Suçlu Aşk kitap kapağı

9. bölüm / 17

Suçlu Aşk

BÖLÜM 9

Vaveyla Yazarı: Ela

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: BÖLÜM 9

Düğünün sonlarına doğru yaklaşıyorduk. Tolga telefonla konuşmak için yanımdan ayrılmıştı.

Misafirlerin neredeyse hepsi düğünden ayrılmıştı. Bir kadın hariç. Kadın yanıma yaklaştı. Düğünün başından beri gözü benim üzerimdeydi. Kadın yanıma geldi. Yeşil gözlü, sarı saçlı, 40 yaşlarında bir kadındı. Karşıma geçip bana biraz baktıktan sonra "Tebrik ederim" dedi.

Kadını daha önce hiç görmemiştim. Yüksek ihtimalle damat tarafından biri olmalıydı.

"Teşekkürler" dedim

"Ee nasıl hissediyorsun?"

"Çok mutluyum. Sevdiğim adam ile evliyim artık."

Yalan da olsa o adama "Sevdiğim adam" demek beni rahatsız ediyordu.

"Biraz genç duruyorsun. Erken yaşta evlenecek kadar çok aşık olmalısın. Haksız mıyım?"

Kadının bu sorusu karşısında biraz sessiz kaldım ve sonrasında cevapladım:

"Evet, evet. Çok aşığım."

"Benim gitmem lazım tatlım, tekrardan tebrik ederim"

Kadın arkasını dönüp düğün salonundan çıktı. Kadının arkasından çıkış kapısına baktım. Bende o kapıdan çıksam ne olurdu? Çıkıp gecenin karanlığında kaybolsam? Üstüme geçirilmiş bu rolden kaçsam?

Uzun bir süre kapıya baktım. Bu sırada Tolga yanıma geldi. Her zamanki gibi kendinden emin, her zamanki gibi kararlı. Gözleri, düğün boyunca pek çok şey anlatmıştı ama şimdi daha da derindi.

"Vakit geldi" dedi, sesi alçak ama netti.

Ona baktım. Ne dediğini anlamamıştım ama hoşuma gitmeyecek bir vakit olduğu kesindi. Hafifçe nefes verdim.

"Ne vakti?" diye sordum.

Tolga başını hafifçe eğdi, yüzünde belirgin bir gülümseme olmadan, ama gözlerinde bana ait bir sıcaklıkla "Evimize gitme vakti." dedi.

O an içimde garip bir şey oldu.

Evimize…

Bir kelimenin insanın içine bu kadar işleyebileceğini hiç düşünmezdim. Karnımda tanımlayamadığım bir his, boğazımda çözülemeyen bir düğüm oluştu.

İçimde bir şeyler sıkıştı.

Henüz hazır mıydım? Gerçekten o evin içine girebilecek miydim? Sadece birkaç saat önce adını bile garipseyerek söylediğim adam, şimdi "evimiz" diyordu.

Ellerimi hafifçe sıktım. Tırnaklarımın avucuma battığını hissettim ama gözlerimi ondan kaçırmadım.

Tolga bekliyordu. Sabırsız değildi, zorlamıyordu. Sadece oradaydı.

"Evimiz?" dedim bir kaşımı kaldırarak.

Tolga başını hafifçe salladı.

İçimdeki karışıklık bir yana, bildiğim bir şey vardı. Gitmek zorundaydım. Adımımı atmak zorundaydım.

Bir süre daha bekledim. Sonra, derin bir nefes alıp başımı salladım.

"Tamam" dedim sadece.

Tolga elini bana doğru uzattı. Tüm kararsızlıklarımı bir kenara bıraktım, titreyen elimi Tolga'nın eli ile kavuşturdum.

Limuzine binip "evimize" doğru yola koyulduk. Yol boyunca hiçbir şey konuşmamıştık. Ama gözlerimiz... Onlar çok şey anlatıyordu. Ben Tolga'ya "Bırak beni gideyim" şeklinde bakarken, o bana farklı bir şekilde bakıyordu. Adını koyamadığım bir şekilde.

Eve vardığımızda tedirginliğim daha da arttı. Bu saatten sonra ne yaşanacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu.

Evin dışarıdan bakıldığında garip bir hali vardı. Modern ama soğuk bir havaya sahipti. Gri taşlar ile süslenmiş duvarları, uzun ve geniş pencereleri ile kocaman bahçede bir gizem yaratıyordu sanki.

Tolga "Bu taraftan" diyip eliyle bana evin kapısını gösterdi.

Evin içi tüylerimi ürpertti. Soğuk bir havası vardı. Koyu renkli mobilyalar, altın varaklı süsler, anlamsız biblolar...

Tolga bana "Beni takip et" dediğinde hiçbir şey sormadan, adımlarımı onunkilerin arkasından takip ettirdim. Odayı geçip geniş amerikan mutfağına yöneldi.

Mutfakta bir bar masası vardı, metal sandalyeler düzgün yerleştirilmişti. Hiç düşünmeden, birine oturdum, sırtımı yasladım. Sandalyenin sertliği ve soğukluğu, buranın havasıyla uyumlu gibiydi.

Tolga bana bakıp "Bugün birşey yememiştin değil mi?" diye sordu.

"Evet yememiştim, ve yemekte istemiyorum." Dedim

Tolga dolaptan bir paket spagetti çıkardı ve "Sever misin?" diye sordu.

Cevap vermedim.

Kaynayan suya spagettileri koyup bana döndü.

"Düğün salonuna giderken beni tanımadığını söylemiştin. Öyleyse şimdi tanışalım." deyip benden onay bekledi.

"Peki. Kendinizi tanıtır mısınız sayın 'Tolga Weston'? "

"Tolga Weston mu?"

"Evet. Senin ismin bu değil mi?"

"Weston geçici olarak kullandığım soyadlardan birisi. Gerçek soyadım Çetinay" dediği sırada bütün parçalar yerine oturdu.

"Dur biraz, sen de mi mafyasın?!"

"Mafya değil, mafya lideri."

İşte o an bir mafya liderine satıldığımı anladım.

"Ne o korktunuz mu yoksa küçük hanım?" dedi

"Korkmak mı? Senden mi? Güldürme beni" diye karşılık verdim.

Tolga bir yandan spagetti için sos hazırlıyordu.

"Tamam" dedim "Devam edelim. Kaç yaşındasın Tolga Çetinay? "

"24 yaşındayım Defne Çetinay."

"24 mü!?" dedim. "Aramızdaki yaş farkının farkında mısın?"

Arkası dönük bir şekilde cevap verdi "Evet farkındayım. Ne o küçük hanım, sizin için çok mu fazla?"

"Evet fazla, ve bana küçük hanım demeyi kes."

"Hay hay karıcım. Sen nasıl istersen" deyip bir tabak spagettiyi önümdeki masaya koyup üzerine sosunu döktü.

"Afiyet olsun" deyip masanın üzerindeki viski şişesini eline aldı, ve bir viski bardağını yarıya kadar doldurdu. Ardından viskiden bir yudum aldı.

"Ne istiyorsun benden?"diye sordum.

Arkası tezgaha yaslı bir şekilde cevap verdi:

"Senden bişey istediğim yok"

"Neden benimle evlendin?"

"Baban kumarda karşılayamayacağı kadar büyük bir borca battı, bende ona bir teklifte bulundum"

"Yani beni satın almak istedin"diye çıkıştım.

"Bunları sonra konuşalım istersen"

Cevap vermedim ve önümde duran tabağı masanın kenarına doğru sürükledim.

Tolga yemeği yemediğimi görünce "Madem aç değilsin sana odamızı göstereyim" deyip mutfaktan çıktı.

"Odamız mı?" deyip bende arkasından gittim.

BÖLÜM SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.