp bana baktı.
‎Ve o an kelime kendiliğinden içimden geçti.
‎“Duman.”
‎Kedi gözlerini kırptı.
‎Ben hafifçe gülümsedim.
‎“Sanırım sana bu yakıştı.”
‎Ve uzun zaman sonra ilk kez, söylediğim bir şey evin içinde yankılanıp kaybolmadı