6. bölüm / 17
Suçlu AşkBÖLÜM 6
Bölümler 17Şu an: BÖLÜM 6
- 1 BÖLÜM 1436 kelime
- 2 BÖLÜM 2409 kelime
- 3 BÖLÜM 3319 kelime
- 4 BÖLÜM 4602 kelime
- 5 BÖLÜM 5551 kelime
- 6 BÖLÜM 6884 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 BÖLÜM 7768 kelime
- 8 BÖLÜM 8433 kelime
- 9 BÖLÜM 9760 kelime
- 10 BÖLÜM 10530 kelime
- 11 BÖLÜM 11579 kelime
- 12 BÖLÜM 12379 kelime
- 13 BÖLÜM 131.074 kelime
- 14 BÖLÜM 14750 kelime
- 15 BÖLÜM 151.088 kelime
- 16 BÖLÜM 16729 kelime
- 17 BÖLÜM 17644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aynada son bir kez kendime baktım. Her şey tamamdı. Ama bir an, içinde bulunduğum anın gerçeği birden bana ağır geldi. Bir yandan mutlu olmam gerekiyordu, ama bir yandan da içimde bir boşluk vardı. Annemin beni bu halde görmesini ne kadar çok isterdim. Ama o yoktu. Derin bir nefes alıp, gözlerimi kapadım ve tam o sırada kapı hafifçe aralandı.
Babam içeri girdi. Gözleri, bir anda benim üzerimde donup kaldı. İlk başta ne yapacağını bilemedi. Duruşu sertti ama gözlerindeki şaşkınlık hemen yerini sevince bıraktı. Birkaç saniye sessizce bana bakarak, sanki bir an ne söyleyeceğini unutmuş gibiydi. Beni her zaman küçük kızı olarak görmüştü; ama o an, benim büyüdüğümü ve başka bir yolculuğa çıktığımı fark etti.
Bir anda, gözlerinde belli belirsiz bir acı belirdi. Belki de bana, gelinlik içinde bir yabancı gibi bakıyordu. Ama sonrasında, yavaşça yanıma yaklaşıp, ellerini uzatarak "Büyüdün" dedi. Sesindeki titremeyi duydum. O an, kelimeler anlamsız hale geldi. Babamın bana sarılmasıyla birlikte, yıllardır içimde biriken o eksik parça yerine oturdu. Ama her şeyin değiştiğini, belki de bir şeylerin kaybolduğunu hissettim.
Baba-kız bağımızın bir dönüm noktasındaydık. Ve her ikimiz de bunu biliyorduk. O an, aslında her şeyin ne kadar büyüleyici ve ne kadar zorlayıcı olduğunu hissettik. Bir yandan büyüdüm, bir yandan da hep onun küçük kızı olarak kalmaya devam ettim.
Korumlardan biri açık olan kapıyı tıklatıp içeriye girdi.
"Efendim Tolga Bey geldi. Aşağıda Defne Hanım'ı bekliyor." Dedi
O an stresten kalp atışımın hızlandığını ve ellerimin titrediğini hissettim. Tolga'yı ilk defa görecektim.
Merdivene doğru yürürken babamın koluna girdim. Merdivenin başına geldiğimizde nefes alıp verişim hızlanmıştı. Yavaş adımlarla aşağıya doğru iniyorduk. Tolga'yı aşağıda arkası dönük bir şekilde gördüm. Arkadan sırtı yapılı ve omuzları geniş birine benziyordu. Koyu kahve dalgalı saçları vardı. Aşağıya inip Tolga'ya doğru yaklaştıkca içimde ki korku daha da büyüdü. Ona daha da yaklaşınca ne kadar uzun olduğunu fark ettim. Bu kadar uzun olacağını tahmin etmemiştim. Ben 1.68 boyundaysam, o nerdeyse 1.90 boylarındayı.
Arkasını dönüp göz göze geldiğimiz an, kalbim bir anda hızla çarpmaya başladı. Sanki tüm dünya o anda durdu, sadece o an vardı. Gözlerinin içine bakarken, bir an içimde bir boşluk hissettim. Sanki bir yerlerde kaybolacakmışım gibiydi, ama aynı zamanda bir şekilde ona çekiliyordum. Tolga bana bakarken, o kadar yoğun ve derin bir şey vardı ki gözlerinde... İstediği her şeyi elde etmek için hazır olduğu bir bakış vardı. Ama ben de o bakışın içinde bir şeyler arıyordum; gerçek bir sevgi var mıydı yoksa bir zorunluluk muydu her şey?
Bir yanda gözlerinin içindeki yoğunluğu fark edebiliyordum, diğer yanda ise hala bir yabancıydı bana. Yıllardır tanıdığım bir insanın bakışları bile beni bu kadar etkileyemezdi. İçimde bir şeyler kayıyordu, ama ne olduğunu anlayamıyordum. Belki de buna hazır değildim. O bakışlarda hem çekim vardı hem de bir şeylerden kaçmak isteme duygusu...
O an, sanki her şey bir anda yoğunlaştı, kalbim ne olduğunu bilemeden hızla atıyordu. Onunla ilk kez göz göze geldiğimizde, bir şeyler içimde kırıldı ve aynı anda bir şeyler de onarılmaya başladı. Ama ne olduğunu tam anlamadım. O kadar karışıktım ki, içinde kaybolduğum bakışları bana bir güven mi yoksa bir tehlike mi sunuyordu, bilemedim.
Bana baktığında beni bakışlarıyla süzdü ve tekrardan gözlerime baktı.
"Çok güzel olmuşsun" dedi
Yüzünde bir tebessüm vardı.
Onun, o derin kahverengi gözlerine bakıp
"Teşekkür ederim" dedim "Sen de çok şıksın"
O sırada babamın beni bıraktığını hissettim. Kafamı babama çevirdim. Babam geriye doğru birkaç adım attı. Yüzündeki o buruk gülümseme canımı çok yakıyordu.
Bu sırada Tolga'nın kolunu benim için hazırlamış olduğunu fark ettim.
"Gidelim mi?" dedi
Koluna girip kafamı olumlu anlamda önüme eğdim.
Onun koluna girince kolunun ne kadar kaslı olduğunu fark ettim. Benim kolum onunkinin içinde yok olmuş gibiydi.
Kapının önünde duran siyah limuzinin kapısını bizim için açtı.
Limuzine adımımı attığım an, sanki içimden bir şeyler çekildi. Her şey çok fazla, çok abartılıydı. O parıl parıl ışıklar, her yere dağılmış çiçekler, tüller… Her şey gereksizce pırıltılıydı. Gelinlik içinde sıkışmış gibi hissettim. Koltuklar çok geniş, çok rahat ama bir o kadar da soğuk. Ne kadar rahatlayacağımı düşündüm ama bir türlü içimdeki gerginliği atamadım.
Gözlerimi çevirdiğimde, her şey bana yabancı gibi geldi. Işıklardan gelen parlama gözümü alıyordu, o kadar çok şey vardı ki etrafımda. Şarap kadehleri masada, şarap kokusu burnuma geliyor ama o an hiçbir şey içimden gelmiyordu. Hemen o kadar mutlu hissedemedim. Gözlerimdeki bulanıklığı sevmedim, her şey fazla gösterişli, fazla mükemmel. O an, sanki bir yanda her şeyin olması gereken gibi olmaması gerektiğini düşündüm.
Tolga yanıma oturup
"Nasıl olmuş, beğendin mi karıcım?" dediği an ondan biraz uzaklaştım.
"Ben senin 'karıcığın' falan değilim" dedim "Bana bidaha böyle bir şekilde hitap etme"
"Tabii bitanem, sen nasıl istersen"
"Bana bu şekilde hitap etmeyi keser misin"
"Hayatım, sinirlenme. Bugün en mutlu günümüz"
Bu kadar pişkin konuşması beni deli ediyordu.
"En mutlu günümüz mü?" Dedim "Bugün senin en mutlu günün psikopat manyak"
"Aa senin gibi zarif bir geline sinirlenmek yakışıyor mu hiç"
Gözlerimi devirip "Sus" dedim "Sus yoksa elimden bir kaza çıkacak" diyip elimi havaya kaldırdığım sırada bileğimden tuttu.
"Hadi ya, sen bu narin ellerinle bana ne yapabilirsin." Dedi
"Bilmek istemezsin"
"İsterim" dediği sırada derin bir iç çektim. Önümde duran beyaz şarap dolu kadehi elime alıp bir yudum aldım.
Tolga kadehi elimden alıp
"Dur dur dur bakalım" dedi " Aç karnına şarap içemesin.
"Bir şey olmaz bana ver şun- bir dakika" duraksadım "Aç olduğumu nerden biliyorsun?"
Bir an düşünüp cevap verdi
"Hiç yemek yemiş gibi durmuyorsun da ondan"
Beni önemsiyor muydu? Yoksa sadece takıntılık mı yapıyordu?
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
