16. bölüm / 17
Suçlu AşkBÖLÜM 16
Bölümler 17Şu an: BÖLÜM 16
- 1 BÖLÜM 1436 kelime
- 2 BÖLÜM 2409 kelime
- 3 BÖLÜM 3319 kelime
- 4 BÖLÜM 4602 kelime
- 5 BÖLÜM 5551 kelime
- 6 BÖLÜM 6884 kelime
- 7 BÖLÜM 7768 kelime
- 8 BÖLÜM 8433 kelime
- 9 BÖLÜM 9760 kelime
- 10 BÖLÜM 10530 kelime
- 11 BÖLÜM 11579 kelime
- 12 BÖLÜM 12379 kelime
- 13 BÖLÜM 131.074 kelime
- 14 BÖLÜM 14750 kelime
- 15 BÖLÜM 151.088 kelime
- 16 BÖLÜM 16729 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 BÖLÜM 17644 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
⭐️Yeni bölüm geldii, iyi okumalarr⭐️
"Orhan Arıkan diyor, babam işte, benim babam işte!"
Yağız mesajı benim okuduğumu görünce hemen işleri toparlamaya çalıştı.
"Aslında bu senin baban olan Orhan Arıkan değil. Başka bir Orhan Arıkan bu"
"Ne saçmalıyorsun lan sen! O zaman neden beni buraya getirdiniz, neden hiçbir şey söylemediniz?"
Ne yapacağımı bilemiyordum. Ayağa fırladım hemen.
"Kalk hastaneye gidiyoruz!"
"Defne sen şuan iyi değilsin otur lütfe-"
"Hayır babamın durumu kötü, gitmemiz lazım!"
"Tamam sen otur ben gideyim, eminim o kadar da kötü değildir"
"Hayır ben de geliyorum yürü!"
Hızlıca evden çıkıp arabaya bindik. Yağız arabayı çalıştırdığı gibi yola koyulduk.
Nefesim boğazımda düğümlenmişti sanki. Gözyaşlarım şelale gibi akıyor, ağlarken çıkan inleme seslerim durmak bilmiyordu.
Yağız birkaç saniye arayla bana bakıp durdu.
"Defne tamam sakin ol."
"Nasıl sakin olabilirim, ha nasıl! Şu lanet araba daha hızlı gitmiyor mu?"
"Defne, ibre 180'de! Daha hızlı gidersem bu sefer bizi de hastaneye kaldırırlar!"
"Umrumda değil, ben babamı görmek istiyorum!"
Bir vakit sonra hastanenin önünde durduk. Hiç düşünmeden arabadan inip hastanenin içine doğru koştum.
Hastaneye girdiğim gibi soluğu danışmanın yanında aldım.
"Orhan Arıkan nerede?!" sesim titrek ve sert çıkmıştı.
"Bir saniye... Acile alındı doktorlar ilgileniyor."
Arkadan Yağız geldi.
"Ne zaman görebiliriz?" dedi.
"Henüz bilgi gelmedi, bekleme alanına geçebilirsiniz"
"Ama ben burada... burada bekleyemem!" dedim. Zarzor ayakta duruyordum.
Yağız nazikçe kolumu kavradı.
"Gel Defne. Orası daha sakin. Doktor çıkar çıkmaz haber verirler bize."
Danışman başını salladı ve "Evet, ilk siz öğrenirsiniz. Kapının hemen karşısı, kırmızı koltuklar." dedi.
Bekleme alanına doğru yürümeye başladık.
"Nefes alamıyorum Yağız..." dedim.
"Sorun değil, Tolga suni teneffüs yapmayı biliyor."
"Hı?"dedim kaşlarımı çatarak.
Bekleme alanına geldiğimizde Tolga'yı gördüm. Belli ki beni burada görmeyi beklemiyordu. Şaşkın ve kızgındı.
Ayağa kalkıp yanıma geldi.
"Defne senin ne işin var burda?"
"Babamı görmeye geldim!" dedim. Lafımın devamını getiremedim çünkü gözlerim doldu ve boğazım düğümlendi. Öylece kaldım.
Tolga halimi görünce öfkesini bir kenara bıraktı.
"Tamam, gel şöyle otur. Derin derin nefes al"
Dediklerini uyguladım. Ama hâlâ kendimde değildim.
Daha sonra Tolga Yağız'ın yanına gitti. Duymayacağımı sandığı bir ses tonuyla konuşuyordu ama ben her şeyi duyuyordum.
Tolga sinirliydi.
"Onu neden buraya getirdin? Babasının bu halini görmemesi gerekiyordu!"
"İçim geçmiş uyuyakalmışım, sonra bana gelen mesajı okuyunca anladı işte."
"Ne demek içim geçmiş uyuyakalmışım! Ben seni oraya, Defne'yi oyala, bir şeylerden şüphe kapmasın, babasının durumunu öğrenmesin diye göndermedim mi?!"
"Ya elbet öğrenecekti, niye saklıyorsun kızdan babasının durumunu?"
"Seninle bunu sonra konuşacağız Yağız efendi"
Birkaç dakika sonra Doktor yanımıza geldi.
"Orhan Arıkan'ın yakınları sizler misiniz?"
Hemen ayağa fırladım.
"Evet, evet ben kızıyım durumu nasıl? N'olmuş, iyileşecek mi, babamı görebilir miyim?
"İki diz kapağından da vurulmuş, yüksek ihtimalle yürümesini engellemek için yapmış olduklarını düşünüyoruz. Üçüncü mermi ise kalbinin hemen altından geçmiş. Eğer çok az bir farkla yukardan değseydi maalesef kötü sonuçları olabilirdi. Lakin büyük bir damar delindiği için çok fazla kan kaybetti. Durumu şu an kritik, kesin bir şey söylemek mümkün değil."
Duyduklarım karşısında, sanki o kurşunları babam değil de ben yemişim gibi oldum.
"P-peki babamı görebilir miyim?" dedim.
"Yanına şu an birilerinin gitmesi sakıncalı, durumunu biraz daha gözden geçirmemiz lazım."
"Lütfen doktor hanım. Babamı görmeye ihtiyacım var." sesim biraz ağlamaklı çıkmıştı.
Doktor halimi görünce kabul etti.
"Peki ama çok kısa süreliğine ve yanlızca bir kişi."
"Tamam ben gidiyorum o zaman."
Kapıya doğru bir adım attım ama kolumun tutuduğunu fark ettim.
Tolga kolumu kavramıştı.
"Hayır sen gidemezsin. Bu senin kaldırabileceğin bir şey değil"
Sert bir hamleyle kolumu onun elinden kurtardım.
"O benim babam! Ne olursa olsun onun yanında olacağım!"
Odanın kapısını açtım ve içeriye girdim.
Babamı o halde görünce bir kez daha yıkıldım.
Hemen onun yanına gittim. Babamın elini tuttum.
"Baba... ben geldim. Uyan hadi. Hadi uyan da bana iyi olduğunu söyle. Keşke daha önce gelseydim..."
Gözlerim doluydu. Başımı sedyenin bir köşesine yaslayıp ağlamaya başladım.
Biraz sonra babamın elimi tuttuğunu fark ettim. Uyanmıştı.
"Baba, bak ben geldim. N'olursun bir şey söyle."
Dudaklarını oynatmaya başladı, bir şey söylemeye çalışıyordu ama onun için çok zordu.
"Defne..."
"Baba..."
"Kızım, özür dilerim..."
Beni zorla evlendirdiği için özür dilediğini sandım.
"Sakın özür dileme baba. Bak ben iyiyim. Sen de iyi olacaksın."
"Senden yıllarca sakladığım için affet beni."
Ne demek istediğini anlamamıştım.
"Neyi yıllarca sakladın baba?"
"Sana söylemek istedim ama cesaret edemedim kızım..."
"Tamam, yorma kendini babam."
"Defne... Onu bul..."
"Neyi?"
"O sadece seni korumak istedi."
"Kim beni korumak istedi baba ne diyorsun sen?"
Babamın söyledikleri aklımı bulandırıyordu. Ya narkoz etkisinden dolayı saçmalıyor. Ya da gerçekten bir şey söylemek istiyordu.
Dudakları aralandı, nefesi zarzor çıkıyordu.
"Annen... yaşıyor..."
"Ne?!"
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
