14. bölüm / 17
Suçlu AşkBÖLÜM 14
Bölümler 17Şu an: BÖLÜM 14
- 1 BÖLÜM 1436 kelime
- 2 BÖLÜM 2409 kelime
- 3 BÖLÜM 3319 kelime
- 4 BÖLÜM 4602 kelime
- 5 BÖLÜM 5551 kelime
- 6 BÖLÜM 6884 kelime
- 7 BÖLÜM 7768 kelime
- 8 BÖLÜM 8433 kelime
- 9 BÖLÜM 9760 kelime
- 10 BÖLÜM 10530 kelime
- 11 BÖLÜM 11579 kelime
- 12 BÖLÜM 12379 kelime
- 13 BÖLÜM 131.074 kelime
- 14 BÖLÜM 14750 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 BÖLÜM 151.088 kelime
- 16 BÖLÜM 16729 kelime
- 17 BÖLÜM 17644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tolga hâlâ üzerimdeydi. Ellerini başımın iki yanına yerleştirmişti ve gözlerini bana kilitlemişti. Nefesim düzensizleşmişti. O bakışlar… içime işliyordu.
Onun o belirgin yüz hatları, dağınık saçları, tam üstümde duran güçlü gövdesi… ama en çok da gözleri. Dudaklarıma odaklanan o bakışlar… Sanki biraz daha kalsak, hayal bile etmekten korktuğum şeyler yaşanacaktı. Kalbim boğazıma kadar çıkmıştı.
Bir şeyler yapmalıydım. O anı bozmalıydım.
Titreyen bir sesle, dudaklarımı zor hareket ettirerek konuştum:
"Tamam… Yanımda yatabilirsin."
Kelimelerim havada asılı kaldı. Birkaç saniye sessizlik oldu.
Tolga gülümsedi hafifçe. Ardından gözlerini gözlerime dikti ve yavaşça konuştu:
"Zaten sana ikinci bir seçenek vermedim."
Boğazım kurumuştu. Bakışlarımı kaçırıp, zoraki bir gülümsemeyle söyledim:
"Güzel. Şimdi… üzerimden kalkar mısın?"
Cevap gelmedi.
Çünkü o hâlâ bana, daha doğrusu dudaklarıma bakıyordu. Sanki söylediklerimi hiç duymamış gibiydi. Ya da duymak istememişti.
Gözlerimi devirdim.
"Pekâlâ…" dedim ve iki elimi onun göğüsünün üstüne koydum. Sertliğini hissettiğim an nefesim bir kez daha kesildi. Göğüs kasları… o kadar belirgindi ki, sanki ilk defa gerçekten dokunuyordum ona.
Yavaşça, nazik ama kararlı bir şekilde onu ittim. Üzerimden kalktı sonunda. Ben de hızla doğrulup yataktan kalktım. Ayakta birkaç saniye öylece kaldım. Ortamın sıcaklığı yetmiyormuş gibi yüzüm yanıyordu.
Sessizliği bozan ben oldum.
"T-tamam. O zaman ben bi’ lavaboya gidiyim…" dedim ve adımlarım heyecanımı yansıtır şekilde hızla banyoya yöneldim.
Kapıyı kapatır kapatmaz aynanın karşısına geçtim. Yansıma bana tanıdık gelmiyordu. Göz bebeklerim büyümüştü, yanaklarım alev almış gibiydi. Nefesim… sanki göğsümde bir kuş çırpınıyordu.
Tolga… neden gözüme bu kadar farklı görünmüştü?
Neden onu itmek yerine… bir an bile olsa kalmasını istemiştim? Bu hissi tanımlayacak bir söz bulamıyordum.
Başımı iki yana salladım.
"Hayır." dedim kendi kendime. "Bu saçmalık. Ona karşı nefretten başka hiçbir şey hissetmiyorum. Hissetmeyeceğim. Ortam… ortam garipti. Bu kadar. Sessizlik, yakınlık… sadece kafam karıştı. Hepsi bu."
Askılardan bir pijama takımı bulup üzerime geçirdim. Gri, bol, rahattı. Aynanın karşısına tekrar geçip saçlarımı taradım.
Makyajımı silip, dişlerimi fırçaladım. Yavaşça kapıya yöneldim. Kapı koluna dokunmadan önce derin bir nefes aldım.
"Sadece kağıt üstü bir evlilik. Sadece… kağıt üstü…"
Kapıyı açıp odaya döndüğümde, Tolga çoktan yatağa uzanmıştı. Bir kolunu yüzüne kapatmış, gövdesi çıplaktı.
Bakışlarım irademden önce hareket etti.
Onun o vücudu… kasları…
Dövmeleri olduğunu ilk defa görüyordum. Sol kolu boylu boyunca dövme ile kaplıydı.
Gözlerimi kaçırmam gerekiyordu ama yapamadım.
Birkaç saniye daha baktım. Kalbim gürültüyle atıyordu.
Sonra toparlandım. Parmak uçlarımda yürüyerek yatağın kenarına geldim. Yorganı yavaşça kaldırıp yatağa girdim.
Tolga’ya sırtımı döndüm. Aramızdaki mesafeyi korumalıydım. Vücudum titriyordu ama bu soğuktan değildi. Onunla aynı yatakta olmak… delilikti.
Ama bu geceyi atlatabilirdim.
Sanırım…
Saatler geçti ama ben hala uyuyamadım, yanımda Tolga yatarken bu mümkün değildi. Yavaşça gözlerimi kapattım, derin bir nefes alıp verdim yavaşça uykuya daldığımı hissediyordum. Ve kendimi yavaşça uykunun kollarına bıraktım.
Gözlerimi açtığımda odada hâlâ loş bir ışık vardı. Perdenin aralığından sızan gün ışığı duvarda ince bir çizgi oluşturmuştu. Birkaç saniye nerede olduğumu unuttum. Sonra... sıcaklık. Hissettim, Tolga tam şuan arkamda yatıyordu.
Yavaşça başımı çevirdim. O hâlâ yanımdaydı. Üstü çıplaktı, bir kolunu başının altına koymuş, gözleri bana dikiliydi. Uyumuyordu. Hatta… uzun süredir uyanıktı gibi bir hali vardı. Yüzünde o kendine güvenen, hafif alaycı ifade. Her zamanki gibi.
"Günaydın" dedi, gülümsüyordu. O pişkin, sabah sabah sinir bozan gülümsemesiyle.
"Beni izleyerek kaç dakika geçirdin?" dedim, bakışlarımı kaçırmadan.
Omzunu silkti. "Kim saydı ki. Güzellik uykunu bölmek istemedim."
Gözlerimi devirdim. Bu adam… çok sinir bozucuydu. Yorganı üzerime biraz daha çektim, bir şeyden kaçıyormuşum gibi değil de… daha çok kontrol bende kalsın diye. Mesafe gerekiyordu. Netlik.
Sessizlik oluştu birkaç saniye. Sonra Tolga bana doğru döndü ve konuşmaya başladı.
"Beklediğimin aksine… Gece çok sakin geçti"
Bakışları gözümden dudaklarıma indi. Gözlerimi kırpıştırdım, yanıt vermedim.
"Yani," dedi, sesi daha da kısılarak, "bu kadar yakınken, hiçbir şey olmaması… ilginçti."
Yutkundum ama yüz ifadem değişmedi. "Belki de senin düşündüğün kadar büyülü bir şey yoktu ortada" dedim.
Güldü. "Hiç şüphen olmasın. Ortada büyü vardı. Sadece… biri büyüye kapılmamayı seçti."
Kıpırdamadım. Sakin kaldım. Gözlerine baktım.
Birkaç saniye sonra gözlerimi devirip yataktan çıktım.
Banyoya gidip kapıyı kapattım. Bu adam... neden böyle konuştu ki şimdi? Bana karşı birşeyler mi hissediyor? Yoksa beni sadece kullanmak mı istiyor anlamıyordum.
Banyodan işimi bitirip çıktım.
Tolga odada yoktu, sanırım aşağıya inmişti.
Üstümü giyindim ve kapıya yöneldim.
Telefonum aniden çalmaya başladı ama sadece birkaç saniye sürdü. Ses o kadar kısa sürdü ki, bir an gerçekten çaldı mı diye bile düşündüm. Merakla uzanıp telefonu elime aldım. Ekrana baktığımda, numaranın kayıtlı olmadığını fark ettim. Daha önce hiç görmediğim, yabancı bir numaraydı.
Arayan kişi beni yanlışlıkla aramıştır diye düşünüp üzerinde fazla durmadan telefonu kapattım ve odadan çıktım.
BÖLÜM SONU
⭐Bebişler bu sıra yeni bir kitap üzerine çalışıyorum bu nedenle yeni bölümler atamadığımın farkındayım. Sizden özür dilerim. Daha fazla aktif olmaya çalışacağım.⭐
Bölüm etkileşimi
