Suçlu Aşk kitap kapağı

7. bölüm / 17

Suçlu Aşk

BÖLÜM 7

Vaveyla Yazarı: Ela

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 17Şu an: BÖLÜM 7

Yola devam ederken Tolga'nın gözü sürekli üzerimdeyi. Bir an olsun gözlerini benden ayırmadı. Bense ona bakmamaya çalışıyordum.

"Defne" dedi "İş birliği yapmalıyız biliyorsun değil mi?"

"Ne iş birliğinden bahsediyorsun?" Dedim anlamamış gözlerle ona bakarak

"İnsanlar bizim zorla evlendiğimizi bilmiyor. Onların sorularını cevaplamamız için bahanelere ihtiyacımız var"

"Ne o, insanların senin beni zorla alıkoyduğunu öğrenmesinden mi korkuyorsun yoksa?" Dedim meydan okurcasına

"Korkmak mı? Ben mi?" Biraz alaycı bir şekilde "Siz beni daha tanımıyorsunuz galiba küçük hanım. Ben hiç kimseden korkmam"

"Evet doğru. Seni daha tanımıyorum, ve tanımadığım bir adamla şuan da evlenmeye gidiyorum. Sence de biraz tuhaf değil mi"

"Haklısın önce tanışmamız lazımdı ama o kısmı sonra hallederiz" dediği sırada durduk.

Düğün salonuna geldiğimizi anlamam çok da uzun sürmedi.

Şoför gelip limuzinin kapısını açtı arabadan önce ben sonra da Tolga indi.

Salonun dışı oldukca lüks ve ışıltılı duruyordu. Bir yanda park alanındaki pahalı arabalar, diğer yandan kapıda duran güvenlikler...

Tolga kulağıma eğilip

"Bana ayak uydur tamam mı"diye fısıldadı

"Nedenmiş o?" diye sorduğum sırada salonun kapıları bizim için açıldı.

Salonun kapıları açıldığında, içeriden yükselen ışık ve gürültü beni boğar gibi oldu. Duraksadım. Tolga’nın elini sırtımda hisseder hissetmez bir adım geri attım.

"Dokunma" dedim soğuk bir sesle.

Tolga hafifçe gülümsedi. "Sadece destek olmaya çalışıyorum Defne."

"İstemiyorum" diye kestirip attım. "Bu geceyi sen seçtin, ben değil. Kendi başıma idare ederim."

Tolga sakinliğini korudu. "İyi. Ama herkesin gözü üzerimizde olacak, bunu biliyorsun, değil mi?"

Derin bir iç çekip gözlerimi Tolga'ya diktim. Ve istemeyerek onun koluna girdim.

"Güzel" dedi sakin ve kısık bir sesle "Şimdi biraz gülümse ve yavaş adımlarla ilerle"

Salona doğru yürümeye başladık. O an, aslında düğün salonuna değil, yeni hayatıma adım atıyordum.

Salona girdiğimizde içerdeki bütün sesler sustu. Herkesin gözü bizim üzerimizdeydi. İçerideki bazı kişileri tanıyordum ama çoğunluk daha önce hiç görmediğim yüzlerdi. İnsanlar bizim hakkımızda konuşmaya başladığını fark ettim, bazı fısıltılar kulağıma geldi.

"Çok uyumlular"

"Defne ne kadar genç, ama güzelliği büyüleyici"

"Tolga şu kızda ne bulmuş anlamıyorum"

"Tolga'nın bakışlarından belli, Defne'ye sırılsıklam aşık."

"Bir anda evlenmeleri biraz tuhaf değil mi?"

"Defne'nin gelinliği peri masalından çıkmış gibi, çok yakışmış."

"Tolga gibi bir adamı nasıl tavladı acaba?"

Fısıltılar zihnimde yankılanıyordu, her biri daha da yüksek, daha da keskin bir şekilde. Söyledikleri, sanki benimle değil de tamamen başka biriyle, bambaşka bir kadınla ilgiliydi. Tolga'nın karısı... Bu unvanı taşımak bir başkası için belki onur olabilirdi ama benim için değildi. O kadın olmak istemiyordum. Onların gözündeki güçlü, uyumlu, sevgi dolu eş olma fikri benim kimliğimi silip atıyordu. İçimde, üzerime zorla geçirilmiş bu role karşı bir nefret büyüyordu. Kendi hayatımı bir başkasının isteklerine göre şekillendirmek... Bu benim savaşım değildi, ama bu savaşa mecbur bırakılmıştım.

Nikah masası tam karşımda duruyordu. Ayaklarım beni o masaya doğru götürüyordu, ama ruhum oradan kaçıp gitmek istiyordu.

Masaya oturduğumda ellerimi dizlerimin üzerine koydum. Ellerimin titrediğini kimsenin görmesini istemiyordum.

Nikah memurunun sesi keskin ve netti:
“Defne Arıkan, kendi isteğinizle Tolga Weston ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz?”

Zaman o an durdu. Soru havada asılı kaldı, ama ben nefes almayı bile unuttum. Göğsümde bir ağırlık vardı, nefes almakta zorlanıyordum. İçimde yankılanan tek şey "Hayır!" diye bağıran bir sesti. Ama bunu gerçekten söyleyebilir miydim?

Başımı hafifçe eğdim. Ellerim titriyordu. Bütün bu insanlar, babamın yüzü… her şey üzerime yük olmuştu. Bu masaya oturmak benim tercihim değildi, bunu kimse bilmiyordu. Ama yine de herkes benden doğru kararı vermemi bekliyordu. Doğru karar bu muydu?

Tolga’ya bakmamaya çalıştım. Ama hissettim, bana bakıyordu. Gözlerim istemsizce onun gözlerine kaydı. Ve o an bir şey oldu. Kalbimdeki öfke yerini bir anlık bir huzura bıraktı. O bakışlarda bir şey vardı. Bu bir oyun muydu, yoksa gerçek miydi, bilmiyorum.

Nefesimi tuttum. Dudaklarım titreyerek aralandı. "Hayır" demek üzereydim. O kelime tam çıkacakken içimde başka bir ses yükseldi. Güvenmek istiyordum. Belki yanlış bir karardı, ama o an başka bir şey söyleyemedim.

"Evet" dedim.

Salonda alkışlar yükselirken nefesimi bıraktım. Bir an hafiflediğimi hissettim. Ama o an kalbimin derinliklerinde bir his hâlâ duruyordu. Bu başlangıç mıydı, yoksa bir son muydu?

Üzerimden bu yükü atmıştım. Artık dönüşü olmayan bir yola "Evet" demiştim.

Nikah memuru bu sefer Tolga'ya yöneldi.

"Tolga Weston, kendi isteğinizle Defne Arıkan ile evlenmek istiyor musunuz?"

Tolga gözlerimin içine baktı. Bakışlarında, beni anlayan ve kararımı bekleyen bir ifade vardı. Sanki kararı benim vermemi istiyordu. Sanki kelimelere dökmeden "Ne yapmamı istiyorsan söyle" diyordu. Gözlerinin derinliğinde, dile getirilmemiş bir umut ve bir kararlılık vardı.

Gözlerimiz bir an ayrılmadı. Ellerim o kadar titriyordu ki, fark etmesinden korkuyordum. Sanki o da aynı yoğunluğu yaşıyordu. Dudakları bir an duraksadı, sonra kelimeler döküldü: "Evet"

Bu tek kelime odanın içinde yankılanırken, zaman durdu. Her şey bir anda daha ağır ve daha gerçek geldi.

Odanın içindeki alkış sesleri ile gözlerimi Tolga'nın gözlerinden ayırdım. Bizi ayakta alkışlayan insanlar kalbimin daha çok sıkışmasına neden oluyordu.

BÖLÜM SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

23okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.