Suçlu Aşk kitap kapağı

15. bölüm / 17

Suçlu Aşk

BÖLÜM 15

Vaveyla Yazarı: Ela

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: BÖLÜM 15

Aşağı indiğimde, geniş ve ışık dolu koridorun sonunda bir hizmetlinin sabahın erken saatlerinde kahvaltı masasını kurduğunu gördüm. Tolga ortalarda yoktu. Aslında nerede olduğu beni pek ilgilendirmiyordu.

Masaya doğru ilerledim ve oturdum. Hizmetlinin her hareketini izledim. Özenle tabakları, bardakları yerleştiriyor, kahvaltılıklar diziliyordu masaya. Sessizlik vardı etrafta.

Masa tamamen kurulduğunda, hizmetli yanıma yaklaştı, ellerini nazikçe önünde birleştirdi ve saygıyla sordu:

"Bir isteğiniz var mı, Defne Hanım?"

"Hayır yok, teşekkür ederim." dedim.

"Peki efendim. Bir isteğiniz olursa beni çağırmanız yeterli" dedi ve usulca yanımdan ayrıldı.

Önümde devasa kahvaltı masası vardı. Çeşit çeşit yiyeceklerle dolu. Ama iştahım pek yoktu. Elimi uzattım ve masanın üzerindeki portakal suyunu aldım, soğukluğu avuçlarımda hissediyordum.

Sırtımı sandalyeye yasladım, gözlerim pencereden dışarıya kaydı. Bahçenin huzurlu manzarası, içimdeki fırtınayla ters düşüyordu. Yeşillikler arasında, telefonla konuşan birini gördüm.

"İşte 'sevgili kocacığım'…"diye fısıldadım kendi kendime.

Tolga'ydı. Bahçede, öfkeyle dolu görünüyordu. Yüzündeki sert çizgiler, kaşlarındaki çatıklar öfkesini burdan hissesiyordum.

Telefonu kapattı, ağır adımlarla eve doğru yürümeye başladı. Buraya gelen adımlar beni korkutuyordu. Telefonda ona söylenenler hiç hoşuna gitmemiş gibiydi.

Tolga içeriye girdi ve yanıma geldi.

"Gidiyoruz." dedi sadece. Yüzündeki öfke, ürpermeme sebep oluyordu.

"Ne?" dedim

"Defne gitmemiz gerek, hadi!"

"N-nereye? N'oluyor, bana bir açıklama yapacak mısın?"

"Daha sonra anlatırım, ama şuan gitmemiz gerek!"

Emir verircesine, sert ve kararlı konuşuyordu. Sesinden ciddi bir şey olduğunu anlamıştım.

"T-tamam, tamam gidelim." dedim ve ayağa kalktım.

Tolga hızlı bir şekilde evden çıktı. Ben de ona yetişmek için hızlı adımlarla yürüdüm.

Bahçede siyah bir araba vardı. Tolga arabanın kapısını benim için açtı. Hızlıca bindim ve ardından o da şoför koltuğuna geçti.

Arabayı hızlıca çalıştırıp yola çıktık.

"Neler oluyor!" dedim tedirgin bir şekilde.

"Defne şuan soru sormanın sırası değil"

Sesinden tedirgin olduğu anlaşılıyordu. Onu bu kadar tedirgin yapan neydi?

Bir zaman sonra ormanlık bir alana girdik. Ardından koyu renkli, tek kat ama büyük bir evin önünde durduk.

Arabadan inip evi biraz daha inceledim. Şehirden biraz uzak, kimsenin çok gelmeyeceği bir yerdeydi bu ev.

Diğer eve kıyasla daha az koruma vardı bu evin etrafında.

Tolga elimi tutup hızlıca beni evin içine doğru götürdü.

"Neler döndüğünü bana anlatır mısın? Gerçekten korkmaya başladım." dedim

Tolga arabaya geri döndü ve kapıyı açtı, ardından başını bana çevirdi.

"Korkma güzelim herşey kontrolüm altında" dedi ve ardından konuşmama bile izin vermeden arabaya atlayıp uzaklaştı.

Araba uzaklaşırken arkadan gidişini izledim.

Ağzımın içinde mırıldandım. "Manyak herif."

Yapacak bir şey olmadığından evin içine girdim.

Odalardan birinin kapısını açtım. Kapı büyük bir salona açıldı. İçeriye girip odanın içini gezmeye başladım.

Bir köşede koyukahve renginde L bir koltuk vardı. Tam karşısında büyük bir şömine, diyer köşede ise duvar değil boydan bir cam vardı. Doğanın içinde bir ev için büyük camlar mantıklı geldi bana.

Başka bir köşede ise ince uzun bir kitaplık vardı. Ne zamandır kitap okumuyordum. Onlara dokunmayı, sayfalarını çevirip başka evrenlere gitmeye hasrettim.

Hemen kitaplığın önüne gittim. Hangi kitapların olduğunu merak ediyordum.

-Jane Eyre
-Aşk ve Gurur
-Effi Briest
-Therese Raquin
(...)
Sanırım bu kitapların hepsini okumuştum. Ama elim daha önce defalarca okuduğum o klasik kitaba gitti; Romeo ve Juliet.

Kitabı alıp koltuğa oturdum. Kitabın ilk sayfasını nazikte açtım.

Ama kitap daha önce okuduğum Romeo ve Juliet'ler gibi değildi. İngilizcesiydi bu.

"Orjinalini okuyup duyguları tam anlamıyla hissetmek daha iyi" dedim.

"Two households, both alike in dignity..."
(İki hane, benzer soylulukta)

Bir zaman sonra dışarıdan bir araba sesi duydum. Bu sessizlikte motorun uğultusu net şekilde gelmişti. Kapıya çıkıp, Tolga’nın döndüğünü sanarak konuşmaya başladım bile:

"Beni buraya getirip hangi cehenneme gi-"

Sözüm yarım kaldı. Çünkü arabadan inen Tolga değildi.

Simsiyah kıvırcık saçları, açık teni ve koyu gözleriyle biri indi arabadan. Üzerinde siyah bir gömlek, siyah kumaş pantolon vardı. Gülümsemesi umursamaz ve hafifti.

"Sen de kimsin?" dedim, kaşlarımı çatarken.

Adam arabadan indi, gayet rahat bir tavırla yanıma yürüdü ve elini uzattı.
"Yengecim, sonunda tanışabildik," dedi "Ben Yağız, memnun oldum."

Şaşkınlıkla elini sıktım.
"Defne... ben de memnun oldum sanırım."

O ise hiç bozulmadan içeri geçip telefonunu ve arabasının anahtarını masaya bırakıp koltuğa yayıldı. Ben hâlâ olan biteni çözmeye çalışırken onun ardından içeri girdim ve koltuğun kenarına oturdum.

"Peki siz kimsiniz?" dedim tekrar, daha ciddi bir tonla.

Yağız gözlerini kısarak gülümsedi.

"Yenge az önce söyledim ya. Yağız ben. Hani şu kapıda tanıştığın sempatik, karizmatik, çekici adam. İşte o benim "

"Ben senin nereden yengen oluyorum ki?" dedim, gözlerimle onu süzerken.

"Şimdi... Tolga’nın gönlünü çaldıysan, otomatikman onun kıymetli karısı, benimde biricik yengem oluyorsun"

Hah, gönlünü çalmışım. Asıl o beni zorla satın aldı.

"Tolga’nın kardeşi falan mısın yani?"

"Kardeş gibi... ama kan bağı yok, daha çok can dostuyum diyebiliriz."

"Peki neden buradasın? Tolga nerede? Sabah bir garipti, bir şey mi oldu?"

Yağız, koltuğun kenarındaki yastığı aldı ve başının altına koydu ve gözlerini kapattı. Sanki az sonra uyuyacak gibi rahattı.

Gözleri kapalıyken "Tolga beni gönderdi. Seni burada yalnız bırakmak istemedi. Yanında olmamı istedi." dedi.

"Ve başka hiçbir şey söylemedi mi sana?" dedim, dik dik bakarak.

"Dedi ama ben ketumumdur. Tolga ne isterse, o olur."

"Ben Tolga'nın kıymetli eşi, senin de biricik yengen değil miyim? Bilmek istiyorum. Dökül çabuk!"

Yağız, tek gözünü açarak alaycı bir tebessümle başını yana eğdi.

"Aa, yengecim... bu baskılar bana işlemez. Ama yine de bu halinle çok tatlısın. Belki dayanamaz, bir ipucu veririm. Ama şimdi değil."

Açıkcası moralim bozuktu. İçimde ne olduğunu bilmediğim bir huzursuzluk vardı. Yağız bu halimi görünce alaycı tavrını bir kenara bırakıp sakince konuşmaya başladı.

"Yenge... Bazı şeyleri öğrenmek için sabırlı olmak gerekir. Yoksa öğrenirsin ama... hoşuna gitmeyebilir." dedi.

İşte bu söylediği kafamı daha da karıştırmıştı. Neyi erken öğrenirsem hoşuma gitmeyecekti ki?

Başımı kabullenircesine salladım ve sonra kitabımı tekrar elime aldım.

Yağız ise gözlerini tekrar kapattı. Hiçbir şeyi takmayıp uyuyacak gibi bir hali vardı.

Öyle de oldu. Aradan yarım saat geçti ve o uykunun derinliklerine inmişti bile.

Biraz sonra Yağız'ın telefonuna bir bildirim geldi ve telefonun ekranı açıldı. Ne kadar bakmamaya çalışsam da içimde bir huzursuzluk vardı. Merakıma yenik düşüp telefonun ekranındaki gelen mesaja baktım.

O an başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüş gibiydi. Gördüğüm mesaj karşısında gözlerim kocaman açılmış nefes almayı unutmuş gibiydim. Ellerim buz kesmişti sanki.

Dudaklarım titremeye, gözlerim yaşla dolmaya başlayınca kendimi tutamadım.

Başımı hızlıca iki yana salladım.

"Hayır, hayır, hayır gerçek değil bu hayır. İmkanı yok, olamaz, hayır, hayır. Ha-hayır! Hayır! HAYIR!"

Deliler gibi aynı şeyi tekrar edip haykırmaya başladım.

Yağız sesimi duyup yerinden sıçradı ve ayıldı.

Panikle "Defne iyi misin?" diye sordu.

Yüzümü ona çevirdim, perperişan bir halde, titreyen elimle masanın üzerindeki telefonu işaret ettim.

"B-bu ne şimdi. Ha bu ne!" dedim hıçkırarak.

Yağız hızlıca masanın üzerindeki telefonu eline ve gelen mesajı okudu.

*Orhan Arıkan'ın durumu gittikçe kötüleşiyor. Hastaneye gelmeniz gerek Yağız Bey*

BÖLÜM SONU

⭐️Bu bölümde işleri biraz karıştırmak istedim. Ama bir sonraki bölümde işler daha da karışacak. Beklemede kalın canlarımm⭐️

⭐️Düşüncelerinizi beninle paylaşırsanız çok sevinirim⭐️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.